Önsöz
Yazmaya anadilim Lazca ile başladım. Yıllar önce Lazuri Alfabe (Laz Alfabesi) elime ilk geçtiğinde Lazca mektuplar, destanlar, metinler yazmayı denedim. Çocukluğumda bana "Rum Tohumu" diye küfreden arkadaşımı tarih öğretmenime şikayet edeli beri kökenimi merak ettim. Anadilime ilgi duydum. Süreç içerisinde özellikle yurtdışında araştırma yapma, kendimi bulma olanağım oldu.
Kendimizi ifade etme arayışında şiir güzel bir biçimdi. Lazca şiirlerim dostlarımın olumlu eleştirisini alınca yazmayı ciddiye aldım. Uzun bir süre yazdıklarımı beklettim. Fotokopi olarak dağıttım. Eleştirileri göz önünde tutarak tekrar gözden geçirdim. Sonuçta Nena Murunʒxi adını verdiğim kitapçık çıktı ortaya. Yurtdışından bastırmak istemedim. İstanbul'da Temmuz 1997'de Kurye Yayınları'nda basıldı.
Türkçe kaleme aldığım, elinizdeki bu bir avuç şiir, Lazca yazın denemelerim sürecinde ortaya çıkan bir nevi yan üründür. Türkçe'yi 9 yaşından sonra ikinci bir dil olarak öğrendim. Liseli yıllara kadar Türkçe eğitimini almama rağmen, anadil olamadı benim için. Doğal olarak öncelikle kendi anadilim Lazca yazmaya çalışan biriyim. Türkçe'de kendimi ifade ederken amacım edebiyat alanında iddialı olmaktan ziyade düşüncelerimizin daha geniş çevrelere ulaşması için mütevazi bir çaba. Bu bakımdan edebiyat tutkunu okuyucunun hoşgörüsüne sığınarak bu dosyayı basıma hazırlıyorum.
"Ah Gidi Karadeniz" dosyası Laz ve Karadeniz gerçeğine şiir diliyle bir yaklaşımdır. Yazdıklarımıza "bölgeci" hatta "bölücü" suçlamalarıyla yaklaşan çevrelere verecek cevabımız şudur; Biǯ Lazlar kıskaç altına alınmış bir halkız. "Bölücü", "bölgeci" olma lüksümüz bile yoktur. Var olmakla yok olmak arasında bir gelgit yaşıyoruz. Kendimizi ifade edecek ortam bulamıyoruz. Durum bu iken üzerimize şovenistçe gelenler abartı içindedirler. Biǯ evrensel değerleri bölgeci tutkulardan daha ağır basan bir halkın çocuklarıyız. Yaşadığımız tüm ülkelerde "azınlık", kendi yöremizde çoğunluğuz. Bu ortamda şiir denemelerimi sunarken bunlara değinmeden geçemiyorum.
Burada bana Lazca öğreten Lazca öykülerde, destanlarda dilimizi ve kültürel zenginliğimizi aşılayan, memleket sevgimi yeşerten değerli Büyükannemi (Nandidi'yi) saygıyla anıyorum. Ayrıca kitabımın ortaya çıkmasında katkıda bulunan, destek olan tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.
Selma KOÇİVA DORTMUND