Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583)

Kenan Aydın

Önemli Not: Bu içerik, derginin orijinal baskılarından OCR (optik karakter tanıma) yöntemiyle dijitalleştirilmiştir. Bazı karakter hataları veya eksiklikler olabilir. PDF içeriğiyle farklılık tespit ederseniz lütfen bize bildirin.

Kenan Aydın

ARHAVİ KAZASI'NIN SAYISAL TARİHİ: İSKÂN VE NÜFUS (1486-1583)

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi

İskân ve Nüfus (1486-1583)

Yazan: Kenan Aydın

Laz Kültür Derneği Yayınları: 7

Yayıma Hazırlayan: İrfan Ç. Aleksiva

  1. Baskı: Kasım 2018, İstanbul ISBN: 978-605-89094-6-5

Baskı: Sena Ofset Ambalaj, Matbaacılık San. ve Tic. Ltd.Şti.

LAZ KÜLTÜR DERNEĞİ YAYINLARI Atatürk Oto Sanayi 51. Sok. No.20 34398 İstanbul / Sarıyer, Türkiye www.laz.org.tr


Doğduklarında ruhumu şenlendiren, yaşlandıkça hayata bakışımı şekillendiren evladım Hakan, Aslıhan, Onurhan'a ve fikirleri ile düşün dünyamı aydınlatan sevgili eşim Ayşe'ye...

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

ÖNSÖZ

Önsöz

Yazan: Kenan Aydın

İnsanlık tarihi, tarihi belgeler ve yaşanmışlıkların delili olan tarihi kalıntılar sayesinde aydınlatılmaktadır. Çok uzun bir zaman diliminde çok büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Anadolu, tarihsel geçmişine delil kabul edilecek ve tarihsel geçmişinin evrelerini belirleyecek sayısız tarihi zenginliğe sahiptir. Ne var ki, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin, Anadolu'nun sahip olduğu bu tarihi zenginlikten yoksun olduğu görülmektedir. Söz konusu bu yoksunluk yöre tarihinin, delil kabul edilebilecek tarihi zenginliklerden ziyade halk anlatıları sayesinde oluşan rivayetlerle şekillenmesine sebep olmaktadır. Bununla birlikte halk hafızası diyebileceğimiz ve şüphe ile yaklaşılması gereken bu rivayetler, bazen yapılan tarihi tespitler ile de örtüşebilmektedirler.

Doğu Karadeniz yöresine yapılacak bir seyahat, bölgede tarihi kalıntıların neredeyse yok denilebilecek ölçüde az olmasında coğrafi koşulların etkisinin anlaşılması bakımından önemlidir. Doğu Karadeniz sahil şeridinde yerleşim için çok sınırlı ve geçmiş dönemde saldırılara açık bir alandan sonra iç kesimlerde hızla yükselen dağlar ve dağların aralarındaki vadiler boyunca yer alan ve ıslah edildiği söylenen derelerin günümüz koşullarında oluşan yağışlar ile sebep olduğu tahribat coğrafi koşullara bir delildir.

Yörenin orman alanı olması ve yapılaşmanın ahşap mimari ile şekillenmesi nedeniyle yağış sonucu oluşan afetlerin verdiği zararların bölge insanı tarafından hızla giderilebildiği ve yaşamın devam ettiği anlaşılmaktadır. Lâkin, yaşamın devamlılığını sağlayabilmek için yapılan onarımlar esnasında tarihi tespitlere ışık tutacak kalıntıların yok olduğu düşünülmektedir. Yukarıda değinildiği gibi, yörede yapılaşmanın ahşap mimari ile şekillenmesi nedeniyle, Doğu Karadeniz yöresine dışarıdan yapılan saldırılar esnasında tarihi zenginliklerin yangın ve benzeri afetler sonucu kolayca tahrip edilmesi ise tarihi kalıntı yoksunluğunun bir diğer sebebi olsa gerektir.

Doğu Karadeniz yöresinin Osmanlı Devleti tarafından fethedildiği tarihten itibaren Arhavi ismi ile kayıt altına alınmış belgelerin ve defterlerin üzerinde yapılan incelemelerden Arhavi kazasına ilişkin önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Ancak, tarih ve tarihi coğrafya alanında elde edilen bu bilgilerin, yok olma ihtimallerini değerlendirdiğimiz bölgesel tarihi kalıntılar ile bütünleştirilerek, net tespitler yapılamaması nedeniyle yöresel çalışmalar tartışmaya açık olmaktadır. Doğu Karadeniz genelinde ve Arhavi özelinde yapılacak her çalışma, bölgeye ilişkin belirsizlikleri tartışmaya açarak, bilinmeyene ışık tutacaktır. Bu ışığın sönmemesi için Osmanlı Arşivlerinde milyonlarca belge ve yüzbinlerce defter Doğu Karadeniz yöresi çalışmak isteyen araştırmacıları beklemektedir.

Çocukluğumdan beri Osmanlı tarihi, Osmanlıca ve memleketim Arhavi'nin tarihi üzerine var olan çalışma isteğimi ileri yaşta gerçekleştirme fırsatı bulabildim. Bu araştırma öncesinde ve yaptığım araştırma boyunca fikri olarak yardım ve desteği yanımda olan Doç. Dr. Emine Erdoğan Özünlü'ye teşekkür ederim. Osmanlı tarihi, Osmanlıca ve Arhavi'yi beraber çalışma fikrini vermesinin yanı sıra, hem fikri hem ameli olarak yardım ve desteğini benden esirgemeyen Dr. Öğr. Üyesi İlker Yiğit'e sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Osmanlıca'yı bana sevdiren ve öğreten rahmetli Prof. Dr. Ziyat Akkoyunlu'yu saygıyla anar; Dr. Öğr. Üyesi Hulusi Lekesiz'e ve diğer tarihçi hoca ve arkadaşlarıma ve ayrıca bu çalışma esnasında ve her zaman desteğini yanımda hissettiğim eşim Dr. Ayşe Çetinkaya Aydın'a da teşekkür ederim.

1486-1583 yılları arası Arhavi kazasının iskân ve nüfusu üzerine hazırlanan bu çalışma esnasında olabildiğince sayısal ayrıntılara ve Osmanlıca okumalara titizlik gösterilmesine rağmen, kusursuz ve eksiksiz olduğunu söylemek olası değildir. Bununla birlikte, bugüne kadar çalışılmamış Arhavi kazası hakkında sorulacak birçok soruya cevap vererek, bir eksikliği vurgulayacak ve yeni çalışmalara öncü olacaktır. İnce eleyip, sık dokuyarak hazırladığım ve yukarıda isimlerini saydığım saygıdeğer hocalarımın eleştirileri ile yardımlarına rağmen, oluşan bütün eksiklik ve hataların şahsıma ait olduğunu belirterek, hatasız kul olmaz düsturu ile okuyucunun affına sığınıyorum. Arhavi'nin karanlık noktalarına ışık tutabilmek amacı ile hazırlamış olduğum bu çalışmanın tarih ve tarihi coğrafya çalışmak isteyenlere, Arhavili'lere, Arhavi'yi seven, araştıran ve ilgilenenlere faydalı olmasını diliyorum.

Kenan AYDIN

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

1.1. Konu, Amaç ve Yöntem

BİRİNCİ BÖLÜM: GİRİŞ

1.1. Konu, Amaç ve Yöntem

Bu çalışmanın konusu, 1486-1583 yılları arasında Arhavi kazasının nüfusunda meydana gelen değişiklikler ile yerleşim yerlerinin tespiti ve sürekliliğini incelemektir. Osmanlı Devleti fethetmiş olduğu yerlerde kalıcı olmak ve hâkimiyetini güçlendirmek için sosyal hayatı canlandıracak nüfus ve iskân politikaları uygulamıştır. Bu minvalde, Arhavi kazası için de nüfus ve iskân politikası uygulanmış olabilir. Bu çalışmanın amacı, söz konusu nüfus ve iskân politikasını tespit etmek ve Arhavi kazasının tarihine ilişkin belirsizlikleri bir nebze olsun aydınlatmaktır. Bu çerçevede, 1486-1583 yılları arasında nüfus ve yerleşmede meydana gelen değişikliklerin belirlenmesi, nüfus yapısının ne şekilde oluştuğu ve yerleşme adlarından hareketle Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin ne şekilde gerçekleştiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın temel kaynağı tahrir defterleridir. Tahrir defterlerinden elde edilen bilgi ve bulguların incelenmesi sonucunda Osmanlı Devleti'nin Arhavi kazasında nüfus ve iskân politikasını ne şekilde uyguladığına dair yapılan değerlendirmelerin, konuyla ilgili envantere katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Çalışmaya öncelikli olarak Osmanlı dönemi nüfus ve iskân yapısı hakkında önemli bilgiler içeren tahrir defterlerini tespit etmek suretiyle başlanmıştır. Bu çerçevede, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Daire Başkanlığı Kuyud-ı Kadime Arşivi'ndeki TD-122 numaralı mufassal defteri, TD-327 numaralı icmal defteri ile İstanbul Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığındaki MAD-828, MAD-52, TD-288, TD-442 numaralı mufassal defterler ile TD-387 numaralı muhasebe-icmal, TD-1031, TD-613 numaralı icmal defterleri ve ND-1165, ND-1166, ND-1170 numaralı nüfus defterleri incelenmiştir.

Bu çalışma kapsamında Osmanlı siyakat yazısı ile yazılmış olan defterlerde yer alan nüfus ve yerleşim yerleri hakkındaki verilerin latin harflerine transkripsiyonu yapılmıştır. Bu sayede, Arhavi kazası, 4 nahiyesi, nahiyelere bağlı köylerin isimleri ve sayıları hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Arhavi kazasının Batum sancağına bağlı olduğu dönemde tanzim edilmiş olan TD-442 (Kanuni) ve TD-122 numaralı mufassal defterlerdeki vergilendirme sistemi incelenerek, vergi kalemlerinin ayrıntılarından iskân yerlerine ait nüfus oranları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanısıra, köy başlıklarından iskân birimlerinin isimleri belirlenmiştir. Bu minvalde, defterlerde yer alan nüfus verileri ve yerleşim yerlerinin isimleri ile bütünleştirilerek nüfus tabloları ve iskân yerlerinin isim tabloları oluşturulmuştur. Bu çalışma yapılırken, M. Hanefi Bostan'ın MAD-828, MAD-52, TD-387 ve TD-288 numaralı defterleri inceleyerek Trabzon sancağı üzerine yapmış olduğu 1486-1583 yıllarını kapsayan çalışması içerisinden Arhavi kazasına ilişkin elde edilen bilgiler kontrol edilmiş ve çalışma kapsamında değerlendirilmiştir.

Yapılan çalışmaları tamamlaması kapsamında, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan Trabzon, Batum ve Arhavi ile ilgili 1486-1600 yılları arasını kapsayan mühimme defterleri ile İbnülemin ve Ali Emiri tasnifinde yer alan belgeler taranarak bölgeye dair yerleşim birimlerinin isimleri belirlenmiş ve elde edilen diğer veriler ile mukayese edilmiştir. Taramalar esnasında, Doğu Karadeniz yöresini ve dolayısıyla Arhavi kazası nüfusunu etkileyebilecek savaş ve göç gibi olayların olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Çalışmanın devamında, XIX. yüzyılın ikinci çeyreğinde yapılan nüfus sayım defterleri taranmış, 1486-1583 tarih aralığına ait kayıp veya isim değişikliğine uğramış yerleşim birimleri tespit edilerek yerleşim yerlerinin süreklilik durumu saptanmıştır. Belirlenen yerleşim yerlerinin isimlerini teyit etmek amacıyla, modern araştırmalar bölümünde isimleri verilen Artvinli'nin ve Aleksiva-Bucaklişi'nin alan araştırmasına dayalı çalışmalarından yararlanılmıştır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

1.2. Arşiv Kaynakları ve Modern Araştırmalar Hakkında

1.2. Arşiv Kaynakları ve Modern Araştırmalar Hakkında

Arhavi kazasında 1486-1583 yılları arasında iskân yerlerindeki nüfus hareketlerini ve iskân birimlerinin isimleri ile idâri statüde meydana gelen değişimleri belirlemek amacı ile yapılan bu çalışmanın temelini tahrir defterleri oluşturmaktadır. Nüfus ve nüfus değişikliklerinin tespit edilmesine ilişkin mufassal tahrir defterlerinden elde edilen veriler yeterli olmakla birlikte, yerleşim birimlerinin isim ve statü değişikliklerinin belirlenmesinde mufassal tahrir defterlerinin yanısıra icmal defterleri, nüfus defterleri ve Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki bölge ile ilgili muhtelif belgeler incelemeye tâbi tutulmuştur.

Tahrir Defterleri

Büyük ve kalıcı devlet olmanın yolu fethedilecek veya fethedilen yerde varlığını devam ettirmek ve dolayısıyla hâkimiyet kurmaktan geçmektedir. Bu nedenle, Osmanlı Devleti de bölgede var olan ekonomik potansiyeli belirleyerek, kontrolünü sağlamak istemiş ve bu çerçevede fethedilen bölgenin nüfus, arazi gibi vergi gelirinin artmasını sağlayan bütün unsurlarını tespit ederek, kayıt altına almıştı. Tahrir işlemi dediğimiz bu kayıt işlemi, Osmanlı Devleti'nin belirlemiş olduğu talimatlar dahilinde görevlendirmiş olduğu "Tahrir Emini" denilen yetkili ve onun yardımcısı olarak belirlenen bir katip tarafından yerine getirilirdi. Yine talimatlar dahilinde sancak kadısı, katipler, sancak beyi ve timarlı sipahiler de tahrir esnasında tahrir eminine yardımcı olurlardı.

Tahrir işlemi esnasında, öncelikle tespiti yapılan yerin iskân durumu kayıt altına alınırdı. Devamında, tahrir emini dirlik sahiplerinin son üç yıllık gelirlerini ve kendilerine bağlı reâyâyı gösteren defterleri kontrol ederdi. Defterde kayıtlı reâyâ ile dirlik sahibinin getirmiş olduğu reâyâ arasında sayısal fark olup olmadığı kontrol edilir, kişilerin (erkek) isimleri, baba adları, vergiye tâbi olup olmadıkları ayrıntılı olarak kayıt altına alınarak vergiye tabi nüfusun eksik yazılması engellenirdi.

Tahrir emininin yanında getirdiği eski mufassal defter kaydı ile teslim edilen son üç yıllık gelir defteri mukayese edilir ve ekilen arazilerde, çiftlik alanlarında, yaylak, kışlak ve mezra gibi yerlerde meydana gelen değişiklikler tespit edilir ve bu arazilerin kimler tarafından ekilip biçildiği, vergi gelirlerinin miktarı ve kimlerin dirliğinde olduğu gibi ayrıntılar herhangi bir karışıklığa meydan vermeyecek şekilde kaydedilirdi. Bu kayıtlar sayesinde oluşan gelir değişiklikleri tespit edilir ve gerekli düzenlemeler yapılırdı. Bunların dışında, pazar yeri, maden, iskele gibi bölgeye ait bütün vergi kalemleri tespit edilerek vergi kaybı veya kaçağı engellenirdi.

Yeni fethedilen yerler, savaşlar sonucu kaybedilen yerler, yeni bir padişahın devletin başına geçmesi gibi değişkenler yeni sayımlar yapılmasını gerektirirdi. Bu sayımlar sonucu meydana gelen değişimlerin sıhhatli şekilde takibini yapabilmek için tahrir defterleri bir sistem dahilinde Defterhane-i Amire'de muhafaza edilirdi.

Osmanlı Devleti tarafından bir asırdan uzun bir süre kullanılan tahrir uygulaması, oldukça ayrıntılı bir nüfus sayımı olduğu kadar, toprak tasarruf sistemleri, toprağın kullanılış biçimleri, tarımsal ürün çeşitleri ve üretim miktarlarına göre tarımsal sayım da kabul edilmektedir. Bu sayımlarda kaydedilen vergi kaynakları, kaynakların çeşitleri ve hangi yerleşimlerden elde edildikleri gibi veriler sayesinde devletin nerelere önem verdiği, nerelerde örgütlenmeye gitmiş olabileceği gibi tespitler yapılmasına katkı sağlamaktadır. Bu sayımlar ayrıca nüfus verilerine göre yerleşim ünitelerindeki nüfus ayrıntısını ortaya koyarak, sosyal tabakalar hakkında tahliller yapılmasını sağlamaktadır.

Osmanlı Devletine bağlı Arhavi kazasının nüfusu ve yerleşim yerleri üzerine yapılan bu çalışma kapsamında en kapsamlı bilgilerin kayıt altına alındığı beş adet mufassal tahrir defteri incelenmiştir. Çalışma kapsamında TD-29 ve TD-43 numaralı defterler de incelenmiş, ancak bu defterlerde Batum sancağına tabi olan Arhavi kazasına ait herhangi bir bilgi bulunamamıştır.

Mufassal Defterler

BOA-MAD-828 (H.891/M.1486): Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Maliyeden Müdevver Defterler tasnifinde yer alan 828 numaralı defter Trabzon sancağına ait bir tahrir defteridir. Defterin tamamı 749 sayfadan oluşmuştur. Defterin içerisinde Trabzon şehir merkezi, Trabzon kazası ve kazaya tâbi Akçaabad, Yomra, Sürmene ve Maçka nahiyeleri yer almaktadır. Devamında ise Of, Rize, Torul, Atina, Laz ve Kürtün kazalarının nefs, köy gibi iskân birimleri kaydedilmiştir. Defterin düzenlenmesinde önceliğin nüfusu belirlemek değil timar tahsislerini anlaşılır kılmak olduğu görülmektedir. Bu tahrir defterinin eminliğini Edhem, katipliğini ise Mehmed isimli bir şahsın yaptığı anlaşılmaktadır. Defterin tanzim tarihi belirtilmemiş olmakla birlikte, Bostan'a göre defter 1486 yılında tanzim edilmiştir. Defterin 471. sayfasından itibaren Nahiye-i Laz ibaresi ile timar tahsisatını gösteren köyler 507. sayfaya kadar devam etmektedir.

BOA-MAD-52 (H.921/M.1515): Maliyeden Müdevver defter kataloğu içerisinde yer alan defter, 810 sahifeden oluşmaktadır. Defterde Trabzon şehri ile Akçaabad nahiyesinin tamamı ve Maçka nahiyesinin bir kısmının kayıtları eksiktir. Arhavi/Laz nahiyesi bu defterin 522-593. sayfaları arasında bulunmaktadır. Defterin baş tarafı eksik olduğundan kanunnamesi ve tanzim tarihi ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır.

BOA-TD-288 (H.961/M.1554): Defter, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir defterleri kataloğu içerisinde yer almakta olup, 786 sahifeden oluşmaktadır. Arhavi kazasına ait kayıtlar defterin 656 ile 699. sayfaları arasında bulunmaktadır. Sancak kanunnamesi bulunan defter, 1554 senesinde tanzim edilmiştir. Bu tahririn eminliğini Atâyi bin Celal, katipliğini ise Yar Ahmed bin İvaz yapmıştır.

BOA-TD-442 (H.972/M.1564): Defter, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir defterleri kataloğunda yer almaktadır. 173 sayfadan oluşan defter, bazı sayfaları boştur. Arşiv kayıtlarında, defterin Trabzon'a bağlı Atina kazasının kayıtları olduğu ifade edilmiş olmakla birlikte, defterin 79-139. sayfaları arasında Arhavi kazasına tâbi yerlerin kaydının yer aldığı tespit edilmiştir. 141-173. sayfaları arasında ise Hemşin kazasına ait kayıtlar bulunmaktadır. Kayıt tarihine ilişkin herhangi bir tarih düşülmemiş olmakla birlikte, 2. sayfada yer alan tuğra Kanuni Sultan Süleyman'a aittir. Defterin başlangıcında bağlı olduğu eyaletin belirtilmemesi, timar tahsislerine ilişkin herhangi bir kayıt düşülmemiş olması bu defterin Batum sancağının oluşturulması sürecinde düzenlenmiş olan yeni bir tahrir çalışması olduğunu düşündürmektedir.

TKGM-KKA-TD-122 (H.991/M.1583): Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Daire Başkanlığı Kuyud-ı Kadime Arşivinde bulunan bu mufassal defter, 92 sayfadan ibarettir. Defterin üçüncü sayfasında fihrist bulunmaktadır. Defterde sırasıyla, Atina (Rize-Pazar) kazasına bağlı idâri üniteler, Arhavi kazasına bağlı köyler, Hemşin kazası ve Eksanos nahiyesi kayıtları bulunmaktadır. Defterin tuğrası, kanunnamesi ve mukaddimesi bulunmamaktadır. TD-122 numaralı ve TD-442 numaralı defterler farklı defterler gibi görünmekle beraber büyük oranda kayıt benzerlikleri ihtiva etmektedirler. İcmal defterindeki III. Murad tuğrası nedeniyle, mufassal defterin, III. Murad'ın iktidarı döneminde (1574-1595) düzenlenmiş olduğu kuvvetle muhtemeldir.

İcmal Defterleri

İcmal defterleri, bütün bilgilerin ayrıntılandırılmış olduğu mufassal defterlerden elde edilen timar tahsisinin kime ait olduğu, ne kadar olduğu ve nerede olduğu gibi toplam bilgileri ihtiva eden defterlerdir. Bu çalışma kapsamında incelenen TD-348 ve TD-355 numaralı defterler, 1583 yılı Trabzon sancağına ait olan TD-29 ve TD-43 numaralı mufassal tahrir defterlerinin icmalleridir; Arhavi kazası bu dönemde Batum sancağına tâbi olduğundan bu defterlerde Arhavi kazasına ait herhangi bir bilgi tespit edilememiştir. İncelenen beş adet icmal defteri şunlardır: BOA-TD-53 (H.921-939/M.1515-1532), BOA-TD-387 (H.937/M.1530), TKGM-KKA-TD-327 (H.992/M.1584), BOA-TD-1031 (H.992/M.1584) ve BOA-TD-613 (H.992/M.1584).

Nüfus Defterleri

Osmanlı Devleti'nin tahrir uygulamasının benzeri kabul edilebilecek ilk nüfus sayımları Sultan II. Mahmud dönemi içerisinde 1828-1829 yılları arasında yapılmış, Rusya ile yapılan savaş sırasında ara verilen sayımlara 1831 yılında yeniden başlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu sayımlarda asıl amacı vergi alacağı ve askerlik yaptıracağı nüfusu belirlemektir; bu nedenle kadınlar, yetimler, ergenlik çağına gelmemiş gayrimüslimler, fiziksel ve zihinsel engelliler ile devlet hizmetinde bulunanlar kaydedilmemiştir. 1486-1583 yılları arasını kapsayan bu çalışma ile 1831 yılında yapılmış olan nüfus sayımları doğrudan bağlantılı değildir; ancak, nüfus defterlerinden belirlenen köy isimleri ile 1486-1583 dönemi tahrir defterlerinden belirlenen köy isimleri arasında yapılan mukayesenin Arhavi kazasında süreklilikleri devam eden idâri üniteleri tespit etmede faydası olmuştur. İncelenen üç nüfus defteri: BOA-ND-1165 (H.1251/M.1836), BOA-ND-1166 (H.1258/M.1843) ve BOA-ND-1170 (H.1251/M.1836).

Modern Araştırmalar Hakkında

Arhavi kazasının olduğu bölge, MÖ. 3000'li yıllardan itibaren Doğu Karadeniz olarak ifade edilen alan içerisinde bir yerleşim yeri olarak yer almıştır. Günümüze kadar kurulan Grek-Roma-Bizans-Osmanlı gibi birçok önemli devlet tarafından iskân ünitesi olarak kullanılmış olmasına rağmen, tespit edildiği kadarıyla "Arhavi" kazası üzerine yapılmış olan müstakil bir çalışma bulunamamıştır. Arhavi ismine çok kısa şekilde, Doğu Karadeniz yöresi üzerine yapılan çalışmalarda, (Trabzon) şehir tarihi üzerine yapılan araştırmalarda ve Kafkasya tarihi üzerine yapılan çalışmalarda Batum'a bağlı kaza olarak değinildiği görülmektedir.

Bu çalışmanın kapsadığı dönem olan "1486-1583" yıllarını içeren çalışmalara bakıldığında; M. Hanefi Bostan'ın "XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadi Hayat" isimli çalışması, konusu itibarıyla Trabzon sancağının idâri, demografik ve sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgiler vermektedir. 1486-1554 yılları arasında Trabzon sancağına bağlı olan Arhavi kazasının nüfus ve tarımsal verileri bu çalışmaya dahil edilerek genel bilgiler verilmiş olmakla birlikte, Arhavi kazasına tâbi nahiyeler ve nahiyelere tâbi köylerin ayrıntılı nüfus verileri ve köy isimleri değerlendirilmemiştir. M. Fahrettin Kırzıoğlu'nun "I. Selim Çağı'nda Hopa ile Arhavi Köyleri" isimli makalesi ise, MAD-52 numara ve 1515 tarihli mufassal tahrir defterindeki Arhavi ve Hopa kazalarına bağlı köy isimleri üzerine yapılmış önemli bir çalışmadır. Akademik mahiyette bir çalışma olmamakla birlikte, "Svacoxo-Laz Yer Adları Sözlüğü" ve "Artvin Yer Adları Sözlüğü" isimli kitaplar, köy isimlerini ve yerlerini tespit etmede kullanılmışlardır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

2.1. İklim ve Coğrafi Yapı

İKİNCİ BÖLÜM: ARHAVİ KAZASINA GENEL BİR BAKIŞ

2.1. İklim ve Coğrafi Yapı

Arhavi, Hopa ve Fındıklı kazaları Karadeniz ile denize paralel uzanan Doğu Karadeniz dağları arasında kalan dar bir düzlük alan üzerinde yer almaktadır. Bu düzlük alan 34 kilometre uzunluğundadır. Bu alanın oldukça engebeli bir yapısının olmasında özellikle derelerin araziyi derince yarması ve aşındırması etkili olmuştur. Kıyıdan iç bölgelere doğru gidildiğinde arazi aniden yükselmeye başlar. Bu yükseltilerin 300 ila 2000 metrelik bölümlerinde çok sayıda yayla bulunmaktadır. Yine bu yükseltilerin olduğu bölgelerde buzul aşındırması sonucunda oluşmuş birçok göl bulunmaktadır.

Arhavi, Fındıklı ve Hopa kazaları ile Artvin ili ve devamında Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri arasında bağlantı sağlayan geçit Cankurtaran geçididir. Bu geçidin devamında Borçka ilçesi bulunmaktadır. Doğu Karadeniz boyunca kıyıya paralel olarak Gürcistan sınırına kadar uzanan Kaçkar, Altıparmak, Kükürtlü ve İskaristi dağları arasında tek geçit olan Cankurtaran geçidi günümüz koşullarında bile kıyı kesimlerinden içkesimlere ulaşmanın zorluğunu yol boyunca hissettirmektedir.

Batı'dan Doğu'ya sırasıyla Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Gönye kazalarını kapsayan kıyı kesimlerinde ılık ve bol yağışlı iklim kendisini hissettirir. Bu ilçelerin dağlık iç kesimleri ve Borçka kazası kış aylarında yoğun kar yağışı almaktadır. İlkbahar ve yaz aylarında ise bol bol yağmur yağar. Dağlık kesimlere kıyıya oranla daha serin bir hava diğer bir deyişle yayla havası hâkimdir. Bol yağışın etkisi ile kıyıdan yaklaşık olarak 750 metre yüksekliğe kadar olan saha, geniş yapraklı kıyı ormanları ile kaplıdır. Bu ormanlar sakallı kızılağaç, kayın, kestane, gürgen, karaağaç, çınar, ıhlamur, hurma, kiraz, defne, şimşir, sarıçam ağacı gibi muhtelif yükseltilerde yetişen ağaç türlerinden oluşmaktadır.

Yaşam koşullarının çok zor olduğu söylenen Arhavi kazası ve nahiyeleri dahilinde, tarihin değişmeyen üç ana unsurundan birisi olan insan, diğer unsur olan yer (mekân) veya diğer bir deyişle bölgenin coğrafi faktörleri ile uğraşısını bırakmayarak, coğrafya ile bütünleşmeyi, onu kendi istediği gibi yönlendirmeyi başarmıştır. Bu bütünleşmenin sonucunda insan, tarihin üçüncü ana unsuru olan zamanda devamlılığı yaşamış olduğu coğrafyada yüzyıllar boyu sürdürmeyi başarmıştır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

2.2. Arhavi Tarihi

2.2. Arhavi Tarihi

2.2.1. Osmanlı'nın Fethinden Önce Arhavi

M.Ö 10.000-8.000 yıllarında Doğu Karadeniz bölgesinde yaşam olduğu tahmin edilmekle birlikte tarihi belge ve kalıntılar ile bu iddialar temellendirilememektedir. Bu döneme ilişkin anlatılar, tarihsel kayıtlardan ziyade efsanelerde yer almaktadır. Anadolu'nun doğusundan, kuzeydoğusundan veya diğer bir deyişle Kafkasya'dan gelerek batıya doğru göç eden kavimlerin, medeniyetlerin beşiği olarak kabul edilen Anadolu sahasından geçerken Doğu Karadeniz'i giriş kapısı olarak kullanmış oldukları anlaşılmaktadır. Değişik zamanlarda Anadolu'da hâkimiyet kurmuş olan her kavim Doğu Karadeniz kıyılarına, dolayısıyla, Arhavi ve civarına yerleşmiş veya bu civardan geçmiştir. Bazı araştırmalar ilk tarihi kayıtları MÖ. IV. bin ila III. bin yılları arasına temellendirmektedir. Bu tarihler arasında bölgeye geldiği söylenen Kas'lar veya bölgede yaşadığı ifade edilen Kaşka'ların aynı topluluk olup olmadıkları kesin olmamakla birlikte Hititlere karşı egemenlik mücadelesi verdikleri kesindir. Bölgede, M.Ö. VIII. yüzyılda Kimmerler ile başlayan bu hâkimiyet zinciri M.Ö.VI. yüzyıl'da İskitler ile devam etmiştir. İskitlerin hâkimiyetine Medler, Medlerin egemenliğine Persler ve Perslerin egemenliğine ise Makedonyalılar son vermiştir. M.Ö. IV. yüzyılda bir pers asilzadesi tarafından bölgede Pontus devleti kurulmuştur.

Doğu Karadeniz yöresinde Roma İmparatorluğu ile hâkimiyet kurma mücadelesine girişen Pontus devleti, M.Ö. 63 yılında yıkılmış ve Doğu Karadeniz yöresi Roma İmparatorluğu'nun hâkimiyeti altına girmiştir. Doğa koşullarının çok zorlu olduğu bölgede hem ticareti canlı tutabilmek hem de imparatorluğun gerekli gördüğü yerlere savaş gücünün olabildiğince çabuk ulaşmasını sağlamak amacı ile yol, kale ve liman gibi imar faaliyetleri yapılmıştır. Roma İmparatorluğunun bölünmesi ile M.S. 395 yılından itibaren Doğu Karadeniz yöresinin hâkimiyeti Doğu Roma İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu toplumsal birliği kuvvetlendirebilmek için Hıristiyanlığı etkin biçimde kullanmaya başlamıştır. Bu dönemde imparatorluğun resmi dili Latinceden Yunancaya dönüştürülmüştür. Bu dini baskılardan rahatsız olan Doğu Karadeniz yöresinin Can/Tcan/Tsan gibi adlarla tanımlanan yerli halkları belirli zamanlarda ayaklanarak imparatorluk merkezi Trabzon'a akınlar gerçekleştirmişlerdir.

Doğu Roma İmparatorluğu, Sasaniler, Araplar ve Türkler ile uzun yıllar süren savaşlar neticesi güçsüz duruma düşmüş ve IV. Haçlı seferi sonunda İstanbul'un Latinler tarafından istila edilmesi ile Anadolu sahasındaki egemenliğini de büyük ölçüde kaybetmiştir. Bu istila esnasında İstanbul'da bulunan Alexios Comnenos Gürcistan'a kaçmıştır. Halası Thamar'ın Kıpçak askerlerinden oluşturduğu Gürcistan ordusunun yardımı ile Bizans İmparatorluğuna bağlı eyaletin merkezi olan Trabzon şehrini işgal etmiş ve bu sayede 1204-1461 yılları arasında Doğu Karadeniz yöresinde egemenlik mücadelesi verecek olan Trabzon Rum Devleti kurulmuştur.

Bu süreç içerisinde Arhavi ve çevresi istilalar ve yağmalar görmüştür. Arhavi'nin ismi Roma İmparatorluğu döneminden itibaren Archabis olarak ifade edilmiştir. Arhavi'nin de içinde bulunduğu yöre 1461 yılından itibaren Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Arhavi ismi Osmanlı Devleti döneminde de değişmeden bugüne kadar gelmiştir. Şüphesiz ki Osmanlılar'ın bu yöreye ilgi göstermesinin en büyük nedeni Doğu Karadeniz yöresinin ticari ve stratejik yönden önemli olmasıdır. Bu amaçla, II. Murad döneminde ilk defa Trabzon'a sefer tertip (1442) edilmiştir. Ancak, yörenin fethi Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilmiştir. Böylece, Trabzon Rum Devleti ortadan kaldırılmış ve Doğu Karadeniz yöresi yavaş yavaş Osmanlı egemenliğine girmiştir.

2.2.2. Osmanlı'nın Fethinden Sonra Arhavi (1486-1583)

1486 tahriri, Arhavi ve çevresinin 1486 yılından önce Osmanlı egemenliğine girdiğini göstermektedir. 1486 tahririnde kaydına rastlanmayan Vilayet-i İskele, Vilayet-i Bağobit, Gönye/Gonio kalesi ve Gönye nahiyesine bağlı köyler Yavuz Sultan Selim'in Trabzon valisi olduğu dönem (1487-1510) içerisinde çıkılan Gürcistan seferi (1508) esnasında Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır. Yavuz Sultan Selim şehzadeliği döneminde Gürcistan beyliklerini Osmanlı Devleti'ne bağlamıştır. Tahta çıktıktan (1512) sonra Safeviler ile Doğu Anadolu ve Kafkasya hâkimiyeti için mücadelesini sürdürmüştür. Yavuz Sultan Selim'den sonra oğlu Kanuni Sultan Süleyman da aynı politikayı izlemiştir. Safevi propagandası sonucu Anadolu'da baş gösteren mezhep çatışmalarını önlemek ve bölgenin hâkimiyetini Safevilere kaptırmamak için 1533-1555 yılları arasında Doğu Anadolu'ya seferler düzenlemiştir. 1554 tahririne göre, 1533-1555 yılları arasında Doğu Anadolu ve Kafkasya bölgelerinde meydana gelen çarpışmalardan Arhavi kazasına tâbi Gönye/Koniya nahiyesi nüfus açısından fazla etkilenmemişken, Arhavi/Laz, Vilayet-i İskele ve Vilayet-i Bağobit/Beğlevan nahiyeleri bu çatışmalardan oldukça etkilenmişlerdir.

Osmanlı Devleti 1545 yılında Batum ve civarını fethetmiştir. 1564 yılında Gürcü beyi Rostima Gurieli Batum şehrini çok kısa süreliğine geri almıştır. Arhavi kazası bu dönemde Trabzon sancağından ayrılmış, Batum sancağına bağlanmıştır. XVI. yüzyılın ilk yarısında Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Kafkasya bölgelerinde Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında devam eden egemenlik mücadelelerine XVI. yüzyılın ikinci yarısında Rusya da dahil olmuştur. XVI. yüzyılın ikinci yarısından XVII. yüzyılın sonuna kadar bu üç ülke arasında devam eden güç mücadelesinin Doğu Karadeniz ve Kafkasya bölgesini ekonomik ve demografik anlamda etkilediği muhakkaktır.

2.2.2.1. İdâri Yapı

Fatih Sultan Mehmed Trabzon kentini fethettikten sonra, Doğu Karadeniz yöresinin fethedilmesi için Şehzadesi Bayezid'in lalası Hızır Bey'i görevlendirmiştir. Bu görevlendirme sonucunda Trabzon'dan itibaren Sarp sınır köyüne kadar olan Doğu Karadeniz yöresinin fethedildiği anlaşılmaktadır. M.T. Gökbilgin, XV. yüzyılda Trabzon Livasına ait bölge tahrir defterlerine rastlanmamıştır demekle birlikte, 1486 tarihli defter, bu yüzyılda bir tahrir işleminin gerçekleştiğini ve yörede Osmanlı egemenliğinin sağlandığını göstermektedir. Trabzon sancağına tâbi olan Arhavi kazası 1486'da yalnızca Arhavi/Laz nahiyesinden oluşmuştur. Arhavi kazasına ait ilk tahrir sonuçlarını kapsadığı düşünülen MAD-828 numaralı defterin 471. sayfasında idâri tanımlama Nahiye-i Laz olarak yapılmıştır.

1515-1520 yılları arasında Trabzon Livasının nereye bağlı olduğu hususunda belirsizlik olmakla birlikte, 1515 tahririnde Rum Beylerbeyi Şadi Bey'in dirlik tahsis etmiş olması, sancağın Rum Eyaletine bağlı olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. MAD-52 numaralı defter incelendiğinde, 522. sayfada "Nahiye-i Laz" ifadesi ile beraber, hemen altındaki satırda "Zeâmet-i Laz-ı Mağal" ibaresi görülmektedir. İdâri bünyede 1486 tahririnde gözükmeyen Vilayet-i İskele, Vilayet-i Bağobit ve Gönye/Koniya nahiyesi hâric-ez-defter olarak kaydedilmiştir.

Arhavi'nin 1530 tarihinde Rum Beylerbeyliğine bağlı olan Trabzon sancağının kazası olduğu TD-387 numaralı Muhasebe-İcmal defterinin 739. sayfasında bulunan "Kaza-i Arhova" kaydından anlaşılmaktadır. Arhavi'nin 1554 yılında Erzurum Beylerbeyliğine bağlı olan Trabzon livasına tâbi olduğu 1554 tarihli defterin 656. sayfasının ilk satırında "Kaza-i Arhavi" ve hemen alt satırında "Nahiye-i Laz tâbi kaza-i Arhavi" ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu tahrirde Arhavi/Laz nahiyesine tâbi nefs-i Makriyalu, Gönye nahiyesine tâbi nefs-i Gönye, Vilayet-i Bağobit'e tâbi nefs-i Bağobit isminde üç nahiye merkezi ve nahiyelere bağlı 51 köy bulunmaktadır.

1564 tahririnin tarihini tespit edecek herhangi bir kayıt deftere düşülmemiştir. Defterin yazıldığı dönemde Arhavi kazasının Erzurum Beylerbeyliğine bağlı Batum sancağına tâbi olduğu düşünülmektedir. TD-442 numaralı defterde "Kazâ-i Nahiye-i Arhavi ve nahiye-i Gönye ve nahiye-i Bağobit ve nahiye-i İskele" ifadesi ile Arhavi kazasının 4 nahiyeden oluştuğu anlaşılmaktadır. Defterde kayıtlı "Nahiye-i Laz, nâm-ı diğer Arhova" ifadesinden, her iki ifadenin de bölgeyi tanımlamak için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu dönemde Arhavi kazasına tâbi üç nefs ve 52 köy bulunmaktadır.

1583 tahrir defterinin kapağındaki ifadeden Arhavi kazasının Batum Livasına, diğer bir deyişle, müstakil hale gelen Batum Beylerbeyliği'ne tâbi bir kaza olduğu anlaşılmaktadır. Kazanın idâri statüsü 43a numaralı varakta bulunan fihristte "Der Kazâ-i Nahiye-i Arhavi" namıyla kayıt altına alınmıştır. 43b numaralı varakta "Nahiye-i Arhavi nam-ı diğer Laz" ifadesi ile Laz ve Arhavi isimlerinin aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. "Karye-i nefs-i Arhova" ifadesinden köyün Arhavi kazasının merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Vilayet-i Bağobit'in merkezi olan nefs-i Bağobit, "Karye-i nefs-i Bağobit tâbi-i Laz" ifadesi ile kaydedilmiştir. Gönye/Koniya nahiyesinin merkezi olan nefs-i Gönye/Koniya kaydedilmiş olup tâbi olduğu idâri ünite yazılmamıştır. Vilayet-i İskele nahiyesinin merkezi bu defterde de belirsizliğini korumaktadır.

2.2.2.2. Sosyal ve Kültürel Yapı

Osmanlı Devleti, Doğu Karadeniz yöresinin merkezi olarak kabul edilen Trabzon şehrini fethettikten sonra, Trabzon Rum Devleti'nin idarecilerinin devletin emniyetini tehdit eden tertiplerinin önüne geçmek maksadı ile Trabzon şehrinde 1461-1553 yılları arasında büyük bir kısmı sürgün yoluyla olmak üzere hem dışa dönük, hem de içe dönük olarak göç ve iskân politikası uygulamıştır. Bununla birlikte, iskân politikasının Trabzon'un doğusunda kalan Arhavi kazasında uygulandığına ilişkin tarihi bir kayıt bulunamamıştır.

Fetih döneminde Arhavi kazası "Canet, Çaneti, Lazlık" isimli bölgenin içinde yer almakta olup, kıyılarında Lazlar ve dağlık kesimlerinde Hemşinliler oturmaktadır. Kafkasya bölgesinin güneybatısında yer alan Arhavi kazası yerlilerinin, Kafkasya halkları olan Abhazlar ve Megreller ile yüzyıllar içerisinde birbirlerinden etkilenerek ortak bir yaşam oluşturmaları kaçınılmazdır. Bunun yanında, Arhavi kazasına bağlı olan Vilayet-i İskele ve Vilayet-i Bağobit bölgelerinde yaşayan Ahıska atabekleri ve Gürcüler ile Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren Doğu Karadeniz bölgesinin güney kesimlerine yerleştirilen Akkoyunlu boyları ve Dulkadirli Türkmenleri de bu ortak yaşamın ve kültürün içerisine dahil olmuşlardır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

3.1. Arhavi Kazasında İskân Birimleri

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: ARHAVİ KAZASINDA İSKÂN VE YERLEŞİM BİRİMLERİ

İnsanın doğal ortamla etkileşiminde yaşamını kolaylaştırabilmek ve sorumlulukları paylaşabilmek için oluşturduğu en küçük topluluk olan aile ile birlikte belirli bir alanda yaşamaya başlaması iskân veya yerleşme adını alır. Bu tanım dahilinde, bir aileyi barındıran en küçük yerleşim yeri mesken olup, meskenlerin yoğunluğuna göre iskân birimleri oluşur. Bu iskân birimleri süreklilik ifade eden şehir, kasaba, köy gibi üniteler ile dönemlik iskân yerleri olarak kabul edilen mezraa, yaylak, kışlak gibi çeşitli ünitelerden oluşmaktadır. Bu yerleşim birimlerinin oluşumunda ve devamlılığında yağış, sıcaklık, yükseklik, yeraltı, yerüstü su kaynakları ve orman gibi fiziki coğrafya faktörlerinin yanında, tarım, ulaşım, madencilik, sanayi, ticaret ve turizm gibi beşeri ve ekonomik coğrafya faktörleri de etkili olmuştur.

Osmanlı Devleti, devletin devamlılığını sağlayan sistemin temeli olarak iskânı, Türk ve İslam kültürü temel faktörleri dahilinde ele almış ve fethettiği yerlerde bu faktörler dahilinde yaşam düzeni oluşturmaya ve bu düzenin kalıcı olmasını sağlamaya çok önem vermiştir. Arhavi kazasındaki iskân uygulamalarına bakıldığında, Osmanlı Devleti'nin bölgede hâkimiyet sağladığı andan itibaren, bölge halkı ile devletin çok kısa süre içerisinde kaynaştıkları görülmektedir. 1486-1583 yılları arasını kapsayan veriler incelendiğinde, mevcut idâri ünitelerin tamamının sürekliliklerini devam ettirmiş olmaları bu kaynaşmanın isbatı olarak kabul edilebilir.

Osmanlı Devleti'nin bölgeyi fethinden sonra, 1486-1583 yılları arasında Arhavi kazasına bağlı iskân birimlerinin sayısında Anadolu'nun diğer bölgelerinin aksine, büyük oranda artış veya eksilme yaşanmamıştır. 1486 tahririndeki belirsizliklerin haricinde tanzim edilen 1515, 1530, 1554, 1564 ve 1583 tahrirlerinde köy sayılarında eksilme olmadığı gibi, tam tersine, 1554 tahririnde fethedilerek deftere girmiş olan (Maradid, Kadabhiya, Miyrevet) köylerle birlikte iskân birimlerinin sayısında artış olmuştur.

Osmanlı Devleti'nin XVI. yüzyılın sonlarında yaşadığı siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntıların yarattığı "Celali İsyanları" gibi toplumsal hareketlenmelerin bölgede etkili olduğuna dair mühimme kayıtlarında önemli veriler bulunmaktadır; 1593 tarihli bir kayıtta İskender oğlu Rüstem adlı bir timar sahibinin bölge halkına zulmettiği görülürken, başka kayıtlarda eşkıyanın bölgedeki faaliyetlerine, isyan hareketlerine zaman zaman rastlanılmaktadır. Bu durum karşısında, Osmanlı Devleti'nin reâyâyı korumak adına eşkiyayı cezalandırmak, olaylardan etkilenerek yerini yurdunu terkeden insanların geriye dönüşlerinde her türlü yardımı yapmak gibi tedbirleri aldığı anlaşılmaktadır. Celali isyanlarının Anadolu sahasında sebep olduğu tahribatın Arhavi kazası genelinde çok etkili olmadığı düşünülmektedir; Arhavi kazasına tâbi tek bir köyün bile terkedilmemesi veya yok olmaması bu düşünceye delil olarak gösterilebilir. Bu nedenle, Doğu Karadeniz bölgesinin Celali isyanlarından ziyade, Osmanlı Devleti ile Safeviler ve Gürcüler arasında meydana gelen çatışmalardan etkilendiği düşünülmektedir.

Tahrir defterleri ve diğer arşiv belgeleri bazında yapılan inceleme neticesinde 1486-1583 yılları arasında Arhavi kazasında devlet veya devlet ileri gelenlerinin desteği ile kurulmuş olan vakıf veya imaret gibi dini ve sosyal kurumlar şimdilik tespit edilememiştir. Osmanlı Devleti XV. ve XVI. yüzyıllar içerisinde Arhavi kazasında devlet olarak gerekli kurumsal yapılanmayı sağlayamamış gözükmekle birlikte, fetihten önce Arhavi kazasında kendine özgü yerleşik hayatın devam ediyor olması devletin işini kolaylaştırmıştır. Bu nedenle devletin herhangi bir yerde şenlendirme veya düzenleme için zorlama, sürgün gibi bir uygulamasının olmadığı, aksine, mevcut yerleşim düzeninin ve dolayısıyla tebaanın korunması için gerekli bütün önlemleri aldığı görülmektedir.

3.1. İskân Birimleri

3.1.1. Arhavi Kazası

Kaza, Osmanlılar'da kadı'nın yetki bölgesi ve günümüzde ise idâri ve ticari anlamda belli bir bölgenin merkezi konumundaki nahiyeler ile köylerden oluşan coğrafi bölge olarak tanımlanmaktadır. Bu gelenek dahilinde, gerek 1486 tahrir defterinde yer alan kayıt gerekse diğer arşiv belgeleri Arhavi'nin, kaza statüsünde bir yerleşim ünitesi olduğunu göstermektedir. Arhavi kazası ve nahiyesinin merkezi olarak kabul edilebilecek tek yerleşim yeri Arhavi köyü gözükmektedir.

3.1.2. Arhavi'nin Nahiyeleri

Nahiye, coğrafi ve idâri bakımdan muayyen bir bölge veya birim olarak tanımlanmaktadır. 1486 tahririnde Arhavi kazasına bağlı sadece Arhavi/Laz nahiyesi bulunmaktadır. 1515 tahririnde; Gönye, Vilayet-i İskele (İçkale) ve Vilayet-i Bağobit nahiyelerinin eklenmesi ile nahiye sayısı dörde çıkmıştır. Bu nahiyelerin çok eskiye dayanan iskân yapılarının olduğu anlaşılmaktadır. Arhavi'ye tâbi bu nahiyeler 1515-1583 yılları arasında mevcudiyetlerini devam ettirmişler ve herhangi bir isim değişikliğine uğramamışlardır.

Gönye ve Bağobit nahiye merkezleri bütün tahrirlerde "Nefs" olarak kaydedilmiş, Arhavi/Laz nahiyesi bünyesinde bulunan Makriyalu (Kemalpaşa) nahiyesinin merkezi ise defter kayıtlarında bazen "Nefs", bazen de "Karye-i Nefs-i ..." olarak ifade edilmiştir. Bu merkezlerin 1486-1583 yılları arasında herhangi bir değişikliğe uğramadıkları defter kayıtlarından anlaşılmaktadır. 1564 ve 1583 tahrirlerinde Arhavi/Laz nahiyesinin merkezine ilişkin tam bir tespit yapılamamakla beraber, bu tahrirlerin Arhavi kazasına ait bölümünde kaydedilen ilk köyün Arhavi olması Arhavi/Laz nahiyesinin merkezinin Arhavi köyü olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Vilayet-i İskele nahiyesinin merkezi (nefs) tespit edilememiştir. Vilayet-i Bağobit'in merkezi defterde "Nefs-i Bağobit tâbi-i Laz" ifadesi ile yer almaktadır. Gönye nahiyesinin merkezi defterlere kaydedilmiş olup, tâbi olduğu idâri ünite kaydedilmemiştir.

3.1.3. Arhavi'nin Köyleri

İnsanların işledikleri tarla, bağ ve bahçe gibi şahsi mülkleri ile beraber otlak ve yaylak gibi ortak yaşam alanlarını paylaştıkları ve nüfusu 2000 kişiden az olan en küçük idâri üniteye köy denmektedir. Köylerin yerleşimleri toplu veya dağınık olsa da temel fonksiyonları hep aynı kalmıştır. Osmanlı Devleti'nin varlığını devam ettirmek için toprak tasarrufu, vergilendirme ve taşra yönetim sistemini çok iyi organize ettiği görülmektedir. Bölgenin sınıra çok yakın olması nedeni ile derbendci, köprücü, küreci, çeltükçi, okçu, yağcı gibi görevlendirmelerin yapılmış olması gerektiği düşünülmekle birlikte, 1486-1583 yılları arasındaki tahrir defterlerinde Arhavi kazası köylerine ilişkin böyle bir görevlendirme tespit edilememiş olup, bütün köyler tarım üretimi üzerinden vergilendirilerek kayıt altına alınmışlardır.

Arhavi kazasına tâbi köylerin değerlendirmesine başlanan 1486 tarihli defter, dirlik tahsisleri esas alınmak suretiyle tanzim edilmiştir. Ancak, timar tahsisi yapılan bazı köylerin bağlı olduğu nahiye veya diğer idâri birimler 1486 tahririne yazılmamış veya eksik yazılmıştır; Atina (Pazar) veya Rize kazasına tâbi olması gereken köy, Arhavi kazasında veya başka bir kaza bünyesinde kayıt altına alınmıştır. Bu eksikliklerle düzenlendiği düşünülen 1486 tarihli deftere göre Arhavi nahiyesi dahilinde kayıt altına alınmış olan idâri üniteler 1 nefs ve 32 köy olarak gözükmektedir.

1486 tahririnde Laz nahiyesine kaydedilmiş olan 11 köy 1515 tahririnde gözükmemektedir. 1486 tahririnde gözükmeyen 6 köy (Kay/Hopa, Çaçorivat, Pazin, Abu, Yakovit, Zuğu/Zoğo) ise 1515 tahririnde kaydedilmiştir ve bu altı köy 1515-1583 yılları arasında düzenlenecek olan 5 tahrir döneminde de kayıtlarda yer almışlardır. Yine bu dönemde Zatrikando köyü bölünmüş ve "Küçük Zatrikando" isimli yeni bir köy teşekkül etmiştir. Bu ilave ve eksilmeler neticesinde, Arhavi/Laz nahiyesi, 2'si kale (Arhavi ve Kise), 28'i köy ve 1'i nefs (Nefs-i Makriyalu) olmak üzere 31 idâri üniteden oluşmuştur.

1515 tahririne göre, yeni fethedilerek Arhavi kazasına bağlanan üç nahiye vardır: Gönye/Koniya nahiyesi 1 nefs, 6 köy ve 1 kaleden; Vilayet-i İskele nahiyesi 8 köyden; Vilayet-i Bağobit nahiyesi 1 nefs ve 6 köy olmak üzere 7 idâri üniteden oluşmuştur. 1515 senesinde Arhavi kazası genelinde 3 nefs ve 48 köy ile Arhavi, Kise ve Gönye/Koniya kaleleri dahil olmak üzere toplam 54 idâri ünite vardır. Bu 54 idâri ünite güncel kazalar olarak değerlendirildiğinde, Rize iline bağlı Fındıklı (Vitze/Viçe) ilçesi, Artvin iline bağlı Arhavi, Hopa, Borçka ilçeleri ve Gürcistan sınırları içerisinde bulunan Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum şehrine bağlı Gonio nahiyesini kapsamaktadır. Bu dönemden sonra düzenlenen 1530/1554/1564 ve 1583 tahrirleri bazında da bütün idâri üniteler aynı bölgeler içerisinde devamlılıklarını sürdürmüşlerdir.

1530 senesi tahrir kayıtlarına göre yerleşim birimlerinde değişiklik olmamakla birlikte, kayıtlarda bazı farklılıklar göze çarpmaktadır: Büyük Zatrikando ve Küçük Zatrikando köyleri beraber yazılmış, ayrı iki köy olan Arhavi/Laz nahiyesine tâbi Kıvarivat ve Gönye nahiyesine tâbi Kıvarivat köyleri de beraber yazılmıştır. Bu nedenle 1530 kayıtlarında Arhavi/Laz nahiyesi 2 kale, 28 köy olmak üzere 30 idâri üniteden oluşmuştur. Vilayet-i İskele nahiyesi 8 köyden, Vilayet-i Bağobit nahiyesi 1 nefs ve 6 köy olmak üzere 7 idâri üniteden meydana gelmektedir. Gönye/Koniya nahiyesi ise 1530 tahririnde 1 nefs ve 5 köy olarak kaydedilmiştir; 1515 tahririnde kaydedilmiş bulunan Gönye/Koniya kalesi, 1530'da Gürcüler tarafından geri alınmış olduğundan defter kayıtlarında gözükmemektedir. 1530 tahririne göre Arhavi kazası 2 nefs, 47 köy ve 2 kale olmak üzere 51 idâri üniteden oluşmuştur.

1554 tahririnde, 1530 tahririnde müşterek kaydedilen köylerin kayıt hatası düzeltilerek ayrı ayrı kaydedilmişlerdir. Bu düzeltmeler ile Arhavi/Laz nahiyesi 1 nefs ve 28 köyden oluşmaktadır. 1530 tahririnde 1 nefs ve 6 köy olarak gözüken Nahiye-i Gönye/Koniya 1554 tahririnde 1 nefs ve 9 köy olarak kaydedilmiştir; yeni fethedildikleri anlaşılan Miyrevet, Maradit ve Kadabhiya isimli köyler bu tahrir döneminde hâric-ez-defter kaydı ile idâri üniteye dahil olmuşlardır. Vilayet-i İskele nahiyesi 8 köyden, Vilayet-i Bağobit nahiyesi 1 nefs ve 6 köy olmak üzere 7 idâri üniteden meydana gelmiştir. Arhavi kazası, nahiyeler genelinde 3 nefs ve 51 köy bulunmaktadır.

1554 tahririnde Kise köyüne dahil olduğu düşünülen Başkise köyü 1564 tahririnde ayrı bir köy olarak kaydedilmiştir; bu nedenle 1564 tahririnde Arhavi/Laz nahiyesine bağlı 1 nefs ve 29 köy bulunmaktadır. Vilayet-i Bağobit 1 nefs ve 6 köyden, Vilayet-i İskele 8 köyden, Gönye/Koniya nahiyesi ise 1 nefs ve 9 köyden oluşmaktadır. Arhavi kazası, nahiyeler genelinde 3 nefs ve 52 köyden meydana gelmiştir.

1583 tahririnde Arhavi/Laz nahiyesine tâbi 1 nefs ve 29 köy bulunmaktadır; Vilayet-i Bağobit 1 nefs ve 6 köyden, Vilayet-i İskele 8 köyden, Gönye/Koniya nahiyesi ise 1 nefs ve 9 köyden oluşmuştur. 1583 tahririne göre Arhavi kazası genel olarak değerlendirildiğinde 1564 tahririnde olduğu gibi 4 nahiyeden oluşmuş, nahiyelere tâbi 52 köy bulunmaktadır. Anadolu genelinde düzenlenen her tahrir defterinde kayıt altına alındığı görülen mezra ve yaylak gibi iskân birimleri Arhavi kazası tahrirlerinde yoktur; özellikle Doğu Karadeniz yöresi için önemini bugün dahi koruyan yaylaların kaydedilmemiş olması düşündürücüdür.

1486-1583 dönemini kapsayan incelemelerden elde edilen verilere göre, Arhavi kazasına tâbi 55 iskân yeri bulunmaktadır. Bu iskân yerlerinden Gönye/Koniya nahiyesine bağlı olan 10 iskân yerinin 8 tanesi, Gürcistan Acara Özerk Cumhuriyeti'nin yönetim merkezi olan Batum şehrine bağlı Gonio kazasına bağlı olup, aynı isimlerini muhafaza etmektedirler. Maradid köyünün Gürcistan ile Türkiye arasında ikiye bölündüğü, Kadabhiya köyünün (Çavuşlu) ise Borçka nahiyesine bağlı köy statüsünde olduğu görülmektedir. Chala deresi üzerinde kurulmuş olan Vilayet-i İskele nahiyesine bağlı 8 köyün tamamına yeni isim verilmiştir. Çoruh nehrinin batısında kalan Vilayet-i Bağobit nahiyesinin ismi önce Beğlevan, daha sonra ise Güreşen olarak değiştirilmiş ve köy statüsüne indirilmiştir; nahiyeye bağlı 6 köyün isimleri (Erciye/Örücüler, Succine/Boğazköy, İpsicine/Güneşli, Çikait/Kısıklı, Bahiya/Selimiye-Yeşilköy, Lohaye/Selimiye-Yeşilköy) 1486-1583 yılları arasında değişmemiş, 1836 tarihinde köylerin isimleri, 1946 yılında ise köy statüleri mahalle olarak değiştirilmiştir.

Doğu Karadeniz sahili boyunca Fındıklı, Arhavi ve Hopa kazalarını içine alan Arhavi/Laz nahiyesi 1583 senesi itibarıyla 30 iskân yeri olarak gözükmektedir. Bu iskân yerlerinden yedi köyün (Kokanvat, Büyük Zatrikando, Küçük Zatrikando, Çaçuryan, Kondorakis, Martinvat) yerleri tespit edilememiştir. Tahrir defterlerinin taraması sonucunda yapılan ilk saptama, Arhavi/Laz nahiyesine tâbi 1 nefs ve 29 köyün tamamının 1486-1583 yılları arasında varlıklarını sürdürdükleri olmuştur. 1835 yılı nüfus defterleri ile yapılan mukayese neticesinde ise yedi köyün isimleri tespit edilememiştir; bu köylerin tespiti için 1564 ve 1583 tarihli tahrir defterlerinin hane altlarında yazılı olan mevki isimleri ile "Artvin Yer Adları Sözlüğü" ve "Svacoxo-Laz Yer Adları Sözlüğü" isimli kitaplardan tespit edilen mevki isimleri arasında eşleştirme yapılmıştır. Bu eşleştirme ve Müslim/gayrimüslim nüfus oranlarına göre yapılan mukayese sonucu, Kıvarivat, Zatrikando, Kokanvat ve Çaçuryan köylerinin günümüz Fındıklı kazası sınırları dahilinde, Martinvat köyünün Arhavi kazası sınırları içerisinde olma ihtimali yüksek görülmüştür; Kondorakis köyü nüfus oranlamasına göre Hopa kazası sınırları içerisinde görünmekle birlikte, mevki eşleşmesinde Arhavi kazası sınırları içerisinde bulunan Piryazen ve Kordela bölgeleri ile eşleşmektedir, bu da Arhavi'nin bu bölgelerinden Kondorakis köyüne göç yaşanmış olabileceği ihtimalini akla getirmektedir.

Tüm bu bilgilerden sonra, 1486-1583 yılları arasında Arhavi kazasına bağlı iskân yerleri incelendiğinde, 1486 tahririnde kayıtlı olup, daha sonra düzenlenmiş tahrirlerde kaydedilmemiş olan 11 köyden başka kayıp olmadığı tespit edilmiştir. 1515 tahririnde Arhavi kazasına dahil olan 3 nahiye ve köyler ile beraber bütün idâri ünitelerin 1583 tahririnde de devamlılıklarını muhafaza ettikleri görülmektedir. Diğer bir deyişle, XVI. yüzyıl içerisinde Anadolu sahasında yaşandığı söylenen iskân yerlerinin sayısında meydana gelen artış veya devamındaki kaybolma/yok olma süreci Arhavi kazasında yaşanmamıştır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

Arhavi Kazası Köy İsimleri (1486-1583) ve Günümüz Karşılıkları

Tablo 4 — Arhavi Kazası Köy İsimleri Tablosu (1486-1583)

Aşağıdaki tablo, kitaptaki Tablo-4'ün OCR ile okunabilen kısmının sadeleştirilmiş halidir; köyün 1583 tahririndeki adı, idari birim türü ve tespit edilen günümüz karşılığı verilmiştir (ayrıntılı yıl-yıl karşılaştırma tablosu OCR bozulmaları nedeniyle güvenilir şekilde aktarılamadığından [okunamadı] olarak işaretlenmiştir).

Sıra 1583 Adı İdari Birim Günümüz Karşılığı
1 Pabuççı Köy Çınarlı
2 Viçe Kaza Fındıklı
3 Çakadon Köy Göksu
4 Orçi Köy Üçırmak
5 Moksohora Köy Kıyıcık
6 Abislaha Köy Esenkıyı
7 Kokanvat Köy [okunamadı]
8 Sundura Köy Sundura (Hopa)
9 Kise Köy Kise
10 Başkise Köy Kise
11 Kapistro Köy Güngören
12 Arhavi/Arhova Kaza Arhavi
13 Kıvarvat Köy Savaskiri/Çurçeva
14 Sumle Köy Sümer
15 Zatrikando Köy [okunamadı]
16 Küçük Zatrikando Köy [okunamadı]
17 Çaçuryan Köy [okunamadı]
18 Martinvat Köy [okunamadı]
19 Sidere Köy Derecik
20 Kondorakis Köy [okunamadı]
21 Makriyalu Nahiye Kemalpaşa
22 Ostorovil Köy Liman
23 Misopotamya Köy Dereiçi
24 Sarpu Köy Sarp
25 Kay/Hopa Kaza Hopa
26 Çaçorivat Köy Peroniti
27 Pazin Köy Piskala/Arılı
28 Abu Köy Çağlayan
29 Yakovit Köy Kavak
30 Zoğo Köy Ihlamurlu
31 Borçha Kaza Borçka
32 Vakora Köy Küçükköy
33 Kostaniç Köy Kestanelik
34 Çat Köy Çat
35 Çençalazin Köy Düzköy
36 Mamanat Mahalle Elmalı
37 Makreti Köy Kale
38 Şahandoro Köy Fındıklı (mahalle)
39 Erciye Mahalle Örücüler
40 Succine Mahalle Boğazköy
41 İpsicine Mahalle Güneşli
42 Çikait Köy Kısıklı
43 Bahiya Mahalle Selimiye/Yeşilköy
44 Bağobit Köy Güreşen
45 Lohaye Mahalle Selimiye/Yeşilköy
46 Siminvat — Simonet
47 Gönye — Gonio
48 Kıvarivat (Gönye) — Kıvariati
49 Anebolı — Ombolo
50 Maho — Makho
51 Halinar — Charnali
52 Hoçavur — Khelvachauri
53 Mirvat/Miyrevet Köy Miyrevet
54 Maradit Köy Muratlı
55 Kadabhiya Köy Çavuşlu

Not: 1486 tahririnde kayıtlı olup sonraki tahrirlerde görülmeyen ve yeri tespit edilemeyen köyler (Kalde/Kalda, Makrit, Galad/Galada, Manakando, Okutpe, Açripani/ti, Çağconvat, Miroğu, Ova, Pajlivi, Lahora) tabloda OCR bozulmaları nedeniyle [okunamadı] olarak bırakılmıştır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

3.2. Yerleşim Yerlerinin Hukuki Statüsü

3.2. Yerleşim Yerlerinin Hukuki Statüsü

Osmanlı Devleti, 1300-1600 yılları arasında küçük bir aşiret yapılanmasından büyük bir devlet olmayı gerektiren siyasi ve ekonomik politikaları belirlemiş ve bu politikaların yürümesini sağlayacak kurumları çok iyi organize etmiştir. Sahip olduğu topraklar üzerinde devleti egemen kılmak için toprak idaresine temel teşkil eden timar sistemini oluşturmuştur. Dönemin koşullarında ülke genelinde para dolaşımının çok zor olduğu gerçeğinden hareketle, timar sistemini işler hale getirebilmek için eyaletlere ayırmış olduğu topraklar üzerindeki bütün gelir kaynaklarını ayrıntılı olarak belirleyecek tahrirler tertip ettirmiştir. Bu tahrirler neticesi belirlenen gelir kalemleri devletin gücünü temsil eden görevlilere dirlik olarak tahsis edilmiştir. Bu sayede devlet hem hizmetinde bulunanların geçimini sağlamış hem de reâyâyı kollayıp, kontrol altında tutabilmiştir.

Osmanlı Devleti'nde toprak, hukuki olarak miri, mülk ve vakıf arazi şeklinde tasnif edilmiş olmakla birlikte, temel olarak toprağın idâresi ve idâri statü değişimi devletin kontrolündedir. Miri arazinin sahibi devlettir ve kendi uhdesindeki araziyi işletme, işletme için birilerine kiralama veya devlet adına yapmış olduğu hizmetlere mukabil şahıslara verme hakkı tamamen devlete aittir. Bu nedenle devlet kendisine ait arazilerin idâri ve askeri olarak kontrolünü sağlamak amacıyla, kadim gelenek olan timar sistemini geliştirerek uygulamaya devam etmiştir. Sağlanan gelirlerin devlet idaresinde gerekli olan ihtiyaçlar dahilinde tahsisinde, öncelikli olarak sultan, devamında vezirler ve beyler için ayrılan hâslar, daha sonra, zeâmet ve timarlar gelmektedir.

Daha önce de ifade edildiği üzere 1486-1583 tarihleri arasında düzenlenmiş olan defterlerde Arhavi kazasına ait bir vakıf kaydına rastlanmamıştır. Bu çalışmanın dönemini ve Arhavi kazasını kapsamasa bile, Batum sancağında malikâne-divani sistemi uygulandığı 1117/1704 tarihli bir belgeden öğrenilmektedir. Bununla birlikte, Arhavi kazası kayıtlarında baştina tabir edilen ve çiftlik ebadında olduğu düşünülen mülk kayıtları tespit edilmiştir.

Arhavi kazasının 1486, 1515, 1530 ve 1554 senelerine ait defter kayıtlarındaki timar tahsisatları M. Hanefi Bostan'ın çalışmasında değerlendirilmiştir. 1564 yılına ait icmal defteri bulunamadığı için bu tahrir dönemine dair bir değerlendirme yapılamamaktadır. 1583 yılına dair timar düzeni ise BOA-TD-613 ve TKGM-KKA-TD-327 numaralı icmal defterlerinden tespit edilmiştir.

3.2.1. Hâslar

Hâs, timar sistemi içerisinde, padişaha, devlet harcamaları (Havâss-ı Hümayun) ve hanedan mensupları ile vezir, beylerbeyi gibi devlet ileri gelenlerine şahsi harcamaları için ayrılan (ümerâ hâssı) ödenektir. Devletin tahsil edeceği vergiler üzerinden yapılan timar tahsisleri kanunnameler ile belirlenmiştir. Padişah ve hanedan mensuplarının dışındaki devlet görevlilerinin timar tahsisatları görevde bulundukları süre için geçerli olup, bu tahsisat karşılığında devlete karşı yerine getirmek zorunda oldukları yükümlülükleri vardır.

1583 yılına ait Trabzon-Batum Beylerbeyi hâs gelirlerinin Arhavi kazasından sağlanan kısmı TD-613 numaralı icmal defterinde kayıtlıdır. Söz konusu icmal defterine göre 734.859 akçe olan Trabzon-Batum Beylerbeyi hâslarının 332.184 akçesi Batum sancağı gelirlerinden sağlanmaktadır. Batum sancağı gelirinin 168.756 akçesi ise Batum sancağına tabi olan Arhavi kazasından gelmektedir. Bu gelirin 45.061 akçesi Arhavi nahiyesinin köylerinden, 123.695 akçesi Gönye nahiyesinden elde edilmektedir. Arhavi kazasının 1583 senesinde genel vergi geliri, 4 nahiyeye tâbi köylerin timar hasılı olan 376.370 akçe ve mahsul geliri olan 98.745 akçe toplamından oluşan 475.115 akçedir ve bu gelirin yaklaşık %35,5'lik kısmı hâslara tahsis edilmiştir.

Bu bölümdeki Tablo 7 (Arhavi Köyleri Dirlik Tahsis Tablosu, 1486-1583), köy bazında yıllık vergi hasılı (akçe) verilerini içermektedir; ancak kaynak taramadaki OCR bozulmaları nedeniyle sütunlar büyük ölçüde karışmış olduğundan ayrıntılı köy-yıl eşleştirmesi [okunamadı] olarak işaretlenmiştir. Metinde geçen genel toplamlar güvenilir şekilde okunabilmektedir: Arhavi kazası toplam dirlik geliri 1486'da 75.920 akçe, 1515'te 170.000 akçe, 1530'da 170.600 akçe, 1554'te 184.117 akçe, 1564'te 222.022 akçe (yalnız Arhavi/Laz nahiyesi) ve 1583'te 271.113 akçedir (yalnız Arhavi/Laz nahiyesi); nahiye bazında dağılım (İskele, Bağobit, Gönye) ve kazanın 1583 genel toplamı olan 376.370 akçe metin içinde ayrıca doğrulanmaktadır.

3.2.2. Zeâmetler

Osmanlı Devleti'nin timar sisteminde 20.000 ile 100.000 akçe arasında tahsis edilen dirliklere zeâmet, bu tahsisatı hakedenlere ise zaim denmektedir. Eyaletlerde görev yapan defterdarlar, alay beyleri, kale dizdarları, divan katipleri gibi devlet görevlileri zeâmet grubuna dahil devlet görevlileridir. Timar sahipleri muharebelerde gösterdikleri kahramanlıklar neticesinde terakki alarak zaim olabilirlerdi. Zeâmet, zaimin ölümüne kadar kendisine ödenirdi.

TD-327 numaralı defter kayıtlarına göre, Batum sancağına tâbi Arhavi ve Atina kazalarına ait 13 zeâmet kaydı bulunmaktadır. Arhavi kazası idâri ünitelerinden 33 hisse karşılığı 138.208 akçe vergi tahsilatı gözükmektedir. TD-613 numaralı Trabzon sancağına ait defterde kayıtlı 6 zaime ise 7 timar hissesi için 34.222 akçe tahsis edildiği tespit edilmiştir. Diğer bir deyişle, 19 zaime 40 hisse karşılığı 172.430 akçe timar tahsis edilmiştir; bu tahsisat, Arhavi kazasının toplam gelirinin yaklaşık %36,3'lük kısmına denk gelmektedir.

TD-327 ve TD-613 numaralı icmal defterlerinden elde edilen bilgiler ile oluşturulan Tablo-8'deki verilere göre, kaydı yapılan 19 zâimin isimleri yazılırken, sadece 6 zâimin görev tanımlamaları kaydedilmiştir. Bu tanımlamalardan hareketle, Faş kalesi miralayı Osman Bey'e Ostorovil ve Abislaha karyelerinden timar tahsis (17.500 akçe) edilmiştir. Osman Bey ile beraber 10 zaimin daha 20.000 akçe üzerinde dirlik gelirleri vardır, fakat bu tahsisatların tamamı Arhavi kazasından değildir; sadece, Divan-ı Hümayun katibi olduğu anlaşılan Mahmud'a dirliğinin tamamı (20.700 akçe) Yurtluk-Ocaklık olarak Arhavi kazasından tahsis edilmiştir. Geri kalan 8 zaimin ise 3.000 akçe ile 17.730 akçe arasında değişen miktarlarda dirlik geliri elde ettikleri anlaşılmaktadır.

Tablo-8 (Mir Miran ve Zeâmet Sahipleri ve Gelirleri, 1583), Tablo-9 (Timar Sahipleri ve Gelirleri, 1583) ve Tablo-10 (Dirlik Tahsis Oranları, 1583) kaynak taramada OCR bozulmaları nedeniyle kişi adı/köy/miktar sütunları güvenilir şekilde ayrıştırılamadığından ayrıntılarıyla [okunamadı] olarak işaretlenmiştir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.1. Arhavi Kaza Nüfusunu Oluşturan Unsurlar

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: ARHAVİ KAZASININ NÜFUSU

4.1. Arhavi Kaza Nüfusunu Oluşturan Unsurlar

Tarih bilimi, yaşadıkları zaman, yaşadıkları yer ve nüfus potansiyelleri belli olan bir topluluğun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda kazanımlarını belirler. Nüfus bilindiği gibi, bir bölge, bir köy, bir şehir veya bir ülkede belirli bir zaman diliminde yaşayan insanların toplamıdır. Demografi ise nüfusun yapı ve özelliklerini inceleyerek, meydana gelen değişimleri tespit eden bilim dalıdır.

Osmanlı Devleti, devletin devamlılığını sağlayan gelirleri kontrol altında tutmaya çalışmış ve bu kontrolü tahrir defterleri ile sağlamıştır. Defterlerde, vergiye tâbi yetişkin erkek nüfus; tasarruf ettikleri toprak miktarı, baba adları, meslek ve statülerini bildiren ibareler veya işaretler ile kayıt altına alınmıştır. Din görevlisi, hasta ve yaşlı olduğu için vergiden muaf tutulan kişi ve gruplar yazılmıştır; ergenlik yaşına ermemiş erkek ve kız çocukları ile kadınlara kayıtlarda yer verilmemiştir. Bu nedenle hane nüfusunu net olarak tespit etmek mümkün değildir.

Trabzon sancağına bağlı Arhavi kazasında 1486, 1515, 1530 ve 1554 senelerinde düzenlenen tahrir defterlerinde, hane, bive, mücerred, baştina, müsellem gibi ayrıntı kalemleri bulunmakta ve kanunnameler ile belirlenen bu kalemlerin vergi miktarlarının da farklı olduğu anlaşılmaktadır. 1486-1583 tarihleri arasında düzenlenen bütün tahrirlerde çift hane tabir edilen vergiye tâbi erkek nüfusun baba adları kaydedilmekle birlikte, meslek ve statülerine ilişkin herhangi bir ibare ve vergi mükellefinin işlediği toprak miktarını belirleyen işaretlemeler bulunmamaktadır.

Ekonomisi tarıma dayalı Orta ve Doğu Karadeniz yöresinde ekilebilecek arazi çok sınırlıdır. Arazinin vadiler ile yarılmış ve çok eğimli olması hayvan gücü ile sürülmesini çok zorlaştırmaktadır; bu nedenle tarım insan gücüne dayalı olarak yapılmaktadır. Defter kayıtlarına göre, sadece Arhavi köyünde 1583 tahririnde 61 hane (305 kişi) ispenç veya bennak ödememiş gözükmekte olup, geçimini topraktan sağlamayan ahali olmaları ihtimal dahilindedir.

Arhavi kazası genelinde 1486-1583 yılları arasında düzenlenen altı tahrirde gayrimüslim hanelere 25 akçe resm-i ispenç, 1515-1583 yılları arasında düzenlenen beş tahrirde Müslüman hanelere 12 akçe resm-i bennak tahakkuk ettirilmiştir. Diğer bir deyişle defterlerin tamamında Müslim ve gayrimüslim nüfus tespiti resm-i ispenç ve resm-i bennak tutarına göre yapılmıştır.

1486 tahririnde müslümanlar vergiden muaf tutulmuş, nevmüslim olanlar ise 25 akçe resm-i ispenç ödemişlerdir. 1515, 1530 ve 1554 tahrirlerinde nevmüslim kaydedilenlerin resm-i ispenç vergisi yerine resm-i bennak ödemeye başladıkları gözükmektedir. 1564 ve 1583 tahrir kayıtlarında nevmüslim ifadesi yerine müselman ifadesi kullanılmıştır. Gayrimüslim ve Müslim temel ayrımında haneden sonra bekâr erkek olarak tanımlanan mücerred nüfus bulunmaktadır; gayrimüslim mücerredler altı tahrir döneminde de 25 akçe resm-i ispenç ödemeye devam etmişlerdir. Müslim mücerred grubundan 1486, 1515, 1530 ve 1554 tahrirlerinde vergi alınmamış olup, 1564 ve 1583 tahrirlerinde 6 akçe resm-i mücerred tahakkuk ettirilmiştir. Bive (dul kadın), 1486, 1515 ve 1530 tahrir dönemlerinde 6 akçe vergi tahakkuk ettirilmiş vergi mükellefi olarak kayıt altına alınmış, 1554, 1564 ve 1583 tahrirlerinde herhangi bir kayda rastlanılmamıştır.

Devlet tarafından verilen belli görevleri yerine getirmelerinin karşılığında belli vergilerden muaf tutulan hizmetli olarak tanımlanan müsellem topluluğu 1486 tahririnde resm-i ispençten muaf tutulmuştur. 1515, 1530 ve 1554 tahrirlerinde, "cemaât-i Müsellem-i Kadim" veya "Cemaât-i Müsellem-i Cedid" adı altında kaydedilmiş olan müsellemler dini durumlarına göre resm-i ispenç veya resm-i bennak ödemişlerdir. Müsellemlerin haricinde, Arhavi ve Gönye/Koniya nahiyelerinin sahillerini Abazaların yapmış olduğu saldırılardan koruyabilmek için "Cemaât-i Martolosyan" olarak ifade edilen bir topluluğa görev verilmiştir; bu topluluk 1554, 1564 ve 1583 tahrirlerinde kayıt altına alınmıştır. Kendileri sefere gitmeyip, giden müsellemlere sefer müddetince harçlık vermekle sorumlu olan yamak topluluğu ise 1486 tahririnde hane ve mücerred olarak kaydedilmiş, daha sonraki tahrir defterlerinde kaydedilmemiştir. Reâyâya olduğu gibi asker kökenli şahıslara da tapu ile verilen ve mülk çiftlik olarak ifade edilen baştinalar, 1486-1583 tarihlerini kapsayan altı tahrir döneminde de mevcuttur.

İncelenmiş olan defterlerde kayıt altına alınmış olan zemin, bir sipahinin kontrolü altında olup, tapusu bir reâyâya verilmemiş olan araziyi başka köyden gelerek eken köylünün nüfus içerisinde oluşturduğu grup olarak tanımlanmaktadır. 1515 tahririnden itibaren beş tahrir dönemi müddetince defterde zemin kaydı görülmektedir. Fırın, asiyab (değirmen) ve mülk kalemleri 1564 ve 1583 tahrirlerinde ilk kez kayıt altına alınmışlardır.

Yukarıdaki değerlendirmeler neticesinde, Arhavi kazasında tahmini nüfusun, Müslim ve gayrimüslim olarak temellendirildiği ve ona göre kayıt altına alındığı söylenebilir. Bu temel ayrımı takip ederek, 1564 ve 1583 tahrirlerinde kayıtlı nüfusu Müslim ve gayrimüslim şeklinde ve sayısal olarak belirlemenin en doğru yolu; resm-i ispenç ödeyen gayrimüslimler, resm-i bennak ödeyen Müslimler ve resm-i niyabet vergisi ödemeyen Müslim ve gayrimüslim mücerredler arasında kurulan dengenin sıkı takip edilmesidir. Nüfus belirlemede, kayıt altına alındığı görülen hane, baştina, zemin, asiyab, mülk ve fırın gibi kalemler için katsayı olarak kullanılan rakam 5'tir; bu yöntemin kullanılmasına sebep, İnalcık'ın ve Barkan'ın "her hane beş kişiden oluşur" görüşünün yanısıra, Mehmet Öz'ün de beş katsayısını kabul etmesidir. Nitekim, M. Hanefi Bostan Arhavi kazasını da kapsayan çalışmasında her haneyi beş kişi kabul ederek nüfus hesaplaması yapmıştır (Tablo-11, Nüfus Belirleme Katsayı Tablosu).

Bu yönteme ilave olarak, askerilerin diğer bir deyişle vergiden muaf olanların nüfus kayıtlarının düzgün şekilde tutulmadığı, kalelerde görevli personelin nüfus kayıtlarının eksik olduğu düşünülmektedir. Gönye kalesi mevcudunun 2 müstahfızla sınırlı olmaması, Arhavi kalesi ile Kise kalesi gibi idâri ünitelerde nefer ve müstahfız mevcutlarının bölge güvenliğini sağlayacak yeterlilikte olması gereklidir. Bu hususun yanında zikredilmesi gereken bir diğer problem, gayrimüslim mücerredlerin belirsizliğidir: 1583 tahririnde Müslim mücerred kayıtları 6 akçe üzerinden vergilendirilmiş olup ayrı bir kalem olarak gösterilmiştir; ispenç vergisi ise evli veya bekâr fark etmeksizin gayrimüslim erkeklerin tamamından 25 akçe olarak tahsil edildiği için, gayrimüslim mücerredler işaretlenmemiştir. Bu nedenle mücerred kayıtlarında nüfus verilerini etkileyebilecek hata ihtimali olduğu düşünülmektedir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2. Arhavi Kaza Nüfusu (Genel Değerlendirme)

4.2. Arhavi Kaza Nüfusu

1515-1583 yılları arasında Arhavi kazası nüfusu yaklaşık %4,73'lük bir artışla 15.112 kişiden 15.827 kişiye yükselmiştir. Nüfus bağlamında çok düşük seviyede kabul edilmesi gereken bu artış bölgede nüfus yapısını etkileyen olayların yaşandığına işaret etmektedir. Bilindiği üzere XVI. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu sahasında zuhur eden olaylara, yeni geldikleri yerlerde kalıcı olmaya çalışan yarı göçebe veya yeni yerleşmekte olan kabile ve cemaâtlerin yaşadıkları ekonomik sıkıntılar sebep olmuştur. Bu sıkıntıların temelinde ise Osmanlı Devleti'nin Rumeli ve Anadolu'da girmiş olduğu savaşlara maddi kaynak yaratma isteği yatmaktadır.

1486-1583 yılları arasında genelde Doğu Karadeniz yöresi ve özelde Arhavi kazası dahilinde, Anadolu sahasında devlet-halk münasebetleri bağlamında yaşanan isyanlar yaşanmamıştır. Osmanlı Devleti bölgeyi fethettiğinde kadim yapılanmanın uygulamaları ile yaşamaya alışkın olan bölge halkı Doğu Karadeniz yöresinde, Osmanlı Devleti ile tebaası olarak uyum içerisinde yaşamaya başlamıştır. 1578 tarihli bir hükümde Vezir Mustafa Paşa'dan, "Batum sancağına bağlı Kobyalos köyü halkının sipahileri olan Ali nam zâimin, fazladan akçelerini aldığı ve kendilerine zulmettiğine ilişkin şikayetlerini toprak kadılarına teftiş ettirmesi ve neticesini bildirmesi" istenmektedir. Bu örnekten hareketle, devletin devamlılığını sağlayacak en önemli unsur olan vergi uygulamasında ve tahsilatında herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı, halkın şikayeti halinde devletin gerekli araştırmayı hemen yaptırdığı anlaşılmaktadır.

1486-1583 yılları arasını kapsayan tahrir defterleri incelendiğinde Arhavi kazasının, Laz (Arhavi), Gönye (Koniya), Vilayet-i İskele, Vilayet-i Bağobit nahiyelerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Arhavi kazasının merkezi olarak kaydedilmiş bir idâri ünitesi bulunmamaktadır; bununla birlikte, 1486-1583 tarihli tahrir defterlerine Arhavi ismi ile kaydedilmiş köyün kaza merkezi olarak kabul edilmesi mantıklı görünmektedir.

1486 tahririnde tespit edilen eksiklikler dahilinde Arhavi/Laz kazasının 1486 tarihindeki tahmini nüfusu, 7.597'si gayrimüslim ve 90'ı Müslim olmak üzere 7.687 kişiden oluşmuştur. 1515 tahririnde Arhavi kazasının tahmini nüfusu 1486 tahririne göre 7.425 kişi artarak 15.112 kişiye yükselmiştir. Bu artışın, 1486 tahririnde gözükmeyen köylerin 1515 tahririne işlenmesi ve Arhavi kazasının yeni fetihler sonucu sınırlarının genişlemesi ve nahiye sayısının dörde çıkmasından ileri geldiği düşünülmektedir. 1486 tahririnde 18 hane (90 kişi) olan Müslim nüfus 1515 tahririnde, 155 hane ve 1 mücerredden (776 kişi) oluşmuştur; bunun büyük kısmı (651 kişi) "nevmüslim" kaydı ile müslümanlığı tercih etmiş gözükmektedir. Bu dönemde gayrimüslim nüfus %88,70 oranında bir artışla 14.336 kişiye yükselmiştir.

1530 tahririnde Arhavi kazasının tahmini nüfusu 1515 tahririne göre %0,61'lik bir artış göstererek 15.204 kişi olmuştur. Müslim nüfus %23,84 oranında bir artış göstererek, 776 kişiden 961 kişiye yükselmiştir; 185 kişilik nüfus artışının 115'i Arhavi ve Kise kalelerindeki nefer sayısından, geri kalan 70'i ise nevmüslim grubundaki sayısal artıştan ileri gelmektedir. Gayrimüslim nüfus 14.336 kişiden 14.243 kişiye düşmüştür.

1554 tahririnde Arhavi kazası tahmini nüfusunun 1530-1554 yılları arasında Osmanlı Devleti ile Safevilerin yaptığı savaşlardan etkilendiği düşünülmektedir; 1530 tahririne göre nüfus %24,43'lük bir düşüş göstermiş (11.490 kişi), bu düşüşten sırasıyla Bağobit, İskele ve Arhavi/Laz nahiyeleri etkilenmiştir. Gayrimüslim nüfus %34,85'lik bir düşüş göstererek 9.279 kişiye inerken, Müslim nüfus %130,07'lik bir artış ile 2.211 kişiye yükselmiştir. Arhavi/Laz nahiyesinde 3.276 kişi, Vilayet-i Bağobit nahiyesinde 866 kişi, Vilayet-i İskele nahiyesinde 1.058 kişi olmak üzere toplam 5.200 kişiden oluşan gayrimüslim nüfus eksilmesi görülmektedir. Bu eksilmenin, savaş dönemi zayiatı ya da Osmanlı-Safevi mücadelesinden etkilenen ahalinin daha batıdaki kazalara göç etmesi ile açıklanabileceği, ikinci ihtimalin daha kuvvetli göründüğü ancak daha kapsamlı bir araştırmayı gerektirdiği değerlendirilmektedir.

1564 tahririnde, 29 Mayıs 1555 tarihinde Osmanlı Devleti ve Safeviler arasında yapılan barış antlaşması neticesi bölgede bir müddet huzur sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu huzurun getirdiği güven neticesinde tahmini nüfus (15.511 kişi), 1554 tahririne göre %34,99'luk bir artış göstermiştir. Bu dönemde Arhavi kazası genelinde gayrimüslim nüfus 10.796 kişi, Müslim nüfus ise 4.715 kişiden oluşmuştur. 1554 senesinde 2.211 kişi olan Müslim nüfusun 10 yıl gibi kısa bir sürede bu denli büyümesi doğal nüfus artışıyla açıklanamayacağından, defter kayıtlarında müslümanlığı kabul edenlere ilişkin açıklama bulunmamasına rağmen bu artışın önemli bir kısmının ihtidâ hareketlerinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

1583 tahririnde Arhavi kazasının tahmini nüfusu, 1564 yılına göre 316 kişilik artış göstermiş ve 8.665'i gayrimüslim, 7.162'si Müslim olmak üzere 15.827 kişiden oluşmuştur. Müslim nüfus, 19 yıllık zaman dilimi içerisinde 2.447 kişi artmış, gayrimüslim nüfus ise 2.131 kişi azalmıştır. Gönye, Bağobit ve İskele nahiyelerinde yaşanan gayrimüslim nüfus kaybı toplamı 392 kişidir; bu kayba Osmanlı-Safevi mücadelesinin etkisiyle meydana gelen göç sebep olarak gösterilebilir. Fındıklı kazasındaki nüfus (726 kişi) kaybının sebebinin ise farklı olduğu, bunun yerine Fındıklı, Arhavi ve Hopa kazaları arasında dini ayrışma kaynaklı bir iç göç yaşanmış olabileceği değerlendirilmektedir; günümüz Arhavi kazasında gayrimüslim nüfusta azalma, Müslim nüfusta artış olurken, Hopa kazasında hem Müslim hem gayrimüslim nüfusta artış olmuştur.

1486-1583 dönemi genel olarak değerlendirildiğinde, Arhavi kazasında nüfusun 1515 tahririnde arttığı, 1530-1554 yılları arasında Osmanlı-Safevi mücadelesi nedeniyle azaldığı görülmektedir. Devletin kendi politikası doğrultusunda yönlendirdiği büyük bir dini hareketlilik olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunamamıştır. 1564 tahririnde ise nüfus artmış veya 1554 tahririnde göç ettiği düşünülen nüfusun büyük bir kısmı geri gelmiş olabilir. 1583 tahriri değerlendirildiğinde, 1564 senesi tahmini nüfusunun beklenen doğal artış oranıyla çok daha yüksek olması gerekirken sadece 316 kişi artmış olması, Arhavi kazasında nüfusu etkileyen din veya harp temelli bir hareketlilik yaşandığını düşündürmektedir. Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında XV. yüzyılın sonunda başlayan ve iki asır sürecek olan Kafkasya bölgesine hâkim olma mücadelesi ile birlikte, Anadolu'da başlayan Celali isyanları da devletin bir müddet kontrolü kaybetmesine yol açmıştır; bu dönemde Gürcülerin ve Abazaların Arhavi, Gönye ve Atina sahillerine denizden ve karadan yaptıkları baskınlarla da mücadele edilmiştir. Bölge halkının şikayetlerinden, Abaza ve Gürcü saldırılarından çok mağdur oldukları, saldırıların bölge nüfusunu etkileyecek düzeye geldiği anlaşılmaktadır; bu şikayetler neticesinde Batum sancakbeyi, Trabzon sancakbeyi, Arhavi kadısı ve Erzurum beylerbeyine halkın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla talimatlar verilmiştir. XVI. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nin Kırım ve Kazan hanlığını hâkimiyeti altına alması, yeni bir emperyal güç olmaya aday Rusya'nın askeri ve ideolojik husumetine sebep olmuş, Rusya'nın desteklediği Rus Kazakları XVII. yüzyıl boyunca Osmanlı topraklarına saldırılar düzenlemişlerdir. Bütün bu sıkıntıların Doğu Karadeniz yöresini ekonomik ve demografik anlamda etkilediği anlaşılmaktadır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2.1. Arhavi/Laz Nahiyesi

4.2.1. Arhavi/Laz Nahiyesi

1486 tahririne ilişkin yukarıda Arhavi kazası bölümünde ifade edilen eksikliklerin tamamı Arhavi/Laz nahiyesi için de geçerlidir. 11 köy sadece 1486 tahrir kayıtlarında Arhavi nahiyesi içerisinde gözükmektedir; 1515, 1530, 1554, 1564 ve 1583 tahrirlerinde bu köylerin ismi geçmemektedir. Abu, Pazin, Zuğu, Yakovit, Kay ve Çaçorivat isimli köyler ise 1486 tahririnde olmamakla birlikte, devamında düzenlenen bütün tahrir defterlerinde bulunmaktadır. 1486 tahririnde Arhavi kazasının tek nahiyesi olan Arhavi/Laz nahiyesinin tahmini nüfusu, 7.597'si gayrimüslim ve 90'ı Müslim olmak üzere 7.687 kişiden oluşmaktadır. Bu dönemde Arhavi/Laz nahiyesinin vergi geliri 95.557 akçedir; Vitze/Viçe (6.576 akçe), Gire (5.845 akçe), Sundura (5.392 akçe) ve Kise (5.000 akçe) en fazla vergi geliri elde edilen köylerdir.

1515 senesinde tahmini nüfus, Arhavi/Laz nahiyesine tâbi 1 nefs, 28 köy ve 2 kale (Arhavi ve Kise) genelinde yaklaşık %119 oranında artış göstererek 11.592 kişiye yükselmiştir. Bu dönemde Arhavi kaza nüfusunun yaklaşık %76,71'lik kısmı Arhavi/Laz nahiyesinde kayıtlıdır; nüfusun 10.821'i gayrimüslim ve 771'i Müslimlerden oluşmaktadır. Bu dönem içerisinde 131 hane nevmüslim kaydedilmiş olup, ihtidâ hareketlerinin artmış olduğu görülmektedir; bununla birlikte, reâyâ arasında yaygınlaşan ihtidâ hareketlerinin baştina tabir edilen varlıklı çiftlik sahipleri tarafından henüz benimsenmediği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Arhavi/Laz kazasının 1515 yılında devlete sağlamış olduğu 203.000 akçelik vergi gelirinin yaklaşık %83,74'lük dilimi (170.000 akçe) Arhavi/Laz nahiyesi tarafından karşılanmaktadır.

1530 tahririnde tahmini nüfus 11.704 kişiye yükselmiştir; gayrimüslim nüfus (10.743 kişi) %30,49 oranında azalırken Müslim nüfus (961 kişi) %129,03'lük bir artış göstermiştir. Vergi geliri sıralamasında Kise (11.000 akçe) ve Vitze/Viçe (10.600 akçe) en fazla vergi geliri elde edilen köyler olarak gözükmektedir. 1530 ile 1554 tahrirleri arasında Doğu Karadeniz yöresinin doğusu ve güneyinde Safeviler ile süren savaşların Arhavi/Laz nahiyesini etkilemiş olduğu, tahmini nüfusun %17,40 oranında azalmış (9.668 kişi) olmasından anlaşılmaktadır. 1530 tahririnde (209 hane) kayıtlı gayrimüslim baştina çiftliklerin sayısı 1554 tahririnde (332 hane) yükselmiştir. 1554 tahririnde Arhavi/Laz nahiyesine bağlı 4 köy (Sumle, Ostorovil, Abu ve Pazin) haricinde bütün köylerin nüfus kaybına uğradığı görülmektedir; buna rağmen dirlik gelirlerinde herhangi bir kayıp olmamış, Arhavi kazasının devlete sağladığı vergi gelirinin yaklaşık %82,23'lük kısmını (184.117 akçe) Arhavi/Laz nahiyesi karşılamıştır. Kise, Sundura, Sidere ve Vitze/Viçe en fazla vergi geliri elde edilen köyler olma özelliklerini devam ettirmişlerdir.

1564 tahririnde, Başkise köyünün Kise köyünden ayrılması ile Arhavi/Laz nahiyesi 1 nefs ve 29 köyden oluşmuştur; tahmini nüfus 1554 senesine göre %27,55 artış (13.040 kişi) göstermiştir. Gayrimüslim nüfus %2,67 azalmış (7.657 kişi), Müslim nüfus (4.675 kişi) ise %112,40'lık bir artış göstermiştir; bu artış normal nüfus artışından ziyade bir ihtidâ hareketini akla getirmektedir. 1554 tahririndeki baştina (332 hane) miktarı 1564 tahririnde (285 hane) düşmüş, buna karşılık Müslim baştina (38 hane) miktarı 1564 tahririnde (95 hane) artmıştır. Bu dönemde sağlanmış olan huzur ve güvenin tarımsal üretim anlamında da kendisini gösterdiği, Arhavi kazasının devlete sağlamış olduğu dirlik gelirinin (305.039 akçe) artmış olmasından anlaşılmaktadır; bu gelirin yaklaşık %72,78'lik dilimi (222.022 akçe) Arhavi/Laz nahiyesi tarafından karşılanmıştır. Kise, Vitze/Viçe, Sundura ve Sidere en fazla vergi geliri elde edilen köyler olmaya devam etmişlerdir.

1564-1583 yılları arasında bölgede nüfus olarak fazla bir değişikliğin olmadığı görülmektedir; nüfus, 1564 tahririne göre %5,74 oranında artış (13.040 kişi) göstermiştir. Gayrimüslim baştina çiftlikleri 1564 tahririne göre 1583 tahririnde (227 hane) azalmış, Müslim baştina çiftlikleri ise 1564 tahririne göre 1583 tahririnde (154 hane) artmıştır. Günümüz Fındıklı, Arhavi ve Hopa kazalarından oluşan Arhavi/Laz nahiyesinin nüfus fazlası 708 kişidir; bu fazla nüfusun belli bir kısmının, 1583 tahririne göre Gönye, Vilayet-i İskele ve Vilayet-i Bağobit nahiyelerinden Arhavi/Laz nahiyesine doğru yaşanan göç sonucu oluştuğu düşünülmektedir. 1583 tahririne göre Arhavi/Laz nahiyesi 1564 yılında olduğu gibi 1 nefs ve 29 köyden oluşmuştur; Arhavi kazasının devlete sağlamış olduğu vergi gelirinin yaklaşık %73,78'lik dilimi (277.713 akçe) Arhavi/Laz nahiyesi tarafından karşılanmıştır. Kise, Ostorovil, Sundura, Sidere ve Vitze/Viçe en fazla vergi geliri elde edilen köyler olmuşlardır.

1564 ve 1583 senelerine ait veriler günümüz Fındıklı, Arhavi ve Hopa kazaları olarak değerlendirildiğinde, Fındıklı'ya bağlı 12, Arhavi'ye bağlı 6 ve Hopa'ya bağlı 10 köy gözükmektedir. 1564 tahririne göre nüfus yoğunluğu sıralaması Fındıklı, Hopa ve Arhavi kazaları şeklindeyken, 1583 tahririne göre kazalar arasında yaşandığı düşünülen dini nüfus geçişleri neticesi bu sıralama Hopa, Fındıklı ve Arhavi kazası şeklinde değişmektedir. Ekonomik anlamda da benzer bir değişim yaşanmış, Makriyalu bölgesinin etkisiyle Hopa kazasının vergi geliri dikkati çekecek ölçüde yükselmiş olup, Arhavi/Laz nahiyesinin ekonomik gücünü günümüz Hopa kazasının sağladığı anlaşılmaktadır.

Arhavi kazasının veya merkez nahiye olduğu isminden anlaşılan Arhavi/Laz nahiyesinin merkezi olarak herhangi bir idâri ünite (nefs) hiçbir defterde belirtilmemiştir; bununla birlikte nahiye merkezi olarak kabul edilmesi gereken Arhavi köyü, 1486, 1515, 1530, 1554, 1564 ve 1583 tahrirlerinin tamamında köy olarak kayıt altına alınmıştır. Bugün Arhavi kazasının merkezinde bulunan Arhavi kalesi, muhtemelen, Arhavi köyünün kenarında ve deniz kıyısına daha yakın olan bir tepenin üzerinde kimler tarafından inşa edildiği bilinmeyen bir kaledir.

Arhavi köyünün tahmini nüfusu 1486'da tamamı gayrimüslim (181 kişi), 1515'te 491 kişi (%84,72'si gayrimüslim, %15,28'i Müslim), 1530'da 576 kişi, 1554'te 348 kişi, 1564'te 714 kişi (%105,17 oranında bir artışla) ve 1583'te 864 kişi olmuştur; 1583'teki artışın önemli bir kısmı, TD-327 numaralı defterde kaydedilmiş olan Arhavi kalesinin 4 müstahfızı (20 kişi) ve 27 dirlik sahibinin (135 kişi) köy nüfusuna dahil edilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Arhavi köyünün dirlik geliri 1486'da 2.402 akçe, 1515 ve 1530'da 6.000 akçe, 1554'te 7.500 akçe, 1564 ile 1583'te ise 8.512 akçedir.

Nefs-i Makriyalu

1486 tahririnde Nefs-i Makriyalu'nun tahmini nüfusu tamamı gayrimüslim olan 61 hane (305 kişi) olarak kaydedilmiştir. 1486'dan 1515'e kadar geçen 29 yıllık sürede Makriyalu'nun nüfusu (385 kişi) yaklaşık %26,23 oranında artmış, bu düzey 1530 tahririne kadar da değişmemiştir. 1554 tahririnde tahmini nüfus (301 kişi) yaklaşık %21,82 oranında düşmüş, müsellemler bu defterde kayıt altına alınmamış, mücerredler ise ilk defa kayıt altına alınmıştır. 1564 tahririnde tahmini nüfus (260 kişi) yaklaşık %13,62 oranında düşmüş, Makriyalu'nun 2 hane ile ilk müslüman nüfus kaydı bu dönemde yapılmıştır; nüfusta meydana gelen eksilmeye rağmen Makriyalu ve yakınındaki köylerin vergi hasıllarından gelir düzeylerinin arttığı anlaşılmaktadır. 1583 tahririnde Makriyalu'nun tahmini nüfusu (291 kişi), 1564 yılı nüfusuna göre yaklaşık %11,92 oranında artmış, bu dönemde nüfus yaklaşık %5,5 oranında Müslim ve %94,5 oranında gayrimüslimlerden oluşmuştur. Makriyalu'nun dirlik geliri 1486'da 3.000 akçe, 1515 ve 1530'da 10.000 akçe, 1554'te 6.180 akçe, 1564 ile 1583'te ise 9.000 akçedir. Ticaret merkezi olan konumu itibarıyla bugün bile bölgeye önemli döviz getirisi sağlayan Makriyalu (Kemalpaşa), bağlısı köyler ile birlikte 1583 tahririnde Arhavi kazasının vergi geliri en yüksek olan bölgesi olmuştur.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2.2. Vilayet-i İskele (Vilayet-i İçkale) Nahiyesi

4.2.2. Vilayet-i İskele (Vilayet-i İçkale) Nahiyesi

1486 tahririnde Vilayet-i İskele (İçkale) nahiyesi ve köylerine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır; bu durum, nahiyenin bulunduğu bölgenin 1515 tahririnden kısa bir müddet önce Osmanlı topraklarına katıldığını göstermektedir. Bütün defterlerin tanziminde öncelikle Arhavi nahiyesinin kaydedilmesi usulü 1515 tahririnde değiştirilmiş ve kayıtlar Arhavi köyü ve devamında Borçka ve Vakora/Dakıvara köylerinden başlamıştır; bu düzenleme, Yavuz Sultan Selim'in Gürcistan seferi esnasında fethedilen Borçka bölgesine çok fazla önem verildiğini akla getirmektedir.

Artvin ilinin Doğu Karadeniz sahili ile irtibatını kesen, sahile paralel yükselen ve geçit vermeyen yüksek dağların arasında Borçka ile Hopa kazalarını birbirine bağlayan yolun üzerindeki tek geçiş Cankurtaran (Savurzurgi/Kuşanisti) geçididir. 1530 tahririnde nahiyenin tamamı gayrimüslimlerden oluşan tahmini nüfusu (1.815 kişi) yaklaşık %1,36 oranında düşmüştür; bu dönemde Arhavi kazası nüfusunun (15.204 kişi) yaklaşık %11,94'ünü İskele nahiyesi oluşturmaktadır. Arhavi kazasının devlete sağlamış olduğu (207.800 akçe) dirlik gelirinin yaklaşık %8,66'lık kısmı (18.000 akçe) Vilayet-i İskele tarafından karşılanmaktadır; Çançalazin/Chalazeni, Mamanat/Mamanati, Makrit/Makreti ve Şahandro/Sahandro köyleri en fazla vergi veren köyler olmaya devam etmektedirler.

1554 tahririnde, Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında Kafkasya ve Doğu Anadolu sahasında yaşanmış olan muharebelerin nahiyenin nüfusu üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülmektedir; Arhavi kaza nüfusunun (11.490 kişi) yaklaşık %6,59'luk kısmını oluşturan nahiyenin tahmini nüfusu (757 kişi) 1530 yılına göre yaklaşık %58,29 oranında azalmıştır. Bu dönemde Arhavi kazası vergi gelirinin (223.901 akçe) yaklaşık %8,13'lük kısmı (18.199 akçe) Vilayet-i İskele tarafından karşılanmıştır; köyler arasında sıralama değişmemiş, Çançalazin/Chalazeni, Mamanat/Mamanati, Makrit/Makreti ve Şahandro/Sahandro en fazla vergi tahsil edilen köyler olmuşlardır.

1564 tahririnde tahmini nüfus (890 kişi), 1554 tahririne (757 kişi) göre yaklaşık %17,57 oranında artmıştır; nahiye nüfusu, Arhavi kaza nüfusunun (15.511 kişi) yaklaşık %5,74'lük kısmını oluşturmaktadır. 1530 (1.815 kişi) ve 1554 (757 kişi) tahrirleri arasında Osmanlı ile Safevilerin Kafkasya ve Doğu Anadolu'da devam eden güç mücadelesi nedeni ile bölgeden göçtüğü düşünülen reâyânın büyük kısmı (1.058 kişi) bölgeye geri dönmemiştir; Borçka ile Hopa kazaları arasında tarım alanlarının sınırlı olması nedeniyle, İskele nahiyesinde yaşayan insanların sahil kesimlerinde yaşamın nisbeten daha kolay olmasından dolayı geri dönmeyip Arhavi/Laz nahiyesine yerleştikleri kuvvetli bir ihtimaldir. Dirlik gelirleri incelendiğinde, 1554 senesine göre yaklaşık %75 civarında bir artış olduğu görülmektedir; bu artış neticesi, Arhavi kazası (305.039 akçe) dirlik gelirlerinin yaklaşık %10,49'luk dilimi (31.800 akçe) Vilayet-i İskele'den karşılanmıştır.

1583 tahririne göre, Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.827 kişi) yaklaşık %4,70'lik kısmını Vilayet-i İskele nahiye nüfusu oluşturmaktadır. Tamamı gayrimüslimlerden oluşan tahmini nüfus (744 kişi), 1564 tahririne (890 kişi) göre yaklaşık %16,40 oranında azalmıştır; bu nüfus kaybında, Osmanlı Devleti ile Safeviler ve Gürcüler arasında yeniden alevlenen mücadelenin etkili olmaya başladığı düşünülmektedir. Nüfusta meydana gelen düşüşe rağmen, vergi gelirlerinde yaklaşık %24'lük artış görülmektedir; bu artışa göre, 1583 tahririnde Arhavi kazası (376.370 akçe) vergi gelirinin yaklaşık %10,43'lük kısmı (39.241 akçe) İskele nahiyesi tarafından karşılanmıştır. Şahandoro/Sahandro, Mamanat/Mamanati ve Çançalazin/Chalazeni Vilayet-i İskele nahiyesinin en fazla vergi veren köyleridir. İlk defa 1583 tahririnde, Kostaniç köyünün vergi gelirinin adı belirlenememiş bir timar erbabına ve Borçka köyünün vergi gelirinin bir kısmı ise Arhavi timar erbabından olup görevi yazılmamış olan Yusuf'a Yurtluk-Ocaklık olarak tahsis edilmiştir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2.3. Vilayet-i Bağobit (Beğlevan) Nahiyesi

4.2.3. Vilayet-i Bağobit (Beğlevan) Nahiyesi

Osmanlı ordusu, Gürcistan seferi (1508) esnasında öncelikle Chala deresi boyunca dizilmiş bulunan Vilayet-i İskele nahiyesine tâbi köyleri fethetmiştir. Daha sonra, Çoruh nehri üzerinden Gonio (Gönye/Koniya) kalesine ulaşmayı hedefleyen ordu, bu nahiyeyi fethetmeden önce Doğu Karadeniz sahillerine paralel giden dağların güneyinde bulunan bölgeyi fethetmiş ve bu bölgede Vilayet-i Bağobit nahiyesi kurulmuştur. Fetihten sonra gerçekleştirilen ilk tahrir kaydına göre Bağobit nahiyesi'nin merkezi Nefs-i Bağobit (Beğlevan)'dir; bu tahrirde nahiyeye bağlı 6 köy (Lohaye/Lohye, Succine/Socona, Çikait/Çuvaret, Erciye/Arçvet, İpsicine, Bahiya) görülmektedir. Vilayet-i Bağobit'e bağlı köylerin isimleri bütün tahrir dönemlerinde değişikliğe uğramadan aynı kalmıştır.

1515 tahririnde Vilayet-i Bağobit'in tahmini nüfusu, tamamı gayrimüslim olan 262 hane (1.310 kişi) olarak kayıt altına alınmıştır; nahiyenin mücerred, bive, baştina, zemin gibi hiçbir ayrıntı kaydı yapılmamıştır. Vilayet-i Bağobit "Hâric-ez-defter" kaydedilirken, nahiye merkezi ve köyler Martoloslara timar olarak verilmiştir. 1515 tahririnde Arhavi vergi gelirinin (203.000 akçe) yaklaşık %5,27'lik kısmının (10.700 akçe) Vilayet-i Bağobit tarafından karşılandığı görülmektedir; Succine/Socona ve Lohaye/Lohye köyü en fazla vergi veren köylerdir.

1530 tahririnde nahiyenin tahmini nüfusu (1.335 kişi), 1515 tahririne göre yaklaşık %1,91 oranında artmıştır; Arhavi kazası nüfusunun (15.204 kişi) yaklaşık %8,78'lik kısmı Vilayet-i Bağobit nahiyesinde yaşamaktadır. Bu dönemde Arhavi kazası vergi gelirinin yaklaşık %7,46'lık kısmı (15.500 akçe) Vilayet-i Bağobit nahiyesinden elde edilmektedir; nahiyede en fazla gelir Lohaye/Lohye, Nefs-i Bağobit ve Succine/Socona'dan elde edilmiştir.

1554 tahririnde nahiyenin nüfus yapısına bakıldığında, Osmanlı Devleti ile Safeviler arasındaki mücadelenin bölgenin nüfusunu oldukça etkilediği ve 1530 senesine göre yaklaşık %64,87 oranında bir düşüşün yaşanmasına yol açtığı görülür (469 kişi); bölge nüfusunda dini anlamda herhangi bir değişikliğin yaşanmadığı, nüfusun tamamının gayrimüslimlerden oluştuğu görülmektedir. Nahiyenin tahmini nüfusundaki gerileme dirlik gelirlerine de yansımış ve yaklaşık %5 oranında bir düşüş yaşanmıştır; bu durum Osmanlı-Safevi mücadelesinin nüfus üzerine olan etkisini gösterdiği kadar mali yapıya olan yansımasını da göstermesi bakımından dikkate değerdir. İskele nahiyesinde olduğu gibi, 1530 tahririnde kayıtlı nahiye nüfusunun büyük kısmının 1554-1564 arası dönemde geri dönmediği görülmektedir.

1564 tahririnde Vilayet-i Bağobit nahiyesinin tahmini nüfusu (779 kişi) 1554 tahririne göre yaklaşık %66,1 oranında artmıştır; bu artışın, ahalinin geri dönmesi sonucu mu yoksa doğal nüfus artışı sonucu mu olduğu ifade edilebilir. Nüfus kalemleri içerisinde ilk defa 1 müslüman zemin hanenin kaydedildiği görülmektedir. Nahiye nüfusu, Arhavi kaza nüfusunun (15.511 kişi) yaklaşık %5,02'sini oluşturmaktadır; bu dönemde Bağobit nahiyesinin dirlik gelirlerinde de yaklaşık %34 civarında bir artış olmuş ve Arhavi kazası dirlik gelirinin yaklaşık %6,42'lik kısmı Bağobit nahiyesi tarafından karşılanmıştır. İpsicine, Nefs-i Bağobit ve Lohaye en fazla vergi veren idâri üniteler olmuşlardır.

1583 tahririne göre, Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.827 kişi) yaklaşık %4,76'lık kısmının Bağobit nahiyesinde yaşadığı görülmektedir; Bağobit nahiyesinin tahmini nüfusu (752 kişi) 1564 tahririne göre yaklaşık %4,2'lik bir düşüş kaydetmiştir. Nüfus, 1564 yılında olduğu gibi Müslim zemin ile gayrimüslim hane, mücerred, baştina ve zemin ayrıntılarından meydana gelmiştir; Arhavi/Laz nahiyesinde yaşanan dini etkileşimin Bağobit nahiyesinde henüz yaşanmadığı, bu nedenle gayrimüslimlerin nahiyenin nüfus yoğunluğunu oluşturduğu görülmektedir. İskele ve Gönye/Koniya nahiyelerinde görülen nüfus kaybına rağmen dirlik hasıllarında meydana gelen artış Bağobit nahiyesinde de yaşanmış ve dirlik gelirleri yaklaşık %38 civarında artmıştır; bu artış neticesi Arhavi kazası dirlik gelirinin yaklaşık %7,15'i (26.900 akçe) Bağobit nahiyesi tarafından karşılanmıştır. İpsicine, Lohaye ve Nefs-i Bağobit en fazla vergi veren idâri üniteler olmaya devam etmiştir.

Nefs-i Bağobit'in dirlik geliri 1515 tahririnde 2.000 akçe, 1530 tahririnde 4.000 akçe, 1554 tahririnde 2.980 akçe, 1564 ve 1583 tahrirlerinde 4.500 akçe olmuştur. Vilayet-i Bağobit'in fethedildikten hemen sonra Arhavi kazasına tâbi bir nahiye olarak kaydedilmiş olması, Osmanlı Devleti'nin kalıcı olmak için bölgeye verdiği önemi göstermektedir; Nefs-i Bağobit'in 1515 ile 1583 yılları arasında bulunduğu bölgenin merkezi konumunda olduğu düşünülmektedir. 1836 tarihinde nahiyenin isminin değiştiği ve Beğlevan nahiyesi adı ile kaydedildiği görülmektedir; Beğlevan nahiyesi daha sonra köy statüsüne indirilmiş, daha sonrasında ise ismi "Güreşen" olarak değiştirilmiştir. Güreşen (Bağobit/Beğlevan) köyünün muhtarlık kayıtlarına göre, günümüz ekonomik, sosyal ve coğrafi koşullarının sonucu 1985-2012 yılları arasında yaklaşık %66,89'luk bir nüfus kaybı yaşandığı ve nüfusun 2.728 kişiden 903 kişiye gerilediği görülmektedir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2.4. Gönye/Koniya Nahiyesi

4.2.4. Gönye/Koniya Nahiyesi

Bu çalışmanın kapsadığı dönemin başlangıç tarihi olan 1486 tahririnde Gönye/Koniya nahiyesi ve köylerine dair herhangi bir tahrir kaydı bulunmamaktadır. Yavuz Sultan Selim'in Gürcistan seferi esnasında fethedilen nahiye ilk olarak 1515 tahririnde kayıt altına alınmıştır. 1515 yılı kayıtlarında Gönye nahiyesi 1 nefs (Nefs-i Gönye/Koniya), 6 köy (Siminvat/Simonet, Kıvarivat, Anebolı, Maho/Makho, Halinar ve Hoçavur) ve 1 kaleden oluşmuştur. 1515 tahrir döneminde Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.112 kişi) yaklaşık %2,44'ü (370 kişi) Gönye/Koniya nahiyesinde yaşamaktadır. Nahiyenin dirlik geliri 4.200 akçe olup, en fazla vergi geliri Siminvat/Simonet ve Anebolı köylerine aittir; bu veriler ışığında, yeni fethedilmiş olan nahiyede düzenlenen ilk tahrirde dirlik hasıllarının düşük tutulduğu anlaşılmaktadır.

1530 tahririnde Gönye/Koniya nahiyesine tâbi 1 nefs ve 5 köy kayıtlı gözükmektedir; Gönye kalesi bu tahrirde kayıt altına alınmamıştır. Nahiyenin 1530 tahmini nüfusu (350 kişi) 1515 senesine göre yaklaşık %5,41 oranında düşmüştür; nüfusun tamamı gayrimüslimlerden oluşan 116 hane olarak kayıt altına alınmıştır. Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.204 kişi) yaklaşık %2,30'u Gönye/Koniya nahiyesinde yaşamaktadır; Arhavi kazası dirlik gelirinin yaklaşık %1,78'lik kısmı (3.700 akçe) Gönye/Koniya nahiyesi tarafından karşılanmaktadır.

1554 tahririnde Gönye/Koniya nahiyesi 1 nefs ve 9 köyden oluşmuştur; Maradit, Kadabhiya ve Mirvat/Miyrevet isimli köyler bu dönemde nahiye sınırlarına dahil edilmiş olup, bu üç köyün toplam nüfusu 231 kişiden oluşmaktadır. Köyler dahil edildiğinde nahiyenin tahmini nüfusu (596 kişi), 1530 tahririne göre yaklaşık %70,29'luk bir artış göstermiştir. Arhavi kazası tahmini nüfusunun (11.490 kişi) yaklaşık %5,19'u Gönye/Koniya nahiyesinde yaşamaktadır. 1554 tahririne göre, Osmanlı-Safevi mücadelesinden İskele, Bağobit ve Arhavi/Laz nahiyelerinin etkilendikleri, yaşadıkları nüfus kaybından anlaşılmaktadır; bu nahiyelere göre Arhavi kazasının doğusunda bulunan Gönye nahiyesi ise nüfus kaybı yaşamamıştır. Gönye/Koniya nahiyesinin nüfus kaybı yaşamamış olması, Osmanlı Devleti için stratejik bir öneme sahip olduğunu akla getirmektedir; devletin, nahiyeyi kaybetmemek için askeri gücünü nahiyeye yığdığı düşünülmektedir. Arhavi kazası dirlik gelirinin yaklaşık %3,07'lik kısmını (6.865 akçe) Gönye/Koniya nahiyesi karşılamaktadır; Maradid ve Kadabhiya en fazla vergi veren köylerdir. 1530 tahririnde 1.500 akçe ile en fazla vergi veren Siminvat/Simonet köyünden bu dönemde sadece 445 akçe vergi elde edilmiştir; bu düşüş, Gürcistan sınırları içerisinde bulunan köyün savaştan etkilenmiş olduğunu göstermektedir.

1564 tahririnde Gönye/Koniya nahiyesi 1554 tahririnde olduğu gibi 1 nefs ve 9 köyden oluşmaktadır; Osmanlı Devleti'nin bölgede sağladığı güven ortamı sayesinde nahiyenin tahmini nüfusu (1.510 kişi) yaklaşık %153,35 oranında artmıştır. İskele ve Bağobit nahiyelerinden 1530-1554 yılları arası göç etmiş olduğu düşünülen nüfusun tamamının göç ettikleri nahiyelere geri dönmeyip, bir kısmının Gönye/Koniya nahiyesine yerleşmiş oldukları düşünülmektedir. Bu dönemde, Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.511 kişi) yaklaşık %9,74'lük kesimi Gönye/Koniya nahiyesinde yaşamaktadır; nüfusta meydana gelen artış ile beraber, dirlik gelirleri yaklaşık 360 kat civarında artmıştır. Maradid, Kadabhiya ve Halinar en fazla vergi veren köylerdir.

1583 tahririnde Gönye/Koniya nahiyesinin idâri ünite sayısı 1564 tahriri ile aynıdır; bu dönemde nahiyenin tahmini nüfusu (1.291 kişi) yaklaşık %14,5 oranında gerilemiştir. Arhavi kazası tahmini nüfusunun (15.827 kişi) yaklaşık %8,16'sı Gönye/Koniya nahiyesinde yaşamaktadır. Dikkat çeken bir diğer husus ise, 1564-1583 yılları arasında nahiyenin müslüman nüfusunda (189 kişi) artış, gayrimüslim nüfusunda ise (219-408 kişi arası) eksilme yaşanmış olmasıdır; sayısal veriler ihtidâ hareketleri yaşandığına işaret etmekle birlikte, kayıp gayrimüslim nüfusun Osmanlı-Safevi mücadelesinin yaşandığı bölgeye çok yakın olan Gönye/Koniya nahiyesinden Arhavi/Laz (Hopa kazası) nahiyesine göçmüş olması da kuvvetli bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Nahiye nüfusunda yaşanan düşüş dirlik gelirlerinde herhangi bir eksilmeye sebep olmamış, 1583 tahririnde Arhavi kazası vergi gelirinin yaklaşık %8,64'ü (32.518 akçe) Gönye/Koniya nahiyesi tarafından karşılanmıştır; Maradid, Kadabhiya ve Halinar en fazla vergi veren köyler olma özelliklerini devam ettirmişlerdir.

Nefs-i Gönye

Nefs-i Gönye'nin tahmini nüfus verileri incelendiğinde; 1515 tahririnde 70 kişilik nüfus barındırdığı, 1530 tahririnde ise 65 kişilik gayrimüslim nüfustan oluştuğu görülmektedir. 1554 tahririnde tahminen 106 kişi olan nahiye merkez nüfusunun tamamı gayrimüslimlerden oluşmaktadır; 1530'dan 1554'e kadar geçen sürede nüfus yaklaşık %63,08 oranında (41 kişi) artmıştır. Nefs-i Gönye nüfusu, 1554-1564 yılları arasında yaklaşık %60,38 oranında (64 kişi), 1564-1583 yılları arasında ise yaklaşık %1,76 (3 kişi) oranında artmıştır. Dikkati çeken ayrıntı, Müslim nüfustaki artıştan dolayı Müslim ve gayrimüslim nüfus oranında meydana gelen değişikliktir: 1564 yılında Müslim nüfus oranı yaklaşık %5,88 ve gayrimüslim nüfus oranı yaklaşık %94,12 iken, 1583 tahririnde Müslim nüfus oranı yaklaşık %71,68'e yükselmiş, gayrimüslim nüfus oranı ise yaklaşık %28,32'ye gerilemiştir. Nefs-i Gönye/Koniya'nın dirlik geliri 1515 ve 1530 tahrirlerinde 300 akçe, 1554 tahririnde 902 akçe ve 1564 ile 1583 tahrirlerinde 3.000 akçe olmuştur.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

4.2.5. Köylerin Değerlendirilmesi (1564-1583)

4.2.5. Köylerin Değerlendirilmesi (1564-1583)

1583 tahririne göre nüfus verileri ve dirlik gelirleri değerlendirildiğinde, Kise köyü, Başkise köyü ile beraber en fazla nüfus (1.322 kişi) barındıran köy konumundadır; bunun yanında, Arhavi kazası dirlik gelirinin (376.370 akçe) yaklaşık %9,70'lik (36.500 akçe) kısmını karşılayarak, devlete en çok vergi ödeyen köy durumundadır. Arhavi köyünün nüfusu ise, Martolos cemaâti (140 kişi), timar tahsis edilmiş olan kale müstahfızları (4 hane/20 kişi), dirlik sahipleri (27 hane/135 kişi) ile köy ahalisinin (549 kişi) toplamından (844 kişi) oluşmuştur; Arhavi köyü nüfus olarak kazada dördüncü, hasıl olarak ise üçüncü sıradadır. Günümüz Hopa kazasının mahallesi olarak gözüken Sundura köyü nüfus olarak (846 kişi) üçüncü ve ödediği vergi (17.063 akçe) ile ikinci sırada gözüken önemli yerleşimlerden birisidir. Vitze/Viçe köyü nüfusu (872 kişi) ve ödediği vergi (13.916 akçe) ile, Sidere köyü de barındırdığı nüfus (721 kişi) ve ödediği vergi (14.000 akçe) ile önemli köyler arasındadır. Bu değerlendirmeye göre Sundura, Arhavi ve Ostorovil köyleri nüfus yoğunluğu en fazla olan köyler olarak gözükmektedirler. Dikkat çekici bir diğer ayrıntı ise, Nefs-i Makriyalu ve yöresinde yer alan köylerin toplamda 2.090 kişilik nüfus ile Arhavi kaza nüfusunun yaklaşık %13,25'lik kısmını oluşturuyor olmasıdır; bunun yanında, Arhavi kazası vergi gelirinin yaklaşık %16,75'lik kısmını (63.040 akçe) karşılayarak, Arhavi kazasının en önemli bölgesi olmaya devam etmektedirler.

1564 tahririne göre Arhavi kazası köyler bazında değerlendirildiğinde Müslim nüfusun sahil kesiminin batısında yoğunlaştığı görülmektedir; özellikle günümüz Fındıklı/Viçe kazası ve bağlısı köylerde gayrimüslimlerden fazla olan Müslim nüfus oranları ihtidâ hareketlerinin yoğunlaşmış olduğunu akla getirmektedir. 1564 tahririnde Fındıklı kazasına bağlı köylerden 8'i Müslim, 5'i gayrimüslim (Çakadon, Moksohora, Abu, Sumle-Çenzovat ve Kokanvat) nüfus ağırlıklıdır. Günümüz Arhavi kazasının Müslim nüfus oranı (yaklaşık %37,91), gayrimüslim nüfus oranına (yaklaşık %62,09) göre daha düşüktür; Sidere/Kutunid köyü çok az bir farkla Müslim nüfus ağırlıklı olup, diğer köylerin tamamı gayrimüslim nüfus ağırlıklıdır. Arhavi nahiyesinin doğusunda yer alan günümüz Hopa kazası köylerinden sadece Kise "nam-ı diğer Buçe" köyü Müslim nüfus ağırlıklıdır, geri kalan köylerin tamamı gayrimüslim nüfus ağırlıklıdır. Bu sıralamaya göre, Arhavi nahiyesinin batısından doğusuna doğru Müslim nüfus oranı azalmakta ve gayrimüslim nüfus oranı yükselmektedir. Gönye/Koniya nahiyesine bağlı Kadabhiya, Siminvat, Anebolı, Halinar köylerinde ve nefs-i Gönye'de çok düşük oranda Müslim nüfus kaydı olduğu, diğer köylerin yaklaşık %100 oranında gayrimüslim nüfustan oluştuğu görülmektedir. Bağobit nahiyesine bağlı Succine köyünde de çok düşük oranda Müslim nüfus kaydı görülmekte olup, geriye kalan köylerin tamamı gayrimüslimlerden oluşmuştur. İskele nahiyesinde ise hiç Müslim nüfus kaydedilmemiş olup, tamamı gayrimüslimlerden oluşmuştur.

1583 tahririne göre Arhavi nahiyesinde Müslim (yaklaşık %53,17) ve gayrimüslim (yaklaşık %46,83) nüfus oranlarında değişim olmuştur; bu değişim günümüz Fındıklı (gayrimüslim %17,2/Müslim %82,8), Arhavi (gayrimüslim %46,94/Müslim %53,06) ve Hopa (gayrimüslim %72,65/Müslim %27,35) kazaları genelinde değişik oranlarda yaşanmıştır. Gönye/Koniya nahiyesine tâbi Kadabhiya, Siminvat, Anebolı, Halinar, Maho, Maradit, Kıvarivat köylerinde çok düşük oranda Müslim nüfus kaydı olduğu görülmektedir; Nefs-i Gönye'de ise Müslimlerin (yaklaşık %71,68) yükselmiş olan nüfus oranı dikkat çekmektedir. Bağobit nahiyesi'nde 1564 senesinde olduğu gibi Succine karyesinde çok düşük oranda müslim nüfus kaydı görülmekte olup, geriye kalan karyelerin tamamı gayrimüslimlerden oluşmaktadır. İskele nahiyesinde 1564 yılında olduğu gibi hiç Müslim nüfus kaydedilmemiş olup, tamamı gayrimüslimlerden oluşmuştur.

1578 yılında yeniden başlayan Osmanlı-Safevi mücadelesi yüzünden Arhavi kazasının güneyinde yer alan İskele nahiyesinin 6 köyünde (Chalazeni, Mamanat, Makreti, Sahandro, Borçka, Dakıvara), Bağobit nahiyesinin 3 köyünde (Bağobit, Succine, İpsicine) ve doğusu ile güneydoğusunda yer alan Gönye nahiyesinin 7 köyünde (Halinar, Maho, Kadabhiya, Maradit, Miyrevet, Siminvat, Anebolı) nüfus kaybı yaşanmış olup, bu nüfus kaybının günümüz Hopa kazasına göçtüğü düşünülmektedir. Yine 1564-1583 yılları arasında meydana geldiği düşünülen ihtida hareketlerinin yanısıra yaşandığı düşünülen dini ayrışmaların Arhavi nahiyesinin köylerini çok etkilediği anlaşılmaktadır: günümüz Fındıklı kazasının 6 köyünde (Viçe, Viçe/Kamaşen, Papuççı/Çurçeva, Papuççı/Pazin, Kıvarivat, Zuğu) Müslim ve gayrimüslim nüfusta kayıp yaşandığı görülmektedir; Fındıklı kazasına bağlı 10 köyde (Çaçuryan, Moksohora, Abu, Sumle, Sumle/Çenzovat, Kokanvat, Zatrikando, Küçük Zatrikando, Viçe/Pazin, Çakadon) ise gayrimüslim nüfusta azalma ve Müslim nüfusta artış olmuştur.

Bu hareketliliğin günümüz Arhavi kazası köylerinde oluşturduğu etki değerlendirildiğinde; Martinvat köyünde her iki dini kesimin nüfusunda artış olduğu, Kapistro köyünde Müslim nüfusta azalma ve gayrimüslim nüfusta artış olduğu, Arhavi'ye bağlı diğer 5 köyde (Yakovit, Orçi, Arhavi, Sidere, Sidere/Kutunid) ise gayrimüslim nüfusun azalıp Müslim nüfusun arttığı görülmektedir. Günümüz Fındıklı kazasında eksilen gayrimüslim nüfusun göçtüğü düşünülen Hopa kazası incelendiğinde; 7 köyde (Sundura, Kise/Panzol, Hopa, Ostorovil, Misopotamya, Makriyalu, Kondorakis) her iki dini kesimde nüfus artışı olduğu, 4 köyde (Başkise, Kise/Buçe, Kise/Lakroz, Sarpu) Müslim nüfusun arttığı ve gayrimüslim nüfusun azaldığı, Abislaha köyünde ise Müslim nüfusta değişiklik olmadan gayrimüslim nüfusun azaldığı görülmektedir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

Sonuç ve Değerlendirme

Sonuç ve Değerlendirme

1486-1583 dönemini kapsayan defterlerden elde edilen bilgiler ışığında Arhavi kazasının yerleşim yerlerini ve nüfusunu etkileyen tarihi olaylar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

1. Osmanlı Devleti Karadeniz'e hâkim olmak için ele geçirilmesi şart olan Trabzon'u 1461 yılında fethederek, çok kısa süre içerisinde Doğu Karadeniz yöresinde hâkimiyet kurmuştur. Bu hâkimiyetin devamı için Safevilere karşı 1504-1555 yılları arasında 41 yıl, 1578-1589 yılları arasında ise yaklaşık 12 yıl mücadele içerisinde olmuştur. Bu savaşlarda Osmanlı Devleti'nin kullandığı sefer yolları Arhavi kaza merkezi kabul edilen Arhavi/Laz nahiyesinin uzağında olmakla birlikte, bu nahiyenin bu savaşlardan nüfus olarak etkilendiği görülmektedir. İlaveten, Arhavi kazasının doğu sınırı olan Gönye/Koniya, güney sınırı olan Vilayet-i İskele ve güney-doğu sınırı olan Vilayet-i Bağobit nahiyeleri sefer yollarına yakın oldukları için bu savaşlardan nüfus kaybı anlamında etkilenmişlerdir. Safeviler ile süren mücadelenin yanında, XV. yüzyıl ortalarından başlayarak XVI. yüzyıl boyunca Abaza ve Gürcülerin hem ganimet hem esir elde etmek için bölgeye düzenledikleri saldırıların da nüfus kaybına sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Arhavi kazasına bağlı bütün köylerin tarım üretiminde ve devletin tahsil ettiği vergilerde herhangi bir düşüş yaşamaksızın devamlılıklarını sürdürmeleri, cevaplandırılması gereken bir soru olarak durmaktadır.

2. Arhavi kazasının ve bağlısı nahiyelerin coğrafi yapısı, bölgede yaşayanlar için doğal korunak olmuştur. Bulunduğu yerde tehlikede olduğunu hisseden yöre halkının geçici süreliğine yerlerini terkederek dağlara çekildikleri, tehlike geçince geri geldikleri veya tehlikeyi bertaraf etmek için saldırılar düzenleyerek tehlikeyi savuşturdukları anlaşılmaktadır. Yöre halkının alışkın olduğu bu yaşam tarzı sürerken, Osmanlı Devleti, Arhavi kazası ve bağlısı nahiyeleri fethetmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin fethetmiş olduğu Arhavi kazasına bağlı yerleşimlerin isimlerinde 1486-1583 yılları arasında herhangi bir değişiklik olmadığı defter kayıtlarında görülmektedir. Bu nedenle, Osmanlı Devleti'nin bölgeyi Türkleştirmek ve İslamlaştırmak amacıyla bir iskân politikası belirlemediği, aksine, mevcut olan yapıyı ve bu yapıyı kurarak devam ettirmekte olan gayrimüslim reâyâyı korumak için her türlü tedbiri aldığı anlaşılmaktadır.

3. Osmanlı Devleti, Doğu Karadeniz yöresini fethetmiş olduğu tarihten önce ve sonra, Batı'da ve Doğu'da sürekli hâkimiyet mücadelesi vermiştir. Bu mücadelede başarılı olabilmek için, sürekli hareket halinde olan ordunun hızlı hareket edebilmesini sağlayacak imar çalışmalarına öncelik vermiştir. Bu nedenle, 1486 ile 1583 yılları arasında devlet bölgede daha çok köprü gibi yapıların ve yolların imarına dikkat etmiştir.

4. Tahrir defterlerinde, Arhavi kazası bünyesinde yerleşik nüfus üç nefs ve 52 köy dahilinde yaşamakta olan reâyâdan ibaret gözükmekte olup, sosyal hayat, esnaf ve ticari faaliyetler hakkında herhangi bir kayıt düşülmediği görülmektedir. Bununla beraber, taranacak belge ve defterler neticesinde, Vitze/Viçe, Arhavi, Hopa, Makriyalu, Gonio iskeleleri gibi yerlerde ticaretle uğraşan ve esnaflık yapan reâyâ hakkında da bilgilere ulaşmanın mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir. Bu sayede Arhavi kazasının sosyal hayatı üzerine de bir değerlendirme yapmak mümkün olacaktır.

5. Köylerin vergi hasılları değerlendirildiğinde, İskele, Bağobit ve Gönye/Koniya nahiyelerinin 98.657 akçe tutan vergi hasıllarına karşılık Arhavi/Laz nahiyesi tek başına 277.713 akçe vergi ödemektedir. Arhavi/Laz nahiyesinin, Arhavi kazasının ekonomik gücünü elinde tutan nahiyesi olduğu söylenebilir. Tarıma dayalı ekonomisi olan Arhavi/Laz nahiyesinde diğer nahiyelere oranla tarım arazileri daha geniş yer tutmaktadır. Bu nedenle, Arhavi kazasının coğrafi koşullarının ve yer şekillerinin ekonomiyi ve dolayısıyla sosyal yaşamı belirlediği yadsınamaz bir gerçektir.

6. 1530-1554 tahrir dönemleri arasında Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında halkı göç etmeye zorlayacak mücadele yaşanmıştır. Osmanlı'nın stratejik anlamda çok önem verdiği anlaşılan Gönye/Koniya nahiyesi hariç olmak üzere bütün nahiyelerde yaşanan nüfus kaybı, yaşandığı düşünülen bu göçe delil teşkil etmektedir. 1564 tahririnde kaydedilmiş olan nüfus verileri, 1530-1554 yılları arasında İskele ve Bağobit nahiyesinden göç ettikleri düşünülen ahalinin büyük kısmının geriye dönmeyerek, Arhavi/Laz ve Gönye/Koniya nahiyelerine yerleştiklerini düşündürmektedir. Osmanlı Devleti'nin Arhavi kazası ve bağlısı nahiyelerinde İslamlaşmanın veya ihtidâ hareketlerinin 1554 ile 1583 yılları arasında bölge insanlarının birbirlerinden etkilenmesi sonucu hız kazandığı, devletin bu hususta müdahil olmadığı görülmektedir. 1564-1583 yılları arasında Arhavi kazasına bağlı İskele ve Bağobit nahiyelerinde ihtidâ hareketlerinin yaşanmadığı, Gönye/Koniya ve Arhavi/Laz nahiyesinde ise ihtidâ hareketlerinin yaşanmış olduğu Müslim ve gayrimüslim nüfus oranlarında meydana gelen değişimden anlaşılmaktadır. Günümüz Fındıklı kazasında daha yoğun olmak üzere Arhavi ve Hopa kazalarında ihtidâ hareketleri yaşanmıştır; bu hareketler neticesinde Arhavi kazasının batısında değişen dini nüfus yapısının yaratmış olduğu baskı ile bir ayrışma yaşandığı ve Arhavi kazasının doğu kısımlarına doğru bir göç yaşanmış olduğu düşünülmektedir. 1583 tahriri, ihtidâ hareketlerinin sebep olduğu bu göçün yanında, 1578 yılında alevlenen Osmanlı-Safevi mücadelesinin Gönye/Koniya, İskele ve Bağobit nahiyelerinden bir kısım ahalinin de Arhavi/Laz nahiyesine doğru göç ettiklerine işaret etmektedir.

7. Arhavi kazasında 1515 senesinde 15.112 kişiden oluşan nüfus, 68 yıllık zaman dilimi içerisinde yaklaşık %4,73'lük bir artış göstererek 15.827 kişiye yükselmiştir. XVI. yüzyıl içerisinde Anadolu sahasındaki sancaklar genelinde yüksek olduğu söylenen nüfus artışının Arhavi kazasında söz konusu olmadığı görülmektedir. Yüzyılın devamında yaşanan Celali olaylarının ise, Arhavi kazasında söz konusu olan nüfus yoğunluğu veya işsizlikten ziyade, bölgede oluşan otorite boşluğundan kaynaklanarak yaşanmış olaylar olduğu görülmektedir.

1486, 1515, 1530, 1554, 1564 ve 1583 tahrirleri ve arşiv belgeleri üzerinde nüfus ve yerleşme üzerine yapılan inceleme neticesinde elde edilen bulguların, 1486-1583 yılları arasında Arhavi kazasını etkileyen tarihsel olayları ortaya çıkarmak ve nüfus değerlendirmelerini tam olarak yapabilmek için yeterli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle, 1486-1583 dönemi nüfus verilerindeki eksiklikleri tamamlayabilecek Mevacib, Ruznamçe ve Piyade defterleri gibi defterlerin tespit edilmesi ve incelenmesi gerekmektedir. Tespit edilecek bilgiler ile tespit edilmiş olan bilgilerin buluşması, ileride Arhavi kazası hakkında çok daha geniş kapsamlı saptamalar yapabilmeyi mümkün kılacaktır.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği
Kenan Aydın

Kaynakça

Kaynakça

A. Yayımlanmamış Kaynaklar

  1. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA), İstanbul — Tahrir Defterleri (TD.d 288, 442, 53, 1031, 613); Maliyeden Müdevver Defterler Tasnifi (MAD.d 828, 52); Mühimme Defterleri (DVNSMHM.d, çeşitli ciltler); İbnülemin Tasnifi Belgeleri (İE.DH 6/609, 7/704, 79/829); Kamil Kepeci (Mevkufat Kalemi) Defterleri (KK.d 2355); Nüfus Defterleri (NFS.d 1165, 1166, 1170).
  2. Ankara Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, Kuyûd-ı Kadime Arşivi — Tahrir Defterleri (TD.d 122, 327).

B. Yayımlanmış Kaynaklar

AKGÜNDÜZ, Ahmed. Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri 1. Kitap, Fey Vakfı, İstanbul, 1990. BARKAN, Ömer Lütfi - MERİÇLİ, Enver. Hüdavendigâr Livası Tahrir Defterleri, I, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1988. 3 Numaralı Mühimme Defteri (966-968/1558-1560), Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1993. 12 Numaralı Mühimme Defteri (978-979/1570-1572) <Özet-Transkripsiyon-İndeks>, C. I-II, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1996. 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rum Defteri, 937/1530, II, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1997. Evliya Çelebi b. Derviş Mehmed Zılli. Evliya Çelebi Seyahatnamesi II. Kitap, (Hazırlayanlar: Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı), Yapı Kredi Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2006. İNALCIK, Halil v.d. 1445 Tarihli Paşa Livası İcmal Defteri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2013. İNALCIK, Halil. Hicri 835 Tarihli Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1987. İNALCIK, Halil. Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014.

C. Diğer Araştırma ve İncelemeler

ACUN, Fatma. Karahisar-ı Şarki ve Koyulhisar Kazaları Örneğinde Osmanlı Taşra İdaresi (1485-1569), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2006. AFYONCU, Erhan. "Mevacib", DİA, C.XXIX, İstanbul, 2004, ss.418-420. AFYONCU, Erhan. "Zeamet", DİA, C.XLIV, İstanbul, 2013, ss.162-164. AFYONCU, Erhan. Defterhane-i Amire (XVI.-XVIII. Yüzyıllar), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2014. AKDAĞ, Mustafa. Celali İsyanları (1550-1603), Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara, 1963. AKDAĞ, Mustafa. "Celali İsyanlarından Büyük Kaçgunluk (1603-1606)", Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü, Tarih Araştırmaları Dergisi, C.II, S.2-3, Ankara, 1964, ss.1-51. AKDAĞ, Mustafa. Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1975. AKSU, Levent. "Dünya'da ve Türkiye'de Nüfus Analizleri", Sosyoloji Konferansları Dergisi, S.25, Ankara, 1998, ss.219-311. ALBAYRAK, Haşim. Tarih Boyunca Doğu Karadeniz'de Etnik Yapılanmalar ve Pontus, Babıali Kitaplığı, 2. Baskı, İstanbul, 2003. ALEKSİVA, İrfan; BUCAKLİŞİ, İsmail Avcı. Svacoxo-Laz Yer Adları Sözlüğü, Kolkhis Laz Kültür Derneği Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2009. ARI, Yılmaz. "Çevresel Determinizmden Politik Ekolojiye Son 100 Yılda Dünya'da ve Türkiye'de İnsan-Çevre Coğrafyasındaki Yaklaşımları", Doğu Coğrafya Dergisi, S.37, Erzurum, 2017, ss.1-34. ARRİANUS. Arrianus'un Karadeniz Seyahati, (Trc. Murat Arslan), Odin Yayıncılık, İstanbul, 2005. ARTVİNLİ, Taner. Artvin Yer Adları Sözlüğü, Chiviyazıları Yayınevi, 1. Basım, İstanbul, 2013. ATALAY, İbrahim. Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği, Meta Basım, 8. Basım, İzmir, 2011. AYDIN, Dündar. Erzurum Beylerbeyiliği ve Teşkilatı, Kuruluş ve Genişleme Devri (1535-1566), Türk Tarih Kurumu, 1. Basım, Ankara, 1998. BABUŞ, Fikret. Osmanlı'dan Günümüze Göç ve İskân, Ozan Yayıncılık, İstanbul, 2006. BARKAN, Ömer Lütfi. "Türkiye'de İmparatorluk Devirlerinin Nüfus ve Arazi Tahrirleri ve Hâkana Mahsus İstatistik Defterleri", İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, C.II, İstanbul, 1940, ss.20-59, 214-248. BARKAN, Ömer Lütfi. "Osmanlı İmparatorluğu'nda Bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlikler-1, İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler", Vakıflar Dergisi, S.2, Ankara, 1942, ss.279-386. BARKAN, Ömer Lütfi. XV ve XVI. ıncı Asırlarda Osmanlı İmparatorluğu'nda Zirai Ekonominin Hukuki ve Mali Esasları-Kanunlar, C.I, Burhaneddin Matbaası, İstanbul, 1943. BARKAN, Ömer Lütfi. "Osmanlı İmparatorluğu'nda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak Sürgünler", İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, C.XI, XII, XV, İstanbul, 1950, 1952, 1954. BARKAN, Ömer Lütfi. "Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı Tarihi", İstanbul Üniversitesi Türkiyat Mecmuası, C.X, İstanbul, 1953, ss.1-26. BARKAN, Ömer Lütfi. "Timar", İslam Ansiklopedisi, C.XII/1, Milli Eğitim Basımevi, 1979, ss.286-333. BARKAN, Ömer Lütfi. Türkiye'de Toprak Meselesi Toplu Eserler I, Gözlem Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 1980. BAYKARA, Tuncer. "Kaza", DİA, C.XXV, İstanbul, 2002, ss.119-120. BELDİCEANU, Nicoara. XIV Yüzyıldan XVI. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Timar, (Çev. Mehmet Ali Kılıçbay), Teori Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 1985. BİLGE, Sadık Müfit. Osmanlı Çağı'nda Kafkasya 1454-1829 (Tarih-Toplum-Ekonomi), Kitabevi, 2. Baskı, İstanbul, 2015. BİLGİN, Mehmet. Doğu Karadeniz, Ötüken Neşriyat, 4. Baskı, İstanbul, 2010. BOSTAN, M. Hanefi. XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadi Hayat, Türk Tarih Kurumu, 1. Baskı, Ankara, 2002. BRAUDEL, Fernand. Akdeniz ve Akdeniz Dünyası I, (Trc. M. Ali Kılıçbay), Eren Yayınları, İstanbul, 1989. BROSSET, Marie Felicite. Gürcistan Tarihi (Eski Çağlardan 1212 yılına kadar), (Çev. Hrand D. Andreasyan), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2003. CİN, Halil. Miri Arazi ve Bu Arazinin Özel Mülkiyete Dönüşümü, Çağ Üniversitesi Yayınları, Mersin, 2005. ÇAĞATAY, Neşet. "Osmanlı İmparatorluğunda Reayadan Alınan Vergi ve Resimler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C.V, S.5, Ankara, 1947, ss.483-511. DEMİR, Alpaslan. "15-16. Yüzyıl Göçlerinin Osmanlı İskân Yapısına Etkisi", Tarih Araştırmaları Dergisi, S.58, Ankara, 2015, ss.563-581. DEVELLİOĞLU, Ferit. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi, Ankara, 2010. ELİBÜYÜK, Mesut. "Türkiye'nin Tarihi Coğrafyası Bakımından Önemli Bir Kaynak, Mufassal Defterler", Coğrafya Araştırmaları, C.II, S.2, Ankara, 1990, ss.11-32. EMECEN, Feridun. "Sosyal Tarih Kaynağı Olarak Osmanlı Tahrir Defterleri", Tarih ve Sosyoloji Semineri-Bildiriler, İstanbul, 1991, ss.143-156. ERDOĞAN, Emine. "Göç Olgusunun 16. Yüzyıl Osmanlı Kırsal Yaşamına Etkisi Üzerine Bazı Tespitler", 38. ICANAS (Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi), Ankara, 2007, ss.341-352. ERDOĞAN ÖZÜNLÜ, Emine. "Timar Tevcih Sebepleri Üzerine Bir Kaynak Değerlendirmesi", OTAM, S.19, 2008, ss.175-187. ERDOĞAN ÖZÜNLÜ, Emine. "Osmanlı Ordusunda Bir Motivasyon ve Terfi Kaynağı: 'Terakki' Tevcihi", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Vol.3, Issue:11, 2010, ss.238-244. ERGİN, Osman. Türkiye'de Şehirciliğin Tarihi İnkişafı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İktisat ve İctimaiyat Enstitüsü Neşriyatı, İstanbul, 1936. FALLMERAYER, Jakob Philipp. Trabzon İmparatorluğunun Tarihi, (Trc. Ahmet Cevat Eren), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2011. FAROQHİ, Suraiya. "Anadolu'nun İskânı İle Terkedilmiş Köyler Sorunu", Türkiye'de Toplumsal Bilim Araştırmalarında Yaklaşım ve Yöntemler, TODAİE Yayınları, Ankara, 1976, ss.289-302. FAROQHİ, Suraiya. Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı, (Çev. Emine Sonnur Özcan), Doğu Batı Yayınları, Ankara, 2006. GOLOĞLU, Mahmut. Trabzon Tarihi, Serander Yayınları, Trabzon, 2013. GÖKBİLGİN, M. Tayyip. "16. Yüzyıl Başlarında Trabzon Livası ve Doğu Karadeniz Bölgesi", Belleten, C.XXVI, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1962, ss.293-337. GÜMÜŞÇÜ, Osman. XVI. Yüzyıl Larende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2001. GÜMÜŞÇÜ, Osman. "The Ottoman Tahrir Defters As a Source for Historical Geography", Belleten, S.265, Ankara, 2008, ss.911-941. GÜNAY, Hacı Mehmet. "Vakıf", DİA, C.XLII, İstanbul, 2012, ss.475-479. GÜNEŞ, Mehmet. "Osmanlı Dönemi Nüfus Sayımları ve Bu Sayımları İçeren Kayıtların Tahlili", Akademik Bakış Dergisi, C.8, S.15, İstanbul, 2014, ss.221-240. GÜNGÖRDÜ, Ersin. Türkiye'nin Coğrafyası-Türkiye Fiziki ve Coğrafi Bölgeler, Gazi Kitabevi, 3. Baskı, Ankara, 2010. HALAÇOĞLU, Yusuf. XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1988. HALAÇOĞLU, Yusuf. XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2007. HALAÇOĞLU, Yusuf. Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme (Menziller), İlgi Kültür Sanat Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2014. HİÇYILMAZ, Murat Ümit. Fındıklı Seyahatnamesi-Fındıklı'dan Viçe'ye Yolculuk, Dergâh Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2014. HİÇYILMAZ, Murat Ümit. Çayeli'nden Oyani, 1835 Arhavi-Hopa-Fındıklı Nüfus Kayıtları, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2015. IŞIK, Adem. Antik Kaynaklarda Karadeniz Bölgesi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2001. İNALCIK, Halil. "Raiyyet Rüsûmu", Belleten, C.XXIII, Ankara, 1959, ss.575-608. İNALCIK, Halil. Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi I, (Trc. Halil Berktay), Eren Yayınları, İstanbul, 2000. İNALCIK, Halil. Devlet-i Aliyye Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2009. İNALCIK, Halil. Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), (Çev. Ruşen Sezer), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2012. İNALCIK, Halil. "Timar", DİA, C.XLI, İstanbul, 2012, ss.168-173. KARPAT, Kemal H. Osmanlı Nüfusu (1830-1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2003. KARPAT, Kemal H. Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Timaş Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2010. KILIÇ, Orhan. 18. Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlı Devleti'nin İdari Taksimatı: Eyalet ve Sancak Tevcihatı, Elazığ, 1997. KILIÇ, Osman. "Teşkilat ve İşleyiş Bakımından Doğu Hududundaki Osmanlı Kaleleri ve Mevacib Defterleri", Ankara Üniversitesi Tarih Yayınları Dergisi, S.31, Ankara, 2014, ss.87-127. KIRZIOĞLU, M. Fahrettin. "I. Selim Çağında Hopa İle Arhavi Köyleri", Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, C.X, S.201, İstanbul, 1966, ss.4038-4040. KIRZIOĞLU, M. Fahrettin. Yukarı-Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1992. KIRZIOĞLU, M. Fahrettin. Osmanlılar'ın Kafkas-Elleri'ni Fethi (1451-1590), Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 1993. KIZILKAYA, Oktay; KALAYCI, İsa. "Osmanlı Devleti'nin İskân Siyaseti ve Yerleşim Birimleri Üzerine Bir Değerlendirme", Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.IX, S.18, Hatay, 2012, ss.361-378. KOÇ, Yunus. XVI. Yüzyılda Bir Osmanlı Sancağının İskân ve Nüfus Yapısı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1989. KURT, Yılmaz. "Sis Sancağı (Kozan-Feke) Mufassal Tahrir Defteri, Tanıtımı ve Değerlendirilmesi II Ekonomik Yapı", Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.2, Ankara, 1991, ss.151-199. KURT, Yılmaz. "Osmanlı Tahrir Defterlerinin Onomastik Değerlendirilmesine Uygulanacak Metod", Osmanlı Araştırmaları Dergisi, S.16, İstanbul, 1996, ss.45-59. LOWRY, Heath W. Trabzon Şehrinin İslamlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583, (Trc. Demet ve Heath Lowry), Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 2005. MİLLER, William. Son Trabzon İmparatorluğu (1204-1461), (Çev. Nurettin Süleymangil), Heyamola Yayınları, İstanbul, 2007. OCAK, Ahmet Yaşar. "Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması", DİA, C.III, İstanbul, 1991, ss.110-116. ORTAYLI, İlber. "Osmanlı Devleti'nde Kadı", DİA, C.XXIV, İstanbul, 2001, ss.69-73. ÖZ, Mehmet. "Tahrir Defterlerinin Osmanlı Tarihi Araştırmalarında Kullanılması Hakkında Bazı Düşünceler", Vakıflar Dergisi, S.22, Ankara, 1991. ÖZ, Mehmet. XV-XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1999. ÖZ, Mehmet. "Tahrir Defterlerindeki Sayısal Veriler", Osmanlılarda Bilgi ve İstatistik, (Ed. H. İnalcık - Ş. Pamuk), DİE Yayını, Ankara, 2000, ss.17-32. ÖZ, Mehmet. "Tahrir", DİA, C.XXXIX, İstanbul, 2010, ss.425-429. ÖZEL, Oktay. "Osmanlı Demografi Tarihi ve Osmanlı Arşivleri", Uluslararası Türk Arşivleri Sempozyumu (Tebliğler-Tartışmalar), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara, 2006, ss.52-63. ÖZEL, Oktay. "Osmanlı Anadolu'sunda Terkedilmiş/Kayıp Köyler Sorunu (17-19. Yüzyıllar)", Ötekilerin Peşinde Ahmet Yaşar Ocak'a Armağan, Timaş Yayınları, İstanbul, 2006, ss.557-591. PAMUK, Bilgehan. "XV-XVI. Yüzyıllarda Trabzon Sancağı'nda Martoloslar", Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.14, Ankara, 2003, ss.185-216. PAMUK, Şevket. Osmanlı İmparatorluğu'nda Paranın Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017. ŞAHİN, Cemalettin; DOĞANAY, Hayati; ÖZCAN, Nihat Ali. Türkiye Coğrafyası (Fiziki-Beşeri-Ekonomik-Jeopolitik), Gündüz Eğitim ve Yayıncılık, Ankara, 2007. ŞAHİN, Cemalettin. Türkiye Fiziki Coğrafyası, Gündüz Eğitim ve Yayıncılık, 4. Baskı, Ankara, 2011. ŞAHİN, İlhan. "Nahiye", DİA, C.XXXII, İstanbul, 2006, ss.306-308. ŞİROKORAD, A.B. Rusların Gözünden 240 Yıl Kıran Kırana Osmanlı-Rus Savaşları, (Trc. Ahsen Batur), Selenge Yayınları, İstanbul, 2009. UZUNÇARŞILI, İ. Hakkı. Osmanlı Tarihi, C.II, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1964. UNAN, Fahri. İdeal Cemiyet İdeal Devlet İdeal Hükümdar -Kınalı-zâde Ali'nin Medine-i Fazılası-, Lotus Yayınevi, Ankara, 2004. ÜNSAL, Veli. "Doğu Karadeniz'in Tarihi Coğrafyası", Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.VI, S.2, Erzurum, 2006, ss.128-144. VANİLİŞİ, Muhammed; TANDİLİVA, Ali. Lazlar'ın Tarihi, (Çev. Hayri Hayrioğlu), Ant Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2000. VASIC, Milan. "Osmanlı İmparatorluğu'nda Martoloslar", (Çev. Kemal Beydilli), İÜEFTD, S.31, İstanbul, 1978, ss.47-64. YEDİYILDIZ, Bahaettin. Ordu Kazası Sosyal Tarihi 1455-1613, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 1985. YEDİYILDIZ, Bahaettin. "Vakıf", DİA, C.XLII, İstanbul, 2012, ss.479-486. YÜKSEL, Ayhan. Doğu Karadeniz Araştırmaları, Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul, 2013.

D. Yayımlanmamış Araştırmalar

KAYA, Murad. "7770 No'lu Gönye, Batum Sahil Köyleri Nüfus Defterinin Değerlendirmesi", Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Rize, 2013. KÜRKCİYAN, Talin. "Hemşinlilerde Unutarak ve Gizlenerek Var Olmak", Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2011.

E. Diğer Kaynaklar

Harita Genel Müdürlüğü, 1/200.000 Ölçekli Artvin Paftası, 1950. Harita Genel Müdürlüğü, 1/200.000 Ölçekli Rize Paftası, 1950. Köylerimiz, Başbakanlık Basımevi, Ankara, 1968. Türkiye'de Meskün Yerler Kılavuzu, Başbakanlık Devlet Matbaası, Ankara, 1946. Türkiye'de Vakıf Abideler ve Eski Eserler-I, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1983.

Ekler

Kitabın ekler bölümünde iki harita bulunmaktadır: "XVI. Yüzyıl Arhavi Kazası Fiziki Haritası" ve "XVI. Yüzyıl Arhavi Kazası Siyasi Haritası" (haritalar Araş. Gör. İlker Yiğit tarafından hazırlanmıştır). Bu haritalar görsel/grafik içerik olduğundan metne aktarılamamıştır. Kitabın devamında yer alan "Dizin" bölümü, terimlerin geçtiği sayfa numaralarını listeleyen bir alfabetik indekstir; okuma modu için içerik taşımadığından bu transkripte yer verilmemiştir.

Arhavi Kazası'nın Sayısal Tarihi: İskân ve Nüfus (1486-1583) © Laz Kültür Derneği

Üyelik Gerekli

Katkıda bulunmak için topluluğumuza katılın!

Arşivlerimize katkıda bulunmak için ücretsiz üyelik gereklidir. Katılmak sadece bir dakika sürer!

Düzeltme Önerisi

Aşağıdaki kutuda metni düzelterek bize gönderin. PDF orijinaliyle karşılaştırarak düzeltebilirsiniz.

Düzeltmeniz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayına alınacaktır.