Ah Gidi Karadeniz

Selma Koçiva

Önemli Not: Bu içerik, derginin orijinal baskılarından OCR (optik karakter tanıma) yöntemiyle dijitalleştirilmiştir. Bazı karakter hataları veya eksiklikler olabilir. PDF içeriğiyle farklılık tespit ederseniz lütfen bize bildirin.

Selma Koçiva

Önsöz

Yazmaya anadilim Lazca ile başladım. Yıllar önce Lazuri Alfabe (Laz Alfabesi) elime ilk geçtiğinde Lazca mektuplar, destanlar, metinler yazmayı denedim. Çocukluğumda bana "Rum Tohumu" diye küfreden arkadaşımı tarih öğretmenime şikayet edeli beri kökenimi merak ettim. Anadilime ilgi duydum. Süreç içerisinde özellikle yurtdışında araştırma yapma, kendimi bulma olanağım oldu.

Kendimizi ifade etme arayışında şiir güzel bir biçimdi. Lazca şiirlerim dostlarımın olumlu eleştirisini alınca yazmayı ciddiye aldım. Uzun bir süre yazdıklarımı beklettim. Fotokopi olarak dağıttım. Eleştirileri göz önünde tutarak tekrar gözden geçirdim. Sonuçta Nena Murunʒxi adını verdiğim kitapçık çıktı ortaya. Yurtdışından bastırmak istemedim. İstanbul'da Temmuz 1997'de Kurye Yayınları'nda basıldı.

Türkçe kaleme aldığım, elinizdeki bu bir avuç şiir, Lazca yazın denemelerim sürecinde ortaya çıkan bir nevi yan üründür. Türkçe'yi 9 yaşından sonra ikinci bir dil olarak öğrendim. Liseli yıllara kadar Türkçe eğitimini almama rağmen, anadil olamadı benim için. Doğal olarak öncelikle kendi anadilim Lazca yazmaya çalışan biriyim. Türkçe'de kendimi ifade ederken amacım edebiyat alanında iddialı olmaktan ziyade düşüncelerimizin daha geniş çevrelere ulaşması için mütevazi bir çaba. Bu bakımdan edebiyat tutkunu okuyucunun hoşgörüsüne sığınarak bu dosyayı basıma hazırlıyorum.

"Ah Gidi Karadeniz" dosyası Laz ve Karadeniz gerçeğine şiir diliyle bir yaklaşımdır. Yazdıklarımıza "bölgeci" hatta "bölücü" suçlamalarıyla yaklaşan çevrelere verecek cevabımız şudur; Biǯ Lazlar kıskaç altına alınmış bir halkız. "Bölücü", "bölgeci" olma lüksümüz bile yoktur. Var olmakla yok olmak arasında bir gelgit yaşıyoruz. Kendimizi ifade edecek ortam bulamıyoruz. Durum bu iken üzerimize şovenistçe gelenler abartı içindedirler. Biǯ evrensel değerleri bölgeci tutkulardan daha ağır basan bir halkın çocuklarıyız. Yaşadığımız tüm ülkelerde "azınlık", kendi yöremizde çoğunluğuz. Bu ortamda şiir denemelerimi sunarken bunlara değinmeden geçemiyorum.

Burada bana Lazca öğreten Lazca öykülerde, destanlarda dilimizi ve kültürel zenginliğimizi aşılayan, memleket sevgimi yeşerten değerli Büyükannemi (Nandidi'yi) saygıyla anıyorum. Ayrıca kitabımın ortaya çıkmasında katkıda bulunan, destek olan tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.

Selma KOÇİVA DORTMUND

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ah Gidi Karadeniz

(anonim, kitabın açılış dörtlüğü)

"Ah gidi Karadeniz Sularun ne karadur Senunda benum gibi Yureğin mi yaradur"

— anonim

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ayrıcalığın Bedeli

Tüm tutsak dilleri ülkemin beraat edecek bir gün.

Kelepçeli her kelime soracak tarihe bedelini...

Ve müebbetler yaşamış her lisan yüceleşecek

İsyanın destanını kuşaktan kuşağa aktaracak ezgili Kürtçe.

Ermenice çeyiz sandığını açacak Anadolu'nun.

Lazca doğanın en güzel resimlerini çizecek kelimeler renginde..

Süryanice sırlarını verecek Onasya'nın.

Gürcüceyle Kafkaslar'ı aşacağız yüceliğinde.

Pontusça içli türküler söyleyecek Karadeniz eşliğinde.

Çerkezce çetelere ulaştıracak bizi ve Türkçe yılların ayrıcalığı süresince dinleyici kalacak!

1987

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Oy Karadeniz

Oy Karadeniz, yüreği ak düşü al ufukları apak deniz.

Damla damla sendeniz dalga dalga çoğul.

Binlerce kız binlerce oğul, derinliklerin deniz.

Oy Karadeniz, oy aksaçlı ninemin kız kardeşi.

Gözü kara umudu ak ihtiyar.

Senden gelme, kızımın kızına bırakacağım miras!

Oy Karadeniz çivit mavisi rengine boyadık özlemleri.

Gönlümün zümrüt yeşili sana benzetirim savaşın heyecanını.

Oy Karadeniz beyazı köpük köpük bir sızı.

senin teninde düşündüm hep barışı.

Kasırgacalarca savaşım fırtınalarca isyan.

Ve senden alır dayanıklı olmayı insanım.

Oy benim geçmişe olan bağım, geleceğe umudum.

Oy baştacı Anadolu'mun bilge İhtiyarı!

Mavi yazmalı, yeşil boncuk oyalı yaş ilerler gitmez yanaklarının alı.

Kopup da geldim nerelerden.

Yasladım başımı dizlerine, hasretim ezgili türkülerine...

19 Mayıs 1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Gipurçam Bere İkimi / Bozoşkimi Arsima Şeni

Tarixi meyomçara ağani ginçarare.

Gipurçam bere şkimi, ma na go3omimpules iritulu ginçara meğişkvare.

Na moxtaseren mtaneri mjorasteri ndğalepe şeni, uşkurine na bisinapaten Lazuri nenaten na bizğaten him mskvaline ndğalepe şeni.

Leba diyukoti purkina nena şǩuni şuri keuçopekoti, gipurçam sk'iri şkimi na mişǩun irituli, şk'ani şeni xvala ortukoti memçara elegişinaxare.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Kızım Arsima'ya

Halkımızın onuru adına yemin olsun çocuğum,

Yazılmayan tarihimizi -haddim olmasa da- yeniden yazacağım!

Benden saklanan her şeyi yazıp bırakacağım sana.

Yalnız senin için olsa bile, apaydınlık güneşlik günler için Lazcayı korkusuzca konuşacağımız günler için.

Geç de olsa güzelim dilimizin ruhunu alsalar da, yeminimiz olsun; bildiğim her şeyi yalnızca senin için olsa bile yazıp bırakacağım halkımızın onuru adına yemin olsun çocuğum!

1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazca İçin

Yüreğim dayanamaz hasretine memleket. yeşil yeşil dağların yüceleşir düşümde.

Özgür dağlarına duyduğum özlem, dayanılmaz bir sızıya bir tutkuya dönüşür.

Özgür dağlarına inat tutsak insanım. Müebbetlere vurmuşlar seni, güzel dilim, yüreğim, nanaş nena Lazuri *

1986

*Anadilim Lazca

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazona'lı Olmak

Yaylalarına uzanıp, yemyeşil yüreğine sığınmak Lazona'nın *

İçli havasını çekipte yüreğine, akmak. doludizgin pınarların koynunda.

Sularıyla köpürmek, çağlayanlarından düşmek yürek kabartılarının.

  • Laz yöresi anlamında

Etine tenine dek Lazonalı olmak, doğanın parçası olmak....

Toprağa bağlı, canlılığa sevdalı ve özgür olmak, kuşlar kadar;

Karadenizce çoğul olmak.

Lazonalı olmak herhangi bir yürek, doğanın koynunda vuran...

1986

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Doğa Ana

Ve bu dağların yüceliğinde, gökyüzünün renginde, toprağın sıcağında sen varsın.

Mayısta açan çiçek, rengarenk kelebek, filiz filiz yaprak dalga dalga suda sen varsın.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Kimbilir Ne Zaman Uyanır Lazonam

Karadeniz isyankar ve dikbaşlı Karadeniz öfke dolu hatırlayış yüklü dalgaların.

Vurursun kıyısına, hırçınca Lazona'nın

Sarsılır şaşkınca Anadolum...

Karadeniz inat ve de sabırsız.

Kimbilir ne zaman uyanır Lazonam.

1986

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Yüksek Tarlada Grev

yaprak açtı, gün açtı. ay dolandı, Mayıs çattı.

tarlalara şenlik geldi, çay zamanı geldi çattı.

tepe tepe tarla tarla filiz filiz her bağda çay filizi mevsimsiz açtı.

bu tarla sürüm verir, yarışır tep-tarla.

düz-tarla enginlerde çukur tarla yetişmede

yüksek-tarla bu yıl grevde.

yaprak yaprak omuz omuza, zümrüt yeşilince inat.

yüksek-tarladan ses yok, bu mevsim tek filiz yok!

beri-tarla uyanmada arka-tarla dayanışmada yüksek-tarla da şenlik!

bir tulum çalıyor inceden, grevciler horona durmuş, rüzgarın eşliğinde dağlar yankılanıyor.

bu tarlada grev vardır dereye tek filiz yok!

yaprak yaprak omuz omuza zümrüt yeşilince inat.

grev kırıcı tek filiz yok...

tarla tarla yayıldı, dört yana haber salındı.

grevciler coştu duruldu, her bir tarafta duyuldu.

sürüm veren tarlalar greve sonradan katıldı:

kimi yaktı filizini kavurdu.. kimi hıncını yaprak yaprak kalıba vurdu.

tepelerde yandı ateş, vurdu göğe kızıl alev,

her bir yandan yükseldi ses: -Bu yıl suya tek filiz yok!

çay filizi gözüm nurum, emeğim...

nedir bunca eziyet.. gün gelir de sana yaraşır bir mevsim, yeni bir bahar bezerim.

20.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Renkçe

Yeşili seviyorum, Doğanın yeşilini. Maviyi seviyorum, denizin mavisini.

Kızıldan geliyorum, güneşin kızılından. Lilayı seviyorum, kadınların umudunu

Siyahı ayırdım çoktan, Savaşların yasını. Analar gözyaşını, ağıtların dilini

Beyaza doyamadım, barışın selamını. Özlemim yarınlara, tutkum anadilime

Toprağın kokusunu, Lazona yağmurunda. Kaçkar tepelerini kar varken ağustosta.

İnsanı seviyorum her zaman anlamasam da.

Mart 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bu "Duvar" Başka Duvar

Berlin Duvarı'nı yıktılar. kafamızdaki "duvar" durur. Yeni ile eski arasındaki çin seddi.

Çağ atlasa da bilimleri. Aradaki buzdan duvar her gün örülür.

Egemenlerle, kökü sınıfsal olan. Yaşasak da her günkü uzlaşmayı düzenle,

yine de ille de bugünden itibaren yeşerecek; yeni insanın görünümü.

Siz demokratik yorumlanan sosyalizm deyin.

Kuşatma altında da olsa ideallerimiz, bir 68'ler yaşandı 78'lerde yanan bizdik.

Geleceğe umutla bakmak tek mirasımız yok edilmeğe yüz tutmuş geçmişten.

Kimsenin hesap vermediği, habire günah çıkardığı geçmişten.

Yeni deneyimine sıçrayacak sosyalist insanı yaratma direnci.

Ben görmesemde, görecekler olacak.

2000'li yıllara dayanırken zaman yok bir şey öyle Biǯ yine de siyaset üretiriz zafer naraları altında kapitalin.

Yeter ki "kararmasın sol memenin altındaki cevahir"

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bu Kavga Verildikçe

Bırakın bulutlar maviyi esirgemeyin, bize ne de yaraşır.

Açılın bulutlar ışınları görelim çiçek gibi derelim.

Çekilin bulutlar güneşe yol açılsın baharda filiz versin.

Yok olun bulutlar

Mavi üstüne beyaz bir de kızılı güneşin umudu yarınımın.

Göklere ne yaraşır bu sevda yaşanırken gökte bulut mu kalır.

Bu kavga verildikçe Güneş ışır ışıtır

19.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bir Facia

Isı vermez can vermez güneş doğmaz dağlarına.

Neyin var, doğa ana?

Işıl su, ateş toprak, mavi gök, umut diyar.

20.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ben Geldim

Oy sıra dağlarım oy, yüce kutsal yaylalar.

Oy yaylalar, bir içimlik, dolu dizgin pınarlar, çoğaltıpta yüreğimde sevgiyi, ben geldim.

Karlı dağlar aştım, engebelerden geçtim. Uzun yollar katedip diyar diyar dolandım, döndüm geldim.

Kuşanıp da anılarını çocukluğumun, yeniden doğarak, çoşarak taşarak geldim.

Almayınca yüreğim, yılların özlemini, -bir kaç mısraya yükledim.

Yüzyılların ayrılığına dayanamayıp geldim.

Ey çocukluğumun Masal ülkesi sıradağlar oy, toprağa yüz dönmeden, Özümü yitirmeden, ben geldim.

19.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Tiflise Özlem

Özlemleri nakış nakış işledim yüreğime. Bir gizem dolu şehir çeker beni kendine. Yine akşam oluyor hüzün çöktü içime. Yıllar vardır varamadım o şehre...

Ah Tiblissi Tiblissi yürek kabartıları, Suretin belirir gurbet akşamlarında. Hasreti yudumlarken buruk şarap tadında. Yıllar vardır hasret kaldım o şehre...

Kafkasları aşamadım biran olsun varamadım. Seni senden seni dostan doyasıya soramadım. Umutlarla yetinmekle yaralarım saramadım. Yıllar oldu hasret kaldım Tiblissi...

Ap̌rili 1993

3'anape golulun va giç'ondrinen. Melva guri miğunu edo va nilen. Haninepe gurxalyeri va gilen Na ore steri gogağari Tibissi.

Ap̌rili 1993

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Çay Filizi

Ne de çabuk yayılır kara haber tepeden tepeye -yine çay almıyorlar.

durur akan sular, yağmur durulur.

Gökyüzü yitirir de kara bulutlar durur.

El emeği göz nuru nasıl suya dökülür.

Gün gelir hesabını sorarız çay filizi.

Derelerin bendini aşar Irmakları boylar dolu dizgin koşar, bir gün gelir Karadeniz'e varırız.

zümrüt yeşili göz nuru el emeği dağların sümbülü tarlaların gülü çay filizi.

doğanın ağzındaki bu ne haldir çektiğimiz, her baharda yeniden başlayan eziyet!

Her sepetle dolar taşar sabrımız.

Dere boylarında coşar, gümüş sularda akarız.

Her baharda binbir kahır, filiz filiz umut, yaprakların denli taşar,

bir gün dereleri aşar ırmaklara varırız.

Çay filizi yüreğimin Zümrüt sevinci...

tepe tepe tarla tarla göz bebeğim, emeğim.

yine geldi de Mayıs dayatır bir telaş bir cümbüş.

-Bu yıl alım ikibuçuk yaprakmış- Germaǩoçi * bunu böyle buyurmuş.

Tasalanma bu güzelim baharda yaraşmaz sana, can çay filizi.

kaynaşalım, Çay filizi, nazlı yar, tasalanma önümüzde daha kaç mevsim kaç doyumsuz bahar var!...

20.05.1988

  • Lazcada dağ adamı, bir masal kahramanı
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Kararlıyım Dönmeğe Karadeniz'e

Döneceğim sana memleketim. Sürgün yıllarımı yarıda bırakarak. Yaralı yüreğimi alıp da yanıma, Arkama bile bakmadan geleceğim.

Gidermek için yeşile ve sevgiye özlemi, Karadenizce coşarak doğaya Döneceğim sana Lazonam. Sürgün yıllarımı yarıda bırakarak

Elimde küçük bir valizle, yüreğimde doğa ve Lazona özlemiyle, geride bırakarak şehirleri ve seni döneceğim artık memleketime.

Yanımda ya kızım olur ya da hiç kimse. Dayanırım gurbete hep dedimse. Sürgün yıllarımı yarıda bırakarak, Döneceğim artık memleketime

Bedeli yalnızlık olacak belki belkide yeni bir başlangıç Karadeniz de. Bedenim burada ruhum Lazonada. Döneceğim artık sürgün yıllarımı bitirerek

Yeniden doğayla bütünleşmek için. Yeniden lazcaya doyabilmek için. Yeniden sevgi çoğaltmak için Döneceğim artık sürgün yıllarımı bitirerek

Güneşi görebilmek dağların doruğunda, ışık toplayabilmek yaşamın yarısında, sarmak için yürek yaralarımı bir de döneceğim artık Karadeniz sana.

Kaçkarlara sevdam doruğunda bir kez daha uyanmak için şafakların döneceğim artık sana Lazona, yaralı bir yürek bir damla çocukla.

İşte sürgün yıllarımı yarıda bırakarak, geride gurbeti şehirleri ve seni bırakarak; geleceğe Lazonadan bakmak için kararlıyım dönmeğe Karadeniz'e.

Ekim 1994

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Direniş Şiiri

Nazım ustanın mısralarıyla başladı birilerini benzetmede uyarıyorum.

Değil dünü geleceği bile konuşabilir bu şiir, insan olmayı unutanlarla edebiyat eleştirisi yapmıyoruz.

İster ne adına gelirlerse üstümüze gelsinler, kanunları kitapları özel idare falan... ben bu ortamda dilsizim.

Laz olma somutunda kültür kıyımı, önyargılar yayanlar; her katliamın kanla yazılmadığını belki anlarlar.

Mesela Ʒiya Hurşit ipe çekilmiş İzmir de. Ben gül yetiştiriyorum.

Sınırları pasaportsuz geçerim, künyemde kimliğim duruyor.

Bütün kimliklerimizle karşılarına duralım dedik, olmadı. Gelin Laz olalım Karadeniz de.

Avusturyalı olmak için Almanlaşmaya gerek görmezler, almanlaşmaya merak edenlerin suçu ağır. Bunu Avrupa'nın göbeğinden söylerim.

Dünyada Laz olmak için yarı yolda kaldık. Çocuklarımızın işi gücü yok sizinle uğraşıyor. bu kadar sorun varken karşımızda ırkçılık dalaşıyor.

Bir ipucu verelim lazları gördük: Biri Ardeşende; Lazcaya beşikten başlar. Biri megrel Gürcistan'da yine ağlar..

Anlamayanlara Laz kavramını açalım; Yunanistana gidelim, rum asıllı olalım. Abhazyada yüzde yirmisi nüfusun.

Neden Picasso Guernika'yı asar ne işi var Laz evinde? Tarihimiz okulunuzda derse dönüşmez, bizimkiler kimliksiz siz istilalar peşinde.

Karadeniz dağlarında hep özgürdüm, çizmeleriniz girdi. Bütün pencerelerden çaldınız ışığı... Dedeme soruyorum bize ne oldu. Cevap yok. susuyoruz kuşaklar boyu..

Bizimkilerin karşılığı komünist oldu saflaştık. Bütün üyelerimizi götürdüler, alfabenin 35 harfini neredeyse.. Yani alfabe mesajdı eylemde.

Halka gittik acanım, halk sersem. Balkanlarda faşizmi okumuyoruz Can yoldaş: direnişin lazcası halklaşmak.

Okullara gelen her besin Amerikadan mı gelir sanarlar? Devlet dediğimiz kürsüye karşı, Laz olarak itirazım var.

Benim şiirimde tanıklar konuşur... Ben yazdıkça birileri sevinir onlar yorulduk sanır, biǯ her 1 Mayıs Taksim Meydanı'ndayız.

Yaşamı yaşam olmaktan çıkarmak bize yaraşmaz. Misyoner değiliz sığmayız sınırlara...

Sınırları kapatanlar böler haritamı. Haritam dilini arayan, içimdeki çocuk adına; ǩan ağlıyor.

Kapılar açılınca, dedelerim geldi; evime kadar, bir laz kızının elinde çalınmış resim olarak.

Yine de kin çıkmasın kalemimden, sevgi yükleyip insanları üstünüze gönderiyorum.

1995 / 1998

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Yüreğimde Yasak Dilim

[okunamadı — kaynak taramada bu sayfa (55) boş görünüyor, şiirin metni OCR'da bulunamadı]

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Birileri Değerli Gerçekleri Gizliyor

Birileri değerli gerçekleri gizliyor, şeffaf olunuz. Ǩan çanaklarına dönen okul çantamıza bakılmıştır.

Çocuklar adına soruyorum, resmen ortaya atıyorum. Alnımızdan koparılan yıldızlarımızı veriniz.

Enternasyonalizmi ithal etmiyorum, coğrafyamda yaşıyorum. Bütün kimlikleriyle karşınızdayım Laz, Alevi, Kürt; çocuklar adına yola çıkıyorum.

Size yeniçeri ocağınıza çocuk vermiyorum. Resmen tarih boyu sürüyor.

Katliamlardan, soykırımlardan söz edenler; beyaz katliamlara tavır koysunlar.

Halkın diliyle efendim Siyasetinize asker geleneğini, dilimize bulaştırmayın. Şaǩa yapmayın

dili bile silah yapabiliriz. Madem kodumuz Laz Lazonayı bulana kadar, devam çocuklar.

Doğrusu dedelerimi yani kıydırılanları bulmak için dünya turu yapıyorum. Biri sürgün.

Moskova'da kızıl bayrak oluyorum. Leningrad'da laz enstitüleri kuruyorum. Çin'e kaçırdım kızlarımı, literatürde çini bile gördüler; sizleri anlamak için.

Çocukların dedeleri topraklarına dönüyor. tarih dersinde harita parçalanmıyor, çocukların bilinci toparlanıyor.

Kimi de birşey oldu sanacak Lazlar uyandı. Uyanık değiller miydi kuşaklar boyu?

Sanki lugatınıza bulaşan işçi sınıfı, Taksim'de 1 Mayısı kutlamıyordu. öncünün temeli Hopa'da atılmıyordu.

Kemalizmi hiç liseli olduğumdaki kadar anlamamıştım. 10 Kasımlarda yas tutamadım doğrusu.

Eğitimin okulunuzdaki boyutuna itirazım değil alternatifim bile var. Zulada saklıyorum okulları.

Hiç bu kadar eğitimci olmamıştım. yetmedi mi beyler dilinize bulaşan barbarlığı yumuşatıyorum.

Biǯ de onur kanla yazılmıyor yaşanıyor efendiler.

Tarihi sorgulamak için Avrupaya çıkmıyoruz. Sorgunun bile onuru vardır. Aynı silahla vurmuyoruz size. gizlenenler nerde?

hiç bu kadar Laz olmamıştım doğrusu. Bir ermeni anası kılığında bile karşınıza çıkabilirim.

Kimliğimin altında Ermeni çocuklarını saklıyorum. onlar kendine diyor Hemşinli..

Pontuslular Rum olamıyor coğrafyamda, onlarda Laz. Herkes Laz kimliğini haç yerine öcülere tutuyor. sanki aynılaşıyor. Özünde herkes kimliğini tanıyor.

Haritam ǩan ağlıyor, 15 bıçak yarasında dedelerim soluyor.

Alevilere küfür ettiğinizde neredeyse aleviyim. Müslümanlığı ne adına sunalım çocuklara. isterseniz megrel bile olurum Laz olmak için.

Fıkra geleneğine dokunuyorum. Fıkraların içini boşaltıyorum, Yeni içerikler katıyorum.

Bir soru işareti bıraktım, sürülenlerle gidenlere. Dedelerimiz nerde? Ben nereden bileyim başlatanlara gelince bir çocuğun geleneğinde isyankarlık kalmış resim yerine,

Almanya'da yabancı düşmanlığına karşı cephedeyim. Arapçayı yasaklamam benim okulumda. öğrenirim. Sana soru sormak için.

Filistinli zannederim, tüm direnişçileri Bir yerde birileri anıları saklıyor.

Zuladan çıkardım yaşanılanları, herkes yazıyor kendi dilinde. Bir şapka diye hediye ettiklerinize kalırsa mesele, insanlık kıyafet düzeltisine dönüşmüşse gülemiyorum.

Esef ederim dilinizdeki siyasete. Birileri espiri yaptığımı sanabilir. tüm Moxti* Lazları dayandırabilirim kapınıza, gerçekler konuşsun

Okullar mı kurdum bir dil uğruna. Gençlerimiz İstanbul'da cirit atıyor.

Kitabı elinden alınanlar taş atar mı sizlere, Doğrusu coğrafya dersinizde harita yok.

Birincisi, dil için eylem yapıyoruz, ikincisi direniyoruz. Biǯ gerçekleri Taksim meydanına dolduruyoruz, bu kadar netiz onlar ne sanıyor...

Şiirle siyaset yaptığımı sanıyorlar, komik duruma düşen ben değilim onlar.

Bir gün bu haritada Türklük ayrı bir içerikle tercüme edilecek, Yahudi güvensizliğini almanlara karşı hissediyorum laz deyince.

Mikrop her yerde aynı ben kelebek gönderebilirim kanunlarına hiç bu kadar parlamentarist olmamıştım, HADEP amblemini görünce.

Ben yazarım birileri topluyor. Tesadüfen solcu olduk sanarlar kesilen sol elimizdi, okullarda; camilerde

Sondaj yapıyorum Laz inadıyla, keşke herkes Laz olabilseydi haritanızda.

Devirdiğiniz çamlar yılbaşında soframda ışık yerine. İpe çektikleriniz bana mesaj bıraktı.

Dağıta dağıta bitiremiyorum çocuklara; çocuklar ne kadar aç Çay sunarken doğanın dengesini dağıttılar.

Megrel olmak bile vardı bu işin içinde. Yani yolundan dönmezlik.

Tüm gerçek dönmeler adına geldim önünüze, sizi sorguluyorum: Bir gün karşınıza çıkabilirim devrim diye!!!

Şubat 1996

*"gel" anlamına gelir. Etnik anlamı da Lazları tanımlamak için kullanılır.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Yeni Sosyalizm Alfabesi

Bizim Dutxuri çocuklar bir gün çantasından aşırırlar "Sosyalizmin Alfabesi" kitabını Mecit Amca'nın.

okurlar, okurlar o kadar çok okurlar ki; kafaları karışır.

Kimi der tabii ki Moskova modeli, Xokvati'de en önde yürürler. Suphiler gibi..

Xalikanadakiler Çin modelinden etkilenirler. Okula Nezepeşkalaya yakındılar, Okumaya merak sararlar.

Bitiremedikleri bir "Dutxa üniversitelerinde" okurlar..

Merkez köydekiler karışıktılar: Mahirciler, İbocular, Denizciler Derken tartışma yoğunlaşır.

Hatta Çin Moskova çatışmasında görüşmez, eksalefeler * kuzen olanlar.

Anneleri türkü söyler imecelerde, çocukları dalaşırken metropollerde.

Nandidilerin ** dilinde, ağıtlar. Geçer yıllar.

Ben diyeyim 70 yıl siz söyleyin 20 yıl.. bir sosyalizm alfabesini bitiremez, bizim Dutxuriler *** ah ne asi çocuklardılar.

Ardeşende sahildekiler geri kalmış yanımız der, kimi Dutxa **** bizden değil diye tutturur.

Dutxanın en eski lazcayı konuştuğu unutturulur.

Derken en küçüklerinin eline bir Nandidi bir Alfabe tutuşturur: Nezepeşkalada ***** bayram yerinde kimse görmeden.

"Al bunu büyüyüp okulu bitirene kadar sakla. Abilerin ablaların şu anlamsız dalaşmadan usanıp alfabeye dönene kadar sakla.

Bu alfabeyi küçümseme belki Lazca yazmaya yarar, ama Lazca'nın içine sakladıklarımız, hiç bir yerde söylemediklerimiz de var içinde.

Doğa sevgisi Azlağalıların geçmiş birikimi.. Ardeşendeki gençlerin faşizme karşı direnişi..

Her şeyi anlatamam bu kısacık ömürde.. Al bu alfabeyi de artık sakla, sakla ki,

harf devrimini bize çok görenler Dutxalıların kim olduğunu öğrensin".

Üstelik, şu vatan millet sakarya uğruna; adı ve mezarı olmayan dedelerimizin çocukları babalarımızın çok güvendiği devlet babaları;

artık anlasın, bu iş böyle çözülmez. Bir alfabe istediler diye çocuklarımızı ateşe atamayız..

Hem biǯ azinlığız her çocuğumuzu bin sayar koruruz. Nüfuzumuzu binden onbine çıkartırız,

bundandır ninelerimizin tedirginliği bize Lazca öğretirken direttikleri

"Nereye gidersen git Dutxalı olduğunu unutma" derlerkenki sabırları..

Henüz sınır açılmamıştır, Gürcistan'dan. Öbür yakadakilerin hali bilinmez. 29'lardaki Laz alfabesinden habersizdiler. bizimkiler.

Ellerinde Nandidinin tutuşturduğu alfabeyle yazarlar, ki kalır yıllar sonra emaneti ilk alanların saçlarına ilk aklar düşer

Mecit Amca boş durmamıştır bu arada. Yine etrafında orta yaşlı gençler dergi çıkarır OGNİ

Pes doğrusu Mecit Amcaya 70 yıldır bir alfabeyi diri tutar, çocukların ellerindekini tamamlayan.

Bizimkisi Laz Alfabesidir genç kalemlerin. Onunkisi Hopa'da temeli atılmış bir eski "okulun" ilk kitabıdır. Adı sosyalizmin alfabesidir.

Geçmişi ve geleceği bir sentezde birleştirdik. Laz alfabesinin altında, sosyalizmin alfabesi duruyor.

Yalnız yazmak yetmiyor, düşünmeden yazılmıyor.

*kuzen **büyükanne ***Dutxa köyünden olan ****Ardeşen'de bir belde *****bir meydan adı, Dutxa'da

Ekim 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Yeni Fatsalar

Fatsa'yı dağa kaçırdı biri. Ya da Fatsa'dan geriye kalan güzellikleri.

Orada Lazca konuşulur yalnızca, Üstelik en geri kalmış yanımızın üstüne yeni Fatsalar inşa edilir.

Doğrusu Lazlar usta inşaatçıdır, atılan temeller hayli değil. Gelde anlat sen bizimkilere, kadınlar sorununda ortak paydalarda olsak bile; bir selam göndermedim gençlik öncüme.

Daha çok yazacak sempatizanlar eskisi gibi değil. Yine de her kelimenin kırk yıl hatırı vardır, birlikte yazılan.

Dostça tartışacağız halk saflarında, Laz usulü olsun. Ulusallığımız dostluk bağında kalsın. Daha çok kelime kavramla uğraşırız

Can yoldaş, boşuna ağarmadı saçlarımız. Fatsalar çoğalır diye korkarken birileri; bir kuşağı harcadılar.

Henüz karşılarına duramadık liseli arkadaşımı kaybedeli beri, birileri kendinden birşeyleri yitirir.

Yiten geri gelmiyor, egemenler zorbaya kana doymuyor. Ben hala bir kuşağın izleriyle uğraşırım.

Özel olan politiktir, özelde yaşananı toplumsal yaparız. Böyle büyüteceğiz devrimleri ister bir çocuk olsun, isterse bir umut!

Heveslerin yerini bilince bırakacağız, yeni açılımlarda yaşanacak geçecek...

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Benim Okula Başladığım Yerde

Benim okula başladığım yerde, bir kırmızı taş durur. Üstüne basan yanar, elleri kalır çocukların; dilleri yasaklanan.

Benim okula başladığım yerde bir görünmez anıt durur, anılara gömülü.

Kemal Atatürk'ün büstünü getiremediler benim okuluma kadar. Ağırdır taşınamaz yüksek dağ köylerine kadar, Lazona'nın.

Yine çocuklar çığlık atar, yağmura inat. Erimez yağmurlarla çocuklar. Dolu yağsa da bilincimize heyhat!

uyanır bu çocuklar şafağı kızıla dönmüş bir diyarda. Adını geçelim. Adı bizden çalınan her şeyin izi yüreğimizde,

Benim okula başladığım yerde bir söz vardır, yıllar öncesinde verilmiş; geride kalanlara. sürgüne gidenlerden...

Bir beyaz savaş yaşandı bir yerde yazmaz.

Barışın Lazca karşılığını bulamıyorum, dağarcığımda, Türkçe'den alıntı yapıyorum. Aslında kelime devşirmeyi sevmem.

Ödünç alırım bir dost lisandan üst olmak ǯor iştir -günümüzde- Çoğunluğun dayatması altında inler kültürüm.

Ya o haritadan silinen isimler, kimliğime sığmayan soyadım.

Benim okula başladığım yerde yaşam farklıdır. Kadınlar dirençli, çocuklar dayanıklı, üstümüze gülünmek hala imajımızı belirler.

Almanya'da nazi fıkralarına gülebilir misiniz? Onlar gülerler lazlara, Lazlara kendilerine gülmeyi öğrettiler.

Halkımın somutunda gayrı ciddiliği dayatırlar. Biǯ son derece ciddiyiz: Asimilasyona direnmeye.

Yalnız okula başladığımız yerde değil, bulunduğumuz her yerde.

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazca Ağıtlar Dili

(kısa epigraf)

Lazca ağıtlar dili kadınların çığlığı göklere dayanıyor

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Adı Devrim Çocuklarımız

Adı Devrim çocuklarımız büyüdü, biǯ büyütemedik sorumluluğu. Umudu, belirsiz geleceğe itilmiş bir kayık yaptık, aynı denizde batırdık Mustafa Suphilerle...

Lazona'nın kıyısında çağlar. Azlağa'dan Karadeniz'e dökülen bilgi ırmağı Hocam kurutulabilir mi? Bizce hayır.

O ırmaktan bugün güç aldıklarımız, özgürlük adına akıyor.

Bir hüzün diye bir dönemin bilinmezini, miras bırakır usuma, Ben ayıklayamam tarihin taşını.

Parçaları birleşti bir yırtık resmin bana Laz kadınlarının zulada sakladığı.

Biri çıkıp gelir Gürcistan'dan insan hakları sorgular, sosyalist deneyimin izinde.

Biri en ücra köşesinde buluşur diğerleriyle bilinmez bir yerde, Elele verirler, tüm çocukları yitip giden, adı İzmir suikastine bulaşmış yurt parçasının.

Horonuda ne çok severmişiz, devrim yerine; deli horonu. Sanki bireysel eylem folklorumuzda.

Ardeşende özgürlük arayışında düşen bir öğretmenin anısını hiç unutmadım, yas dolu bir evde gecelemiştim 78'de; liseleri bastığında bizimkiler,

Demokrasi özlemleri gülücüğümüzden dökülür. Hala az siyasi bulurlar birileri, siyasetin adı barbarlık olalı beri..

Ah, adı devrim çocuklarımız, sizin insani yazmaya ve ayakta kalmaya zorlayan yanınızı seveyim.

Elma şekeri yerine harf dağıtırım 35 adet soru işareti. *

  • Laz alfabesi

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Yazarken Düşünmek Yasak

Yazarken hırpalanıyorum, yazarken inciniyorum, yazarken düşünmek yasak.

Düşünüyorum öyleyse varım der biri.

Lazlığımı anlatırken bütün disiplinlerini getiriyorum bilincimden, bilimi zorluyorum; tarihte cirit atıyorum.

İnsan olma savaşında ne kendimi üstün tutarım bir insandan, ne de haşa ezilen bir halktan.

Çevreci oluyorum çevreci çay tarlalarının istila ettiği coğrafyada.

Bitmez bir laz lisesinde bizimkiler, her yaşta dünyayı sorgularlar.

Ardeşen'de olsun sürgünde olsun, liseleri kapatanlara, gizli üniversiteler kurdurur bir halk.

En küçükleri en önde yürür.

Bilimin ışık olarak algılandığı bir yerde, birileri türklük dayatır; gericilik, yobazlık din afyonu yerine geçer.

Benim tartışma platformumda, susturulmuş öğretmenler var baylar, cami duvarlarına kazınan sülale isimleri.

Barbarlığın yüksek sesle konuşulamadığı yerde, motifler konuşur halklar yerine.

Kimse siyasi olmaya yanaşmaz, tabi siyaset canbazlığa dönüşür; Türk siyaseti adına esef ederim.

Dikili'de Olaf Palme anıtını Arhavi'de Uğur Mumcu anıtını dikenler oldukça, Türk pasaportunu iade etmem. Hatıra olarak saklarım çocuğuma.

Biǯ bu haritada siyasi iltica değiliz.

Küfür etmeye asla müsaade etmedi bir Laz kimliği, halkımın beddualarında topladım katliamı.

Bize mizahımızı çok görenlere ne demeli gülmenin ulusal boyutunu da kirlettiler.

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

İçimi Sana Döküyorum

-Işın'a-

İçimi sana döküyorum dinlermisin; Biǯ çok savaş Karadenizde.

Yunancası Pontus, Lazcası Laziǩa, Gürcücesi Çanetti, Abazacası Kolhi: Adı değişti ülkelerin bir anda, yaşayanlar orada kaldı, kıyımlardan geriye kalan.

Kurtuluş biter. Yeni kurtuluşlar, kızlarımızın oğullarımızın savaşı başladığı yerde kıyımlar gördük, soyadlarında kaldı mesaj diye.

Geç mi kaldık demokraside, ne bilmiyorum Birileri sınırları zorluyor bir kayalık için.

Bizim kayalıklarda dedelerimizin albümlerde görünmeyen resimlerinin izi.

Ateşin tüttüğü ocaklarda, kadınlarımız dipdiri. Çocuklar oynarken düşler gibi diyarda, gelecek çiyanlara verilmiş oy nan *

Geleceğin özünü geçmişten alacağız Özümüz çok haltlar karıştırmış, herkes bir şeyleri sorgular bu coğrafyada.

Sorgunun da onuru var diye sabırlıyız.

Köylerde değirmen taşları çatlar, biǯ susarız.

Dayatılan medeniyetler adına, hiç mi bizde insanlık kalmamıştı başımıza fes yerine şapkayı taktıklarında.

Kılık kıyafetle yapılan devrimleri geçiniz. Biǯ doğuştan devrimciydik kara başlıklarımız nerde?

Ah Karadeniz! seni de çektiler ipe zorbalar. Denizleri kurban edenlerin suçu ağır

Benim secerem cami duvarında dimdik bir ağaç, her ağaç gördüğüm yer vatanımdır.

Dünyalı olmak bu kadar kolay. Onların sınırlarını düşlerimde kaldırıyorum.

Nisan 1996 *anne

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bu Tutku Başka Tutku

Yok hayır yanıtsız bırakmadık sizleri. En azından sustuk, biriktirdik, yüzünüze vurmak için.

Medeniyet diye dayatılan eritme siyasetinizi "Bu gülümsemeyi kimse durduramıyacak"mı

Düzeltiyoruz cümleyi, bu haykırışa kimse engel olamayacak!

Bu kadar açık bir söz çocuklar siyasetin "a"sındayız henüz

Biǯ görmesek de son sözü bizden sonrakiler söyleyecek Yeter!

Mart 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Teodorakis'i Dinliyorum

Teodorakis'i dinliyorum Ege'de. Gören de tatil yaptığımı sanacak. Lespos'un karşısında "Ardeşende"yim. Bu kadar özlem var kaynaşmaya.

Laz amcanın bahçesinde Lazonanın ağaçları meyve vermezler toprak yabancı diye. Komşu amca Laz fıkralarıyla güldürür beni. Gülmek dudağımda burkulur. Muhatab almıyorum.

Grup kentte batan güneş, Karadeniz'in güneşi; her akşam hüzünle izliyorum. Gençler sahilde ateşler yakıyorlar bir Kürtçe türkü dillerinde eksik.

Ege'de sessizce yaşıyoruz, yüreğimizde özlem ve umutla. Üstü kapalı konuşulur dünya meseleleri, herkes kafasını dinliyor. Her tür gazete girer markete kimse engellemiyor.

Bu kadar ǯor mu Türkiye'de yaşamak, tatilemi çıkmak lazım 12 ay sıcaklığı ve insan olmayı yaşamak için. Güller ekiyoruz bahçelere, yitirilenler için.

yolların kenarları çam olacak. Karadeniz dağlarından gelmiş gibi. Yalnız çim yetmiyor kuraklığa hiç de şaşırmıyorum kumda da iz kalmıyor,

Her yılı yeniden yaşıyoruz, tarih yazılamıyor bu coğrafyada. Bergama yanıbaşımızdadır, hazineler Berlin'de hala.

İçimizdeki hazineleri yanımızda taşıyoruz. -pek fark edilmiyor-

Olsun yine de güneşin olduğu bir sahildeyiz. Kayıklarımız hazır.

Haritaya gelince, bizim cebimizdeki haritanın ufku açık "bütün denizlerin çocukları olmak isteriz"

Memedali'nin yolu kapanmasın, ne olur ne olmaz.

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazca Tarihten Yaprak

(kısa epigraf)

Lazca tarihten yaprak kapanmamış defteri halkımın yüreğinde uçan büyük sifteri *

  • atmaca
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Poliste İlk Direniş Şiirle Başlar

Çocuktuk ufacıktık bir toplanıp büyüdük.

Şiir yelkenlisi kağıttan mukavvadan polisin sardığı o gün, şiir savunması çıkar.

Meğer ne tehlikeliymiş, şiirce devrimcilik. Ele verir mısralar.

Geriye kalan tüm gözüpek mısraları örgütledim, Lazca yazılacak edebiyat adına.

Meğer ne menem bölücülükmüş kardeşim beşikten başlar.

Bizde beşik allı pullu her bebeğe düğün düzülür. Büyü bozulmasın diye, okulda yine maya tutulur.

Eve gelir bir üst sınıftan derse devam edilir. Türkçe okumayı sökeriz, Lazcada lise bitirme sınavındayız.

Gel de bozulma şu işe, bir okulu kitabı çok görenler; kardeşlerimin yakalandığı newroz ateşine şaşarlar.

Üstelik sahiplenirler herşeyi çoğunluk adına.

Bana bir çakıl taşını çok görenlere ben taş bile atmaya tenezzül etmem. "Dutxa Üniversitesi"ni bitiren bir dayı cevabı vermişken.

Daha tartışacağım çok halk evladı var. Sinekleri bitirmekle bataklık kurumaz.

Cevabını aramak bireyseldir. Toplumsal tarzımıza zarar vermez.

Direniş şiirle başladı, düz yazıyla devam ediyor. "tanrı" sonumuzu hayıra getire... Edebiyatın dışına çıkma tehlikesi de var.

Gülü seven dikenine katlanır, kolay mı küllerin üzerinde güller yeşertmek!

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bir Avuç Laz Kızıydık

Geleneksel Türk soluyla. Kürt özgürleşme hareketi arasında kalmış bir avuç Laz kızıydık-

Attık üzerimizden Türk şovenizminin küllerini, üstüne üstüne yürüdük ırkçılığın.

Yeniden bilendik Gürcistan'daki Laz devrimcilerinin bıraktığı mirasla.

Ve anadilde yükseldi ilk slogan, sk'udas xelkepeşi cumalepoba yaşasın halkların kardeşliği.

Bir avuçtuk ancak! yalnız değildik.

1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Azlağa'da Bir Kaynak!

-Dr. N. Alkumruya-

Azlağa'da bir ırmağın kaynağı, küçük kırmızı balıkların aradığı kendi halinde akar Karadeniz'e...

Ben dünyaya gözlerimi açtığımda Dutxada, neredeydiler öbür yakadan donanmış gelenler?

Hopa'da mı yükselmişti Türkiye işçi sınıfına verilen selam.

Çocuktular henüz 78'liler, 1968'de dünya çalkalanırken bir serpilip büyüdüler ki Ardeşende Vi3ede Arhavide Hopada... geçit vermediler faşizme.

12 Eylül yenilgisinin şaşkınlığında unutulan kültürlerini hatırladılar. Kendilerine gelip tarihi araştırdılar.

Bir kıvılcım tutuşur, Kaçkar eteklerinde.

Şimdi söndür söndürebilirsen çay eksperti devlet baba! çocuklar uyandı.

1995 / 1998

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazca

(kısa epigraf)

[okunamadı — sayfa 97'deki kısa dörtlük büyük ölçüde taranamamış: "...anamın dili kadar bana yakın...ydı içtiğim ırmaklarından"]

Lazca çağlayanlar dili Karadenizce coşkun Kaçkarların eteğinde gizem dolu sis perdesi

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Mecit Amca'nın Yaptıkları

Şu Mecit Amca'nın yaptığı da doğru muydu kuzenim Murat.

Bu kadar çok şey biliyordu da biǯ ťaa beşikteyken beni taaa Pekin'e gönderdi liseyi bitirmeden Seni Moskova'ya insan olalım diye.

Benim üniversite Çin, Sovyetler Birliği çatışmasında devamsızlıktan kaldı. Sizin inşaat Berlin Duvarı'nın yıkılmasında, ikimiz de kalakaldık.

İki genç Koçivalı Birimiz Berlin Duvarı dibinde diğerimiz Çin Seddi'nde.

Ama yine de helal olsun bize bu görevi yükleyenlere, Bir umut taşıdık yine, bir yerlerde gelişmeye doğru.

Atıldık sürüldük Dutxa'dan Avrupa'ya "medeniyet" öğrenmeye, üstlisans yapmaya, gençlik hatalarımız üzerine düşünmeye gönderildik.

Söz vermiştik ikimiz de okuyamayanlar için okumaya yazamayanlar adına yazmaya.

Medeniyeti geride bıraktığımız Dutxa'da gömülü olduğunu nerden bilirdik.

Geldik de bizim bir ömür olan Mehmet Amcamızın gömülü olduğu Ruhr havzasında karşılaştık.

Ben masa başında dosya doldurur, sen on adım ilerde televizyonlardan konuşur oldun.

Senin Murat dedenle benim Didi nananın bir imecede karşılaşması gibi ne dersin şu yarım bıraktığımız göreve dönmeğe,

memleket adına yola çıktığımızda unuttuğumuz içimizdeki memlekete dönmeğe vakit geç olmadan gel cuma! *

1996

  • kardeş
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Umut Denizi

Umudu sevince dönüştürmede duyduğum haz, sevinci başarıya ulaştırmada gelecek tutkum.

Lazcayı yarınlara taşıyabilmede duyduğum kıvanç, anadilde politik olabilmede sevincim şahlanıyor.

Anadilde geleceği söyleşebilmede yatıyor son onbeş yılın başarısı,

Karadenizin koynunda enternasyonali yöresel motiflerde bulabilmede umudumuz.

Belki her zamankinden daha çok bölgeci görünürüz. Oysa hep dilimizde eşitliği yayan biǯ değil miyiz?

Bize yüklenenlerin telaşına gülebilir miyiz? Bizi azınlık milliyetçiliğiyle suçlayanlara bir tutam Karadenizce dayanışma örneği sunabildik şüphesiz.

Tasaya yer yok öyleyse gelecek ellerimizde. Suphileri yüreğine gömen bir deniz, şahidimiz. Biǯ hep bu umut denizinin kıyısında yüzmüyor muyuz?

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bizim Tarih Seminerindeki Plaket

Tarih seminerinde güzel bir plaket hazırlar kızlar. Bir p̌ap̌u * herkes dedelere inanmaya alışık, bari biǯ de bir dede bulalım dedik.

Aradık, aradık bir eski resim bir eski kaset kalmış dededen.

Uzun bir süre içimizdeki dede ile ninenin mesajını aradık.

Bulduk mu çocuklar bir şeyler? bunun cevabı kollektif bir eylemdir henüz kıvılcım.

üstelik kimsenin de bunu efsaneleştirmeye hakkı yoktur!

Tarzımızın farkı burada -küçük bir ayrıntıydı- yalnızca hatırlayalım dedik.

  • Dede

K'undura 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Şiirle Siyaset Yapıyorum

Şiirle siyaset yapıyorum, siyaset bana yasaklandığından beri. tüm duyarlılar gibi yasaklar ülkesinde çocukların dilini kimse anlamaz.

Çocuk hakları siyasette görülmez, insan haklarının görülmediği yerde Şiir de olmasa çocuklar için hiç bir şey yapamıyacaktım. es ǩaza eğitim emekçisi olarak.

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Lazca Çiçek Bahçesi

(kısa epigraf)

Lazca çiçek bahçesi susuz kalmış bağlarım insan kıyar mı sana yağmurlarla ağlarım

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Masamın Başında Alfabem

Bir eğitimci olmak ne kadar ǯor, alfabesiz diller için. Yazısı çalınmış bir halkın soluğunu taşımak...

Ağır yüktü omuzlarımızda, ağırlığı dağıta dağıta bitiremiyoruz, aynı küçük sorumluluklar gibi..

Yine de eğitimci olmak büyük bir şanstır. siyasi bağlamda insan hem öğrenir hem öğretir bir taşla iki kuş.

Bir de şeflik taslayanlar olmasa daha hızlı ilerlerdik çocuklar...

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Kollektif Suç Duyurusu

Bizim can yoldaşla kollektif suç işliyoruz. O izliyor ben topluyorum, O konuşuyor ben yazıyorum; kızım yorumlayacak diye.

İsteyen kızıma katılabilir!

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Daktilomun Tuşları

Türkçe Almanca ya da herhangi bir dilde düşünür, daktilom, Lazca basar.

Ben usandım insanlara açıklamaktan, söylenmeyeni, daktilom yazar.

Henüz bilgisayara geçmedim belki benim için geçtir, ama inanın, bizim kızlar bilgisayara geçtiler mi görün o zaman.

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Öneri

Üstü kapalı konuşmayın şeffaflık istiyoruz, af yerine.

Dil ve düşünce serbestliği silah yerine,

Bütün taraflara en çok da ezmekten doymayanlar karar başına!

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

"Sosyal Bilimler Fakültesi"

"Sosyal Bilimler Fakültesi"nde okuruz 1978'den beri kimilerine 16.yaş gününde giriş verdik.

Diğer toplumsal gelişmeleri talan ederiz coğrafyada.

Siyasette taktikten sınıfta kalırız.

Dolaşırız dünya ülkelerini, Çin'den başlayarak Kızıl Meydan'a uğramadan anlarız sosyalizmi.

Bir tek ulusal sorundan finale kalırız!

Ne uzun öğrencilikti bizimkisi, hocalarımıza öğretemedik, demokratik mücadeleyi, kültür devrimini.

İlgiyle izler köy enstitülerine kadar talan ederiz.

Gideriz gidilecek tüm ülkelere, ayak bastığımız toprağa gidilmez. Melyat'tan öte görünmez toprak.

Filiz verir kelebekler fırtınalara inat, ne bitmez üniversiteymiş Mustafa Dayı sizin bitirdiğiniz! "Dutxa Üniversitesi",

Biǯ viǯe alamayız solculuktan. Yakamı bırakmaz bir miras ensemdedir, herkes görevi devralsın eylem birliği

Sıkıysa en solcusu da gelsin bize laf ebeliği değil üretim gerek. imecede tarla kaʒar gibi, toprağı kara sabanla sürer gibi,

Çay toplamıyoruz kapitalizm gireli umut topluyoruz yaprak yaprak!

İstediğimizi yapmakta özgürüz, istersek ırmak yapar akıtırız gizlediklerinizi.

İstersek özgürlük anıtında Arhavide saygıya dururuz..

Lazların ne yapacağı belli olmaz kardeşlerimize dayatılan hiçlik sürerse bizden söylemesi...

Şubat 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Laz Olmak İçin Ödenen Bedel

Laz olamıyordum okulunuzda Türk olduk, sınıftan çıkana kadar. Derse ara verildiğinde Lazca oyunlar oynadık.

Öğretmenlerimiz "güney" köylüydü, uyanık olduk. Bütün şehirlerde, ülkelerde, semtlerde, kuzeyde oturduk. kimse fark edemedi.

Laz olmak için bedel ödedik on yıl. Partiye söyleyebilirsiniz. Sağır sultanlar duymuş mesajımızı.

Zanneden kitapsız kaldım, Gorkiyi okumasaydım, ana olamazdım çocuk kalmışlara.

insanlar laz olmayı nasıl anladı? "Mensch" auf Deutsch-almancada insan- Türkçesi "saf insan" Latincesi eski bir halktan gelmek. İspanyolcada "bask" olmak.

Laz olabilmek için ırmaklardan su taşıdım, kimse görmedi. Düşüncelerimiz kelebek oldu HADEP'e kadar ulaştı.

Demek laz olmak için Diyarbakır'a kadar gitmek lazımmış.

Aziz Nesin'in ruhu şad olsun aptallara gerekçe yetmez. Onlarla konuşmuyoruz.

Toplumun kaçta kaçı bilmiyoruz, ülkelere göre değişiyor. Yüzde bir olsa Lazona'da mücadeleye devam.

Tümünü isteriz Laz olmak için.

Laz olmayı farklı birşey zannedenlere açıkça: enteresan değildir insan olmada, dünyada yarı yolda kaldık, insan haklarını bitiremedik..

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Işın Ablaya Mektup!

-Bana kızının hatıra defterine ağladığını anlatan Işın ablaya-

Bir defter de ben dolduruyorum müsterih ol parti bilmiyor.

Bir puzzle gibi dağıldı benim takvimim Işın abla 1978 tarihini taşıyor. -1.Konferans-

Orada düşen yoldaşlarla yara alan çocuklarla durdu yüreğim.

O gün bu gündür notlar tutuyorum partili gençlere henüz zuladan çıkaramıyorum.

Yalnız kaldık, boş durmadık yoldaşlar. Anayurda toprağımıza döndük.

Lazona'ya dönerken "partiliydik", aslında örgütsüz.

Örgütlerimiz dağıldı cunta gelince. Toplumsal muhalefet yarı yolda kaldı.

Bir parti dağılır mücadele cephelerine, bir diğeri toparlanır; umut diye.

20 bin kişiyle ÖDP geliyor. Demekki toplumsal mücadele yükseliyor.

devrimcilik bir bedel ödemekse, Işın abla ben ödedim; yalnız kaldığımda.

78'de yitirdiklerimle bedel ödedim. Kimse bilmese de yürek sancılarım 18 yıldır beni engelliyor.

notlarımı toparlıyorum. "partililere" sunacağım, eski olsun, genç olsun. Bir kenarda kalmasın yaşadıklarımız.

Anla beni Işın abla geri dönüş kolay olmayacak. Dönülecek yer bulamıyorum yollar kapalı, en azından sana yazıyorum...

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Geçmişe Ağıt

Geçmişe ağıt yakma geleneğinden geliyorum da, şiirim ağıt anlaşılmasın.

Ağıtları çok dinledik, geriye dönüşü olmayan yoldayız. Gelişme, ileriye dönüktür.

Lazona'yı bulduk düşlerimizde, Kaf Dağı'nın ardından çıktık, gençler!

Anadolu'da bir ayağı ülkenin, bir yanı Kaf dağında.

Ağıtların yerini türkülere bırakıyoruz. Şiarlarımızda geleceği söyleşmekteyiz.

Geçmiş gidilmez bir ülke değil. 78'lerde kalmış takvimimiz, o kadar uzak saymayın.

2000 yılına dört kala düşünmede çağ atlarız Birileri bize acır, biǯ onlara. kim daha fakir?

Zenginliği kültürde arıyoruz. İnsan olmada fakir olanlarla tartışılmıyor.

Onuru künyemizde duruyor kimliğimizin. "ulusalcı" anlaşılsak da, değiliz.

Durum tesbiti yapıyoruz. Yanlış anlaşılıyor -mühim değil- Yanlışları düzeltiriz

Geleceğe birlikte yürünecek, gelecek uzakta değil. Yarına her zamankinden de yakınız. Yarınlar uzak değil.

Üzülemiyorum artık sizleri gördükçe, yitip giden yanlışlardı.

Ortak paydamız geçmişin izi oldukça, görüşeceğiz. Gözyaşının yerini mizah alıyor, yetkinleşiyoruz.

Geçmişi aştık, yaşıyoruz. Görmese de dostlar, yaşam ve mücadele sürüyor.

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bir "Ana" Şefkatiyle

Bir ana şefkatiyle kucakla beni Işın Abla, yıllarım sevgiye susamış.

Kaybolan süreçleri geri getiremeyiz. Siyasi ortamı yitirmedik, evinden taşındık "anamızın".

Öksüz kaldık sürüldük, yitirdik pusulayı; yörüngesinde kaldık.

Bizi sevgisiz bırakan kadının, her sıcak kadında "anamızı" aradık.

Geri dönüşü yok bu gidişlerin. Akarsuyu tersine akıtamayız. Diyalektiğe ters düşer

Eğer dönecek olursak "baba evine" eli boş dönmeyiz, biǯ farklıyız.

Bir demet çiçek toplayıp geleceğiz, laz dağlarından ak sütü kadar temiz olsun "anamıza" getirdim.

Bizi görmese de yüreğimizdeki "ihtiyar kadın" kızlarımız çocuklarımız büyüdü.

Kapı pencere baca kapalı. camda kalır kelebekler; Karadeniz kıyısından gelir. Camda kalan selamları topluyoruz!

Bir demet çiçekle doğum günlerinde, kapalı kapıların dibine sessiz bırakıyoruz.

"Anamızın" sevgisiyle büyüdük, görmeyi yitirenlere ilk seslenişim sevgiler yırtılmaz.

Kağıtlar üzerine yazılı değil. Her nefes alışımızda soluyor, verdiğimiz sözler.

Kapınıza kadar gelip dilsiz döndüm. Yarınlara adanmış tüm sözcüklerim.

Yakınlaşabilir miyiz bilemiyorum Kaynaştık en az doğum günlerinde gizli kapaklı, İfade etmesek de.

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Parti Nerede?

-Parti kim diyen ozana-

Parti nerede? Yüreğimdeki resimlerde bir kadın kadar anaçcıl, bir genç kız kadar hırçın bir çocuk kadar inatçı.

Yöremin en yaşlı Laz kadınının bakışlarında parti unutulmaz atasözü şiarlarımız.

Savaşlardan kalan dedelerimizin esprilerinde, partinin izi güler misin ağlar mısın?

"Anamızdı" biǯ siyasette çocukken, birlikte büyüdük. Kardeşimizdi cephelerde yitirdik.

Bir selam kaldı geriye bir künye, kanla yazılı kodumuz parti her yerde.

Gözlerimizde bakış sağırlığımızda ses duymasak da Ellerimizde kalem

Yaşamda, yaşam biçimi siyasi olmak -alışkanlık asla- İçimizdeki mesaj içimizdeki insan nerde?

Parti sen ben biǯ, her mücadele cephesinde direniş ruhu. Karadeniz'in koynunda deli horonda, adı yasak ülkelerde Nevroz ateşinde, görmeyi bilen gözlerde parti var, sevgi içimizde.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Çok Kültürlü Çok Uluslu Parti

"Çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı"yla başlardı bildiriler, çok uluslu partide.

Kürt yoldaşlar en önde savaşırdı, mücadelede. Laz kızları saçlarını kızıla boyardı, kendilerini yakardı Çorum dağlarında bir mezarın başında nöbet tutarlardı özgürlük aşkıyla.

Diyarbakır zindanlarına dayanırdı öfkeleri. Ordularında Ermeni asıllı yoldaşlar gizliydi, saygıyla anıyoruz ruhu şad olsun; Ohannes Bakıryan.

Karadeniz dağlarından saflara kadar gelir bir sarı genç, adı belleğimizdedir; Selahattin Doğan.

Çok uluslu partide başka dillerde slogan yoktu. Her dilde ağıt yakılırdı İbrahim'e!

Cunta geldi yenilgiyi yaşadık, hep birlikte. Partiyi yitirdik mücadelede.

Dört bir yana dağıldı parti. Herkes memleketinde kaldı.

Çok ulusluluk hissedilmiyor partinin mirasçılarında. Kürtler Kürdistan cephesindeler. Lazlar kültür mevzilerinde.

Ermeni yoldaşların akıbetini bilmiyorum, çoğu sürgünde.

Yüreğim partiyle beraber darmadağın. Lazona'ya da gitmeseydim düşlerimde, sığınacak yer kalmayacaktı cunta bitene kadar.

Toplumsal mücadele yükseliyor yine zulalardan çıkıyoruz. Geçmişe ağıta ne gerek var dostlar; parti her yerde insanın yüreğinde.

Nisan 1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Moskova'da Doğrular

Moskova'da doğrular 36 tarihinde, kalıyor gelin Lazona'ya gidelim. Trabzon üzerinden en çok beş saat.

Lazona'da ǩaza dimdik ayakta, şehit düşen ǩaza Hemşin ile Of.

Katliamları Lozan'da yaşadık, İzmir'de göz dağı yedik. "Lazistan" eskidi kavram olarak, Lazonayı icat ettik.

yine de anlaşılmadı Ülke demiyoruz, sınırsız düşünüyoruz geleceği. Ülke dayanmıyor Lazlara canı sıkılsa tüm sınırları yürüyerek geçiyor.

Bakunin'i okumadan "anarşist" oldum. Dedelerim öbür yakadan kaset gönderdi, onlar "Stalinist"miş.

Bizimkiler hiç rahat durmuyorlar, Kızıl Meydan'a da cirit atmışlar, St.Petersburg'da enstitüler kurmuşlar; şiir yazarlar bildiri yerine geçer, kitap basarlar nerdeyse kuran.

Lazları hiç bir sınırda tatamıyorum. Ülkelerin sınırları dar.

Gel de Kürtlere hak verme bir ateşleri vardı onu da kaptıracaklar. Lazlar şimdilik fark edilmiyor.

Tek sorun eskiyen Türk imajında Türklerin sorunu var burda, başka sorun yok.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Anımsama

Özlem taşınca yüreğimden ağlamıyor gözlerim, umuda dönüşür gözyaşları kirpiklerin ucunda.

Deniz kokusunu özler gibi Karadeniz'de, hasretsem sohbetine bil canım; sevince dönüşür kederim yüreğimde.

Biliyorum çarpıyor yüreğin sevdiğim diyarda, ben burada sakinim.

Sevdiğim şeyleri hiç bir şey alamadı benden. Zemheri de yutsam bir çare diye, yarınlara olan sevdama gömdüm seni..

Beni öyle boynu bükük belleme, başım dik, alnım açık; her yeni gelen bahar.

Güzellikler için vurulan zincirlere razıyım, zaten ben iflah olmaz sevdalar düşkünü değil miyim?

Bir küçük tutku da eklense sevdalarıma ne çıkar, Karadeniz kadar hırçın Lazona kadar yeşil değil mi umutlarım?

Biliyorum yükseliyor bitmeyen gülüşlerin sevdiğim diyarda, yaraşır mı hüzün bana burada.

Ne çıkar, sen kıyısında tutkunu olduğum denizin, ben düşlerimde hep Karadeniz'de değil miyim?

Ekim 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Barışa Özlem

"yüreğimin doğusunda kardeşlerim ölüyor" diyen ozana.

yüreğimin güneyinde kardeşlerim inliyor.

Ardeşen'den bir hüzünlü buluta yükleyelim halkımın endişelerini Diyarbakır surlarına dayansın öfkemiz.

kardeşlerimin eline vurulan zinciri birlikte kıralım.

Ardeşen'den Diyarbakır'a kadar bir dostluk kuşağı oluşsun yüreklerimizden

sorgulama devam etsin askere gönderilen her Laz genciyle.

Bu savaş bizim değil biǯ barış istiyoruz, bu düşmanlık furyası ve halklara dayatılan kimliksizlik zehirliyor bilincimizi.

Karadeniz dağlarına yakılan ateşin haberini veren hamsi geliyor bana nevroz ateşini anımsatıyor

Halkımın diliyle anlatmak istiyorum barışa olan özlemi Lazcada barışın karşılığını bulamıyorum.

hiç barışı yaşamamış mıydık Anadolu'da? Kafkaslar ile Anadolu arasında halkım soluyor var olmayla yok olma arasında bir kıpırdanış

Ardeşen'de halk arasında dolaşıyorum. bilinci doldurulmuş halkıma bir soru bile soramadan yüreklerimizin güneyinde olup bitenler üzerine üstü kapalı konuşulur beni sıkıyor bu suskunluk beni çileden çıkartıyor bu kayıtsızlık

Halkların kardeşliğini anlatmak halkıma her zamankinden de ǯor, aşımız zehirlenmiştir kuşaklar boyu.

oysa biǯ umudu yeşertmek istiyoruz karanlıklara inat. "Güney" ile "Kuzeyi" kaynaştırmak istiyoruz onlara inat.

1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Mor Menevşe

Bebekken yitirilen tüm çocuklara ve Nebahat'a

Mor menevşe dağbaşında boynu bükük çiçeğim.

Yaylaların gülü dere boylarında ararım seni.

Ağıtlara vurur destanlara sığdıramam sevgini.

İsinalara * çıkar üzüm salkımı bulutlardan sorarım seni.

Karadeniz dağlarında yaylaların sularında koşarım seni.

  • Yüksek dağ

Mor menevşe boynu bükük güzelim dokununca yanar elim.

Yorgun gecelerde serende * balkonlarına çizkri

O çocukluk diyarında binbir gece masallarında ziprinin ** altında pınarların koynunda dokunurum gölgene.

Merze *** yollarında bir sürü inekle güderim anıları.

  • ambar ** gürgen *** mezra

Ocak başlarında ǩremuli * sallanırken uyuklarım seninle.

Atmaca zamanı kırlara uzanır tutarım seni..

Mor menevşe kızkardeşim büyümeyen serçem benim Lazona dağlarına yıllar önce bıraktığım tatlı tebessüm

  • Bakraç asılan uzun demir zincir

Çakıl çakıl derelerde maşxa * takılı sularda çığlıklarım

Arım benim kelebeğim avucumun içinde ateşini söndüremediğim.

Doktorsuz ve ilaçsız sabahlara ulaşamayan yavru açmadan solan gülüm

Mor menevşe kızkardeşim karlı yollarımda yitirdiğim.

  • Su oluğu, ağaçtan

Her baharda açarsın, çocuk çığlıkları arasında yamaçlarında memleketimin.

Yine doktorsuz ve ilaçsız yine ateşlere yanarlar yaşıtların.

Sana yayla sularını taşıyamadım yürek ırmaklarından.

Yanan avuçlarına damlatamadık gözyaşlarından

Bir salkım kara bulut aldı götürdü altıncı ayında,

Kardeş hıçkırıkları gözyaşları arasından sıyrılıp uçtun.

Lazona eteklerinde açar her bahar, boynu bükük mor menevşe.

Kızkardeşim büyümeyen serçem benim, rengarenk kelebeğim..

Eylül 1994

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Xaliǩana Dağlarının "Hükümeti"

-Babaannem'e-

Xaliǩana dağlarının "hükümeti", * torunların seni çığlıkla yaşatacaklar.

Harman zamanlarında kızıla boyanmış saçların uçuşacak mısır tarlalarına inat.

Doyasıya güleceğiz senin gibi "okoxunaşe"lerde, ** toplantılarda

Ceviz kıracak nişanlı delikanlılar, senin ambarından.

Fındık kavrulmuşu dolayacak, gelinlik kızlar senin tarlalarından.

  • Babaannemin lakabı ** Hep birlikte oturulan yer

Bir sofra dolusu insanla feli * yiyeceğiz. senden, tatlı çıkacak. Mçveri gamaxtasen.

Yetiştirdiğin gelinler çocuklarına anlatacaklar seni.

Senden çekinen delikanlılar, bir yaşlı kadın bir Nandidi ** görünce sana benzetecekler.

  • Bal kabağı ** Büyük anne

Ve ben seni ziyaret edeceğim İstanbul'da yatsan da huzurla.

Ben seni merkez köyde yeğenlerinin arasında arayacağım.

Münevver Halamın evinde Terzi avluda ocağının başında...

Mesela bir de gelinlerin çekimser bakışlarında bulacağım seni, be Didinana. *

  • Büyük anne

Bir gölge gibi seni hissedeceğim attığım her adımda.

Adını destanlara yazacağım "Topali Zeçiye" seni yaşatacağım.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Cabir Usta

Gençler horona durur bir düğünde, heyecanla..

Bir yanda tulum sesi sanki yayla göçünde çınlar.

Bir yanda ihtiyar delikanlılar horon vururlar ǯi ǯi ʒa ʒa ** naralarıyla.

Bir ara dalarlar "Cabir Usta cabir usta" Yok burada, "Yüreğimize gömdük" der içlerinden biri..

Yetişiyor genç bir Cabir daha.. Savulun Laz düğünleri yeni horoncu başınız Reşit geliyor..

  • Dutxa'da büyük horoncu Cabir Çakır ** Lazların horon sırasında motivasyonu yakalamak için çıkardıkları ses

Ekim 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bexa Xala

Bir yağmur sonrası sessizliğinde belirirdi Bexa xala kapıda.

Ayağı aksardı yüzü gülerken, doyamazdım ona öykü dinlerken.

Didi nana sarılırken hasretle, ben de peşlerinde koşturuyordum.

Bexa xala bir gizemli yüz ile sarılırdı bana yüzünde yaşla..

Ayağı aksardı, yüzünde huzur. Oynaşırdım onla övlesine munzur.

  • Hatice Hala

Eylül 1997

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ç'oç'oli P'ap'u

Henüz güneş Oca'ya * yansımadan uyanırdı p'ap'u.

Akşamdan kalan ocak küllerine dalarak, yakardı kaçak tütününü.

Sabah kahvaltısını bir tabak mcacelanşxveri ** ile geçiştirirdi.

Henüz güneş okşamadan tepeleri, varırdı tarlada bıraktığı işinin başına.

P'ap'u ç'oç'oli p'ap'u O büyülü bakışlarını birbir gezdirirdi, tepelerde.

Okşardı ormanları nasırlı elleriyle. Ondan ne iş kurtulurdu ne de aş.

  • Mezra ** Mısır ekmeği doğranmış süt

Mısır ekmeğini hala grestada * pişirirdi.

Öğlen vakti, güneş doruktayken açardı bir fotanın, ** üzerine zengin sofrasını.

Yeşil soğanı, mısır ekmeğini en çok o severdi..

Güneş batmadan tepelerin ardına, o heybetli görünümüyle Oca'dan Xalikanaya inerdi.

p'ap'u ç'oço'li p'ap'u...

  • P̌laǩi ** Peştamal

Binlerce kilometreyi bir solukta aşar, şimdi ocak başında övkülerini dinlemek için dünyaları verirdim.

P'ap'u* ç'oç'oli** p'ap'u sensiz ne ocalar OCA ne Xalik'ana eski köyümüz.

Sanki tüm çocuklar öksüz Xalikanada inanır mısın? P'ap'u ç'oç'oli p'ap'u yok artık orda...

*Dede ** Torun

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Nuri P'ap'u

Doğanyavasi'den bakıyor biri, ellerini dürbün yaparak Doğanyavasi'den bakıyor biri..

Nuri p̌ap̌u torunların seni yaşatır, övkülerini birbirine anlatarak.

Xalikana'da yaşar bir bilge. Savaşları anlatsın, tarihi ona sorun.

Çocukların başını okşayarak geliyor, sepetinde al al olmuş elmalar Doğanyavasi'dan hızla iniyor...

Nuri p̌ap̌u Ardeşen'den geliyor cebinde simitle kurabiye var..

Doğanyavasi'nda sessizce yaşar, görkemli evinde neşeyle coşar.

Her seslenişinde çınlardı dağlar yerinden oynardı eba-kayalar..

Nuri p'ap'u torunların seni yaşatır, anlattıklarını çoğaltarak.

Eylül 1997

  • Nuri Yazıcı, Dutxa'dan, 100 yaşında 1992'de öldü. 1. Dünya Savaşı'na asker olarak katıldı. O, halkın tarih hafızasıydı.
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Nana'yla Söyleşi

Kimliğimi geri ver bana NANA bana yasak soyadımı geri ver!

Yeniden can verir gibi bir çocuğa, yeminim var yarınlar adına NANA..

Bana benden koparılmış adımı geri ver. Hep yasalara saygı adına bu suskunluğum.

Kendi Laz-kimliğimi bir gölge gibi yanımda taşımışlığım.

Yalnız sen verebilirsin bana Lazca soyadımı geri, bir çocuğa can verir gibi nana.*

Bana anadilim lazcayı övrettiğin gibi, bana yasak soyadımı geri ver, binlerce evlat vereyim sana!

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Mustafa Dayıma

Demek partin bir kenara itti seni, Dutxanın ışığı Dayıcığım. Demek emeklerinin değeri yokmuş.

ANAP bu Çona dayıcığım, ne beklenir; ne anlar ANAP Ankara'dan Dutxa'daki Lazları.

Kim bilir oralarda senin vurdurduğun horonları.

Çocukluğumu düşündüm bu haberi alınca seni, Dutxa için yaptıklarını.

  • Mustafa Bayrak: Dutxa'da yıllarca muhtarlık yaptı

Hep Abjapenin** götürdüğü Çektiği çocukluk resimlerimizi.

Tabanca ustalığını merzelere gizli atölyelerini, Bir bir düşündüm.

Silahı bir çocuk gibi sevmelerini,

Bir o kadar da uyumlu ve barıştan yana olmalarını.

** ırmaklar

Çocuklara el kaldırmadığını Ve en son sana partinin oynadığı oyunu.

Her şeyi anlamak mümkün de hacca gidip de bu yaşta horon oynamayışını düğünlerde,

dayanamayıp horon alanlarını terk edişini anlamak ǯor geliyor bana.

Ah Dayıcığım; ne horon vurulurdu Dutxa göklerinin altında sabahlara dek!

Herşeyi geçmişe gömmek kolay mı?

Laz inadı var geleceğe özlemde,

Duydum Reşit devralmış horon ustalığını yüreğimin kederini dindiriyor.

Dutxa'da hala gençler horon vuruyorlarmış, üzüntüye zaman yok.

Yarınlar yaşanacak bal tadında.

Mustafa Dayı'nın namı unutulmayacak.

Şubat 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ay Yüzlü Kızlar Çay Topluyor Vi3e'de

Ay yüzlü bir fidan kız kalem boylu inat huylu bir sevecenlik dolu bir kızkardeş bir dal Aysel

Ay yüzlü, candan huylu bazı çocuksu, kimi anasıl, bir sevecenlik dolu, uysal, Aysel...

İnç̌i inç̌i mercan gözlü kemden çizili yüzü ay yüzü lüle lüle saçları, eser bahar rüzgarı duruşu kavgacı bakışları acı oysa uysal Aysel.

Nice severdi okulu, bir solukta aldığı yolu bir mevsim gibi yaşardı.

Kitapları yutar defterlere sığmaz canlılığında pınar, övkumak çocukluğumuzda şiardı.

Aslında hırçın hali uysaldı en sevdiğim arkadaşım Ayseldi.

Yıllar sonra bir yaz mevsimiydi ararken köyde çocukluğumu..

Aysel'i de aradım -burda yok-dediler -işi çok, köye uğramaya zamanı yok-

Çoluk çocuk, ev tarla bir de çay zamanı, Haziran'da -Çay topluyor dediler Vi3e'de*

  • Fındıklı kazası

Ay yüzlü kızlar çay topluyor Vi3e'de Ay yüzlü, candan huylu inç̌i inç̌i mercan gözlü, sevecen duruşlarıyla uysal.

-Şimdi bir yırtıcı kadın şimdi bir çetin ceviz Aysel- * dediler.

Duruşu öyleydi ama yaşam bırakır mı uysal?

Ay yüzlü kızlar çay toplarlar Vi3e'de henüz öğrenemedim kaç kez ana oldu kaç ayyüzlü kıza can verdi Aysel!

  • Aysel Çakır

19.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Hacer

Bir yudum su Hacer, şıril şiril süzülür.

Saçları rüzgarlarda pınarlarda durulur.

Sarı bir başak kadar onurlu bir edayla omuzundan dökülür.

Kınalı ellerinden zorluk, iş mi kurtulur?

Bir serçe can bir fidan sanırsın ki yorulur.

Hacer bir pınar sanki eba-Kayada çınlar,

bir çağlayan çağıl çağıl, bakışlarında duru övle bir mahsun kumru.

Boynu ince bir lale, pembe yüzü renginde.

Az mı türkü söylerdik, köyün değirmeninde...

Hacer bir çıtıpıtı kız, çamdan damla sakızı çocukluk diyarından O eşsiz peri kızı.

Gök gürler, bulutlar ağlar, yüceleşirdi dağlar, tan doğumu, gün batımı arası uzun mu uzundu zaman.

Hele de sonbaharda gül gül açardı yaban kestaneleri, bizim için toplardı

Boncuk gözlerde yaşlar, mekik oyası dolar.

Ah afacan çocuklar sana nasıl kıyarlar..

Durulunca gözyaşın, yüreğinde pırıltı bir alisari kuş, kanatlanarak uçar...

Ah Hacer ah kızkardeş, nasıl bilmeden büyür, köyde kızlar bizlerden, Çocuklar diyarından!!!

  • Hacer Yazıcı

19.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Fatma

Fatma bir demet çiçek, çifin renginde bir gül ince sesiyle bülbül,

ağıtlarda inç̌i dili ve sesi, yalçın kayalara vuran bir çığlık kadar tiz.

esmerce, karayağız... Türkülerinde güler, övkülerinde ağlar, etrafta sıra dağlar sayarak büyüdüğümüz.

Fatma, bir çıtıpıtı çekirdek gibi bir kız. Gözleriyle kararlı, bakışlarıyla canlı, parmakları kınalı, yüreği, karayemiş dalına sevdalı.

Cin gibi, cadı gibi tatlı mı tatlı Saçları sarı siyah, kestane rengarenk mısır püskülü, açıyor her mevsimde mor dağlarımın gülü..

İnce boynun bükerek dertli türküler söyler. düğüne döner O'nunla ortak-iş imeceler...

Canladırır herkesi sıraya girer büyükler, Dökülür üzerinden en ustaca taklitler...

Fatma, bir demet çiçek, bir filiz, ince sesi duyulur karşı yakadan Karadeniz dağları, yeşil çayın bağları; gömüp yüreğinize ışığa salmadınız!

Bir çay tarlasında kaldı, bu pırlanta, yağız kız, bu ateş parçası kız...

Bir kez daha yeminim yemin olsun. And olsun tutuşacak alev alev üstü örtülü her köz. söz!

  • Fatma Aydın

19.05.1988

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Bizim Melahat Abla

Tanımazsınız bizim Melahat Ablayı İnsanlarımızı ve bir vesileyle ağlamayı,

Lazca ağıtlar yakmayı çok sever.

İzine gideriz gittik diye ağlar, dönecek oluruz; yurt dışına göçüyoruz diye daha çok ağlar

İşin kötüsü çoğunu da ağlatır bizim Melahat Abla..

Hele de bir eskilerden laf açılmasın, köyden memleketten, eski düğünlerden, topantılardan...

gözyaşları sel olur kimse durduramaz...

Nasıl ağıtlara durmaz Melahat Abla eski Laz düğünleri mi kaldı, gençlerin imecelerde toplandığı mı?

Herkez bir büyük şehirdir diye tutturdu göçüyor, gel de ağlama Lazca ağıtlarda?

Yok hayır! göz yaşına yer yok şu genç yüreğimizde.

Ne mi yapıyoruz gürbette? tüm yitirdiklerimize inat Lazca ağıtların yerini, Lazca türkülere bırakıyoruz.

Öyle ki geleceğimiz türkülerimizin kardeşliğine bağlı...

25.11.1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Nezepeşkala'da Bayram

Nezepeşkala'da * bir bayram, mahşer günü 79'da

Otobüslerle gelir Koçivalı, İstanbul'dan Ankara'dan.. Dört bir yanından memleketin

Bir bayram horonunu Nezepeşkala'da vurmak için, Lazcaya doymak için bu yolculuk.

Halalar, dayılar, amcalar, eksalefeler, yeğenler; kurulur bayram sofraları tağaneriyle..**

Belki ilk kez buluşurlar Nezepeşkala'da bir bayram sabahı yıllar sonra..

Herkes dedesinin babaannesinin adıyla gelir. Kuşaklar boyu yaşatırlar bir ismi çocuklarda...

  • Dutxa'nın Xaliǩana Mahallesi'nde bir meydan ** muxlama

Usanmadan aynı ismi taşırız biǯ böyle Koçivalıyız * en az üçyüz yıldan beri, yaşatırız gerçek adımızı hafızamızda..

Nüfus kağıdımızda ismimiz görünmez..

Neydi şiar 79'da "Yaşasın Koçivalı" Biǯ de devrediyoruz gelecek nesillere: "yaşasın anadilde isim taşıma hakkı.."

Nezepeşkala'da verilen sözlerle, tutuşulan ellerle yaşıyor Koçivalı...

Ekim 1995

  • Bir Laz sülalesi
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Ç'e Muradi!

Muradi dayının babası Memet çavuş, oğlunu izler bir düğünde Genç Murat horona girecek giremez... sıkılır babasından.

Yerinde duramaz tulum sesiyle, gözünü ayırmaz horondan..

Durumu anlayan Memet çavuş yan odaya çekilir, sessizce, Kapı aralığından izler oğlunu..

Genç Murat horona dalmıştır, Karadeniz'de dalgalanır gibi coşar: Bi ʒi ʒa ʒa..

O sıra bizim Memet Çavuş dayanamaz, yan odadan fırladığı gibi "Çe muradi ena gogağarare. Muradım kurban olayım sana" der, haykırır..

Genç Murat kaçacak yer bulamaz.. Horondakilerin ve etraftakilerin kahkahasıyla bir gelin gibi süzülür..

Ne zaman horona durmuş genç Muratları görsem, aklıma gelir; bir ömür olan büyüklerimiz: "Çe muradi ena gogağarare" "Muradım kurban olayım sana.."

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Kuzenim Murat

Benim kuzenim Murat Murat Dayının torunu Xokvati'den, * göçmen dernekleri başkanı Almanya'da..

Güney Kafkas dernekleri başkanı bir batılı uzman.

İşe bak diyorum bazen biǯ çağıralım kültür imecesine genç kalemimizle, batılı biri gelip otursun karşımıza, Lazları ve tarihini anlatsın.

  • Dutxa'da bir mahalle

Biǯ biliyorduk zaten anlatılanları da, işin zoru kuzenim Murat'a anlatmak,

Batılı bilim adamlarının peşinden gitmez hiç kimse.. Hele bizimkiler fıkralar anlatır birbirine..

Kuzenim Murat ve onun gibi niceleri hala markaj altında Türk solunun etkisinde.

Yerinin bizim dernekte olduğunu..

Kasım 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Unutma

Canım kızım Arsima, babam yani senin p'ap'un * anlatır ilk okuldan beri "oku kızım oku da aydın ol"

Çocukluğumda övuturdu her fırsatta yirmi kıtalık "unutma" şiirini, kurtuluş savaşını anlatan.

"Vatan millet sakaryayı" ayıkladık, o şiirden bir tek "unutma"sı kaldı geriye.

Yıllar sonra bu eziyet sana, üçüncü bir dille bir şiirin bir mısrası miras kalır, baba evinden.

  • Lazcada dede
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

"Yol Bizim Ambar Sizin"

Xalikana'da * bizim Omcoreli'yle ** ambar yapımında seferirubada yıllar önce tarihi bir tartışma sürer..

Kim yolu açacak? ambarı kim inşa edecek.

Uzun araştırmalar tartışmalar şakalaşıp atışmalar sonra derki Omcoreli: "yol bizim" çoluk çocuk çalışır açarlar yolu ťaa yayla yoluna kadar...

  • Dutxa'da bir mahalle ** Güney köy, Ardeşen'de

Xalikanalı ambar yerinin sahibi olarak inşa işine kafa yorar.

Nezepeşkalada mı Rubaşkalada mı * derken Seferirubada karar kılarlar.

çoğunlukla kendi çabalarıyla bir ambar inşa ederler ki yörede ilktir.. henüz Xokvati'de bile bir ambar yoktur...

Böylece güzel bir işbölümüyle yola ve çay ambarına kavuşulur..

Yıllar sonra gelişen kültür imecesinde yolu laz kadınları ve gençleri açtılar. Sıra şimdi bu ekinlere bir mekan hazırlamada.. görev siyasi sorumluluk taşıyanlarda.

Gençlerden bu kadar. Neydi yıllar öncesindeki mütevazi şiar: "yol bizim ambar sizin"

  • Dere

Ekim 1995

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Denizin Çocukları

-ada gezisindeki gençlere-

Yarınlara sevdalı yürekleriyle Kaçkar eteklerinden süzülüp geldiler.

Ellerinde kardeşlik sembolü deniz suyuyla Karadeniz'in koynunda horona durdular..

Kızlı erkekli genci yaşlısı anası geliniyle kendi dillerinde türküye koyuldular.

henüz hiç birşey yazılmadı denizin çocuklarına dair

Yarınları bu günden çok sevdiler ulusal marşlarından önce enternasyonali öğrendiler.

Onyılların tecrübesi coşkusuyla geldiler.. Faşizmin tezgahından onlar da geçti.

"Bölgecilik" suçlamasına kardeşlik şiarlarıyla yanıt verdiler: Sk'udas Xelkepeşi Cumalepoba Yaşasın Halkların Kardeşliği!

Körpe yüreklerinde yarınlara olan umut. Dillerinde Nanaşnena * Lazuri hepsi birer sönmez mç̌ita murun3xiydiler. **

  • anadil ** kızılyıldız

On yılların coşkusuyla geldiler Ardeşende Cihan Alptekin * Ve de Ayşe Gülen ** Hopa'da Mahir Çakırdılar. ***

Kara başlıklarında parlayan kızıl yıldızdı.

Kaçkar eteklerinden süzülüp geldiler Karadeniz'in koynunda horona durdular "Gün halkın onuruna sahip çıkmanın günüdür" dediler

Ellerinde kardeşlik sembolü deniz suyuyla, tarih sahnesine yeniden çıktılar..

1993 / 1994

  • Yöremizin tanınmış devrimcisi ** 1992'de yargısız infazda vurulan Vi3e'li devrimci *** 80'li yıllarda faşistler tarafından Hopa'da vurulan devrimci genç
Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

"Ulusal Enişte"

Bizim evdeki "Beşikçi Hoca"nın öğrencisi Can yoldaş uyarır; "fazla okuma sabaha kadar yazma, çocuk daha küçük nana diye ağlar yan odada"

Ben masamın başında uykusuz, sabahlarına ulaşamıyorum memleketimin.

Güneşin doğuşunu dağlarımın doruğunda göremiyorum.

Yine sabırla hatırlatır Can yoldaş eskilerden anlatır, tarihten; siyasi gelişmelerden, bir pusula gibi yanımda durur.

Sevgiyle emekle sarar, kriz vurunca memleket özlemiyle.

Aşk bize yabancı bir kelime. Aşkı çocukluğumuzda bıraktık

Hala benden sorar sorgularsın sevgimi, daha nasıl ifade edilir ki sana,

Memleket sevgimi sundum güzellik yerine. Lazca öğrettim önce "seni seviyorum" demeden, sana yüreğimin kapılarını açtım.

Bu çekimserlik tedirginlik niye... Sarıl dilinin gücüne öyleyse...

Seni, benden kimliğimi alan Türk halkı hediye ettiyse eğer, bakışlarımdaki şiddet eyleme dönüşmez.

Eğer Nazım ustanın diliyle konuşursan çocuğuma edebiyatına adarım kendimi anadilimin!

CHE'nin selamını taşıyacaksan ülkeme dağlarına çıkarım sevdiğim diyarın düşlerimde..

Sen can yoldaş, uykusuzluklarımın gözlemcisi; yüreğin yüreğimle kabarıyorsa

Laz horonunda oynayamadığın, genç isyankarlığımızı buluyorsan tülum sesinde dinlediğin: gerçek bir yaşam arkadaşısın, iyi ki de yarınlara büyüttüğümüz kızımın babasısın..

yolumuzu ayırmasın. Beni Karadeniz koylarına seni Ege Denizi'nde

Yine biǯ hem Laz olalım Ardeşen'de düşenler adına, hem de Egeli, Dikili Şenliklerinde..

Bir bakışta çıkaramasınlar kökenimizi. Öyle benzeyelim ki birbirimize, bir yoldaş olalım; sevgili olmadan önce.

Enternasyonali söylerdik gençliğimizde, Şimdi de yaşıyoruz o bitmez türküyü evimizde,

Bu karamsarlık niye... Biliyorum, yazdıklarımı okumuyorsun. Yarın bizden sonrakiler okur, yeterki unutulmasın bu kaynaşma "ulusal enişte"

1996

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği
Selma Koçiva

Selma Koçiva Hakkında

Selma KOÇİVA

1960 Rize / Ardeşen doğumlu. 1979'da Almanya'ya öğrenci olarak gitti. 1987'de Dortmund Yüksek Okulu'nda Sosyal Pedagoji Bölümü'nü bitirdi. 1984 yılında Parpali Dergisi Yazı Kurulu'nda yer aldı. 1990 yılında pedagog olarak çalışmaya başladı. 1992 yılında kurulan Kaçkar Güney Kafkas Dilleri ve Kültürleri Derneği kurucularındandır. 1993-94 yılları arasında OGNİ Dergisi Yazı Kurulu'nda yer aldı. 1997 yılında kurulan Lazebura-Laz Dilini ve Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanlığı'na seçildi. 1997 Temmuz'unda Nenamurun3xı adındaki Lazca şiir kitabını bastırdı.

Evli ve Arsima adında 9 yaşında bir kız çocuğu var.

Ah Gidi Karadeniz © Laz Kültür Derneği

Üyelik Gerekli

Katkıda bulunmak için topluluğumuza katılın!

Arşivlerimize katkıda bulunmak için ücretsiz üyelik gereklidir. Katılmak sadece bir dakika sürer!

Düzeltme Önerisi

Aşağıdaki kutuda metni düzelterek bize gönderin. PDF orijinaliyle karşılaştırarak düzeltebilirsiniz.

Düzeltmeniz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayına alınacaktır.

İçindekiler