Tira mola — Düğün ya da nişan evinde hediye istenirken söylenir. “Gelur mola / gelmez mola / kotume gelsun / tira mola”
Ti otubu — Kafanın ısınması. Sinirlenmek, kızmak. “Heya bzirişi ti domitubu” Onu görünce sinirlendim.
Ti skanik iğas — Beddua. Kendi başın götürsün. Beddua eden kişiye ya da köpek ve çakal ulumalarında kendi başına gelsin anlamında söylenir. “Ti skanik na iğasen” Başına gelsin.
Ti skanik meKvataz — Beddua. Kendi başına gelsin. Beddua eden kimseye, beddua edilen tarafın iade etmesi gibi bir şeydir. “O na ti skanik mekvatasen” İnşallah senin başına gelsin.
Tişe va moxtimu — Hoşa gitmemek, kafası sarmamak. “Dido paramiti tiz var momixtams” Çok konuşmakla başım hoş değil.
Tişen goğku — Başından atmak. Baştan savmak. “Hem bere tişen gobiğKamüşa muperepe m3ori” O çocoğu başımdan atana kadar neler çektim.
Ti tva ontalu — Kafa mafa karıştırmak. “Mupe zopon, ti tva omantalu” Neler söylüyorsun kafam karma karıştı.
Ti xinci — Dik başlı. “77 xincoba mot ikom”. Dik kafalık yapma.
Tiz dolokidu — Başına sarmak, başa bela olmak. “TZiz kodolomaKidu” Başıma bela oldu.
Tiz edu — Üzerine almak, alınmak. “Na bzoponpe tiz mot eydume” Söylediklerimi üzerine alma.
Tiz geydgaman — Gürültü yapıyorlar. Ortalığı karıştırıyorlar. Ortalığı birbirine katıyorlar. “Genci berepe xvala doskidanşi oxori tis geydgaman ç Genç çocuklar yalnız kaldıklarında evi birbirine katıyorlar.
Tiz mexunu — Biriyle fazlasıyla uğraşmak. Çok ilgilenmek, bıktırmak. “Ziz komemoxedu do mu pati?” Usandırdı beni, ne yapsaydım.
Tiz moxunu — Başına çıkartmak. Çok yüz vermek, şımartmak. “Berepe heko tis moxunu Kayi varen” Çocukları o kadar şımartmak iyi değil.
Tiz nosi meşidvi — Aklını başına devşir. “Si bere vare skiri, tiz nosi meşidvi” Sen çocuk değilsin yavrum aklına başına koy.
Tolepe motaxeri — Yorgun gözler, yorgun ve masum bakışlar. “Mundes moxtasenma do tolepe motaxeyi biğker” Ne zaman gelecek diye gözlerim yorgun bakıyorum.
Toli cğata — Yeşil gözlü, çakır gözlü olanlara sözde cartlak gözlü anlamında küçümseyici ifade olarak kullanılır.
Toli doskidinu — Gözü kalmak. “Gyarişe toli ko domoskidu” Yemeklere gözüm kaldı.
Toli ekaskidu — Gözü arkada kalmak. “Komopti ala toli eKemoskidun” Geldim ama gözüm arkada kalıyor.
Toli gale uğun — Gözü dışarıda, gözü dışarıdadır. “Mupey oxorca uyonun do xolo toli gale uğun” Ne karısı var da gözü yine dışarıdadır.
Toli gamarçaKeri — Gözleri dışarı fırlamış. Yapı olarak göz yuvarlağının dışa doğru taşıp, göz kapaklarının normalinden fazla açık ara durması.
Toli gamarçakums — Gözünü fırlatacakmış gibi açıyor. Bir olay ya da herhangi bir durum karşısında birinin kızarak gözünü faltaşı gibi açması.
Toli gedu — Göz koymak. Göz dikmek. “Bozos toli kogebdvi” Kıza göz koydum.
Toli getku / gevratku — Göz atmak. “Ar toli gyovratKi do komoxti” Bir göz atıp geliver.
Toli gon3kapu — Göz açtırmak. Sağı solu öğretmek. “Bere fi mendoyoni do mg3ika toli koganğKas” Çocuğu da götürüver de biraz gözü açılsın.
Toli gon3Kku do genkolu şakiz — Göz açıp kapatana kadar, ansızın, çarçabuk, kimse görmeden, kimse fark etmeden. “Ma aşvaciz bulur do komobulur, toli gon3Ka do genKolumta şa hak bore” Ben hemen gelirim, gözünü açıp kapatana kadar burada olurum.
Toli kapulas ekaskidu — Gözü arkada kalmak. “Dido var domadginu, toli kapulaz keKemoskidu” Çok kalamadım, gözüm arkada kaldı.
Toli kopa — Kepçe gibi göz, ya da gözün kepçe gibi olması. Hayret edilecek durumlarda gözlerine inanamayanların gözlerini büyütmesi. “ Toli Kopa steri otanams” Gözleri kepçe (faltaşı) gibi açmak.
Toli mestvinu — Gözü yılmak. “Ma toli memistu cuma çkimi” Benim gözüm yıldı kardeşim.
Toli moni / Boncuk gözlü, mavi — - gözlü. “Tolepe moni steri” — Gözleri bomcuk gibi.
Toli motalu — Göz değmesi. Nazar. Nazar olayı Anadolu'da olduğu gibi Lazlar'da da yaygın inanıştır. Özellikle kadınlarda nazar gücünün yüksek olduğuna inanılır. Nazarın en çok korumasızlıkları nedeni ile çocuklara, ev okonomisinde önemli bir potansiyel olan ineklere, herkeste olmayan özelliklere ve yeni olan şeylere değeceğine inanılır. Bunları önlemek için çeşitli yöntemler uygulanır. Çok güzel olan bebekler nazardan korkulduğu için her yere götürülmez. İnekleri nazardan korumak için sütü sağılmadan dışarı çıkarılmaz. Bir kadının başka birinin ahırına girmesi ayıp sayılır. Eğer yine de engellenemez ve karşılaşılırsa nazar bozucu sözler söylenir. Eğer bir çocuğun nazarı bozulmak isteniyorsa ona hayranlık uyandıracak sözler yerine, çocuğa çirkin sözler söylenir. “Maşalla süphanella ... si xizani.. tuu.. tuu.. si k3apeyi” (sen kötü.. tüü.. tüü..sen çürümüş) gibi sözler söylenerek çocukları övmekten kaçılır. Bütün bunların dışında nazarı önlemek için çok yaygın olarak nazar boncukları ve muskalar kullanılır.
Toli m3ko — Karayemiş gözlü. Kara gözlüler için Türkçede kullanılan “zeytin gözlü” deyimi gibi bir anlam ifade eden deyimdir. “TZoli m3Ko çkimi si mundes moxtare” Karagözlüm sen ne zaman geleceksin?
Toli odveri oxenu — Gözü kapalı yapmak. Bir işi çok iyi bilmek. “Ma hem dulya toli odveri dobikom” ben o işi gözüm kapalı yaparım.
Toli om3kupinu — Göz karartmak. “Ma mziraşi toli mim3Kupanams” Beni görünce gözlerini karartıyor.
Toli onçaxu — Göz kırpmak, göz etmek. “Bozos toli unçaxams” Kıza göz kırpıyor, göz ediyor.
Toli opşa — ; Gözleri dolu, ağlamaklı olan. “Gomaşinaşi tolepe omapşen” Hatırlayınca gözlerim dolar.
Toli oxenu — ; Göz etmek. Göz kaş işareti yapmak. “Hemuz toli oxenu dido adeti uğun” Kaş göz işareti yapmak onun adetidir.
Toli ugon3ku — Gözünü açmamış, açıkgöz olmayan. “Bere m3zika toli gon$Keri tasen” Çocuk biraz açıkgöz olmalı.
Toli uzğu — Aç gözlü, gözü doymayan. “Toli uzgu, mututen var öğe” Aç gözlüsün, bir türlü doymuyorsun.
Toli Zğeri — Gözü doymuş. “Bere çkimi toli 2ğeri ren” Çocuğumun gözü toktur.
Tolişe meKvatu / toliz mekvatu — Gözüne kestirmek. “Tolik megikvatamz na, memançi” Gözün kesiyorsa yaklaş.
Tolişen dobğu — Gözünden dökülmek. “Xarami do xelali var iduşunaşi heşşe tolişen dogabğen” haram ve helali düşünmez öyle gözlerinden dökülür.
Tolişen mendra — ı Gözden uzak. Ortalıkta görünmeyen. “Bere m3ika tolişen mendra dopkaçum ” Çocuğu biraz gözlerden uzak tutuyorum.
Tolişen moğapu — Gözünden gelmek, gözünden dökülmek. “Si navipe iri xolo tolişen mogoğapare” Sana bütün yaptıklarını gölerinden getireceğim.
Tolişi doskidu — Gözü kalmak, kıskanmak. “Getasule dido mskva vidoren, nağirus toli doskidun” Bahçeyi çok güzel yapmışsın, görenin gözü kalıyor.
Tolişi oxenu — — Heveslisi olunan herhangi bir şeyi başkalarının elindeyken kıskançlıkla izlemek. Canının çektiği bir şeyi başkaları yerken — " V O e izlemek. Uzaktan seyretmek. “Ma mendraleşen tolişi oxenu mançu” Bana uzaktan seyretmek düştü.
Tolişi oxenapu — Uzaktan seyrettirtmek. Uzaktan kıskandırmak. “Ma hemus mendraleşen tolişi oxenapu munoren dobogurare” Ben ona uzaktan seyrettirmek nedir göstereceğim.
Tolite oğkomu — Bakışlar ile azarlamak. “Nena vatku ala tolepete omçKomu” Söz söylemedi ama gözleri ile beni yedi.
Toliz eğağiru — Göze görünmek. “Gonduni toliz mot eğemağire” Kaybol gözüme görünme.
Toliz gelapu — Gözden düşmek, önemini kaybetmek. “Hem ndgğa şkule toliz gemilu” O günden sonra gözümden düştü.
Toliz goğamalu / toliz goğağu — Gözü kararmak, gözü hiçbir şey görmemek. “Hem nenape tkuş kule tolepez goğomağu do mu pi mati var miçkin” O lafları söyledikten sonra gözlerim karardı ve ne yaptığımı ben de bilmiyorum.
Toliz mezonu — Gözüne sokmak. İstenen bir şeyi birinin görmediği zaman göze sokar gibi göstermek. “Var ziromz na ma mupa, toliz şamebozonareyi” Görmüyorsa ben ne yapayım, gözüne sokacak değilim ya.
Taoni var uğun — Havasında değil. Morali bozuk. “Haği mutu mot akvant, taoni var uğun” Şimdi bir şey istemeyin, pek havasında değil.
Tati olosku — 1.Yokluktan avucunu yalamak. 2. Başkasına yalakalık yapmak. El öpmek gibi. “Afik berepe muşi iduşunas, tati iloskaman” Ali kendi çocuklarını düşünsün, avuçlarını yalıyorlar. “Hemus hamus tati oloskute sokşa idasen” Ona buna yalakalık yaparak nereye kadar gidecek bakalım.
Tavli Xasani — Putraklı Hasan. Kötürüm olup emekleyerek yürüyen kişi. Hafızalarda en çok Hasan adında biri yer ettiğinden Zavli Xasani deyim olarak oturmuş.
Temteteli amaskidinu — Çırılçıplak kalmak, hiçbir şeyi kalmamak. “İri mutü goğomiğez, temteteli kamapskidit” Her şeyimizi elimizden aldılar, ortada kaldık.
Temteteli kodoskidu — Çırıl çıplak kaldı. Varını yoğunu ne varsa kaybetti. “F skiri, berez muntxa uğulu iri koyuçopez. Temteli kodoskidu” Yavrum, çocuğun nesi var idiyse her şeyini aldılar. Çırılçıplak kaldı.
Tişineyi Koçi — Düzenli adam, bilmiş adam. “Tişineyi Koçişi dulya oxiğonen” Düzenli adamın işi anlaşılıyor.
Tkebi goiğKams — (Kendi) Derisini soyuyor. Çok kızıyor, ateş püskürüyor anlamında söylenir. “Berez si mot mulu ma do buğvi ala bidare ya : TArA do iKebi goiğKams” Çocuğa sen gelme dedim ama gideceğim diye kıyamet koparıyor.
Tkebi golapu / tkebi gomolu — Derinin soyulması. Bir iş için çok uğraşmak, çok yorulmak. “HeKo dulya pi ki, tKebi gomolu” O kadar çok çalıştım ki, derim soyuldu.
TKebi goğku / tkebi go3Kinu — Derisini soymak. 1. Birini çok çalıştırıp yorgun bırakmak. 2. Birisinin varını yoğunu nesi varsa almak. “Çe Alik dulya boxenapam ya do Koçiz tKebi kogoğkKu” Yahu Ali iş yatırıyorum diye adamın derisini soydu. “ Koçiz nikaçaşi çkunde moxti do naginon Ko para mekçat ya uğves, eçopuş oraz fâizite Koçiz ikebi kogozKes” Adama darlanınca bize gel de istediğin kadar para verelim dediler, alacakları zaman faizle adamı soydular. TkKoyiniz Kitxez doren so ulur? O Zizu do oxeluşe Osuruğa (sesli) sormuşlar, nereye gidiyorsun? Güldürüp neşelenmeye demiş. Açıklama: Lazcada gaz çıkarmak iki ayrı kelime ile ifade edilir. Sessizi ksini (oksinu), seslisi ise tKorini (otKorinu) dur.
Triki mebazgu — Direnmek, inat etmek. “Bozok iriki konobazgu” Kız inat etti, ayak diredi.
Triki mesiyu — Birinin ölmesini gülünç hale getirmek. “Badik iriki konusiyu” İhtiyar ayağını kaydırdı, yani öldü. Triki mxeni: İnce, uzun çelimsiz ve çarpık bacaklı. “Heya mu momf?ondasen, iriki mxeni” Onu ne beğeneceğim çarpık bacakh.
Tuza Kundi var Kvatums — Sıcak boku bile kesemez. Biçak, satır vs gibi kesici aletlerin aşırı körlenip işe yaramaz durumlarını belirtmede kullanılır. “Ham xami mzudişi mu göymer, tuza Kundi var Kvatums” Bu bıçağı boşuna ne taşıyorsun, sıcak boku bile kesemez.
Ubaşi makvalepe — Argo. Göğüslerin yumurtaya benzetilmesi
Karmateşi kvalepe / Okoxenan dalepe / Gebça do butKvazina / Ubaşi makvalepe / Ubgu koçi — Argo. Pek aklı başı yerinde olmayan. Kafadan çatlak gibi... “Ubgğu Koçiz var maucinen” Aklı olmayan insanları dinleyemem.
Uci elaçamu — Kulak ardı etmek. “Uci mot elamçam” Beni kulak ardı etme.
Uci elaçaberi — Türkçe anlamı kulağı yapışık. Yani kimsenin söylediğine aldırmayan, söylenenleri duymazlığa gelen. “Al/i uci elaçaberi ren. İrik natkvasen var ognams” Ali kulakları tıkalı biridir. Herkesin söylediğni pek umursamaz.
Uci elağu — Türkçe anlamı kulağı yakmak. Konuşa konuşa birini bıktırmak, rahatsız etmek. “Çe Koçik çkar nukKu va dodu, uci elemaçu” Yahu adam hiç susmadı be, kulağımı mahvetti
Uci dundga — Kulağı duymayan. Söylenenlere aldırış etmeyen ya da işine geldiği gibi duyan kişilere duyarsız anlamında söylenir.
Uci meçamu — Kulak vermek. Kaale almak “Nena çkimiz uci meçi” Sözlerime kulak ver.
Uci palaska — / uci paraske Palaska kulaklı. Uzun, kepçe kulaklı çocuklara sevgi ifadesi. “000! Uci palaska siti komoxtiyi?” Oo0! Kepçe kulaklı, sen de mi geldin?
Uciz gesu — Kulağa ses gelmesi, kulakta bir ses hissetmek. “TZkva mutu ogniti? Uciz a muntxa gemasu” Siz bir şey duydunuz mu? Kulağıma bir ses geldi gibi hissettim.
Uçaşa gondinu — Heder olmak. Boş yere hayatın geçmesi. “Ham Kiyanaz çkar var bixeli, uçaşa gomduni” Bu dünyada hiç gülmedim, boşa geçip gitti örüm.
Ugamamkasu — Aklı başı tam yerinde olmayan. Tahtası eksik sayılan. “Çe ham
Koçiz çkar nosi var uğun, — m3ika ugamamKasu ren” Yahu bu adamda hiç akıl yok, birkaç tahtası eksik.
Ukudelam / ukudelams / okudelu — Gereksiz yere lafı uzatmak. Herhangi bir sorun tartışılırken bir taraf ya da her iki tarafın gereksizce konuyu uzatmaları. “Çe heko mot uKudelamt, tkva artikatişi Koçi ret” Yahu o kadar uzatmayın, siz birbirinizin adamısınız. “HeKo var uKudela-na do si ti nuku dodvana mu iven?” O kadar uzatmayıp sen de ağzını kapatsan ne olur?
Umçane Koçi — Saygı duyulan kişi. Saygı duyulması gereken, büyük sayılan kimse. “Umçane skanişi nena niyucare” Büyklerinin sözünü dinleyeceksin.
Umpa molapu — Göbek ağrısı, göbek düşmesi, göbek çatlaması. “Zizate umpa momilez” Gülmekten göbeğimiz çatladı.
Uncumeli paramiti / Lüzumsuz konuşmak, — boş konuşmak. “Üncumeli mot iparamitam” Lüzumsuz konuşma.
Untru do ukaçu — Sığmayan, tutulmayan, afacan. Ele avuca sığmaz anlamında.”Skiri mutute vaintren do var ikaçen” Yavrum hiç ele avuca sığmıyor, tutulmuyor.
Upis donğu — Ter içine batmak. “Mzudişi upis kodobinği” Boşuna kan ter içinde kaldım.
Utole do ugure — Kör ve duygusuz. İsteksiz, duyarsız. “Skiri çkimi haKo utole do ugüre mot iver” Yavrucuğum bu kadar isteksiz ve duyarsız olma.
Vağlaxti do vasağlaxti skaniz — Bu deyim çok hayret bildiren durumlarda kullanılır. Mezar taşları anlamındadır. Baş ve ayak mezar taşları. Türkçe'de hay Allah laikini versin gibi.
Var okuntxun — Arası yok, pek hoşlanmıyor. “Afiz Memefi Kala dido var okuntxun” Ali Mehmet'ten pek hoşlanmıyor.
Vaybedula çkimi — Vay başıma gelenler, vay benim talihim. Umulmadık durumlar karşısında kullanılır. “ Vaybedula çkimi, hati muço memaçaru” Vay benim kötü talihim, bu da nasıl başıma geldi.
Veresiya metaKsi — ; Önemsiz saymak, karşılıksız saymak, değersiz saymak. “Hemuk veresiya metaksi var ezdims” O karşılıksız hiçbir iş yapmaz.
Vuyi cubriya oxenu — Cebellezi yapmak. Birinden bir şey araklamak. “ Var momçuşi vuyi cubriya dobuxeni” Vermeyince arakladım.
Xaci mekomu — Fasulye yiyici. Fasulye yemeklerini çok yiyen. Yokluktan tek çeşit yemekle beslenenler için söylenir.
Xacişi butka — Fasulye yaprağı. Çok cana yakın, herkesle çabuk kaynaşabilen kişiler için kullanılır. “ Xacişi butKa steyi iriz naçaben” Fasulye yaprağı gibi herkese yapışır.
Xaçketi steri — Fasulye sırığı gibi ince ve uzun. “Allayise nako gunze Koçi. XaçkKeti steri amadgin” Aman allahım ne uzun bir adam. Fasulye sırığı gibi duruyor.
AY7 / Xami nena — Ham söz. Kötü söz. Ağır söz. “Si dido xami nena giğun” Senin çok ağır dilin var.
Xarkişi nekna — El kapısı. “XarKişi neknas mu dulya giğun” El kapısında ne işin var?
Xaşari geğku — Çok yorulmak. Çalışa çalışa helak olmak. “Dulyate xaşayi gemaşğku” Çalışa çalışa helak oldum.
Xavla steri — Helva gibi. Bazı yemeklerin çok lezzetli olduğunu belirtmek ya da bazı işlerin mükemmel sonuçlandığını ifade etmede kullanılır. Lokum gibi anlamında.
Xayi doğonu — ; Fenasına gitmek. Kırılmak. “Haği hak xayişi doğononi mutu varen ki” Şimdi burada gücenecek bir şey yok ki.
Xe bigoni — Eli sopalı. Dayakçı anlamında kullanılır. “Hek xe bigonepe dido ren” Orda eli sopalılar çok.
Xe do Kuçxe Koreri — Eli ayağı bağlı. Çaresiz, umarsız. “Sotilen mutu var maxenu. Mtelli xe do Kuçxe Koreri kodopskidi” Hiçbir yerden bir şey yapamadım. Tamamen elim ayağım bağlı kaldım. -
Xe do kuçxe moyzdaşi — El ayak çekilince. Belli bir saatten sonra herkes evine barkına gittikten sonra. “Ham seri irik xe do Kuçxe moyzdaşi oKobikatate do bimtaten” Bu gece herkes evine çekildikten sonra buluşup kaçacağız.
Xe do Kuçxeşi ontalu — Türkçeden. Eli ayağı dolaşmak. “Mutu giğvanşi xe do Kuçxe ogantalen” Bir şey söylenince elin ayağın karışıyor.
Xe do mxucis melapu — Elden ayaktan kesilmek. Güçsüz kalmak. “Bizayifi şendoni xe do mxucis mtelli mebli” Zayıfladıktan sonra hepten elden ayaktan düşüp güçsüz kaldım.
Xe do mxucis na va ikaçen — Ele avuca sığmayan. “HeKo yangazi yen ki xe do mxucis va ikaçen” O kadar yaramaz ki, ele avuca sığmıyor.
Xe do mxucis oxoşku — Eli ayağı tutmamak. “ Xe do mxucis oxomaşkvu” Elim ayağım tutmadı.
Xe dunduli — Eli yatkın olmayan, beceriksiz olan. “Haya haşo mupey bozo ren allaise, mtelli xe dunduli” Bu böyle ne biçim kız alah aşkına, hepten beceriksiz.
Xe eçopinu — El almak. Tokalaşmak. “Alfis xe eçopinu adeti var uğun” Ali'nin tokalaşmak gibi bir adeti yoktur.
Xe elaçamu — Yardım etmek. El atmak. "Amgzika xe kelamçi Ko” Biraz yardım etsen.
Xe elaçaneri — Eli uzun. Hırsızlık yapan. “Hemuz Kapula va nidven dido xe elaçanz” Ona güven olmaz, çok eli uzundur.
Xe gontxu — El açmak. Birinden bir şey istemek. Muhtaç olmak, dilenmek. Alik iris xe guntxams. Ma mitişe xe var gomantxen” Ali herkese el açar. Ben kimseye avuç açamam.
Xe gonziku — Kolları sıvamak. Bir işe girişmek için hazırlanmak. “Hayde bifepe xepe göymeikit” Haydi gençler, sıvayın kollarınızı.
Xe gosveri — Başkası tarafından ellenmiş. Erkeklerle flört etmiş kız. “Ma hem bozo var epçopum, irişi xe sveri ren” Ben o kızı almam herkesle gezmiş.
Xe gunze — Eli uzun. Hırsızlık anlamında. “Hemus xe dido gunze uğun” O çok eli uzundur.
Xe Kotili — Beceriksiz. Elinden iş gelmeyen. “Xe Kotili mu gulur” Beceriksiz ne geziyorsun.
Xe meçaneri — Marifetli, becerikli. “Heya mupey xe meçaneri bozo ren” O ne marifetli bir kızdır.
Xe metaxeri — Eli kırık. Eli işe yatkın, becerikli. “Bozope mzika dulyaşe xe meltaxeri iven” Kızların eli işe daha yatkın olur.
Xe monka — Eli ağır. “Xe monka giğun” Senin elin ağır.
Xe mundişe var ağen — Argo. Elini kıçına götüremez. Beceriksiz.
Xe muşi var akaçen — Eline sahip çıkamıyor, eline sahip olamıyor. Eli uzun anlamını destekleyen bir ifadedir. “Hemus heşşo zabunoba uğun ki xe muşi var akaçen” Onun öyle bir hastalığı var ki eline sahip olamiyor.
Xe muşite ti muşi oçkomu — Kendi eliyle kendi başını yedi. Kendi başını kendi yaktı. “Mitti ksaniz var nuyucu. Xe muşite ti muşi oçKomu” Hiç kimseyi dinlemedi. Kendi başını kendi elerliyle yedi.
Xenapa — Beceri, hamaratlık. “Hemuşi xenapa mitiz var uğun” Onun becerisi kimsede yok.
Xeşe moxtimu — Ele avuca gelmek. “Çayi dahaluk oğiloni var ivu doren, xeşe var mulun” Çay daha toplanacak duruma gelmemiş. Ele avuca gelmiyor.
Xeşe 3komili — Başkasının eline bakmak. “Si dulya skani vi, ma xez mot moğker” Sen işine bak benim elime bakma.
Xeşen moxtimu — Elinden gelmek, beceri, becerikli. “Xeşen mutu va muxtams' Elinden bir şey gelmiyor.
Xete dodveri steri — Eli ile koymuş gibi. Bir şeyi veya bir yeri ararken çok kolay bulmak. “Gormte-skani Kayi goy3;Kedi, xete dodveri steri kodirom” Etrafına iyi bak, elinle koymuş gibi bulursun.
Xes dokaçu — Elde tutmak. Lazım olur diye bir şeyi saklamak. “GiKoremz na giğulaz, vana xes mot dokaçam” Lazımsa kalsın, yoksa elde tutma.
Xes gedveri — El üstünde tutmak. “Hemuk komoli muşis dido Kayi oğKers, xez gedveri goyonams” O kocasına çok iyi bakar, el üstünde tutar.
Xes gemizin — Avucunun içinde olmak. “Heya soti var alen, xes gemğin” O hiçbir yere gidemez, avucumun içindedir.
Xes gexuneri / xez gexunu — El üstünde olmak, el üstünde tutulmak. “Ma komoli çkimik xes gexuneri gomoyonams”, Beni kocam el üstünde gezdirir.
Xes oxoskidu — Elde kalmak. “Mitik var eğopuşi xez koxomskidu” Kimse almayınca elimde kaldı.
Xoci on3xoneşe ençu — Boğayı tavana çıkarmak. İşi yokuşa sürmek anlamında kullanılır. “Skiri si na ikom xoci on3xoneşe eyonu ren” Yavrum senin yaptığın öküzü tavana çıkarmaktır.
Xulexi medgu — Çok para kazanan iş. Çok para kazanma durumu. “Osmanik heşşo xulexi nudgu ki para Kvatums” Osman öyle bir düzen kurdu ki para basıyor.
Xut Kiti ginoni — Beş parmak ister misin? Tokatı simgeleyen bu söz çocukları ikazda kullanılır. “Aha oŞ3Kedi xut Kiti ginoni” A| bak, beş parmak istiyor musun? r——
Xut para xut yeyiz melakoru — î Beş parayı beş yere bağlamak. Tutumlu olmak gerektiğini vurgular. “Ma xut para xut yeyiz melapKorum” Ben beş kuruşu beş yere bağlarım.
Yaği do kKaymaği steri — Yağ ve kaymak gibi. “Dido Kayi renean, yaği do Kaymaği steri” Araları çok iyidir, yağ baldırlar. Yaği do topuri steri— Yaği do Kaymaği steri
Yağli oçkomu — Yağlı yemek. Hali vakti yerinde olup rahat olmak ve rahatlığa bağlı tavırla konuşmak. “Ma yağli bipxor, hemuşeni haşşo biparamitam” Ben yağlı yiyorum, onun için böyle konuşuyorum.
Yanoşi gyaoba — Geç kuşluk vakti. “Çumanişe yanoşi gyaobaz kçumer” Yarın geç kuşluk vakti bekliyorum.
Yesi oyna — Esir alma oyunu. 7-8 çocukla oynanan koşmaya ve kovalamaya dayalı esir alma oyunu. Uygun olmayan yerlerde (tarla, bahçe gibi) özellikle çocukların lüzumsuz olarak dolaşmaları hicvedilirken söylenir. “Berepe oKibğenan do ontules yesi oyna isternan” Çocuklar toplanıp tarlada tepinip oynuyorlar. Eski zamanlar. “Hemtepes zimi zamani şendoni coğoyi kuonunan” Onların çok eskiden beri köpekleri vardır.
Zimi zamanuri — Çok eskiden kalma. “Ma zimi zamanuri şerepe mu mKitxom' Bana eski zaman şeylerini ne soruyorsun. ,
Zğala va Çişun — Doymak nedir bilmeyen. “Skiri munoren zğala var Kçişuni' Yavrum ne oluyor, doymak nedir bilmiyor musun?
Zizate Keti dobivi(t) — Gülerek kendinden geçme hali. “Çe heko biizit ki zizate Keti do bivit” Yahu o kadar güldük ki, güle güle çubuğa döndük (kaskatı kesildik).
Zizate umpa momiles — Güle güle göbeğimiz düştü. “HakKo mukKellidi Koçi muço iven Zizate umpa momiles” Bu kadar komik insan nasıl olur, güle güle göbeğimiz düştü.
3an3aya kuvvet — Türkçe'den etkilenerek üretilmiş bir deyim. Kullanan kişi kendi gücünü kuvvetini küçümsemek için kullandığı gibi, başkasının gücünü ve kuvvetini küçümsemek için de kullanılabiliyor. Bir de mecburen çantanın içende ne varsa katlanacağız anlamında kullanılabilir.
3xiki steri — Çalı gibi. Cılız, zayıf. “3xiKi steri Kuçxepe komolepes çakar var nomskun” Çalı gibi cılız ayaklar erkek adamlara hiç yakışmaz.
Silibuli gextimu — Birbirine girmek. Birbirine girercesine bağırıp çağırmak. “Heşşo okKaKides ki iri Şilibuli gextes” Öyle bir kavga ettiler ki birbirlerine girdiler.
Siği gegixvare — Bağırsaklarını dökerim anlamında. “Dido mo lalum, 3iğepe gegixvare” Fazla afkurma bağırsaklarını dökerim.
Siğila steri — Yılan gibi. Ama buradaki yılan gibi anlamı Türkçe'deki kötü kişilik anlamında değil. Buradaki yılan gibinin anlamı, yılanın ince uzun ve kıvrak olmasıdır. “İiğila steyi mçipe do guünde bozo” Yılan gibi ince ve uzun boylu kız. “Bozo ğiğila steyi şkaz gomatken” Kız yılan gibi belimi sarıyor.
Siğilaşi gecginu — Halk inancı. Yılanı yenmek. Eğer yaz mevsimi gelirken hiç alabalık yemeden yılanla karşılaşılırsa o yaz boyu yılanlara dikkat etmek lazım. Çünkü ö kişi yılanlara karşı yenik sayılır. “A Şipi taznati oğopit do Ziğilaz kogebocginat” Bir yavru bile yakalasanız da yılanlara karşı galip gelsek.
3kamangana steri — Su tokmağı gibi. “İKamangana steri mot inkKan, isa muda gulur?” Su tokmağı gibi ne sallanıyorsun, doğru gezsene.
3Kkari steri gamastun — Su gibi. Temiz, akışkan, usul usul. “Ndgalepe Ş$Kari steri gamastun do içoden” Günler farkında olmadan su gibi akıp gidiyor.
3karişi gza — Su yolu. Çok gidilen yer. “Mpoli $Kayişi gza dovu” İstanbul'u su yolu yaptı.
3karis dodginu — Suya durmak, su yoluna durmak. Tuvelete gitmek. “Çeçme so giğunan? İKayiz domadginen a kamaptiko” Tuvaletiniz nerede? Tuvaletim geldi, girebilir miyim?
3kintili oğağu — Tavuk boku karıştırmak. Halt etmek, işi karıştırmak. “Si m3udişi n3Kintili mot ğağum” Sen boşuna işi karıştırma.
3kuni momaselu — Ağrılarım birden ayaklandı. “Haşşo birdemişi mu mağodu var miçkin3Kuni momaselu” Beyle birden bire ne oldu anlayamadım, ağrılarım ayaklandı.
3vanka/3vanKa Katu — Ahmakça uyanıklık yapan. Ahmak kedi gibi.