Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri)

Kâmil Aksoylu

Önemli Not: Bu içerik, derginin orijinal baskılarından OCR (optik karakter tanıma) yöntemiyle dijitalleştirilmiştir. Bazı karakter hataları veya eksiklikler olabilir. PDF içeriğiyle farklılık tespit ederseniz lütfen bize bildirin.

Kâmil Aksoylu

Kitap Hakkında

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) Laz Dili ve Alfabesi, Alfabe Kullanımı ve Diyalektolojik Özelliklerle

Yazan: Kâmil Aksoylu Sayfa Düzeni ve Kapak Tasarımı: Leyla Çelik ©Genesis Kitap Tüm Hakları Saklıdır — Ankara, Nisan 2012 Genesis Yayın No: 18 — Yayıncı Sertifika No: 19154 — ISBN: 978-605-5410-44-5 Genesis Kitap, Ataç 2 Sokak 67/1, Kızılay/ANKARA Baskı ve Cilt: BRC Matbaası, Ankara

Bu baskının bütün hakları Ezel Basım Yayın Dağıtım Ltd. Şti.'ne aittir. Genesis Kitap Ezel Basım Yayın Dağıtım Ltd. Şti.'nin markasıdır. Genesis Kitap'ın yazılı izni olmaksızın kitabın tümünün veya bir kısmının elektronik, mekanik ya da fotokopi yoluyla basımı, yayımı, çoğaltımı ve dağıtımı yapılamaz.

Kütüphane Bilgi Kartı: Aksoylu, Kâmil. Lazuri Notkvamepe, Ankara, Nisan 2012, 216 s. 13.5x21, ISBN: 978-605-5410-44-5

Yazar Hakkında Kâmil Aksoylu, 1957 Arhavi/Yolgeçen köyü doğumludur. Türkçe ile ilkokulda tanışan Aksoylu, 1976 yılında Arhavi Lisesi'nden mezun oldu. Laz kültürü ile ilgili araştırmalarıyla tanınan Aksoylu'nun ilk kitabı 2009 yılında Laz Kültürü adıyla yayınlanmıştır. Bu çalışma Aksoylu'nun kitap haline gelmiş ikinci çalışmasıdır. Kâmil Aksoylu evli olup Deniz ve Evrim adında iki kızı vardır.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği
Kâmil Aksoylu

İthaf ve Sunuş

Nena Çkuni (Xasan Cavidi)

Şilya zanapeşen Ham ndğalepeşe na moxtu Çkar soti uçaru Mtelli nenapes na goxtu Umiteli nena çkuni Svamugvalas ipti na bognit Nani nani ya do na birdit Na bizizit do na bibgarit Goğkendineri nena çkuni Nana çkunik domogures iris Nandidepek mibires nciris Kimi kunis kimis ti guris Geğareyi moxtu nena çkuni

Lazuri do Lazuri nena şeni na-miçkin iri mutuşi kyona do tana nana çkimi ren. Skidala çkimişi gza na-otanams nana çkimişi şuri, guri, suveri do xenapa ren. Nana-nena do kultura şeni na-gebdgiti ham gzas na-pidulyape nana çkimis do sva-mugvalaşi mtelli nanapes mebuçkinam.

Lazca ve Laz dili ile ilgili bütün bildiklerimin kaynağı annemdir. Hayat yolumu aydınlatan annemin soluğu, yüreği, yöntemi ve becerisidir. Anadil ve kültür için çıktığım bu yolda yaptığım çalışmaları öncelikle anneme sonra da yeryüzündeki tüm annelere adıyorum.


“Ora muşis gura ti Kayi ren” Zamanında ölüm de iyidir Laz Atasözü


Sunuş

Bu çalışmanın özünü, anadil ve anadile bağlı tüm estetikleri pratikte rahat kullanılabilen insanlar oluşturmaktadır. Çocukluktan edinilen pratik deneyim, alan araştırmalarıyla desteklenip böyle bir çalışma ortaya çıkarıldı. Kitap içindeki 1200 civarındaki deyimler ve atasözleri üzerinde tek tek çalışılıp kullanımı yapıldıktan sonra kitaba alınması uygun görülmüştür. Bu bağlamda şahsen bilemediğim ve kullanmadığım hiçbir deyim ve ifade yoktur. Evet, uzun yıllar Lazona'nın dışında yaşıyorum ama 25 yaşıma kadar Arhavi Yolgeçen köyünde (Lome) yaşadım ve çalışmalarımın kaynağı yöremin insanlarıdır. Ama bu kaynağın asıl besleyicisi annemdir. Annem ve diğer kadınlarla köyümün yaşlıları. Yani analar ve yaşlılar.

Kitaptaki deyimleri, atasözleri ve hicvetmeleri okudukça dudaklarınızda tatlı bir tebessümle çocukluğunuza gidip çoğunu da hatırlayacaksınız. Ama zaman zaman da annelerinizi, babaannelerinizi ve diğer büyüklerinizi hatırlayıp belki sizler de benim gibi hüzünleneceksiniz.

Sevinç ve hüzün birbirine ne kadar uzaksa o kadar da yakındır aslında!


Anneme Dair

“göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur” Sunay Akın

Lazca ve Laz dili ile ilgili bildiklerimin tek kaynağıdır annem. Genç yaşta kaybetmiş olmama rağmen yaşam felsefem, kişiliğim, bilgi, beceri ve birikimlerimin de kaynağıdır annem. O, kapalı köy yaşamında gelişemeyen bir Laz kadınıydı. Ne abe'den, ne de elifbe'den haberi vardı. Ama beş vakit namazını kılardı. Ne bir sinemaya gitmişti, ne bir tiyatro görmüştü. Ne de bir hatıra fotoğrafı vardı. Sabah ezanıyla kalkar, yatsıya kadar el atmadığı iş kalmazdı. Onun için kadın olabilmenin ölçüsü iş, temizlik ve güzel yemek yapabilme becerisiydi. Babamdan sonra bunların üzerine bir de çocukların sorumluluğu biniyordu.

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı Türkçe bilmeyen annemle birlikte geçirdim. Annem gibi diğer kadınlar da Türkçe konuşamazlardı. Uzun süre annemle yalnız olmam ve kadınların Türkçe konuşamamaları benim anadilimin inceliklerini ve estetiklerini öğrenmeme yaradı. Geç de olsa bunu farkettim.

Ufak tefek yaramazlıklara göz yumup hoşgörü ile karşılayan annem, aşırı haylazlıklara izin vermeyecek kadar kuralcıydı. Kendisinden habersiz bir yere gidip geceyarıları eve geldiğimde kapıyı açmaz, “Nereden geldiysen oraya git” diyerek kuralından asla taviz vermezdi. Yalan, haram, içki ve kumar en büyük düşmandı. Çok korkardı onlardan. Lise yıllarımda bir gün arkadaşlarımla fındıklıkta gizlice bira içtiğimizi haber alan annem beni o akşam eve almamıştı.

Hayata dair korkmadığı şeyler de vardı. Hakkını aramaktan, direnmekten hiç korkmazdı. Bir de emanetine sahip çıkmaktan. Ülkemizin en karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül'de ben İzmir'de askerken; suçlu-suçsuz, haklı-haksız evler basılıp gençler toplanırken. Yasaklı-yasaksız bütün kitaplar suç unsuru sayılırken. Herkes kitapları toplayıp çöpe atarken ya da yakarken, okuma yazma bilmeyen benim annem tüm yasak yayınlarımı seçip saklamıştı. Onları yedi kat muşambaya sarıp, çay tarlasında kendi elleriyle kazıdığı çukura gömüp gizlemişti. Oğlunun emanetini korumuştu. Anneme tapmam boşuna değil. Yürekliydi annem. Yüreği öylesine büyümüştü ki, erkenden kopuverdi yaşamdan.

O bize, öldükten sonra her Perşembe akşamları bizi gözlemeye geleceğini, diğer günlerde de böcek ve karıncaların bizden haberler götüreceğini söylerdi. Uzun yıllar perşembe akşamlarını beklerdim annem gelecek diye. Yüzlerce karınca ve böceklere söylediklerim anneme ulaşmış mıdır bilemiyorum.

Bu deyimleri yazarken de annemle konuşur gibi oldum hep. Ölüler duyar mı bilemiyorum ama ben onun bıraktıklarıyla yazdım bu sayfaları. Şairin dediği gibi onun yokluğundan bana kalan çukur, hâlâ göbeğimde durur.

Kâmil Aksoylu

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği
Kâmil Aksoylu

Önsöz

Anadolu toprakları, binlerce yıllık tarihinde sayısız dil ve kültürleri bir arada barındıran bir coğrafyadır. Günümüzde birçok dilin anadil olarak konuşulup yazıldığı ülkemiz, Anadolu'nun bu kültürel mirasına ev sahipliği yapmaktadır. Laz dili ve kültürü de ülkemizin tarihi ve kültürel zenginliklerinin birer parçası olup bu zenginlikte farklı bir değerdir. Bu değerlerin korunması ve yaşatılmasında bizlere önemli görevler düştüğüne inanıyoruz. Amacımız, ülkemizin ev sahipliği yaptığı kültürel bütünlüğün içinde varlığımızı koruyup geçmişten aldığımız bu kültürel mirası geleceğe aktarabilmektir.

Laz dili ve kültürü üzerine yapılan çalışmalar çok yenidir. 1993 yılında OGNİ Dergisi süreci ile başlayan Laz kültürü hareketi henüz delikanlılık çağında. Yirmi yıllık bu süreçte dil ve kültür alanında önemli adımlar atılıp önemli sonuçlar da alınmıştır ama bir dile ve kültüre ait bilgi, kaynak ve arşivlerin oluşturulması için henüz bu çalışmalar yetersizdir. Bu çalışmalar daha çok işin uzmanı olmayan kişilerin bu işe gönül vererek yaptıkları çalışmalardır.

Artık okullara anadil dersleri konmasının tartışıldığı bir süreçteyiz. Bu sürecin başarılı değerlendirilebilmesi için Lazca üzerine linguistik (dilbilimsel) çalışmalara ivedilikle ihtiyaç vardır. Eğer Lazca okuma yazma yaygınlaştırılacaksa, isteyen Lazca öğrenebilecekse, okullarda Lazca dersleri verilecekse, bu işin altyapısı eğitimciler ve dilbilimcileri gibi ilgili akademisyenler ve işin uzmanları tarafından hazırlanmalıdır. Kullandığımız alfabe yeniden gözden geçirilip, bilgisayar teknolojisiyle uyumlu, dünyaya entegre olabilecek herkesin anlayabileceği ve kullanabileceği standart bir yazım sistemine geçmek şarttır.

Elinizdeki bu çalışmadan en yüksek düzeyde faydalanmanız, şüphesiz deyimleri kusursuz okuyabilmenize bağlıdır. Bu bağlamda Lazca bilenlerin de alfabeyi öğrenmeleri gerekir. Lazca bilmeyenler için gerekli Türkçe açıklamalar ve kullanım örnekleri her maddebaşı deyimde zaten mevcuttur.

Bu kitapta bir araya getirmeye çalıştığımız 1200 civarında atasözü ve deyimler günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Deyimleri bulmak, toplamak ve kullanıldığı şekli ve yerini görmek için kullanıldığı alanlara gidilmiştir. Birçok deyimlerin kullanılışı pratik olarak köylülere ve yaşlılara yaptırılmıştır. Ancak Lazca atasözleri ve deyimler sözlüğü oluşturmak için bu çalışma yeterli değil. Lazcanın dil haznesinde saklı deyimlerin zenginliğine ulaşmak için tüm bölgede tüm diyalektler üzerinden geliştirilecek bir alan çalışmasına ihtiyaç vardır.

Lazca coğrafi olarak küçük bir alanda konuşulsa da önemli ölçüde bölgesel farklılıklar gösterir. Çalışmamız ağırlıklı olarak Arhavi ve yöresinden derlenmiştir. Yazımdan ve telaffuzdan kaynaklanacak hataları minimumda tutabilmek için vakıf olduğumuz Arhavi diyalektini kullanmayı uygun gördük.

Kâmil Aksoylu

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Lazca Nerede Konuşuluyor? / Laz Dili ve Alfabesi

Lazca Nerede Konuşuluyor?

Lazca; Karadeniz Bölgesi'nin doğusunda, sahil bölgesi ve kısmen iç alanları da kapsayan bir coğrafyada, yerleşik halk olan Lazlar tarafından konuşulmaktadır. Birçok dilde olduğu gibi farklı diyalektlere sahiptir. Coğrafi olarak çok geniş olmayan bölgede ilçeler arasındaki diyalektlerde bazen anlaşılması sorun olacak kadar ciddi farklılıklar vardır. Rize'nin doğusuna doğru Çayeli'nden sonraki Rize'ye bağlı dört ilçede Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı; Artvin'e bağlı Arhavi, Hopa ve Borçka ilçelerinde Lazca konuşulmaktadır. Bu ilçelerin Lazca konuşma oranlarına göz atarsak; Rize ilinde Pazar, Ardeşen ve Fındıklı'nın büyük bölümü, Çamlıhemşin'in yarısı, Artvin ilinde Arhavi'nin tümü, Hopa'nın yarısı ile Borçka'nın küçük bölümünün Lazca konuştuğunu söyleyebiliriz.

Bunların dışında 93 Harbi diye tabir edilen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı zamanında bölgeden göçüp Marmara Bölgesi'nin değişik yerlerinde (Karamürsel, Yalova, Gölcük, Hendek, Akçakoca, Akyazı, Sapanca) neredeyse 150 yıldır yaşayıp, geleneklerini ve kültürlerini korumuş, günümüzde dillerini konuşan Lazlar vardır. Ayrıca ekonomik, eğitim, sağlık ve çeşitli sosyal etkenlere bağlı iç göç nedeniyle büyük şehirlere yerleşmiş Lazların sayısı da az değildir.

Bütün bunların toplamına baktığımızda Lazların nüfusu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ancak yaklaşık olarak 300-350 bin civarında Lazca konuşan bir nüfusun varlığı tahmin edilmektedir.

Laz Dili ve Alfabesi

Lazlar ve Lazca üzerine yapılan bilimsel çalışmalar çok yenidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar önemli bir aşama olsa da, dilbilimcileri karşılaştırmalı dilbilimi çalışmaları için henüz yeterli bir düzeye varılamadığı görüşündedirler.

Dilbilimcileri Lazcanın Güneybatı Kafkas dil grubu içinde yer aldığını belirtmektedir. Gürcüce, Svanca ve Megrelce Güneybatı Kafkasya dil grubunun diğer üyeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu üç dil içinde Lazca en çok Megrelceye yakındır. Megrelceyi Lazların Gürcistan'daki akrabaları Megreller konuşmaktadır.

Lazcanın yakın zamana kadar yazılamamış olmasından dolayı standart bir yazım dili henüz oluşturulamamıştır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda Laz alfabesini oluşturma çalışmalarının 1920'li yıllarda başladığı görülmektedir. 1929 yılında Sovyetler Birliği Sohomi'de yayınlanan “Mçita Muruzxi” adlı dergide ilk defa Latin harflerine dayalı bir Laz alfabesi kullanıldığı bilinmektedir. Derginin sorumlusu olarak İskender Çitaşi adı geçmektedir.

1935 yılında Sovyetler Birliği Sohomi'de ilkokula başlayanlar için Alboni adında Lazca alfabe kitabı yayınlanır. Bu yayında yine İskender Çitaşi imzası vardır. (Çitaşi imzalı 34 harfli bu Laz alfabesinin 1994 yılında Türkiye'de tıpkıbasımı yapılmıştır) Alboni'de İskender Çitaşi'den Lazların büyük şairi ve bilim insanı olarak söz edilmektedir. Kitabın arka kapağındaki yazıda İskender Çitaşi'nin 1938 yılında Stalin'in direktifiyle katledildiği söylenmektedir.

Daha sonra Türkiye'deki çalışmalarla geliştirilen alfabeleri görmekteyiz. Türkiye'de Laz masalları üzerine geniş araştırmalarıyla bilinen Fransız etnolog Georges Dumezil'in 36 harfli transkripsiyonu (çevriyazı) vardır. Dumezil, araştırmalarını bu 36 harflik çevriyazıyla yayınlamıştır. 1937 yılında yayınladığı Contes Lazes isimli yayınında İstanbul'da tanıdığı Arhavili Niyazi Ban isimli şahısla çalıştığından söz etmektedir. 1967 yılında yayınlanan Documents Anatoliens adlı çalışmasını yine Arhavi Şenköylü Muhsin Erol adında bir gençle yaptığını söylemektedir. (Not: Georges Dumezil'in birçok çalışmalarda dilbilimci olarak tanıtıldığına rastlanmaktadır. “Documents Anatoliens” adlı çalışmasında Dumezil'in kendisinin asistanı olarak belirttiği Arhavili genç Muhsin Erol'a kendim ulaşarak görüştüğümde Muhsin Erol, Dumezil'in dilbilimci olmadığını, etnolog olduğunu söylemiştir. Sayın Erol konuşmamızda, Dumezil'in Türkiye'deki Lazlar ve aynı zamanda Kafkasya'nın diğer halkaları üzerine de araştırmalar yaptığı bilgilerinin yanı sıra Dumezil'in Lazona'ya hiç gitmediği bilgisini de vermiştir.)

1984 yılında Arhavili bir edebiyat öğretmeni olan Fahri Kahraman ve Alman halkbilimci Wolfgang Feuerstein, Dumözil'in transkripsiyon sistemini geliştirerek Latin harflerine dayalı 35 harfli bir Laz alfabesi hazırlamışlardır. “Lazoğlu Alfabesi” olarak bilinen bu alfabe aslında F. Kahraman/W. Feuerstein ortak çalışmasıdır ve Türkiye'de ilk defa 1993 Kasım ayında yayınlanan, Lazların Türkiye'deki ilk yayın organı OGNİ dergisinde kullanılmıştır.

(Not: Kitaptaki alfabe tabloları — 35 harfli Lazoğlu Alfabesi, Göichi Kojima'nın 38 harfli sistemi ve bu çalışmada kullanılan 38 harfli alfabe — taramada harf dizilimleri net okunamadığı için buraya ayrı ayrı aktarılamamıştır [okunamadı]. Japon dilbilimci Göichi Kojima'nın, 1970'li yıllardan beri Türkiye'de konuşulan diller üzerine yaptığı çalışmalarla Lazcanın tüm diyalektlerinde bulunan fonem sayısına göre Lazoğlu Alfabesine üç harf daha ekleyip toplam 38 harfe çıkardığı, ayrıca Hopa diyalektindeki bir harfin (O harfinin) telaffuzu tam karşılamadığını belirttiği kitapta anlatılmaktadır. Bu çalışmada Lazoğlu Alfabesi esas alınıp Kojima'nın geliştirdiği 38 fonemli sisteme Lazuri font uygulanarak kullanılmıştır.)

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Lazca Alfabe Kullanımı (Örnek Kelimeler)

Lazca alfabeyi tanıttıktan sonra, Lazca bilmeyenler için örneklerle alfabe kullanımını koymayı uygun gördük. Lazca konuştukları halde Lazca okuma ve yazmayı bilmeyenler açısından da çok yararlı olacaktır. Lazca konuşabilenler ama henüz Lazca okuma ve yazmayı bilmeyenler deyimlere geçmeden önce 15-20 dakikalarını alfabeye ayırabilirlerse bütün deyimleri kolaylıkla okuyabileceklerdir. (Çalışmanın bu bölümü Göichi Kojima'nın katkılarıyla hazırlanmıştır.)

(Not: Bu bölümdeki bazı Lazca özel harfler/fonem sembolleri (ejektif ünsüzler, /gy/, /ky/, /x̌/, /ž/, /ʒ/ gibi) OCR taramasında net ayırt edilemedi; harf başlıkları kitaptaki sıralamaya göre en yakın haliyle verilmiştir [okunamadı].)

Aa

  • ağani/ağne: Yeni.
  • ambari: Haber.
  • antama/atamba: Şeftali.
  • arguni: Balta.
  • aşi: Altı.

Bb

  • bağu: Ambar. Yiyecek deposu.
  • bergi/berci: Kazma.
  • biga: Sopa.
  • burguli: Diz.
  • bu3xa: Tırnak.

Cc

  • cans/ncans/ncas: Yatıyor.
  • circili/cicili: Diş eti, damak.
  • coğori: Köpek.
  • coxo: İsim.
  • cumadi: Amca.

Çç

  • çaçi, çonçi: Kuru yaprak.
  • çarbi/çabri: Dudak.
  • çeçme: Tuvalet, wc.
  • çili: Eş (kadın).
  • çinaperi/çinoperi: Tanıdık.
  • çodineri/çoderi: Bitirilmiş, bitmiş.
  • Çaba/Çeba/Şemba: Üzüm ve karayemiş salkımı.
  • Çaça: Meyve posası.
  • Çerema/Çereli: Alaca.
  • çkadums/Çkadups/Çadums/Çaduy: Çakıyor.
  • Çumani: Sabah.

Dd

  • daçxuri/daçxiri: Ateş.
  • dergi: Toprak küp.
  • dido: Çok.
  • docina: Güreş.
  • dulya: İş.

Ee

  • eçi: Yirmi.
  • elaçama: Lakap, takma isim.
  • elulun: Yukarı doğru çıkıyor.
  • emti: Rampa, yukarı.
  • esvaru: Üzerine dizmek.

Ff

  • fara/fori: Defa, kere, kez.
  • feli: Kabak.
  • feluka: Kayık.
  • fota: Peştamal.
  • fratki: Hemen, çar çabuk.
  • froxti: Kabarcık.

Gg

  • gale: Dışarısı, dışarı.
  • gamaçamu: Satış, satmak.
  • ginze/gunze: Uzun.
  • gola/ngola: Yayla.
  • guruni/girini: Eşek.

Gy (Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunur; tek fonem olup iki harf ile yazılır.)

  • gyari: Yemek.
  • gyantxu: Düştü.
  • gyorçams: Üzerine seriyor.
  • gyomçims: Üzerine yağıyor.
  • gyulun: İniyor.

Ğğ

  • ğgali: Dere.
  • ğeci: Domuz.
  • ğoberi: Çeper.
  • ğoma/ğoman: Dün.
  • ğura: Ölüm.
  • ğvari: Sel suyu.

Hh (Bu fonem Hopa diyalektlerinin çoğunda ve Çxala diyalektlerinde genelde telaffuz edilmez.)

  • hakoni: Buralı.
  • hakşa/hakşakis: Buraya kadar.
  • han3o: Bu yıl.
  • haği/hus/huy: Şimdi.
  • hentepe/hemtepe/hentere/hini: Onlar.

İi

  • ili: Kemik.
  • ini: Soğuk.
  • incirs: Uyuyor, yatıyor.
  • irden: Büyüyor.
  • ixi: Rüzgâr.

Ji (Ardeşen diyalektlerinin çoğunda /c/ ile /j/ fonemleri arasında ayrım yoktur; cile, cilemona, cin vs. şeklinde telaffuz edilir.)

  • jile: Yukarı.
  • jimoka: Evin arkası.
  • jin: Yukarı, yukarısı.
  • jur, juri: İki.
  • jurneçi: Kırk.

Kk

  • kalamani: Çarık.
  • kçe: Beyaz.
  • komoli/komoci/kimoli: Koca, erkek.
  • korba: Karın.
  • kva: Taş.

Ķ ķ (ikinci K fonemi)

  • kafri/karfi: Çivi.
  • kalati: Büyük sepet.
  • Katu: Kedi.
  • Ketl/Ketti: Çubuk.
  • Kukma/Kukuma: Güğüm.

Ky (Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunur; iki harf ile yazılan bir fonemdir.)

  • kyona: Işık (Fındıklı'nın Pi3xala, Ç'anapet köylerinde).
  • kyona gyodumers: Birini yerleştirip işlerini yoluna koyuyor (Arhavi'de).
  • kyunti: Hantal.
  • kyume: Ceviz ya da fındıkların 10'ar santim ara ile 60-70 santim iplere dizilerek, armut, üzüm suyu ya da hurma suyu muhallebisinden yapılan tatlı sucuk.
  • kyumeçi: Arının bal yaptığı gözenekli petek. Petekli bal.

Ky ky (Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunur; iki harfle yazılan bir fonemdir.)

  • kyameti: Kıyamet.
  • makypu: Çakal.
  • oxokyura: Evin kadını. Ev işlerinde ve ev idaresinde becerikli ve yetkili ev kadını.

Ll

  • lazuti: Mısır bitkisi.
  • lemşi: İğne.
  • liva: Karların erimesi.
  • livadi: Bahçe, tarla.
  • lumci: Akşam.

Mm

  • maçxa: Ahşap su oluğu.
  • mbuli: Kiraz.
  • mçima: Yağmur.
  • mendra: Uzak.
  • miti: Kimse.

Nn

  • nana: Anne, ana.
  • nena: Dil, söz, laf.
  • nezi: Ceviz.
  • nkila/nkola: Anahtar.
  • notkvame: Deyim.

Oo

  • obgaru: Ağlamak.
  • oçilams: (Erkeği) evlendiriyor.
  • oncire: Yatak.
  • on3eli/om3eli: Beşik.
  • opşa: Dolu, çok.
  • oxori: Ev.

Pp

  • parpali: Kelebek.
  • parvi/pavri: Yaprak.
  • pen3e/pen3o: Salyangoz.
  • pi3xala: Fındıklı'nın bir köyü.
  • pupuli: Çıban.

Ṗ ṗ (ikinci P fonemi)

  • papu/papuli: Dede.
  • Peci: Sık, sıkı.
  • Peya/piya: Acaba.
  • pipila: Çekirdek.
  • poca/porca/porgya: Kucak.

Rr

  • ragi: Kuş tuzağı.
  • raxuneyi: Titrek, titreyerek (Fındıklı-Arhavi).
  • rakani: Tepe.
  • roka: Mısır koçanı.
  • ruza: Gömlek şeklinde kalınca giyecek.

Ss

  • sapatoni: Cumartesi.
  • seri/seyi: Gece.
  • sica: Damat, enişte.
  • siyaçi/siyaki: Kalkan balığı.
  • suveri: Hesap, ayar.

Şş

  • şana: Hoşluk, keyif.
  • şka: Bel.
  • şura: Koku.
  • şuka: Hıyar, salatalık.
  • şurimşine: Can yoldaşı.

Tt

  • tamo: Yavaş.
  • tasi: Tohum.
  • termoni: Aşureye benzer bir yemek.
  • titxu/tutxu: Seyrek.
  • toli: Göz.
  • tutaste: Ay ışığı.

Ṭ ṭ (ikinci T fonemi)

  • tağani: Tava.
  • tebi/tkebi: Deri.
  • tikina: Sepet.
  • toroci: Güvercin.
  • tuza: Sıcak.

Uu

  • uba: Koyun, göğüs.
  • uci: Kulak.
  • uça: Siyah.
  • umiteli: Kimsesiz.
  • urzeni: Üzüm.

Vv

  • var: Hayır, yok.
  • vana: Yoksa.
  • vit: On.
  • viğe: Fındıklı.
  • vorsi: İyi.

Xx

  • xami: Bıçak.
  • xinci: Köprü.
  • xomula: Kuru.
  • xurtuli: Gırtlak.

X̌ x̌ (sadece Hopa diyalektinde bulunan, diğer diyalektlerde muhtemelen düşmüş olan bir fonem; Lazoğlu Alfabesinde bu fonem için gösterilen harfin telaffuzu Hopalılarca tam karşılanmaz.)

  • x̌ini: Soğuk.
  • x̌omuri: Erik.
  • x̌ona: Yerleşim yerinden uzak bulunup otlak veya küçük bahçe olarak kullanılabilen ya da odun gibi gereksinmelerin karşılanabildiği çok verimli olmayan arazi.
  • x̌uci: Kulak.
  • x̌urzeni: Üzüm.

Yy

  • ya, ya do: Diye.
  • yali: Ayna.
  • yakoviti: Arhavi'de bir köy.
  • yaşiki: Tahta sandık.
  • yulun/eyulun: Yukarı çıkıyor.

Zz

  • zabuni: Hasta.
  • zeri: Ezik, ezilmiş.
  • zifona/zifozi: Fırtına.
  • zumeri: Ölçülü, ölçülmüş.
  • zura: Dişi (kedi ve köpek gibi küçük hayvanlar için).

Žž (sadece Pazar, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunur; Çamlıhemşin ve Ardeşen diyalektlerinde /z/ ile /ž/ fonemleri arasında ayrım yoktur.)

  • žğala: Doyum, doygunluk.
  • žirasen: Görecek.
  • žiru: Gördü.
  • žizineri: Gülerek.
  • neği: Ceviz.

Ʒʒ (yazımda “3” rakamıyla gösterilir)

  • 3anza: Zembil, heybe.
  • 3ela: Yumurta akı.
  • 3izi: Meme.
  • 3xembi/3xemuri: Istiriç ağacı.
  • 3xeni: At.
  • 3ale: Aşağı.
  • 3ana: Yıl, yaş.
  • ş̆ari/ş̆kari/ş̆kayi: Su.
  • žiğila: Yılan.
  • 3kuna/3kuni/žuna: Ağrı.
Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği
Kâmil Aksoylu

Alfabe İle İlgili Temel Sorunlar, Diyalektler ve Fonemlerin Bölgeye Göre Özellikleri

Alfabe İle İlgili Temel Sorunlar

  1. 1984 yılında geliştirilen 35 harfli Lazoğlu alfabesi genelde kullanılmaktadır ama şöyle de sorunlar vardır:

1.1. Lazoğlu Alfabesi'nde Hopa diyalekti için kullanılan O harfi Hopalıların telaffuzunu karşılamamaktadır. İlgili kelimeler üzerinde çalışılınca O harfinin okunuşu ile Hopa diyalektinde kullanılan fonemin aynı olmadığı kolayca anlaşılıyor.

1.2. Bazı dilbilimcileri Lazoğlu Alfabesi'ndeki Ž (şapkalı Z) harfinin ilgili sesi karşılamadığı görüşündedirler. Lazcada mevcut olan bu fonemin fırlatmalı olmadığı için şapkalı olamayacağı, dolayısıyla Ž harfi yerine Z (noktalı Z) harfinin kullanılması gerektiğini savunurlar.

1.3. Orta ve doğu diyalektlerinde (Hopa, Arhavi, Fındıklı) kullanılan /gy/, /ky/ ve /ky'/ fonemleri Lazoğlu alfabesinde bulunmamaktadır. Bu durumda Lazoğlu Alfabesi tam olarak fonolojik alfabe değildir.

1.4. Lazoğlu Alfabesi'nde sorunların en büyüğü ise Lazuri Font adıyla kullandığımız özel fonttur. Bilgisayar işletim sistemlerinin veri tabanında olmayan bu font özel olarak oluşturulmuştur ve her bilgisayar için ayrıca uyarlanması gerekmektedir. Sorun bununla da bitmiyor. Lazuri Font uygulandıktan sonra klavyede bu karakterlerle yazılması için yine özel yöntemler kullanmak gerekiyor. Örneğin klavyede P harfini yazmak istediğinizde O harfine basıp yazıyorsunuz. A harfini yazmak istediğinizde Z harfine basıyorsunuz. T harfini yazmak istediğinizde U harfine basıyorsunuz. Bu gibi sorunların dışında şapkalı harfler için de farklı yöntem uygulanıyor. Sonuç olarak Lazuri Font uygulanarak kullanılan Lazoğlu Alfabesi pratik değil.

  1. Arhavililer Vakfı kültür komisyonu çalışanlarının Fahri Kahraman Alfabesi diye kullandıkları 34 harfli bir alfabe daha vardır ve Lazoğlu Alfabesi'ne benzer bir fontla kullanılmaktadır. C, H ve S harfleri üzerine şapka koyarak kullandıkları bu alfabe için dilbilimcileri bilimsel olmadığını söylemektedir. Zaten Arhavililer Vakfı dışında pek bilinip kullanılmıyor.

  2. Bir diğer alfabe, Göichi Kojima'nın apostrof yöntemi kullanarak geliştirdiği sistemdir. Lazoğlu Alfabesi'ne göre daha pratiktir ve birkaç farklı özelliğe sahiptir. Pratikliği her bilgisayarda ve her klavyede kullanılabilir olmasıdır. Ama estetik olmadığı yönünde görüşler vardır. Lazuri Font sorununun 7 harfte apostrof kullanılarak aşılmasının yanı sıra, yıldızlı Z harfinin (Z*) kullanılmasına estetik yönünden karşı çıkanlar vardır. Bu alfabenin Lazoğlu Alfabesi'nden farklı birkaç özelliği daha var. Lazoğlu Alfabesi'nde Hopa diyalekti için kullanılan O harfi yerine X' harfi, Ž harfi yerine de ya noktalı Z (yani Ź) ya da daha pratik olur diye yıldızlı Z (yani Z*) harfi kullanılmaktadır. Noktalı Z (Ź) harfinde nispeten anlaşma sağlansa da yıldızlı Z (Z*) harfine estetik olmadığı yönünde itirazlar vardır. Ancak Lazuri Font gibi özel yöntemler olmadığından kullanılışının pratik olduğunu belirtmek gerekir. Birçok insan internet ortamında apostrof yöntemini zaten kendiliğinden kullanmaktadır. Ayrıca batı diyalektlerinde olmayıp, doğu diyalektlerinde bulunan /gy/, /ky/ ve /ky'/ fonemleri bu alfabede gösterilmiştir. Toplam 38 harf vardır.

  3. Bunların dışında başka yöntemler geliştirerek yazmayı deneyip sürdürenleri de hesaba katarsak standart bir yazım dilinin geliştirilip oturtulamadığını söylemek yanlış olmayacaktır.

  4. Esas Sorun

Bütün bu sorunları alt alta alıp sıraladığımızda aslında alfabe ile ilgili esas sorun şudur. Latin harflerine dayalı, bilgisayar işletim sistemlerinin veri tabanına uygun olarak geliştirilecek; her bilgisayar ve klavye ile pratik olarak yazılması mümkün olan bir alfabe gerekiyor. Bu oluşturulacak alfabe ya işletim sistemlerinin veri tabanına yüklenmeli ya da başka türlü bu pratikliğin elde edilmesi şarttır. Lazların tamamının ortak dili Türkçe olduğuna göre Türkçe klavye üzerinden bir sistem geliştirilebilir. Yoksa bir duruş olarak benimsediğimiz ve bu çalışmada da kullandığımız Lazuri Font ile Lazca yazmayı yaygınlaştırmak oldukça zordur. Hatta engelleyicidir. Engelleyicidir, çünkü bu alfabeyi öğrenenlerin sayısı çok azdır. İnternette saçma ve yanlış Lazca yazanların sayısı gittikçe artmaktadır. İnsanlar A yazarken Z'ye basmayı ya da P'nin üstüne şapka koymayı düşünmeden yazıyor. Lazuri Font'u bilseler bile internette bu fontu kullanacak alanların olmadığını artık görmek gerekiyor. Şu an için internet ortamında Lazcaya özen gösterip yazanlar apostrof yöntemi kullanıyorlar. Ama yukarıda belirttiğim gibi düzensiz yazanların sayısı daha fazladır. Buna gerçekten bir çözüm bulunmalı.

Dilbilimcilerinin de görüşleri alınarak Latin harflerine dayalı, Lazca diyalektlerdeki bütün fonemleri karşılayan ve gelişen teknolojiye uygun sıradan bütün klavyelerde yazılabilecek bir alfabenin geliştirilmesi alfabe tartışmalarını da sonlandıracaktır görüşündeyim.

Buradan herkese çağrım olsun. Artık daha fazla gecikmeyelim.


Lazcanın Diyalektleri

Coğrafi olarak çok geniş olmayan bir alanda konuşulan Lazca, her dilde olduğu gibi farklı diyalektlere sahiptir. İlçeler arasındaki diyalektlerde bazen anlaşılması sorun olacak kadar ciddi farklılıklar vardır. Lazcayı diyalektler açısından doğu, batı ve orta alan diyalekti olarak kabaca üç gruba ayırmak mümkündür.

  1. Doğu grubu diyalekti: Hopa, Borçka ve yakın çevreleri.
  2. Orta alan grubu diyalekti: Arhavi, Fındıklı ve yakın çevreleri.
  3. Batı grubu diyalekti: Ardeşen, Çamlıhemşin, Pazar yöreleri.

Kabaca doğu, batı ve orta alan diyalekti olarak üç gruba ayırdığımız Lazca diyalektler, kimi çalışmalarda doğu ve batı diyalektleri olarak iki ana grupta da gösterilmektedir. Arhavi ve Fındıklı'da konuşulan Lazcanın her iki gruptan da farklı olduğu için biz üç ana grupta toplamayı tercih ettik. Arhavi'de konuşulan Lazcanın, Arhavi nüfusunun tamamının Laz olmasından kaynaklanan bir özelliğe sahip olduğu gözleniyor. Fındıklı'nın doğu tarafının Arhavi'ye daha yakın, batı tarafının ise Ardeşen'e yakın olduğu gözlenir. Dolayısıyla Arhavi ve Fındıklı diyalekti doğu ve batı diyalektleri arasında geçiş özelliğine sahip bir orta alan oluşturmaktadır.

Sonuç olarak diyalektler iki gruba ayrılsa da, üç gruba ayrılsa da aslında grup içinde de homojen olmayıp farklılıklar vardır. Bazen bir köyden öbür köye, bazen bir tepeden öbür tepeye, bazen de bir dereden öbür dereye kadar küçük alanlarda bile ağız farklılıkları gözlenmektedir.

Lazca üzerine referans olacak çalışmalara sahip Japon dilbilimci Göichi Kojima bir makalesinde diyalektler üzerine şöyle söylemektedir: “Her bölgenin, her köyün, her mahallenin, her sokağın, hatta her mesleğin ya da her kişinin diyalekti vardır. Diyalektlerin sayısını saymaya kalkmak anlamsızdır.” Kojima'ya göre diyalektleri saymak anlamsız olsa da, bu ifadesi bizler gibi bazı diyalekt meraklıları için olumlu yönde bir uyarıdır. Çünkü Lazca yazan bazı kişiler hâlâ şu diyalekt daha doğrudur, bu diyalekt daha doğrudur handikapıyla hareket ediyorlar. Dilbilimcilere göre hiçbir diyalekt diğer diyalekte göre daha doğru ya da daha yanlış değildir. Konuşulan her diyalekt doğrudur. Biz de bu mantıkla hareket ederek diyalektleri saymak ya da doğruluğunu kanıtlamaya çalışmak yerine bilmediğimiz diyalektleri öğrenmeyi yeğliyoruz. Bu bağlamda Lazcada bulunan bazı fonemlerin yöreye göre değişkenliğini de sizlerle paylaşmak istedik.


Bazı Fonemlerin Bölgeye Göre Özellikleri (Göichi Kojima'nın Laz katılımcılarla birlikte hazırladığı “Temel Lazca-Türkçe Sözlük Taslağı”ndan faydalanılarak hazırlanmıştır.)

Lazca ile ilgili yapılan alan çalışmalarında bazı fonemlerin yöreye göre değişikliğe uğradığı, bazılarının da yine yöreye göre kaybolduğu gözlenmiştir. Bu durum dilin konuşulması açısından bir sorun teşkil etmeyip, sadece yöreler arasındaki diyalekt farklılığı açısından önem arz etmektedir.

1. Batı diyalektinde kullanılan /c/ fonemi Orta ve doğu grubu diyalektlerinde bulunan /c/, /g/ ve /gy/ fonemleri, batı grubu diyalektlerinde bazı durumlarda sadece /c/ fonemi ile karşılanmaktadır. Yani batı grubu diyalektlerinde bulunan /c/ fonemi, orta ve doğu diyalektlerindeki /c/ fonemini karşılarken aynı zamanda hem /g/ fonemini, hem de /gy/ fonemini karşıladığı durumlar vardır. /c/ fonemi her üç grupta da aynı olduğundan değişkenlik gösteren iki fonemi inceleyelim.

/g/ fonemi: Hopa-Arhavi-Fındıklı diyalektlerindeki /g/ fonemi, Ardeşen, Çamlıhemşin ve Pazar diyalektlerinde bazı koşulda /c/ fonemine denk düşmektedir. Örnekler: gesvaru/cesvaru (üzerine dizmek), getasu/centasu (tohum ekmek), gexunu/cexunu (üzerine oturmak), genaxu/cenaxu (yıkamak).

/gy/ fonemi: Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunmaktadır; iki harf ile yazılan tek bir fonemdir. Ardeşen, Çamlıhemşin ve Pazar diyalektlerinde /c/ fonemine dönüşmektedir. Örnekler: gyagen/cagen (alışıyor), gyari/cari (yemek), gyulun/culun (iniyor), gyunaxi/cunaxi (günah), gyuneli/cuneli (güneş alan, güneş vuran yer).

Yukarıdaki örneklerde hem /g/ foneminin hem de /gy/ foneminin batı grubu diyalektlerinde /c/ fonemine dönüştüğü görülmektedir. Özetle; batı diyalektlerinde kullanılan /c/ foneminin, orta ve doğu diyalektlerinde duruma göre hem /c/ fonemi, hem /g/ fonemi ve hem de /gy/ fonemine denk düştüğü gözleniyor.

Fonem değişkenlik tablosu (özet): /c/ (cans/cans, uyuyor — doğuda gözlenmiyor); /g/ (gelobun/celobun, asılıdır — batıda gözleniyor); /g/ (getasule/cetasule, sebze bahçesi — batıda gözleniyor); /gy/ (gyulun/culun, iniyor — batıda gözleniyor); /gy/ (gyustun/cust'un, kayıyor — batıda gözleniyor).

2. Batı diyalektinde kullanılan /ç/ fonemi Orta ve doğu grubu diyalektlerindeki /ç/, /k/ ve /ky/ fonemlerinin batı grubu diyalektlerinde bazı durumlarda /ç/ fonemi ile karşılandığı gözlenmiştir.

/k/ fonemi örnekleri: kebabi/çebabi (kebap), kemane/çemane (keman), kinari/çenari-çinari (kenar), kerezi/çerezi (Haziran ayı), kerki/çerçi (ağaç kabuğu), kese/çese (kese), kilimi/çilimi (kilim), kiprit'i/çipit'i (kibrit).

/ky/ fonemi: Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunmaktadır. Batı diyalektlerinde rastlanmadığı gibi doğu diyalektlerinde de diğer fonemlere göre daha az rastlanır. Batı diyalektlerinde /ç/ fonemine dönüşür: kyabe/çabe (kâbe), kyona/çona (ışık), kyume/çume (küme), kyuski/çuski (küskü).

Özetle; batı diyalektlerinde kullanılan /ç/ foneminin, doğu diyalektlerinde duruma göre hem /ç/, hem /k/ ve hem de /ky/ fonemine denk düştüğü gözleniyor.

3. Batı diyalektinde kullanılan /ş/ fonemi Batı diyalektindeki /ş/ fonemi, orta ve doğu diyalektindeki /ş/ fonemi dışında bazı durumlarda orta ve doğu diyalektlerindeki /k/ ve /kx/ fonemlerini de karşılamaktadır.

/k/ fonemi: kepi/çepri-çerpi (kendir), kera/çera (geleneksel Laz evlerinde ocak, ocaklık), keremindi/çermita-çeremiti-çiremitti (kiremit), kibiri/kibri-çibri (diş), okitxu/oçitxu (okumak, sormak).

/ky/ fonemi: Bu fonem yalnız Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunur. Ardeşen, Çamlıhemşin ve Pazar diyalektlerinde /ş/ fonemine dönüşmektedir: kyameti/çameti (kıyamet), mkyapu/mçapu (çakal), oxokyura (ev hanımı), xezme kyari (hizmetçi).

Batı diyalektlerinde bulunmayan /kx/ fonemi doğu diyalektlerinde de çok az sayıda kelimede bulunmaktadır. Doğu diyalektlerinde kullanılan /ş/ fonemi ve /kx/ fonemi, batı diyalektlerindeki /ş/ fonemine denk gelir.

4. /h/ fonemi Bu fonem Hopa diyalektinin çoğunda ve Çxala diyalektinin genelinde telaffuz edilmemektedir: hakoni/akoni (buralı), haya/aya (bu), haği/aği (şimdi), hemtepe/emtepe (onlar), hekole/ekole (o taraftan, oradan).

5. /j/ fonemi Ardeşen ve Çamlıhemşin diyalektlerinde bazen /c/ ile /j/ fonemleri arasında ayrım yoktur.

6. /m/ ve /n/ fonemleri Bu fonemler bazı kelimelerin başında ünlü önünde değilse Doğu diyalektinde (Hopa, Arhavi, Fındıklı) belirgin bir şekilde hissedilmemektedir: cumu/mcumu/ncumu (tuz), çxomi/nçxomi/mçxomi (balık), çami/nçami (ilaç, maya), kvali/mkvali (peynir), sutulya/msutulya (pazı), zuğa/mzuğa (deniz).

7. /r/ ve /y/ fonemleri Bu fonemlerin kullanımında çok sık yer değişikliği gözlenmiştir. Doğuda (Hopa, Arhavi, Fındıklı) bu fonem kullanılırken batı diyalektindeki /r/ fonemi yumuşayarak yerini /y/ fonemine bırakmaktadır: damtire/damtiye (kaynana), dudeyi/duderi (bir lahana yemeği), kibiri/kibiyi (diş), mesveri/mesveyi (sürülmüş), steri/steyi (gibi), suveri/suveyi (hesap yöntemi, ayar, idare).

8. /s/ ve /z/ fonemleri Lazcada /s/ ve /z/ fonemleri, kelime sonunda bulunduğunda bir arşifonem oluşturuyor; kelimenin sonuna geldiğinde genelde hangisi olduğu tespit edilememektedir: koçis/koçiz (insanda, insana), mitis/mitiz (kimsede, kimseye), neknas/neknaz (kapıda, kapıya), nukus/nukuz (ağızda, ağıza), oxoris/oxoriz (evde, eve).

9. /x̌/ fonemi Bu fonem sadece Hopa ve Çxala diyalektinde vardır: x̌ali (boyun), x̌omuri (erik), x̌ini (soğuk), x̌urzeni (üzüm). Lazoğlu Alfabesinde O harfi ile gösterilen bu fonemin /g/ fonemi ile alakası yoktur; Göichi Kojima bu fonemin /x/ foneminin fırlatmalısı olduğunu tespit edip X üzeri şapkalı ya da apostroflu gösterilmesi gerektiğini, Uluslararası Fonetik Alfabe'de (IPA) |x̌| ile gösterildiğini belirtmektedir.

10. /v/ ile /f/ fonemleri Tüm diyalektlerde bazen kelime arasındaki /v/ fonemi ile /f/ foneminin telaffuzu ayırt edilememektedir. Lazcada konson arkasında /v/ ile /f/ fonemleri arasında fonolojik ayrım yoktur; ikisi birlikte bir arşifonem oluşturmaktadır. Ayrıca /w/ değişkeni de bazı yörelerde gözlemlenir. Bu çalışmada bu arşifonem, telaffuzu ne olursa olsun daima v harfi ile yazılmıştır. Örneğin kva kelimesi, yöreye göre kva, kfa ve kwa olarak telaffuz edilir.

11. /ž/ fonemi Bu fonem sadece Pazar, Fındıklı, Arhavi, Hopa ve Çxala diyalektlerinde bulunmaktadır. Çamlıhemşin ve Ardeşen diyalektlerinde /z/ ile /ž/ fonemleri arasında ayrım yoktur.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği
Kâmil Aksoylu

Lazca Deyimler ve Atasözleri Üzerine

Lazca Deyimler ve Atasözleri Üzerine

Deyimler ve atasözleri sözlü halk edebiyatında önceliğe sahip olup, yazılı edebi ürünleri olmayan toplumlarda sözlü edebiyat geleneğinin en önemli ürünleridir.

Laz atasözleri ve deyimler, Lazların yaşama biçimi, yaşam deneyimleri ve dünyaya bakışları hakkında önemli ipuçları vermektedir.

Bu çalışmadaki atasözleri ve deyimler ağırlıklı olarak Arhavi ve yöresi alan çalışmalarıyla ortaya çıkarılmıştır. Çalışmamıza aldığımız deyimler şüphesiz çok eski zamanlarda söylenmiş olup, dilden dile, kulaktan kulağa ve kuşaktan kuşağa aktarılarak hiç yazılmadan günümüze kadar gelmiştir. Yazılı bir Laz edebiyatının olmayışı, süreç içinde azımsanmayacak kadar atasözü ve deyimlerin kaybolmuş olabileceğini akla getirmektedir. Kitabımız bu alanda yapılan ilk çalışmadır. Benzer çalışmaların olmaması şüphesiz hem metod olarak hem yeterlilik olarak birçok eksik ve yanlışları beraberinde getirecektir. Bu anlamda kitabımızın başlangıç için önemli bir adım olup, yeni çalışmaların kapısını aralayacağına inanıyoruz.

Lazlar yüzyıllar boyunca çeşitli kültürlerle bir arada yaşayıp onların etkisinde kaldığı için, bu kültürlerden bazı atasözü ve deyimleri doğal olarak diline geçirmiştir. Bunu ortak bir coğrafyayı paylaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak görmekteyiz.

Lazca dünya üzerinde konuşulan en eski dillerdendir. Süreç içinde birçok dilde olduğu gibi zenginleşip gelişme olmayınca günümüzde kaybolmayla karşı karşıyadır. Bir amacımız da Lazcanın ne denli köklü bir dil olduğunun anlaşılmasına atasözü ve deyimlerdeki zenginliklerle katkı sağlamaktır.

Atasözü ve deyimler asıl anlamlarından farklı anlamlar taşıyan ve herkes tarafından kabul görmüş sözlerdir. Deyimler ve atasözleri için söylenebilecek en önemli bir başka özellik, çoğu atasözü ve deyimlerin söylendiği dile özgü olup başka dillerde hiçbir anlam bulmamasıdır.

Bu kuralın Lazca için de geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Birçok Lazca deyim ve atasözleri üzerinde çalışılarak, Türkçe ve başka dillere çevrilince deyimlerdeki vurucu anlam bulunamamıştır. Bu bağlamda Türkçeden ya da başka dillerden benzerlik çağrıştıran atasözü ve deyimleri Lazcaya çevirip, Lazca atasözü ve deyimi diye sunmaktan kaçınmalıyız. Böyle bir yaklaşımın Lazcaya zarardan başka bir yararı olmayacağı gibi, Lazcaya karşı da etik davranılmamış olur. Yapılması gereken Lazcaya yeni deyimler kazandırmak değil, süreç içinde kaybolmaya yüz tutmuş özgün atasözleri ve deyimleri Lazcaya yeniden kazandırabilmektir. İstediğimiz kadar “Balık baştan kokar”, “Ayağını yorganına göre uzat”, “Her koyun kendi bacağından asılır”, “Bedava sirke baldan tatlıdır” gibi benzer atasözleri Lazcaya çevirelim. Belki izah edebiliriz ama asla vurucu anlamını veremeyiz. Dolayısıyla bu tip yaklaşımlardan özenle kaçınmalıyız.

Ancak farklı dillerde, farklı şekilde söylenip benzer anlamlar ifade eden atasözleri ve deyimler de vardır. Dünyada kullanılan atasözlerinin pek çoğu aynı ya da benzer anlamları ifade ediyor ama aynı şekilde söylenmiyor. Bunları karıştırmamak gerekir. Özellikle bizim gibi anadili ve resmi dili farklı olan iki dilli toplumlarda bunlara sık rastlanmaktadır.

Örneğin, Türkçe'deki “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözü, Lazcada şöyle ifade edilir: “Ar xek xe ibons, jur xek nuku” (“Bir el, el yıkar; iki el yüz yıkar”). Veya “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” atasözü de, “loza nenate xoci ti inğvalen” (“Tatlı dil ile öküz de sağılır”) gibi söylenip aynı anlamı ifade etmektedir. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Bunca benzer örnekler farklı söylenişlerle ifade edilirken, oturup bunları kelimesi kelimesine Lazcaya çevirmenin Lazcaya bir faydası olmayacağı gibi akıl kârı işler de değildir. Çalışmamızda bu tip hataya düşmemek için özen gösterip hatalarımızı azaltmaya çalıştık. Bu yönde gelecek olan eleştiriler olursa değerlendirilip diğer baskılarda dikkate alınacaktır.

Lazcanın henüz yazı dili olmayışının yazmaya bir engel teşkil etmediğini göstermek ve Lazca bilmeyenler için de bol pratik olur düşüncesiyle bütün deyimler Lazca cümle içinde kullanılıp Türkçeleri de yanında verilmiştir. Bazı deyimlerde de anlaşılmasına yardımcı olması amacıyla yüklendiği ifade dışında ilk cümlede Türkçe anlamları verilmiştir.


Deyimlerle İlgili Karışıklıklar

Deyimlerle ilgili sözcük ve ifadeler bazen söz dizileriyle bazen de mecaz kullanımlar ve birleşik kelimelerle karıştırılmaktadır. Her dilde rastlanabilen bu durum, yazılı geleneği olmayan Lazcada daha göze çarpan bir olgudur. Kesin bir çizgi çekilemese de bazı ayrıntılara değinmekte fayda var.

Buraya aldığımız tek kelimeler deyim olmayan mecaz (dokundurma) olarak kalıplaşıp yerleşen ifadelerdir. Tek kelimelik dokundurmalar çoğunlukla deyimlerle karıştırılır. Bu sözleri deyimlerden ayıran en belirgin özellik tek başlarına kullanılamamalarıdır. Kullanılırlarsa da asıl anlamları dışında mecaz olarak pek bir anlam ifade etmezler. Ancak cümle içinde kullanıldıklarında vurucu mecaz anlamları fark edilir. Oysa deyimler cümle içinde kullanıldıklarında da, tek başına kullanıldıklarında da aynı göndermeyi yaparlar. Örneğin; Elabruğun (yandan yırtılıyor) kelimesini ele alırsak, tek başına asıl anlamı dışında başka bir anlam yüklenmez. Ama “Ali ordo elabruğun” (Ali çabuk güceniyor) diye ifade edilen bir cümle içinde gücenme ve kırılma gibi bir anlam yüklenir.

Oysa iki ya da daha fazla kelimelik deyimlerde böyle bir durum söz konusu olmaz. Deyim ister tek başına olsun ister başka bir cümle içinde geçsin hangi göndermeyi üstlenmişse anlamında bir kayıp olmaz. Guri otaxu (kalp kırmak), Kibiri olasiru (diş bilemek), dumçku steri omralu (karınca gibi çoğalmak) deyimlerinde olduğu gibi.

Örneğin guri otaxu deyimini aşağıda cümle içinde kullanabiliriz: Si iriz guri otaxu ar mutu ren ya do giçkin: Sen, herkesin kalbini kırmayı bir marifet sanıyorsun. Örnekte görüldüğü gibi deyimler hem tek başına kullanıldığında, hem de cümle içinde kullanıldığında aynı anlamlara geliyor.

Deyimlerle ilgili bir başka karışıklık birleşik kelimelerde yaşanmaktadır. Lazca gibi yazılı geleneği olmayan bir dilde bu karışıklığı ayırt etmek daha da zorlaşıyor. Birleşik kelimeler adından da anlaşıldığı üzere bitişik yazılan iki kelimedir ve isimden türemişlerdir. Örneğin, Kvançala, dixauşkuri, Ketin3xeni, Kutumzumu, n3aşnekna gibi.

Bu özellikler sayılsa da tek kelimelik mecaz kullanımlar ve birleşik kelimelerin deyimlerle karıştırılması tamamen ortadan kalkmıyor. Örnek oluşturulması ve karşılaştırma yapılabilmesi açısından bazı tek kelimelik mecazları ve bazı birleşik kelimeleri çalışmamıza aldık. Ancak Lazcada dokundurma (mecaz) içerikli kelimeler ayrıca bir çalışma gerektirecek nitelikte zenginliğe sahiptir.


Deyimlerle İlgili Bir Başka Ayrıntı: Argo ve Küfürler

Kalıplaşmış argo sözler ve kalıplaşmış küfürler deyim sayılmaz. Ne kadar yerleşik olsa da, kalıplaşsa da, uyaklı ya da imalı ve vurgulu olsa da deyimlerin yerini alamazlar.

Argo, genelin benimsemediği bir sokak ağzı olup her yerde ve her toplumda kullanılmaz. Bazen bayanların kullandığına rastlansa bile argo daha çok erkekler tarafından kullanılan külhanbeyi ağızdır. Sıradan halk arasında ya da entelektüel çevrede argo kullanımına pek rastlanmaz. Deyimler yediden yetmişe (deyimi gibi) toplumun her kesimi tarafından kullanılmaktadır.

Küfür ve hakaretler de halkın genelini kapsamadığı için deyim sayılmazlar.

Lazca herkes tarafından tanınıp bilinmediğinden dil açısından yararlı gördüğümüz için belli başlı üç-beş argo ve küfürleri çalışmamıza aldık. Maddebaşı yapılan söz konusu ifadelerin hemen karşılarında (argo, küfür gibi) açıklamaları yapılmıştır.


Deyimlerin Genel Özellikleri

  1. Deyimler iki ya da daha fazla kelimeden oluşurlar. Halk arasında kabul görüp kalıplaşan sözlerdir. Kelimelerin yerlerini değiştirmek ya da bir kelimeyi çıkarıp aynı anlamlara gelen başka bir kelime koymak deyimin özelliğini kaybettirir. Örnek: “Ar daraba var uğun” yerine “ar piğari var uğun” aynı anlamı vermez. Bunun gibi, Žiğila steri (yılan gibi) yerine, Žiğilas nungams (yılana benziyor) diye söylemek farklı anlamlara gelir. Bir deyim nasıl kalıplaşıp oturmuşsa öyle kullanmak gerekir.

  2. Önemli özelliklerinden biri de sözlük anlamları dışında bir anlatımları olup kalıplaşmış sözcükler olmasıdır. Türkçe: Altında kalmamak, başını bağlamak, kalbi kırılmak, kanı kaynamak. Lazca: Ar gzaşi, çaça oxvatu, eçkideri koçi, nana tayikeyi, ti mekoru.

  3. Çoğu söylendiği dile özgü olup başka dillerde anlam bulmayabilirler. Türkçe: Çantada keklik, ipe un sermek, yangına körükle gitmek. Lazca: Ali do ucişa obgaru, kuçxe ktalaşi, m3koşen xurmaşe.

  4. Kimi deyimler uyaklıdır, tekerleme gibi söylenir. Bunların anlamca pek bir ifadeleri olmayıp, sadece söylenişte güzeldirler. Türkçe: Gün ola harman ola. Havada bulut, sen beni unut. Yere bakan yürek yakan. Lazca: Çinka ğinka xoroni, badiz bozo muroni. Mesel mesel meseli, ar guda mseli. Gebane goxtimeri, xaziri moxtimeri.

  5. Kimi deyimler basit sözler gibidir ama şahısları iğneleme vardır. Türkçe: Çek elini, vuruldum, yandık, yıkıldık. Lazca: Elazartu, gekteri bore, korbala, mot kançum.

  6. Bazı deyimler de imalı olup bazı olaylara gönderme yapabilir. Türkçe: Kıyamet mi koptu, mercimeği fırına vermek, sudan ucuz. Lazca: Apiko amadgin, dumçxu, karavi elonçasen, kikil eliğasen.

  7. Kimi deyimler inançlardan kaynaklanır, dualar ve beddualar vardır. Türkçe: Ahı tutmak, çarpılmak, hayır duası almak, el öpenlerin çok olsun, yüz yaşına gelesin, yok olasın, kökün kurusun. Lazca: Domralu, galenişi, menkomu, altuni na-zumare, megakarbas, megok3a do megoğlutas, tu şkurnaz gale, dumçku steri na-imralaten.

  8. Bazı deyimler sırf bahsi geçen konularla ilgili vurguları bildirir. Bu tip deyimler çoğunlukla birinci söze göre anlam bulur, ikinci sözlerinin tek başına bir anlamları yoktur. Türkçe: Acı macı, açık saçık, ince mince, uzak muzak. Lazca: Abğal çabğal, amaonu gamaonu, elavriya gelavriya, me3xey mo3xeyi, moçka moçka.

  9. Bazı deyimler atasözlerine dönüşebilir. Örneğin “tatlı dil” bir deyimdir, ama “tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” bir atasözüdür. Lazcada “badi n3xeni” (yaşlı insan) anlamına gelen bir deyimdir. Ama “badi n3xeniz var axoronen” (yaşlı insanların birçok işleri yapamayacağı) anlamında bir atasözüdür.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: A-D Harfleri (s.63-79)

(Not: Aşağıdaki madde başları OCR taramasından, kitabın “Notkvamepe / Deyimler” bölümündeki alfabetik sıraya bağlı kalınarak derlenmiştir. Bazı Lazca özel harfler (ejektif ünsüzler için kullanılan büyük K, T, P; ʒ için kullanılan “3” vb.) kitaptaki orijinal yazımıyla, olduğu gibi bırakılmıştır.)

Abgal-çabğal — Karmakarışık olan. “Haya mu okobğun abğal-çabğali isa muda svari” Bu ne yığılmış böyle karmakarışık, neden düzgün dizmedin. “Dulyape skani abğal-çabgğali mot dutalam” İşlerini karma karışık bırakma.

Adeti naren — Adet olan. Adet yerini bulsun diye yapılan. “Bazi mutu var gapelaztina adeti naren vare” Aslında bazı şeyler işine yaramasa da adet yerini bulması için yapacaksın.

Adimi eçopinu — Adım almak. Bir yere giderken yolda mız mız bir şekilde yürüyenlere uyarı anlamında söylenir. “DumçKu steri mot buzalamt adimi eçopit” Karınca gibi yürümeyin adım alın.

Alababula — Allak bullak olan, karmakarışık olan, başı sonu belli olmayan bütün durumlarda kullanılır. “Dulya skani panda alababula mot ren?” Senin işin neden her zaman karmakarışıktır. “Ma heşşo alababula paramiti do dulyape tiz var momixtams” Benim öyle karışık kuruşuk konuşmalar ve işlerle başım hoş değil.

Ali do ucişa obgaru — Boyundan kulağa kadar ağlamak. İki gözü iki çeşme ağlamak. “Berek nana-muşi var Ziruşi ali do uci şa obgaruz meçu” Çocuk annesini görmeyince iki gözü iki çeşme ağlamaya durdu.

Ali gemponeri — Boynu aşılanmış. Boyunsuz. Boynu kısa, küt ve kâse biçiminde olan insanlara kusur bulmak için “boyunsuz” anlamında söylenen bir deyimdir. “Si ti skanis iğKedi, ali gemponeri” Sen kendine bak, boyunsuz.

Ali gunze — Uzun boyunlu. “AZ/ gunze soren, var moxtuyi?” Uzun boyunlu nerede, gelmedi mi?

Ali pumpu — Yine boynu kısa olan kişilere boyunsuz ya da cüce boyunlu anlamında söylenir. “Heya mu ali pumpu ren tkva var giçkinan' O ne boyunsuzdur siz bilmezsiniz.

Amaçvamu/amaçvapu — Argo. Kazık atmak, kazıklamak, kazık attırmak. “Heşşo iriz amaçvapu Kolayi varen” Öyle herkesi kazıklamak kolay değil.

Amadgu/amadgapu — Argo. Kazık atmak. “Berepes amudgams ala didilepez var amadgen” Çocukları kazıklıyor ama büyükleri pek kazıklayamıyor.

Amaçu/amaçvu — Argo. Dolandırmak, kazık atmak. “Azmaçvu munoren ma hemus boğirare” Adam kazıklamak ne demekniş ben ona göstereceğim.

Amaonu-gamaonu — Avare avare bir aşağı bir yukarı dolaşmak, amaçsız dolaşmak. “Korca Koçi divu do m3zudişi amoroms gamoroms” Koca adam oldu da boş boş bir aşağı, bir yukarı dolaşıyor.

Amaxunu — Boş boş oturmak, iş yapmayıp boşa zaman kaybetmek. “Hak m3udişi mot amaxe” Burada boşuna ne oturup duruyorsun.

Ambari eçopinu — Haber almak, yeni bir şey duymak. “Ambari kefçopiyi” Haberi aldın mı?

Ambari giğutas — Haberin olsun şeklinde kullanıldığı gibi herhangi bir uyarıda bulunurken “haberin olsun karışmam” diye uyarı anlamında da kullanılır. “Si na-ikompeşe ma çkva var masapren ambayi giğulas” Senin yaptıklarına artık sabır edemiyorum haberin olsun gibi kullanılmakla birlikte güzel durumlar için de kullanılır. “Çanda çkimişe siti kçumer, ambayi giğutaz” Düğünüme seni de bekliyorum haberin olsun.

Ambari meçamu — Haber vermek, haberdar etmek. Bir olayı bir durumu anında bildirmek. “Ma mitik ambari var momçu” Bana kimse haber vermedi. Beni kimse haberdar etmedi.

Amuçumers — Argo. — Kazıklıyor, dolandırıyor. “Zoli — na-nuKvatasens amuçumers” Gözünü kestirdiğini kazıklıyor.

Anankeni — Umursamak, duyarlı olmak. “Koçiz m3ika ananKeni aven' İnsan dediğin biraz duyarlı olur.

Anderi do kKaybana — 1. Ölünün ya da yaşayan birinin arkasından bıraktığı mal, mülk, eşya dahil, kötü anılan ve uğursuzluk getireceğine inanılan her şey. “Nana doğuru şendoni iri mutu anderi do Kaybana kodoskidu” Annem öldükten sonra her şey viran kaldı. 2. Uzun süre çözülemeyip kalıcı hale gelen usandırıcı ve huzursuzluk veren sorunlar ve benzeri durumlar için söylenir. “Dulya çkimi potez var içoden, anderi do Kaybana na-doskidasen” Benim işim hiçbir zaman bitmez, lanet kalasıca.

Apiko dodginu - Apiko eladginu — Uyanıklık. Hazırı kapmak, hazırı beklemek. Herhangi bir şeyi kaptırmamak için beklemek. “Si mik ginçinams apiKo dginan” Sana kim düşürür hazırcılar bekliyor. “Dulya meçana mutu var ikoms, vana mutu momçaz yado apiko kçumers” Bir iş versen yapmaz ama bir şey versen hazır bekler.

Ar daraba var uğun — Bir tahtası eksiktir. Anlamsız ve abur cubur konuşanlar için “yarım — akıllı”, anlamında - kullanılır.. “Axmefz Kapula konidveni? Ar daraba var uğun” Ahmet'e nasıl güvenilir? Bir tahtası eksiktir.

Ar gzaşi — Yol yordam bilmeyen kişiler için aklı ermez anlamında kullanılır. “Çe hemus mu Kitxom, zati ar gzaşi ren” Yahu ona ne soruyorsun, zaten bu işlere akıl ermez.

Ar xete kçumert — Tek elle bekliyoruz. Örneğin herhangi bir şeyi birlikte yapmak için veya yemekte birlikte olmak için sözleşilip geç kalındığı zaman ev sahibi ya da bekleyen kişiler işe başlamış ya da yemeğe oturmuş olabilirler. Geç kalan kişi henüz yemeğe yeni oturulmuşken, ya da yemekten kalkmadan gelmiş ise, diğerleri sanki bir elleri ile beklediklerini ifade eden “haydi gel, tek elle bekliyoruz” anlamında mahcubiyet ifade eden bir deyimdir. “Komoxti Osman! Ar xete kçumert” Gel Osman! Bir elimizle bekliyoruz.

Babutaş xaci — Tombul bir fasulye cinsi. Özellikle tombul çocuklara sevgi ifadesi olarak söylenir. “Babutaşi xaci steri elatombuleri” Tombul fasulye gibi tombullaşmış.

Badi n3xenişi xoroni — Yaşlı atın oyunu. Artık belli bir yaştan sonra gençliğe yönelik şeylerin yapılmasının uygun olmayacağını vurgulamak için kullanılır. Yaşı başı ilerlemiş kişiler bazı işleri yapmak isterlerse de pek beceremezler. Böyle durumlarda bu deyim tam yerine oturur. “Badi n3xenişi xoroni he-Konari iven” İhtiyar atın horunu o kadar olur.

Bedi goğveri — Bahtı yanık, kara bahtlı. Talihsiz. “HaKo bedi goçveri Koçi muço iven” Bu kadar talihsiz insan nasıl olur.

Bedi Kkoreri — Şansı kapalı, talihi bağlı. Şanssız. “Oxorca bedi Koreri ren. Mutu vare feyda var uğun” Kadın talihsiz, ne yapsan fayda etmiyor.

Bere bayi — Çoluk çocuk. “Xusenis bere bayişi golobun, ti muşi iduşuns” Hüseyin'in çoluk çocuk umurunda olmaz, kendi başını düşünür.

Bere bayiz koxopskidit — Çoluk çocuğun elinde kaldık. “Miti var doskidu ki cuma, bere bariz koxopskidit” Kimse kalmadı ki birader, çoluk çocuğun elinde kaldık.

Bere bayis obantalit — Çoluk çocuğa karıştık, çocukluk çağını aştık. “Bere bayis obantalit çkva ora meKemiles” Çoluk çocuğa karıştık, artık vaktimiz geçti.

Bere oxoktinu — Çocuk oyalamak, çocuk avutmak. “Beres oxoktinu unon” Çocuk oyalanmak ister, çocuk eğlenmek ister.

Beroba mot ikom — Çocukluk yapma! Cahillik yapma! Anlamlarında ikaz ifade eden deyim. “Hem didi Koçik beroba mot ikom” Koca adam çocukluk yapma.

Beterinden emin eyle yarebbi — Türkçe. Çok usandırmış, çok bıktırmış bir şey için ya da bir kimse için veya haylaz yaramaz çocuklar için söylenir. “Beterinden emin eyle yarebbi, he berepe Kala muço başi ixenen” Aman yarabbi, bu çocuklarla nasıl baş edilebilir.

Bgara mecinu — ; Ağlamaklı olmak, gözleri dolmak. “Ma ti hekKo bgara memocantu ki mitiz çkar var bognapi” Ben de o kadar ağlamaklı durumda oldum ki, kimselere hissettirmedim.

Bgara meçamu — Yas ilan etmek. Uzaktan gelen ölüm haberini bildirmek. “Koçi cinaze moyonaman ala oxoyiz bgara var meçes” Adamın cenazesini getiriyorlar ama eve henüz ölüm haberi verilmedi.

Bgara memacinu — Ağlamaklı oldum, gözlerim doldu. “Heşşo nenape miğu ki iri bgara memacinu” Öyle laflar söyledi ki ağlayacak gibi oldum.

Bgara memocans — Ağlayacak gibiyim. Dokunsan ağlarım. “Handga bere Almanyaşe bogzali, iri bgara memocans” Bugün çocuğumu Almanya'ya uğurladım. Dokunsan ağlayacağım.

Bgara nocans — Ağlayacak gibidir. Dokunsan ağlayacak. “Koçiz mtelli bgara nocans. İptineri bere askerluğişe oşku” Adama dokunsan ağlayacak gibi. İlk çocuğunu askere gönderdi.

Bgaraşi oxori — Yas evi, matem evi, ölü evi, ağıt yakılan ev. “Oxori çkuni daha bgaraşi oxori ren, duğuni do daveti var maxenenan” Bizim evimiz henüz yas evidir, düğün dernek yapamayız.

Bgaraz dodginu — Ağlamaya durmak, dert yanmak, yakınmak. “Xasani panda bgraz dgin” Hasan her zaman dert yanar.

Bgaraz doxunu — 1. Dert yanmak, yakınmak. “A mutu koKobiderdat ptkvi ala çkimden dido bgaraz xen” Biraz dertleşelim dedim ama benden daha çok dert yanıyor. 2. Ölü evinde yasa oturmak, yas tutmak. “Guraşi oxoriz bgaraz doxunu nimskvanen” Ölü evine yasa oturmak yakışır.

Bonkva steri — İri fındık çotanağı gibi. İri iri, topluca olmak. “Bere mupeyi Kayi ordam bonkva steri” Çocuğu ne güzel büyütüyorsun iri çotanak gibi.

Borbola — Anlamsız konuşan kimse, lambur lumbur konuşan biri. “Bere dido Kayi ren ala baba-muşi m3ika borbola ren” Çocuk çok iyidir ama babası biraz lambur lumbur biridir.

Bozobiçi — Birleşik kelime. Ne erkek, ne kız. Kadınsı hareketlere sahip erkek. Travesti. “Çebere komolepe steri muda gulur. Bozobiçi reyi si?” Oğlum delikanlı gibi gezsene. Dönme misin sen?

Burgulepes goğomilu — Dizlerimden kesildim. Dizlerde derman kalmadığını anlatır. “Burgulepes goğomilu menceli var miğun” Dizlerim çözüldü, dermanım yok.

Burgulepes jin va eğağkomilu — Dizlerinden yukarı bakmamak. Bir saygı ifadesi. “Bere çkimik ma burgulis jin va eğemozKen” Benim çocuğum dizimden yukarı bakmaz. Burgulepes melapu: Dizlerde derman kalmaması. “Burgulepes memilu mutu va maxenen” Dizlerimde derman kalmadı, bir şey yapamıyorum.

Burği mekomu — Burği bitkisini (kaldırık) çok yiyen anlamını ifade eder. Kaldırık bitkisi iç kesimlerin nemli bölgelerinde yetişir. Sahil bölgesinde yaşayanlar, iç köylerde yaşayanların köylülüğünü vurgulamak için şaka yollu söyler. Arkabi'de sadece Lome köyünde yaşayanlar için söylenir. “Lomayi burği meçKomu” Lomeli olanlar burği yer anlamını ifade eder.

Butka steri Koçi — Parvi steri Koçi / Butkuci steri konoxen — Arı gibi üzerine konup ayrılmıyor. Bir işin üzerine fazla düşen ve sürekli o iş ile uğraşanlara gönderme yapar. “İçodelfaşa var niğKen. Lumcişa butKuci steri hek noxen” Bitene kadar ayrılmaz. Akşama kadar arı gibi üzerinden ayrılmıyor.

Butkuci steri oçalişu — Arı gibi çalışmak. Çok çalışkan olmak. “Koçik bulKuci steri içalişams ala oxorca tembeli uyonun” Adım arı gibi çalışıyor ama karısı tembeldir.

Buyuği nçala — Bıyıkları gür ve uzun, palabıyık. Nçala: Mısır bitkisi. “Koçiz nçala steri buyuği uğun” Adamın mısır tarlası gibi gür bıyığı var.

Buyuği n3ola — Kapkara bıyıklı.

Buyuği oğimoşu — Bıyık burmak. Genelde bıyıkla oynamayı veya birilerini hafife alma durumunu ifade eder. “Berepek dulya ikoman, baba golaxen do buyuği Çimoşums” Çocuklar çalışıyor, baba oturup bıyık buruyor.

Buzği geberi/geberi — Süt evlat. Annesi dışında süt emzirilen. “Emine dido Çuta tuşi unaneli kodoskidu. Henifeşi geberi ren” Emine çok küçükken annesiz kaldı. Hanife tarafından emzirildi.

Buzi okoşveri — Sütkardeşler. Ayni memeden içenler. Af do Xasani bızi oKoşveri renan” Ali ile Hasan sütkardeştirler.

Cinixi gemponeri — Ensesi kısa, küt ve kâse biçiminde olan. “Bozo mskva ren ala biçi m3ika cinixi gemponeri ren” Kız pek güzeldir ama delikanli biraz topak enselidir.

Cinixi geşveri — Kalın ve şişman enseli anlamına gelir. “Epeyi cinixi geşveyi Koçi dudoren” Ensesi epeyce kalın adammış.

Circili ostiku — Olur olmaz yere gülmek, boş yere sırıtmak, gayri ciddilik. “Mz3uduşi circili ostiku va-momalems” Boş yere, gereksiz yere sırıtıp gülmekle başım hoş olmaz.

Circili oşoru — Gereksiz yere gülmek, sırıtmak. “Komol Koçik panda circili mot şorum” Erkek adam her zaman gereksiz yere sırıtma.

Ciyeki steri — Ağaç gibi, kalas gibi sağlam. Çok sağlıklı, çok sağlam. “Çe si mutu var gomçun, ciyeki steri Kapeti re” Yahu senin bir şeyin yok, kütük gibi sağlamsın. €&

Coğori gale var itkoçen — Köpek bile dışarı atılamaz. Bir misafirperverlik ifadesidir. Bir sahiplenme durumudur. Lazona da evlerin birbirinden çok uzak olması gece ya da kötü havalarda gezmeyi zorlaştırır. Genelde kötü hava şartlarında evine dönmek isteyen misafirlere bir değer verme ifadesi olarak kullanılır. “Şe haği so uluti coğoyi gale va itkoçen” Yahu şimdi nereye gideceksin; köpek bile dışarı atılmaz. (Laz kültüründe köpeklerin kesinlikle eve alınmadığını, ne olursa olsun dışarı atıldığını biliyorsak böyle bir deyimin oluşma şartları bize yüzlerce yıl önceki Lazona iklimi hakkında ipuçları verirken insanlığa verilen değeri de hatırlatıyor)

Coxo ezdimu / coxo egazdas — Beddua. İsmin!yok olması, kalkması. Adın batsın gibi... “E na coxo egazdasen” Adın yok olsun, yok olasın inşallah!

Coxo gedveri — Adı konmuş. Herhangi bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu, kimin olduğu bilinmiş olması. “Hemuşi coxo gedveri ren dido paramiti va unon” Onun adı konmuştur, çok söze gerek yok.

Coxo gedu / gedvinu — Adını koymak. Bir şeyin ne olduğu, ne kadar olduğu ve değerinin açık olarak belirtilmesidir.. “Heya mu noren çku komiçkinan. Coxo gedu var unon” Onun ne olduğunu biz biliyoruz. Başka isim koymaya gerek yok.

Cuma praskes buğumer, mematxozi giğum3er — Cuma gününe uydurulan bir deyimdir. Ben “cuma”, Cuma gününe diyorum, sana gel peşime diyorum. Türkçede haftanın bir günü olarak ifade edilen “cuma” kelimesi Lazcada erkek kardeş anlamına gelmektedir. Genelde komşu, akraba veya başka bir bağlılıkla birbirine yakın olan erkek ve kız arasında geçen bir diyalogdur. Erkek gönlünü kaptırdığı kızdan “si cumaçkimi steri gzirom” 'seni ben kardeşim gibi görüyorum”' diye bir cevap ya da tepki aldığında, delikanlının biraz sinirlenip onuruna dokunduğu anda verdiği bir cevap olarak rivayet edilir. “Ma cuma paraskez buğumer, hak mematxozi giğumer” Ben “cuma” paraskeye diyorum, sana gel peşime diyorum. (Paraske:

Cuma günü) — İMa cuma paraskes buğumer hak geliğki giğumer: Ben “cuma” Cuma gününe diyorum, sana indir donunu diyorum. Yukarıdaki deyimde anlatılan olayın bir kadın ve erkek arasında geçtiği zaman böyle bir söz söylendiği rivayet edilir. Erkek, kadını birlikte olmaya zorladığı zaman, kadın, “ma si cuma-çkimi steri g2irom” 'ben seni kardeşim gibi görüyorum”' diye direnme gösterince erkeğin kadına verdiği cevaptır. Deyim olarak kullanılması için benzer şekilde olayların yaşanması gerekmiyor. Herhangi bir konuşma esnasında söz konusu olan ilişkiye benzer bir durumdan söz edilince, hiç kimseye güvenilemeyeceğini ifade etmek için ikaz edici anlamda kullanılır)

Çaçxa lumci — Perşembe akşamı. İslam dinindeki Perşembe akşamı kutsallığı Lazlarda da aynı anlamı bulmaktadır. Perşembe akşamları diğer akşamlara göre kutsal sayılır ve eğlenceye yönelik etkinliklerin Perşembe akşamları yapılmamasına özen gösterilir. Perşembe akşamları ölülerinin ruhlarının eve geldiğine inanılır ve Kuran okunup dua edilir. Muhtemelen İslamiyet'in girmesiyle yerleşmiş olan bu kutsallık inancını pekiştiren anlatılara sıklıkla rastlandığını belirtmemiz yararlı olacaktır. Örneğin İslam inancında domuz eti yemek haramdır. Lazlar domuz eti yemeyi en büyük günah saydıkları gibi domuzun adını anmayı bile uğursuzluk sayarlar. Perşembe akşamları içki içşmek ve kumar oynamak domuz eti yemekle eşdeğer sayılır. Perşembe akşamları kumar oynamış ya da içki içmiş birinin ikinci günü, rüyasında domuz eti yediğini söylemesi ile ilgili anlatılar az değil.

Çaçxa lumciş taseri — Argo. Perşembe gecesi ana rahmine düşmüş olan. Çok şanslı. Perşembe gecesinin nimeti. “Si mupeyi igbali giğun, çaçxa Tumcişi taseri” Sen ne şanslı birisin, Perşembe gecesinin nimeti. Türkçedeki “Kadir gecesinde doğmuşsun' gibi.

Çaplaxa — Kısa boylu, kıçı yere yakın. İçten pazarlıklı. “He çaplaxa boyite mupeyi dulyape ikoms” O bodur haliyle ne işler beceriyor.

Çarbi gelakidu — Dudak asmak, dudak sarkıtmak, ağlamaklı olma hali. “Nena uşğvaşi çarbi kogelakidams” Laf söyledin mi dudağını sarkıtır, ağlamaklı olur. —00

Çarbi godora — Kalın dudaklı kimseler için takılma amaçlı kullanılan bir sözdür. “komoxtiyi çarbi godora çkimi” Geldin mi, benim kalın dudaklım.

Çarbi oxupu — Dudak büzmek. Ağlamaklı olurken ya da bir şeyi beğenmemelik refleksi olarak dudak büzmek. “ Var ginonna si giçkin, çarbi mot mixupom” İstemiyorsan sen bilirsin, dudak bükme (bana).

Çkar var megoxeni — Sana hiç akıl uğramadı mı, hiç akıl konmadı mı? Hiç insafın yok mu? “Allayise si çkar var megoxeni, beres mupe u ğumer ” Allah aşkına sende hiç insaf yok mu, çocuğa neler diyorsun.

Çkineri Koçi — Bilmiş adam, bilmiş kimse. “Çkineri Koçişi dulya” bilmiş adamın İŞİ.

Çkinerişi dulya — Bilmişin işi. “Çkinerişi dulya çkineriz açkinen” Bilmişin işinden ancak bilmiş anlar.

Çkva kayite — Bir veda sözü. “Çkva Kayite bizirat” tekrar iyilikle görüşelim.

Çxindi jin umtins — Burnu havada. Kibirli, kimseyi beğenmez. “Hemuk ma mi bore ya var zopons. Çxindi jin umtins” O, ben kimim demez. Burnu havadadır.

Çxindi onziku — Burun kıvırmak, beğenmemek. “ Va moK$?ons na si vİ do ÇKomi, ma çxindi mot minzikam” Beğenmediysen kendin yap ye, bana burun kıvırma.

Çuburik penzkvaşen gamaxtuşi so meşapxeti ya tkudoren / Kestane kabuğundan çıkınca nerede bulunuyordum/yaşıyordum — demiş. Kestane dışarı çıkınca yaşadığı kabuğunu beğenmemiş. Bu deyimde insanların geçmişlerini, nereden geldiklerini bilmeleri ve bunlara saygı duyulması gerektiği vurgulanıyor.

Daçxuri amagzu — Ateş sarma, ateş basma. Hararetlenme. “Hem berek niçe ŞKari şums, daçxuri amogzuni” O çocuk ne çok su içiyor, içinde yangiın mı var?

Daçxuri dobğu — Ateş saçmak, ateş püskürtmek “Koçi dido şumeyi ren daçxuri dobğams” Adam çok kızmış, ateş püskürüyor.

Daçxuri dologzeri — İçini ateş sarmış. Acı çekip içi yanan. “Ma naKo Şanaz daçxur dologzeri gopti, mitik guriz ti var memiçu” Ben senelerce içim yanarak gezdim, kimse de acımadı.

Daçxuri gogzu — Ateşlenme. Ateş basma, ateş sarma. Vücudun belli bir yerini ya da tümünü ateş sarması. Deyim olarak beklenmedik bir olay ya da haber karşısında duyulan şok etkisini ifade etmek için kullanılır. “Ambari epçopişi daçxuri kogomagzu” — Haberi alınca beni ateş bastı (sardı).

Daçxuris goşatKoçu — Ateşe atmak. Birini çok sıkacak bir şekilde sıkıntılı duruma bırakmak veya yine birinin başına tehlikeli işler açmak. Koçis heşşo nenape uğu ki, daçxuris goşatKoçu da igzahı” Adama öyle laflar ett ki ateşe atıp gitti. Dadik bozo momçasen / ğŞutaren irda şkule: Dadi (yaşlı kadın, teyze, hala) bana kız verecek ama daha küçük, büyüdükten sonra. Bu deyim biraz yaşı geçip evlenmemiş kişiler için söylenir. Genelde çok seçici olduklarından herkesi beğenmeyenler, kendilerini iğnelemek için söylerler. Yani teyzesi küçük kızı istediği gibi yetiştirecek ve onunla evlenecek. Ayrıca henüz gerçekleşmesi çok uzak ihtimal olan işler için “daha çok beklersin' anlamında da kullanılır.

Dersi meçamu — Ders vermek. Birini unutamayacak şekilde sözle ya da fiili olarak darp etmek. “Hemus dido Kayi dersi mepçi, çkva nena var eşağen” Ona çok iyi ders verdim, artık sesini çıkaramaz.

Didi izmoce oziyamu — Büyük rüya görmek. Olmayacak şeyler söylemek, olmayacak şeyler istemek. “Si didi izmoce gaziru doren” - Sen büyük rüya görmüşsün.

Didi mangisa — Halk inancı. Çocukları korkutmak için uydurulmuş imgesel varlık. — Kçin kukayi/kçin Kokari

Didi nciri — Büyük uyku. Yani ölüm uykusu. “Didi nciriz reyi” Büyük uykularda mısın, ölüm uykusunda mısın?

Didi ncirik giğas — Beddua. “Didi ncirik na-giğasen” Büyük uykular alsın seni, bir daha uyanamayasın. Bu deyim durup dururken yapılan bir beddua değil. Çok uyku uyuyanlara, uykudan dolayı işlerini aksatanlara bir sitem şeklinde söylenir.

Dişkaşi bergi — Ağaç çapa. Beceriksiz kişiler için söylenir. “Hemuk na-vasen dulyas mutu xayiri var aven. Dişkaşi bergi ren” onun yapacağı işten hayır gelmez. Beceriksizin biridir.

Dodgineri zgums — Argo. Ayakta sıçıyor. Birinin çok çalışıp başka şeylere zaman ayırmamasını eliştirmek için veya birinin gerçekten çok yoğun çalıştığını, tuvalete bile gidecek zamanı olmadığını belirtmede kullanılır. 1. “AZik dido içalişams. Çeçmeşeti var ulun dodgineri Zgums” Ali çok çalışıyor. Tuvalete bile gitmiyor, ayakta sıçıyor. 2. “Babas çeçmeşe bile oxtimoni ora var uğun. Dodgineri Zgvasen daxenaz-na” Babamın tuvalete bile gidecek zamanı yok. Yapabilse ayakta sıçacak.

Dodgini — Gündönümü. Yılda iki kez tekrarlanan, gece ve gündüzün eşit olduğu, günlerin ve gecelerin kısalmaya veya uzamaya başladığı gündür. “Çumanişe dodgini ren, beki mçima domçims” Yarın gündönümüdür, yağmur yağabilir.

Doliğzonen — Israr ediyor, inatlaşıyor. Dediği dediktir. “Çkar mutuşi var oxoğonams, m3udişi doliğonen” Hiçbir şeyden anladığı yok boşuna ısrar ediyor.

Doloğopu / doloğopinu — Yakalamak, yakalanmak. Argoda tufaya düşmek. “Nosi çkunite çku dolobiçopit” Kendi kurnazlığımıza kendimiz tufaya geldik.

Dologyauru / Araklamak, — iç etmek. “Xasanik vamomçamltu ala kodolobugyauri” Hasan vermek istemiyordu ama arakladım.

Domçxvineri oxorca — Argo. Azmış kadın. “Oxorca domçxvineyi mu gulun” Kadın azmış ne geziyor.

Domçxvinu — Argo. Kadın ve kızlar için kullanılır. Kızışmak, azmak, erkek ihtiyacı duymak. Mecaz olarak ya da şaka olarak kullanılır. Birine çok kızıldığı zaman gerçek anlamında da kullanılır. “Munoren skiri dogimçxuyi” Ne oluyor yavrum azdın mı?

Domixalalit — Hakkınızı helal edin anlamında kullanılan bir veda sözüdür. “ Dido pçKomit do pşvit, domixalalit da do cumalepe” Çok yedik içtik, hakkınızı helal edin kardeşlerim.

Domralu/domraleri — İnanç. Korkmak, çarpılmak, korkarak aklını kaçırmak. “M3Kupis mot gulur kodogamralasen” Karanlıkta gezme çarpılırsın.

Doxunute Kikil elamalu — Otura otura kök salıp filiz vermek anlamında, çok oturan tembel kişileri eleştirmek için söylenir. “Sa doxedi Kikil eliğare” Otur bakalım filiz vereceksin.

Duğunden sonra nağara — Düğünden sonra şenlik anlamında Türkçeden gelen bir deyim. Zamanında yapılmayan, zamanı geçmiş ve artık gereksiz olan bir şeyin yapılmasını hicvetmek için kullanılır.

Dulyaşi geğopxu — İşini gücünü düzene koymak. “Dulya çkimi panda geğopxeri miğun” . Benim işim gücüm her zaman düzenlidir.

Dumgku steri omralu — Dua. Karınca gibi üremek. Neslin devam etmesi için dua niteliğinde dilektir. “O na dumçku steri imralaten” Karınca gibi çoğalasınız. Özellikle kendinden yaşlı kimselere iyilik yapan kişi böyle dua alır. Anlamı, iyilikseverlerin çoğalmasını temenni etmektir.

Dunya geyktetu do oncğorek okaçu doren — Dünya yıkılıyormuş da ayıp denen nesne durdurmuş. Yeryüzünde insanların her şeyi yapabileceğini, ama birçok şeyi utanmanın engellediğini içerir.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: E-G Harfleri (s.80-96)

E bere çkimi bere — Ey benim çocuğum! Çok keyifli olunmayan durumlarda genelde kadınlar tarafından kendi çocuklarına ya da çocuğu yaştakilere biraz üzgünlük ifadesi belirten bir deyimdir. “E bere çkimi bere, emaçopu-Ko do ma egiçopati” Ah benim çocuğum keşke alabilsem de sana ben alsam.

Ebobam gebobam — Bazı çözümsüzlük durumlarında “aşağıya koysam olmuyor, yukarıya koysam olmuyor” veya “doluya koysam olmuyor, boşa koysam olmuyor” ya da “ölçüyorum biçiyorum olmuyor”' anlamında çaresizlik ifade eden bir deyim. “Ebobam gebobam do sotilen ar çare var maziren” Ölçüyorum biçiyorum da bir türlü bir türlü çıkar yol bulamıyorum.

Eceli mançu/eceli mogandu — Sonun geldi, ecelin geldi. Birçok ikazlardan sonra büyüklerin özellikle çocukları azarlamada kullanılan bir deyimdir. “Çkva si eceli mogançu” Artık senin ecelin geldi.

Eçkideri Koçi — Deli dolu adam, kopuk adam. “Çe hemuz Kapula vanidven, dido eçKideri Koçi ren” Yahu ona güven olmaz, çok deli adamdır.

Eçkvadala — Kökünden yok olmak. Sonu gelmek. Kökü bitmek. Yokluk, yoksulluk. “HeKonari mu gondginam, eçkvadala şa ivuyi” O kadar ne yaygara yapıyorsun, kökü kurumadı hoş.

EğçKvadala şa ivuyi — Dünyanın sonu değil ya! “Ma komekçaten, eçkvadala Şa İVuyi xoş” Ben veririm size, dünyanın sono gelmedi hoş.

Eğrinderi puci steri — Argo. Kızışmış inek gibi. “Axmetis mu ağodu? Eğrinderi puci ı steri mot ikten?” Ahmet'e ne oldu? Kızışmış inek gibi ne dolanıyor.

Elabruğinu — Küsmek. “ Va-meburucişi elemibruğu” Dinlemediğim için küstü. “Ar mutu uşvaşi elabruğun” Bir şey söyledin mi küser.

Elaçama-Elaçama coxo — Türkçe karşılığı lakap anlamında olur. Türkçede olduğu gibi lakapların iyi ya da kötü algılanabilecek anlamlara Lazcada da rastlanır. Elaçama Lazcada lakap olarak daha çok küçümsemeyi ifade eder. “T7kva elaçama coxo mu giğunan” Sizin lakabınız nedir?

Elaçaneri nena — Yalan yanlış söz. Yalan katılmış söz. “Ma elaçaneri nena var maparamiten” Ben yalan yanlış konuşamam.

Elakteri coxo — Yamuk veya yamulmuş isim gibi. Türkçe tercümesi hiçbir anlam taşımaz. Ama yüklediği anlamı belirtirsek hem iyi anlamda hem de kötü anlamda kullanıldığı anlaşılır. Şöyle ki; Hatice ismini Xacula yapabilirsiniz. Mehmet ismine Memetina diyebilirsiniz. Hüseyin'e Ku3e diye seslenebilirsiniz. Bunlar o kişiye sevgi ile yaklaşımı ifade eder. Ama Fadime'ye Fadina dersek, Ali'ye Alika dersek, biraz sevginin dışında bir hitap olur.

Elakteyi nena — Doğru olmayan söz, ama direk yalan anlamında değil. Gerçekten saptırılmış, yalan yanlış eklenmiş. “Elakteyi nenaz va maucinen” eğri buğuru konuşmayı dinleyemem

Elakteyi paramiti — Bkz. Elakteyi nena.

Elakedinu — Delirtmek, kışkırtmak. “Çe hemuz mot elukedinamt” Yahu onu kışkırtmayın.

Elakideri nena — Eklenmiş, ilaveli söz. 1. Bir konuşmada anlatılan durumun gerçekten çok abartılı ifade edilmesi. “Çe heKo mot elukidam, mu ivu komiçkinan” O kadar abartma yahu, ne oldu biliyoruz. 2. Yine bir ifadede gerçeğin yanında olmayanların da söylenmesi. “Hamtepez va niyucinen nenaz dido elukidaman” Bunlara inanılmaz, çok laf ekliyorlar

Elakidu — Delirmek, akıldan çıkmak. “Kal/ mu zopon! Si elegakiduyi” Yahu ne diyorsun! Sen delirdin mi?

Elapatxeri — Silkelenmiş. Biraz aklı uçuk, tam akıllı olmayan. “Si m3zika elapatxeri re, koxiğonu” Anlaşıldı, sen biraz uçuksun.

Elaskideri, oxoriz elaskideri — Evde kalmış. Genelde yaşı geçmiş bekâr kızlar için kullanılır. “Elaskideri bozo ma elemişina mi” Evde kalmış kızı benimle mi kıyaslıyorsun.

Elatrağalu — Gereksiz yere birini ya da birilerini beraberinde getirmek. “Xvala var mogaleni, panda elatrağaleri mot mulur” Yalnız gelemiyor musun, her zaman yanında birileriyle niye geliyorsun?

Elavriya gelavriya — Yamuk yumuk ve şekilsiz olan. “Elavriya gelavriya narenpe metKoçi do, Kayi mçxuroci xeşe na mulun dişkape komoygi” Yamuk yumuk olanları bırak da, iri olup iyice ele gelen odunları getiriver.

Elazartu — Gereksiz yere birini ya da birilerini beraberinde getirmek. “Gyarişi oras miti elazarteri mot mulur” Yemek zamanı peşine kimseyi takıp gelme.

Elu melu — Hopladı zıpladı. “Mifiş nena var niyucu, elu melu do na untu doxenapu” Kimseyi dinlemeyip, hopladı zpladı ve istediğini yaptırdı.

Elukidu igzalu — Alıp başını gitti. Sorumsuzca, umursamazca çekip gitmeyi ifade eder. “Ma hak memaşku, muk eluKidu do igzalu” Beni burada bıratı, kendisi aldı başını gitti. Ena...—-ona.... İnşallah, inşallah olur anlamında iyi ya da kötü dileklerde (duabeddua) başa konur. Lazcada “ena” yada “o na”ile kullanılan çok deyim var. Bu çalışmaya kendimizce anlamlı bulunanlar konmuştur. Dua ya da beddua edilirken genel kullanımda “e na..” ya da “o na..” diye bir başlangıç kuralı gözlemlenememiştir. Her iki halde kullanımlara çok sık rastlanıyor.

E na altuni zumare — Dua. Altınlar ölçesin. Çok kazanasın. Bu deyim aynı zamanda “O na altuni zumare” şeklinde söylenmektedir.

E na coxo egazdasen — Beddua. Adın kalksın, adın batsın anlamında.

E na eçkodare — Beddua. Soyun Kurusun.

E na gegaçkadasen — Beddua. Ağzın kapansın. Çok konuşana ya da çok çağrılıp da ses vermeyene söylenir.

E na megakarbasen — Beddua. Kuruyasın inşallah.

E na megok3a do megoğlutasen — Beddua. Kuruyup çürüyesin inşallah.

E na oşi 3aneyi ivare — Dua. Yüz yaşına gelesin.

E na tangrik egzdasen — Beddua. Allah seni yok etsin.

E na va mogalasen — Beddua. Gelemeyesin inşallah.

E na var eğkodare — Soyun tükenmeye. Tatlı beddua.

En3udoren/enzu — Aniden yok olmuş. Buharlaşmış. “Ndgğora hak tu do, gyarişen mobitişa enzudoren” Demin buradaydı, yemekten gelene kadar aniden yok olup uçmuş.

En3ona-gen3ğona — Tahterevalli. “Berepek avliz enğona-genğona isternan” Çocuklar avluda tahterevalli oynuyorlar.

Estvineri Koçi — Kopuk adam, sinirli ve huysuz adam. “Baba skani estvineri Koçi ren, iri mutu var itkven” Baban sinirli adamdır, her şey söylenmez.

Esvele şakiz — Esvele'ye kadar. Esvele, Lazcada bilinmeyen ve çok uzak yer anlamına gelir. “Esvele şakiz idi” Esvele'ye kadar git. Sortü?

Ma esveles borti — Si sorti? Neredeydin? Ben esvelede idim Sen neredeydin?

Fşatxeri — Yukarıya doğru boy vermiş, uzayıp serpilmiş. “Nçami steri eşatxeri bere” Çam gibi delikanlı.

Ekkili bore — Türkçede kesin karşılığı olmayan bu deyimin, Lazcda da bilinen bir anlamı yoktur. Çok keyif alınabilecek bir olay karşısında “helal be', *yaşasın” gibi bir söylem.

EtKvazeri — Aklı havada, uçuk, bir tahtası eksik. “Çe haya mtelli etkvazeri ren” Yahu bu hepten uçuktur.

Ey gidi — | Ey gidi Türkçe ile aynı anlamda kullanılır diyebiliriz. Hep hayıflanma, yanma duygularını ifade eder. Türkçeden geçtiği biliniyor. Yörede çok sıkça kullanılıyor.

Ey gidi bere — Erkek çocuklara bir uyarı niteliğinde söylendiği gibi, bazen de özlemle anımsama anında kullanılır. “Eygidi bere si dido dogavu” Çocuk, sen artık çok oldun! “Eygidi bozo çkimi, peya sopezre” Ey gidi kızım acaba nerelerdesin?

Ey gidi bozo — Kız çocuklar için bir önceki deyim gibi kullanılır.

Ey gidi nana çkimi — Annesi ölmüş ya da çok uzakta olan birisinin, annesini anarken duyduğu özlem ve hüzün belirtisidir. Aynı şekilde “Ey gidi baba çkimi - eygidi bere çkimi - eygidi cuma çkimi - eygidi dadi çkimi” diye de sıkça kullanılır.

Ey gidi ndğalepe — Hey gidi günler! Geçen günlere yanmak. “İoxle mupe bikomüt, ey gidi ndğalepe” Eskiden neler yapardık, hey gidi günler

Eyiz eçopu — / eyiz eçopinu Alay etmek. “Si fi skani eyiz eçopi” Sen kendini alay et.

Fikiri meçamu — Göz kulak olmak. “Ma mobulur-ta şakiz m3ika berepez fikiyi komermiçi” Ben gelene kadar biraz çocuklarıma göz kulak ol.

Fitil dobivi — Fitil oldum, çok kızdım. “Çe Koçis çkar oxoğonale var uğun, fitil dobivi” Yahu adamda hiç anlayış yok, fitil oldum.

Fratki ya do — Bir çırpıda, bir anda.“Heya babak fatki deyi aşvacis dogixenams” Onu babam sana bir çırpıda hemen yapar.

Galeni / galenişi — Halk inancı. Cin ve periye ait. “Seyi galenepek isaybams” Geceleri cin ve periler sahiplenir.

Gamabzurzi — Şoke oldum, baştan ayağa sarsıldım. “Bognişi gamabzurzi” Duyunca şoke oldum.

Gamamkaseri — Aklı başı yerinde olmak. Tahtası yerinde olmak. ”Haya xolo m3ika gamamkaseri ren, majuraz çkar nosi var uğun” Bu yine biraz aklı başındadır, ötekinin hiç aklı yok.

Gamatasule — Argo. Sona doğru ekilen. Ailenin en küçük ve şımarık çocuklarına fırlama anlamında söylenir.

Gebane goxtimeri, xaziri moxtimeri — Haybeye gezen, hazır ayağımıza gelen. Hazır gelmişken anlamında kullanılır.

Geberi / Geberepe — Sütkardeş, sütkardeşler. “Xasani do Xuseni artikatiş geberi renan” Hasan ile Hüseyin sütkardeştirler.

Gebğeri — Başına zor işler gelen, zor işlerle uğraşan. “Gebğeriz gyabğen” Başı zor işlere bulaşan bir türlü kendini kurtaramaz. Zorluklar üst üste gelir.

Gebğeriz gyabğen — Başına bir dert gelen birinin başı dertten kurtulmaz. Dertler üst üste gelir.

Geğveri muşi — Kendi ocağı, kendi yeri-yurdu. “İrik geçveri muşi gorums” herkes kendi yerini arar.

Gedagu (Gyodagams, nodagams) — Durmadan aynı yere çentik atmak. Bir olay ya da bir konu üzerine ısrarla aynı noktayı vurgulamak. Dediğinde direnmek, dediği dedik olmak. “A/Zik ar mutu dotkuyi hemus ko-gyodagams' Ali bir şey söyledi mi dediği dedik hep onu söyler.

Gegala gegala do çkimde na gegalasen — Dönüp dolaşıp yine benim elime düşeceksin. Beğenilmeyen ya da başka bir sebepten dolayı tercih edilmeyen biri karşısındakine söyler.

Gegondinu — Gönül koymak, kırılmak. Küsmek. “Mutu var uşğvaşi var iven. Uğvaşi ti gegpnditn” Bir şey söylemeyince olmuyor. Söyleyince de kırılıyor.

Gekteyi bore — Vurulmuşum ben, yıkılmışım ben, yanmışım ben. Daha çok bir şeye düşkünlüğü, herhangi bir şeye bağımlılığı belirtir. Yemek olur, aşk olur, herhangi bir hobi olur. “Ma hem bozoşe gekteyi bore” Ben o kıza vurulmuşum, ben o kıza yanmışım.

Gekitxu / Birinin — arkasından konuşmak, kötülemek. “Koçis mot gyokitxamt” Adamın arkasından niye konuşuyorsunuz?

Gelaçama — - Kelime olarak tam Türkçe karşılığı yoktur. Kız isteme sürecinde başka birinin oğlanı ya da kızı kötülemesine denir. Şüphesiz bunu yapmak hiç hoş karşılanmaz ama istisna sayılmayacak kadar başvurulan bir yöntemdir. Daha henüz söz kesilmeden isteme sürecinde yapılır. Birileri tarafından gerçek ya da gerçek olmasa da kızın ve erkeğin sözde kötü yanları muhataplarına söylenir. Bunu yapanların kim olduğu hiçbir zaman açık olarak söylenmese de kim oldukları tahmin edilir ve genelde bu kişiler makbul sayılmaz. Kimileri bunlara aldırmasa da sırf bu yüzden bazı evliliklerin gerçekleşemediği de söylenir. Gelaçama, Lazlarda kötü bir adettir.

Geputxu/Geputxun — Uçup gitti. Uçup gider. “Berepe irdanşi geputxunan. Adeti heşşo ren” Çocuklar büyüdüler mi uçup giderler. Adet öyledir.

Gepxasinu — Rezil olmak, bir başkasını rezil etmek. “Oncğoreşi var uçkin, milleti kogemipxasinu” Ayıptan anlamaz, millete rezil oldum

Getkoçu — Kovmak, kapı dışarı etmek. “Oxoris gemiKoçes” Evden bizi kovdular.

Getroxinu — Başına patlamak, başına kalmak. Bir işin birinin üzerine kalması. “Dulya mtelli ma gemotroxun” İşin çoğu benim başıma kalıyor.

Geğopxeri dulya — Yolu ve yordamında olan işler için kullanılır. “Dulya skani panda haşşo geğopxeri muço iven” Senin işlerin her zaman böyle yolunda ve yordamında nasıl olabiliyor?

Gobiçimoşi — Çok korktum. Çok ürktüm. “Dido zoyi iKvazu. Birdemişi iri gobiçimoşit” Çok gürültülü patladı. Aniden hepimiz ürktük.

Gogixti do gogağari — Sevgi. Kurban olayım gibi. “Ma si gogixti do gogağari” Ben sana kurban olayım.

Golobusumer — Umurumda değil. “Ma xarkiz var maucinen, muntxaniren tkvan golobusumer” Ben el âlemi dinleyemem, ne derlerse desinler umurumda değil.

Gondgineri — Problem olmuş, sorun olup yayılmış. “Na-fçKomare ar gyari ren çkva, heko mu gondginam” Yiyecğim bir yemektir, o kadar ne yaygara yapıyorsun.

Gondgineri sicalepeşi korba — Damatların problem olmuş, halk arasında bir o kadar da yayılmış mideye düşkünlüklerini ifade eden bir deyimdir. Lazlarda damatlar çok önemsenir. Özellikle yeni dönemlerde bazen haddinden fazla değer verilir. Bu iltifat en çok damatlar için yapılan davetlerde bol çeşit yemeklerle ve ikramlarla süslenir. Bu olgu yokluk çeken birçok aileler için ekonomik olarak hep büyük bir problem haline gelmiştir ve damatlara gösterilen aşırı ilgiyi hicvetmek için böyle bir deyim ortaya çıkmıştır.

Gondgineri sicalepeşi korba / Nukidare çxvari do xaciş çorba / Şa inciras Kayi duz — ği do korba

Dunyaz mutu var unon dadi çkimi / Nuri Duduşi / Gondineri bere — Kayıp çocuk. İşe yaramaz anlamında. “Memeği gondineri bere varen” Mehmet kötü bir çocuk değil.

Gondineri Koçi — Kayıp adam. Uzun süre ortalıkta görünmeyen. İşe yaramayan kişi anlamında da kullanılır. “Çe si so izire , gondineri Koçi” Yahu sen nereden çıktın kayıp adam.

Gonduni — Emir. Kaybol. Kızgınlık anında söylenir. “Gonduni Kapineri tolis mot mazire” Kaybol çabuk, gözüm görmesin.

Gopatxu — Silkelemek. Birini hafif yollu dövmek. “Dido mutu varboğodit, a m3ika gopatxit” Fazla bir şey yapmadık, biraz silkeledik.

Goşazgu — Argo. Bir yerin ortasına sıçmak. İşi berbat etmek. “F si haği dulyaz goşağz gvi do mu ivasen” Sen şimdi işin içine ettin de ne olacak” Goxveri Koçi: Dökmüş, dükülmüş, döküntü adam. Burada goxveri nin edindiği anlam akılsızlıktır. Pek aklı başında olmamaktır. “Çe Koçi mtelli goxveri ren” Yayu adam hepten uçuk.

Goğ3ğomancğoni — Emir. Düş önüme. “Goğomancgğoni do naoni” Düş önüme ve yürü.

Goğomilu — Türkçe olarak önüme düştü anlamındadır. Deyim olarak yüklendiği anlam bir hayli farklı olup, elden ayaktan düşmeyi, artık güç ve dermanın kalmadığını ifade eder. “Ma irişen ordo goğomilu” Ben herkesten önce elden ayaktan düştüm.

Guda var tikina var, mot moxti muşeni — Herhangi bir yere iş yapmaya ya da yardım etmeye eli boş gidenler için söylenir. Ne işe yarayacaksın anlamında kullanılır.

Gunze gzas gedginu — Sonu görünmeyen uzun yola çıkmak. Ölüme giden yol. “Papuli guünze gzas gedgin, mu ivasen va miçkinan” Dedem uzun yola girmiş ne olacak bilmiyoruz. “Gunze gzas gebdgir, domixalalit” Uzun yola gidiyorum, hakkınızı helal edin.

Guri çiçku — Yumuşak kalpli, yufka yürekli. “Guri dido çiçku giğun” Çok yufka yüreksin.

Guri dokt(in)u — Birinden ya da bir şeyden iğrenmek. “NaKo pinti Koçi, guri domaktu” Ne kadar pis adam, iğrendim.

Guri domatentu — Soğudum. Yüreğim dışladı. Genelde herhangi bir şey için soğuyup vaz geçince söylenir. “İpti ma ti Kayi miğontu, komom?ğondu dortun ala oKaçxe muturanpe bognişi guri domatentu” Önceleri benim de hoşuma gidiyordu. Beğenmiştim ama sonra bir şeyler duyunca yüreğim soğudu.

Guri eğopu/eçopinu — Gönül almak. “A/ mot gyogendinam, m3ika guri koyuçopi” Ali'yi gücendirme, biraz gönlünü al.

Guri geçxeri — Temiz kalpli. “Guri geçxeri Koçi” Kalbi temiz adam.

Guri geçu — Yüreğin yanması. Çok üzülmek. “Ma guri gemaçu/”” Benim yüreğim yandı!

Guri gedu/gurişi gedu — Hevesli olmak, heveslenmek. İçinden gelmek, içten yapmak, sebat etmek. “Dulyaşe çkar guri va gemadven” İş yapmak içimden gelmiyor. Hiç heveslenemiyorum.

Guri gedveri — Hevesli olan, heveslenen. “Guri gedveri Kata dulya dixenen” Heves olunca her iş yapılır.

Guri gekoru — Yüreğin soğuması. Herhangi bir sinirlenmeden sonra sakinleşmek.“ Guri gemokoru” Kızgınlığım geçti.

Guri gek3aperi — Kalbi kötü, içi kara. “Heya guyi gekzaperi ren, Kaobaşi va oxoğonams” O içi karadır, iyilikten anlamaz.

Guri gekzinu — Yürek çürümesi. İnsanın içi kararması, içinden bir şey yapmak istememesi. “Ma guri gemokzu, mutuş oxenuşe güri vVar gemadven” Benim yüreğim çürüdü, hiçbir şey yapmaya hevesim gelmiyor.

Guri gekvat(in)u — Hevesi kırılmak. “Guri gemakKvatu” Hevesim kırıldı.

Guri gendöğuleri — Yüreği erimiş, çok üzülmüş. Ma guri gendguleri ar Koçi bore” Ben yüreği erimiş (yanmış) biriyim.

Guri gendgğul(in)u — Çök üzülmek. “Guri gemindgğulu” Yüreğim eridi. Çok üzüldüm.

Guri gondu/guri gondvinu — Avutmak, teselli etmek. “Haşşote nako guyi gobindvare” Böylelikle ne kadar avunacağım.

Guri Kapeti okaçi — Yüreğini sağlam tut. Güçlü ol, metin ol. “Si oxorişi didi re, ma3ika guri Kapeti okaçi” Sen evin büyüğüsün, biraz güçlü ol.

Guri Kayiten — Hoşça kal. “Ma mebulur. A çkva mundes moptare var miçkin. Guri Kayite doskidi” Ben gidiyorum. Bir daha ne zaman gelirim bilmiyorum. Hoşça kal!

Guri meçamu — Gönül vermek. “Ma çkvaşe guri meçameyi bore” Ben başkasına gönlümü vermişim.

Guri mema3ğkaru — Yüreğim sulandı. Yemek yemeye yakın ya da çok acıktığında mide kazınmasını ifade eder. “Ar mutu kamabidvaüi, guri memaşkKaru” Bir iki bir şey atsam ağzıma, midem sulandı.

Guri moşaleri — Gönül dağınıklığı, yürek gevşekliği, duygu düzensizliği. “Ma guri moşaleri gobulur” Ben gönlüm darmadağınık geziyorum.

Guri moşkvineri — Öfkeli, öfkelenmiş. “Dido guri moşkvineri tu” Çok öfkeli idi. Guri moşkvinu: Kızmak, öfkelenmek. “Skande guri moşkvineri bore” Sana dargınım.

Guri moxtimeri — Kızmış, sinirlenmiş birisi. “Baba dido guri moxtimeri ren. Vaşa konança!” Babam çok sinirlidir. Sakın yaklaşma!

Guri okorinu — Yüreğini soğutmak, kızgınlığın geçmesi. “Guri gemokoraşi İri mutu gomoçKondun” Yüreğim soğuyunca her şeyi unutuyorum.

Guri oktinu — Mide bulantısı. “Guri maktem” Midem bulanıyor.

Guri opatkalu — Yürek titreyişi. Heyacanlı ya da korkulu anlarda görülen yürek çarpıntısı. “Şkurnaten gurik upatkalams” Korkudan yüreği titriyor.

Guri otax(in)u — Kalbini kırmak. “Ma dido guri mitaxez” Benim kalbimi çok kırdılar.

Guri otkvazinu — Ödü kopmak. “Guri mitkvazu” Ödüm koptu.

Guri oxenu — Gönlünü yapmak. “Berez guri muşi duxenit” Çocuğun gönlünü yapıverin.

Guri oxoktinu — Oyalanmak. “Ma çkva mutu var maxenen ala guri oxoboktinam” Ben artık bir şey yapamam, ancak oyalanıyorum. Guri oğkunu: Acıkır gibi olmak. Midede açlık hissetmek. “Guri maşğkKunu a mutu kamabitKoça” Midem kazındı biraz atıştırayım.

Guri pupuloni — Yüreği çıban, yufka yürekli, Çabuk incinen. “Çe heKo guri pupuloni mot iver” O kadar çabuk incinme.

Gurik mçums — Midem yanıyor. “Mu magzilu var miçkin. Gurik dido mçums” Ne dokundu bilmiyorum. Midem çok yanıyor.

Gurik miğumers (ki) — Kalbim sölüyor ki, içimden geçiyor ki. “Gurik muğumers ki ar Kayi kogamudgi” İçimden geçiyor ki, bir güzel tokatı bas!

Gurik var emiğopums — Yüreğim kaldırmıyor, midem kaldırmıyor. “Heşşo pinti ren ki, gurik var emiçopums” O kadar pis ki yüreğim kaldırmıyor.

Guris daçxuyi dologzinu — Yüreğine ateş düşmek. “Bognişi guris daçxuri kodolomagzu” Duyunca yüreğime ateş düştü.

Guris dolongonu — Kalbine doğmak, kalbine koymak, içine doğmak. “Ma guris kodolomangonu dortun” Benim kalbime doğmuştu.

Guris dolontxinu — Yüreğine inmek. “Guriz şkurna kodolomantxu” Yüreğime korku düştü.

Guris doloxuneri — Yüreğinde saklı. “Ma muperepe guris doloxuneri gobulur” neleri yüreğimde saklayarak geziyorum.

Guris eçopinu — — Yürek kabulu. İğrenmemek. Midenin kabul etmesi. Guris elankanu: Kalbin incinmesi, yüreğe dokunmak. “Hemuşi mutu miğvanşi guriz elemankanen”' Ondan bahsettiler mi yüregğime dokunuyor.

Guris geşanu — Oh olsun, yüreğime değsin anlamında. “Ma ımifis var gebaşanur” Ben kimseye oh olsun demem.

Guris guri gebazgu — Yüreğini yüreğine basmak. Yüreğine taş basmak. “Ma muperepe moğodes do iri guris guri gebobazgi” Bana neler ettiler de ben yüreğime taş bastım.

Guris meğvinu — Acımak. “Dido guris memaçu” Çok acıdım.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: G-K Harfleri (s.97-113)

Guris memo3zons — Yüreğime saplıdır. “Hem nenape iri guris memo3zons potes var gomofçKondun” O söylenenler yüreğime saplıdır, hiç unutmam.

Guris miğun — ; Kalbimden geçiyor. “Guris miğun ala xez var miğun” İçimden geçiyor ama elimde yok.

Guris moçibru — Tahammül göstermek. Katlanmak. “Ma guris mobiçibram do si mu gağoden” Ben tahammül ediyorum. Sana ne oluyor.

Gurunişi paramiti — Eşekten söz etmek. Rivayete göre fakir bir ailenin tek erkek çocuğu var ve yaşı ilerlemiş olmasına rağmen fakirlikten dolayı evlendiremiyorlar. Her gece anne ve baba odalarında yatarken çocuğu evlendirmek için ne yapabileceklerini aralarında konuşmaya başlar. Çocuk ta can kulağıyla dinler. Anne baba çocuğu evlendirmek için eşeği satmaya karar verir. Bir süre sonra aralarında konuşma olmayınca çocuk merak eder. “Eşekten söz etmiyorsunuz. Yine eşekten konuşsanız” diye umutlandığını anne babasına hissettirmeye çalışır. Ondan sonra da “eşekten söz etmek” bir deyim olarak “gurunişi paramiti” diye kalır.

Gverdağnose — Yarım akıllı. “Gverdağnose mu gulun” Yarım akıllı ne dolaşıyor.

Okti onaz xaçkumti bergite / So geçamti var giçkitu derdite / Siti çkimisteri gverda nosite / Muyvasen haşşopete xali çkuni / Anonim / Gyaoba — Kuşluk vakti. “Kaffa Çumani ordonayi gyaobaz ebisel” Her sabah erken kuşluk vakti kalkarım.

Gyunaxi Kapula muşiz — Günahı boynuna. “Ma mşkorineri reyi ma do dopkitxi. Muk vatkuna gyunaxi Kapula muşiz” Ben aç mısın diye sordum. Kendisi söylemediyse gyunahı boynuna.

Gza dodu / Gza domidumers — Yol yapmak/yol koymak. Birine bir şeyi yaptırmak için ortam hazırlamak. “Muk soti ksani var ulun, çkimde moxtaşi ma gza domidumers” Kendisi hiçbir yere gitmez, bana gelince yol gösteriyor.

Gza dokaçu — Yolu tutmak. “Gza kodokaçez doren” Yolu tutmuşlar.

Gza eçopinu — Yol almak. 1. Belli bir mesafe gitmek. 2. İşin bir kısmının yapılması ve işin rayına oturması. “Dulya çkimik çkva gza kefopu, hamuşkule mati dobikon?” Benim işim artık yol aldı, bundan sonra ben de yaparım.

Gza gekidu — 1. Yol olmayan yerden yol açmak. “Hakolen gza gebokidat-na mitik va-mzZiroman” Buradan yol açarsak kimse göremez. 2.Yol olmayan bir yerden yol varmış gibi geçmek, yol haline getirmek. “Xarkişi ntxirepunaz gza gekidu do golaxtimu va nimskvanen” Elin fındıklığından yol varmış gibi geçmek yakışmaz. 3. Bir yere gitmek için yapılan başlangıç. “İpti si moxti ar gza kogyokidi do okKaçxe berepeti komulunan” Önce sen gel bir yol aç (başlangıç yap) sonra çocuklar da gelir. 4. Bir şey elde etmek için bahaneler uydurmak, birilerinin işini kolaylaştırmak. “Ma va-makvanlu ala si gza ko-dudvişi makvandu” Benden istemeyecekti ama sen yolunu yapınca istedi.

Gza gelaşiru / Gza oşiru — Yol aşıtmak, yolu aşıtmak. Bir yere gereğinden fazla gidip gelmek. “Oxtimu moxtimu-te gza gelapşiri” Gide gele yolu aşıttım.

Gza golakvatu — Yol kesmek. Birinin önüne geçmek, engellemek. “Ma hemuz mupe buşğvati ala babak gza golomiKvatu” Ben ona daha neler söyleyecektim ama babam önümü kesip engelledi.

Gza meçamu — Yol vermek. 1. Geçen birine yol vermek. 2. İşin önünü açmak, işe yol yordam vermek. “Umiteli oxorcak dulyaz muço gza meçaz” Kimsesiz kadın işe nasıl yol yordam versin? 3. Veya istenmeyen birini göndermek.

Gza meKvatinu — ; Yol kesmek, önüne geçmek, önünü kapatmak, engel olmak. “Noğamisaz gza nukvztes” Gelinin yolunu kestiler. “Hemuk natku nenapek ma gza memikvatu, m3udişi mot ixveğet” Onun söylediği sözler benim yolumu kesti, bana engel oldu, boşuna yalvarmayın.

Gzas gedginu — Bir yere gitmek için yola çıkmak. Bir işe doğru yönelmeyi belli etmek. “Oxorca bere öçiluşi gzas kogedgitu” Kadın çocuğu evlendirme yoluna koyuldu.

Gzas gelaxunu / gzas gelaxen — Çok dolaşanlar için söylenir. “Hemuz dulya var uğuni? Katta bzirare gzas gelaxen. Muntxaniyen taz Koçi heKo va-gulun” Onun işi yok mu? Her gördüğümde yoldadır. Ne olursa olsun insan o kadar gezmez.

Galişi gelamaleri — Derenin getirdiği. Sahipsiz. Nereden geldiği belli olmayan. Eskiden dereler odun nakletmede kullanıldığı gibi, yağmurda derelerin büyüyüp önüne kattığını kendiliğinden denize ulaştırdığı bilinen bir vakadır. Bu durumda denize ulaşan ya da denize ulaşamayıp dere boyu kenerda köşede kalan odun ve ağaçların sahibi olmaz. Kim alırsa onundur. Bu bir kuraldır. Böyle malzemelere de derenin getirdiği anlamında “Şalişi gelamaleri” sıfatı verilir. “Ma ti Koçepe miyonun. Galişi çelamakeri var bore” Benim de adamlarım var. Sahipsiz değilim.

Ğecis gexunu — Domuza binmek. Akıllıca olmamak. Olur olmaz yerlere girip çıkmak.

Gecişi ti iguben — Domuz kellesi kaynıyor. Bir yerde, bir toplumda ya da bir evde anlaşma sağlanamayıp sürekli kavga gürültü varsa huzursuzluğu dile getirmek ve atıfta bulunmak için söylenir. “Ma hek mu dulya miğun? Hek panda gecişi ti iguben” Benim orada ne işim olur? Orada sürekli domuz kellesi kaynıyor.

GĞocis extimu — Duvara çıkmak, duvara tırmanmak. Kızıp küplere binmek, acıdan duvarlara tırmanmak. “Heşşo $Kuni aven ki iri gocis yulun” Öyle ağrısı oluyorki hep duvarlara tırmanıyor.

GĞomaneyi bere — Dünkü çocuk. Küçümseme olarak kullanıldığı gibi bazı durumlarda iltifat olarak da kullanılabilmektedir. “Si daha ğgomaneyi bere re” Sen daha dünkü çocuksun.

Gormotko minon — Aman tanrım! “GormoiKo minon mupe bzirom” Aman tanrım neler görüyorum.

GĞuli ğuli oğKomilu — Yan yan bakmak, kötü kötü bakmak. Kötü gözle bakmak. “Ma mitiz guli var goloboğzKedi” Ben kimseye kötü gözle bakmadım.

GĞura skani — Hem senin ölümün olur veya ölümün gelir anlamında, hem de şaka yollu Allah esirgesin anlamında kullanılabilir. “ Gura skanik kpağas” Ölümünle temizlenesin.

Ğureyişi peri gezin — Ölü gibi durmak. Ölü gibi benzi yüzü solmak. “Alişi durumi dido var mom3omdu. Piciz gureyişi peri gezin” - Ali'nin durumunu pek beğenmedim. Yüzündeki renk ölü gibi.

Ğurerepeşi şurişe — Ölülerin canına, ölülerin ruhuna. “Ar 3Kari komomçi skiri gurerepeşi şuyişe” Bir su ver yavrum ölülerin ruhuna gitsin.

Ham nosite dido goxtare — Sen bu akılla çok daha gezersin. Genelde bilgiçlik taslayanlar için kullanılır. Haşşo mşkeyi muğo iven / Ne Kuzi do ne Kopa iven Böyle şey nasıl olur, ne kaşık olur ne kepçe. Şaşılacak bir işe espri karıştırmak.

Haşşo şeyi muço iven — Hayret. Çok şaşılacak, beklenemedik durumlarda kullanılır. Böyle şey nasıl olur. “Çe haşşo şeyi muço iven” Yahu böyle şey nasıl olur. Haya mecveşi do şilya ağani... Yeni bir giysi alındığında hayırlı olsun anlamında kullanılır. Bunu eskit ve nice yenileri de sana nasip olsun anlamında bir temenniyi ifade eder.

Helessa yalessa — Toplumsal motivasyon ünlemi. Ağır yükler çekilirken hep beraber, hep birlikte diye güç birliğini sağlayan ve güçleri bir yere odaklayan motivasyon ünlemidir.

Hemuş nenate çeçmeşe va-ilen — Onun sözüne güvenilmez. “Ma hemuşi nenate çeçmeşe var bulur” Ben onun sözüyle tuvalete bile gitmem. Söyledikleri yaptıklarıyla pek uymayan güvensiz kişiler için kullanılır.

Heya xoca Kitxeri — Çok uygun olur. O kadar uygun olur ki... Biçilmiş kaftan anlamında.

Heyamola / Heyamola sözü bütün Karadeniz'de ve özellikle denizcilikte — kullanılan bir sözdür. Hep beraber çekelim, ha gayret gibi güç birliğine odaklanmayı sağlayan ve aynı zamanda yardıma çağrı yapan bir ünlemdir.

İdi Kitxi, moxti giğvare — Git sor, gel söyleyeceğim. Bazı ciddiye alınmayan sorulara böyle cevap verilir.

İgbali miğutu Ko ğumandele mavetu — Eğer talihim olsa, şanslı olsaydım şimdiye kadar olurdu.

İmamişi feluka — İmamın kayığı. Tabut. “İmamişi feluKak mi boyonam ya do var xesapums”İmamın kayığı (tabut) kimi taşıdığını sormaz.

İnğiri do purçuma tiz geçanu — Başa gelmeyen iş kalmaması. “İnçiri do purçuma tiz kogemaçanu” Başıma gelenler bana çok çektirdi.

İni 3Kari momaktu — Üstüme soğuk sular döküldü. “Bognişi ini $Kari momaktu” Duyunca üzerime soğuk sular döküldü.

İntiti mintiti va miçkin — Onu bunu anlamam. Bir tehdit ima etmek. “Ma na-giğumer heya vi, intiti mintiti va miçkin” Ben ne diyorsam yap, onu bunu anlamam.

İpti Kuçxe — İlk adım, ilk hamle, yeni başlama. “Zkva mu na-vaten ipti Kuçxez koxiğonu” Sizin ne yapacağınız ilk adımda anlaşıldı.

İragadini — Defol git. Bir nefret ifadesi. “Hakşen iragadini do suntxa idare idi” Buradan defol da nereye gidersen git.

İxi xodums — Argo. Rüzgâr sikiyor. Olmayacak işleri oluyormuş gibi anlatanlara ve palavra sıkanlara argoda kullanılan bir deyimdir. “Omerik ixi xodums” Ömer palavra atıyor.

Jur şuroni — İki canlı. Hamile. “Si dido çKomi jur şuroni re” Sen çok yemelisin, iki canlısın.

Kal mupare — Herhangi bir şeye itirazda, küçümsemede, hayret etmede, espri yapmada değişik tonlamalarla kullanılır. “ka/ mupare tolik mupe mizirams” Ne edeceğim, gözlerim neler görüyor!

Kapka var moyodumers — Yaranın kabuk bağlamaması. Bir türlü işlerin düzene girememesi, aksiliklerin üst üste gelmesi halinde kullanılır. “Si skiri haşopete pote kapka va moyogodumers” Sen böylelikle hiç kabuk bağlayamazsın.

Karadan kara goxuimu — Boş boş gezmek. İşi gücü olmayıp bir gün orada, bir gün burada sürekli gezmek “Ormnerişi didi berek mu dulya ikoms? Boyne noğaz belrom. Tam ti nazirom steri heşşo karadan kara gulun” Ömer'in çocuğu ne iş yapıyor? Hep çarşıda görüyorum. Tam da gördüğün gibi bir gün orda, bir gün burada karadan karaya geziyor.

Karmateşi nKolaşe moxtiyi — Değirmen anahtarı için mi geldin? Bir yere gidildiği zaman çok erken kalkılırsa böyle bir deyim kullanılır. Türkçe de ateş almaya gelmek gibi. “A/layise so ulur karmateşi nKolaşe moxtiyi” Allah aşkına nereye gidiyorsun, değirmen anahtarına mı geldin?

Kaşayi geğku — Çalışmaktan helak olmak. “Ma oçalişute kaşayi gemaşKas, si hek hak goşobgği” Ben helak olurcasına çalışayım, sen orada burada savurganlık yap.

Kçe puci — Beyaz inek. Çok üşüyen kişilere denir. “HeKo ini mot gaven kçe puci steri” Neden o kadar üşüyorsun beyaz inek gibi.

Kçin kukayi/kçin kokari — Halk inancı. Anlamı, kanca gibi bükülmüş ihtiyar kadın. Salatalık zamanında tarlaya dadanan çocukları korkutmak için uydurulmuş hayali bir varlık. “Vaşa soti şuka doğilare, hek kçin KuKayi ren letaz ko dologonçams” Sakın salatalık toplamaya gidersin orada kçin KuKayi var. Seni yerin dibine çeker.

Kebotroxi — Üzerine kırıldım. Bir işe çok emek verip, çok yorulmayı ifade eder. “Ma mtelli dulyaz kebotroxi” Ben hep işte helak oldum.

Kemane busumer — Keman çalıyorum. Hiçbir şeyi takmıyorum. “Ma kemane busumer tkva iduşunit” Ben kemane çalıyorum (aldırmıyorum) siz düşünün.

Kerki edu — Kalınlaşmak, kabuk bağlamak, iyi duruma gelmek. “Çkva si ti m3ika kerki kegadu” Artık sen de durumunu biraz iyi ettin.

Kerki eğadu — Birisinin altına bir şey koymak, kabuk koymak, ayağını kaydırmak, kızağa almak. “Hemuz ti kerki keğudvez doren, çkva dido va-dadginen” Onun da ayağını kaydıracaklar, artık fazla duramaz.

Komoli koçi — Erkek adam, delikanlı adam, sözüne güvenilir kişi. “Aliz Kapula konidven, komoli Koçiren” Ali'ye güvenilir, delikanlı adamdır.

Komoloba oxenu — Kafa tutmak, dayılık yapmak. “Hak m3zudişi komoloba mot ikom” Burada boşuna erkeklik taslama.

Korba gondgineyi — Yeme içmesi hep sorun olan, olsa da olmasa da hep yiyen. “Korba göondgineyi suntxa idasen oçKomale gorums” Midesi yaygara nereye giderse yiyecek ister.

Korba ğurni — Büyük mideli, büyük karınlı anlamına gelir. Çok yemek yiyenler ya da her şeyi yiyenler için kullanılır. “Korba gurni, mutute vaizgen” Karnı oluklu bir türlü doymuyor.

Korba Kalati — Sepet karınlı. Çok yemek yiyenler için söylenir. “Korba Kalati natu gyayi oçKomu” Sepet karınlı, olan yemeğin hepsini yedi.

Korba kundoni — Argo. Karnı boklu. Canı her şeyi isteyenler için. “Korba Kundoni! iri mutu mot ginon” Karnı boklu! Her şeyi neden canın istiyor.

Korbala — Yeyici, çok yiyen, yemek yemeye zaafı olan. “Ar oxorca heKo korbala vartasen” Bir kadın o kadar yemek yememeli.

Korba labodi — Çok yemek yiyenler için söylenir. Korba Kalati gibi.

Korbaşi oğkunu — Karın ağrısı. Dolaylı yollardan bir şeyler ima etmeye çalışanlar ya da bir şeyler söylemeyi hal ve hareketleri ile belli etmeye çalışanlar için kullanılan bir deyimdir. “Skani korbaşi $Kuni koxiğonu” Senin karnının ağrımasının sebebi anlaşıldı.

Koxudu — Argo. Atlattı, aklını oynattı. “Oxenoni mutu varen, hemuk nosiz koxudu doren” Yapacak bir şey yok, o aklını kaybetmiş.

Kovali steri — Kovali gibi. (Kovali: Buğday ekmeği) Geçmişte mısır ekmeği ile büyüyüp, mısır ekmeği tüketen Lazlar için buğday ekmeği çok kıymetliydi. Bazen çocukların ve özellikle genç kızların erken gelişmesi buğday ekmeğinin mayaya gelip kabarmasına benzetilerek sevgi ve sempati ifadesi olarak kullanılır. “Kovali steri bozo” Kovali gibi kız.

Ksini gekaçu — Rahatsızlanmak ifadesini esprili söylemek. “Papğuliz ksini gyakaçu” Dede rahatsızlandı.

Ksini steri gamastu — Argo. Osuruk gibi kayboldu. Birinin bir yerden hiç kimseye haber vermeden gittiği zaman ayıplanarak söylenir. “Hak hakKo Koçi okobğun do muk uneneli ksini steri gamastun do ulun” Burada bu kadar adam var, kendisi sessizce osuruk gibi çıkıp gidiyor. Ksinis Kitxezdoren so ulur? Oğu do oxaluşe ya / TKoyiniz Kitxezdoren so ulur? Ozizu do oxeluşe ya Osuruğa (sessiz) sormuşlar nereye gidiyorsun? Yakıp kavurmağa demiş. Sesli osuruğa sormuşlar nereye diye, gülmekten kasıp kavurmağa demiş.

Ktura/oktura — Değiş tokuş anlamındadır. İki aile arasında yapılan kız alış verişini ifade etmektedir. Bazı ailelerin evlenecek çağda olan kız ve erkek çocuklarını kendilerine uygun olan başka bir aile ile değiş tokuş yöntemiyle evlendirmeleri. Kız verdikleri ailenin kızını kendi erkek çocuklarına almaları olan bu yöntem, çok nadir olarak rastlanan bir yöntemdi. Günümüzde örneğine pek rastlanmayan bu yöntemi bilgi olarak çalışmamıza aldık.

Kudepe okturu — Külahları değişmek. “OKaçxe var ivuna kudepe dobikturamt” Bak, sonra olmazsa külahları değişiriz.

Kudi eladgu — Kafaya almak, kur yapmak. “Bozos kudi eludgams” Kıza kur yapıyor.

Kudi paraske — Şapkasını komiklik derecesinde yamuk örten. Kendine çekidüzen veremeyen “Seni gidi kudi paraske”

Kva gegatas — Beddua. Birine ağır beddua edilirken “başına taşlar yağsın' anlamında söylenir.

Kvançala — Birleşik kelime. Fındık, ceviz vb kırmak için kullanılan avuç içi büyüklüğünde pürüzsüz deniz taşı.

Kvanoğamisa — Birleşik kelime. Çok güzel taş. Gelin gibi anlamında. Lazonada hem böyle bir yer adı var, hem de halk inancı olarak böyle bir deyim var. Peri kızlarının genişçe güzel taşlarda oturup dinlendiği ve taranıp süslendikleri rivayet edilir.

Kvaz gebdgana gyoxedun, uça ren baxti çkimi — Taşa bassam iz kalır, bahtı karayım ben. Daha çok kadınlara yönelik kullanılan bir deyimdir. Ne yapsam ne etsem talihim değişmiyor anlamındadır.

Kyona gedu — Aydınlığa çıkarma, selamete çıkarma. Çoluk çocuğu yerleştirmede, kardeş ya da büyüklerin işlerinde yardımcı olmada kullanılır. “Bozos kyona kogebodvi ala biçi şeni mutu va maxenu” Kızımı yerleştirdim ama oğlum için bir şey yapamadım.

Kyona gedveri — Her işi yapılmış, sorunu olmayan. “Ma Tangrişen kyona gedveyi bore, mutu va minon” Ben Allah tan her şeyi almışım bir şey istemiyorum.

K3apaşi ora — Halk inancı. Çürüme zamanı, çürük ayı. Lazonada yaklaşık temmuz ayının ikinci haftasından ağustos ayının ikinci haftasına kadar geçen süre kzapaşi ora (çürük ayı) diye tanımlanır. Böyle tanımın sebebi bu zamanlarda dışarıda kalan her şeyin adeta çürümesindendir. Bu dönemde havalar sık sık yağar ve yağmur yağmadığı zamanlarda da hava kapalı olur. Nem oranının en yüksek olduğu bu dönemde birkaç gün dışarıda kalan bir giyim eşyası hemen çürümeye başlar ve çok kötü kokar. Çürümenin suda başladığı inancıyla bu dönemlerde derelerde yüzmek tavsiye edilmez. Suya girmeye mecbur kalıp suyla haşır neşir olan kişilere ya da yüzmek isteyenlere bakır yüzük veya bilezik takmaları tavsiye edilir. Bakırın çürümeyi önleyeceğine inanılır. Kabaeti xvala argunis var aven, sapis ti aven doren Kabahat sadece balta değil sapında da olurmuş. Tek yönlü düşünmenin her zaman doğru olmayacağını ifade eder.

Kakali geşabğeri — Argo. Taneleri yaymış. Erkeklerin uygunsuz oturuşları için söylenir. Özellikle kadın ve büyüklerin yanında erkeklerin saygılı ve uygun biçimde oturmaları gerekir. “Kakalep geşabgeri mot goğomixedur” Taşaklarını yayıp karşımda oturma.

Kampara — Mürver ağacı Lazlarda hiçbir işe yaramayan bir bitki olarak bilinir. Anlayışı kıt ve kalıbıyla işe güce yaramaz kişilere gönderme yapılır. “Si skiri mtelli Kampara reyi?” Yavrum sen hiç mi işe yaramazsın?

Kapula medu — Sırt dayamak, güvenmek anlamında. “Ma skande pote Kapula va memadven” Ben sana hiçbir zaman güvenemem.

Karavi elanğu — Gemi sahibi olmak, varlıklı olmak anlamında kullanılır. “Çe heKko dulyaz mot naçKide Karavi şa elonçareyi” Yahu o kadar işle helak olma, gemi alacak değilsin ya. Zengin olacak değilsin.

Kardaş Kardaş ile minci para ile — Görüldüğü gibi bu deyim bölgede Türkçe olarak oldukça sık bir şekilde kullanılır. Her şeyin maddi bir bedeli olduğunu, kardeşe dahi bedava bir şey vermenin mümkün olmadığına vurgu yapar.

Katu mskala — Kedi merdiveni. Kedi merdiveni anlamı, kedinin çevikliğinden ve her yere rahatça tırmanabildiğinden dolayı yüklenmiştir. Dolayısıyla çıkılması güç ve kullanmaya elverişsiz olan merdivenler için kullanılan bir ifadedir.

Katu zvakeri steri — Sırılsıklam ıslanmış kedi gibi. Birinin bir konu karşısında pısırık kalmasını vurgular. “Mitik mutu giğvaşi Katu zvaKeri steri ti mot dolimer” Birisi bir şey söylediği zaman ıslak kedi gibi başını eğme. Katuk Kudeli na-var gyusumez / Katuk Kudel na-var gyonğams Kedinin bile kuyruk değdirmediği, önemsiz olan şeyler. Üzerinde durmaya ve tartışmaya değmeyecek kadar önemsiz şeyler. “Çe Kaluk Kudel na var gyusumez şeepes heko mot ukudelam” Yahu kedinin bile kuyruğunu değdirmediği şeylere o kadar üsteleme.

Kavi onçaxu — Boş konuşmak, alakasız konuşmak. “Ma na-Kiktxipez coğapi momçi, Kavi mot minçaxum hak” Benim sorduklarıma cevap ver, kav çakma bana. e — T e

Kavli gedu — Lades tutmak. “Çkim Kala Kavli gegadveni” Benimle lades tutuşabilir misin?

Kayi gurite — Güzel yürekle, iyilikle, hoşça. İyi dileklerde kullanıldığı gibi bazen de alınganlık ve kıskançlıklarda kullanılabiliyor. “7Zkva Kayi guriten oKoxedit do şa skidit” Siz birlikte oturun ve gönlünüzce yaşayın.

Kayi guroni — İyi yürekli, kalbi temiz. “Bere çkuni Kayi guroni ren” Çocuğumuz iyi yüreklidir.

Kayişi doğonuşe — Hoşa gitmesi için yapılan. Lazonada yeni evlenen kızlar ilk yıllarda arada bir kocaları ile birlikte baba evini ziyarete giderler. Baba evini onura etmek amaçlı gelenekselleşmiş bu ziyaretler böyle bir özdeyişle ifade edilir. “Kayiş doğonuşe moxtezdoren” Hoş olsun diye ziyarete gelmişler.

Kayite oziramu/Kayite bizirat — Tekrar görüşmek anlamında, iyilikle görüşebilmek dileği. “Kayite bizirat” (İyilikle) görüşelim. Görüşmek dileği ile. Birleşik kelime. Çocukların çubuktan yaptıkları oyuncak at. Çok zayıf ve çarpık bacaklılar için söylenir. “Heşşo mupeyi Kuçxepe eğadgin, moço Ketin3xeni steri” Öyle ne biçim ayakları var, yamuk yumuk.

Ketin3xeni / Kibiri blasirom — Dişlerimi bilevliyorum. İyi bir yemeğe hazırlanırken söylenir. “Lumcişe Kayi gyarepe vi, Kibirepe bilasirom” Akşama güzel yemekler yap, dişlerimi bilevliyorum.

Kibiri mobğu — Dişlerin kamaşması. “Kibiri momabğu” Dişlerim kamaştı.

Kibiri oKore3xu — Dişlerini saymak. Umursamamak, takmamak, korkmamak anlamında kullanılır. “Si Kibiri domiKorezxi” Sen dişlerimi saydın, beni umursamıyorsun.

Kibiri olasiru — Diş bilemek. Birine kötülük yapmak için fırsat kollamak. Ya da sevilen bir yemeğe hazırlanmak.

Kibleşe Kele gekteyi bore — Kıbleye dogru yıkılmışım. Yıkılmışım ben vurgunum ben.

Kikili elağu/elamalu — Filiz vermek, uzamak. “Va idana mu iven Kikili elegağaseni” Gitmesen ne olur, boynuz mu çıkaracaksın? Çok uzun yaşayan insanlara “filiz veriyor” anlamında da söylenir.

Kinçi steri oxtimu — Kuş gibi gitmek, uçup gitmek. Çok çabuk gitmek anlamında kullanılır. “Kinçi steyi idi do komoxti” Kuş gibi gidip geliver.

Kiti Ko bere — Parmak kadar çocuk. Küçük çocuk. Yaş olarak küçük olmanın yanında boy olarak da küçük olan çocukları ifade eder. “Kiti Ko berek muperi dulyape ikoms” Parmak kadar ocuk ne işler beceriyor.

Koçi çkuni — Bizim herif, bizim adam. Lazlarda kadınlar kocalarına hitap ederken ismiyle hitap etmezler. Herif ya da adam anlamına gelen “Koçi” diye seslenirler. Kocalarından söz ederlerken de ismiyle anmayıp, bizim adam ya da bizim herif anlamına gelen “Koçi çkuni” diye anarlar. “Koçi çkunik tkvani şeni mutu var tku doren” Bizim herif sizsin için bir şey söylememiş.

YTEWUYA 0N / Koçi dodginu — Adam durdurmak. Birine kendi namına birini göndermek. “Si minore do ma Koçi domidginam / amamidginam” Sen kimsin ki bana adam gönderiyorsun.

Koçi moğonu — Adamdan saymamak, saygısızlık yapmak. “Baba-muşik beres didio pici meçudoren. Hemu şeni berek iri xolo moyğonams” Babası çocuğu çok şımartmış. Bu yüzden çocuk herkese saygısızlık yapıypr.

Koçi omcvinams — İnsanı otlatıyor. İnsanı inek yerine koyuyor. Yani isanı kandırıyor. “Çe hemuz mot uyucam, hemuk Koçi omcvinams” Yahu onu dinleme, o insanları kandırıyor.

Koçi ovapu — Adam olmak. “İri steri siti Koçi ivi” Herkes gibi sen de adam ol.

Koçi oğopxu — Adam etmek. 1. Birini genel insanlık anlamında nasihat ederek akıl fikir verip eğitmek. Ali mtelli banga tu, oxorcak m3ika Koçi doğopxu” Ali aptalın biriydi, karısı biraz adam etti. 2. Bir yeri, bir mekânı tertiplemek, yeni düzen getirmek, onarıp toparlamak. Hak çkar var amiletu, xolo si Koçi doğopxi” Buraya hiç girilmiyordu, sen yine iyi kötü adam ettin.

Koçi soren kudi so elazin — Adam nerede kep nerede. Adamına göre olmayan ışlerı vurgulamak için kullanılır. “Oxenoni dido dulya ren ala mik vasen, Koçi soren kudi so elazin” Yapılacak çok iş var ama kim yapacak, kep bir yanda adam bir yanda.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: K-N Harfleri (s.114-130)

Koçişe oşinu — Adamdan saymak. Adam yerine koymak. Bir kimseye değer vermek veya değerinden fazla değer katmak. “Ma mitik Koçişe va-mşinoms” Beni kimse adam yerine koymuyor. Adamdan saymıyor.

Kolokobos na moğKodare — Beddua. Soyun tükensin anlamında.

Kore3xapa — Ölünün arkasından ağıt yakılması. Özellikle beklenmeyen genç ölümlerde ölünün bazı özelliklerinin ağıt yakılarak söylenmesi.

Krima meKnu — Ahı tutmak. “Krima çkimi konaknu” Benim ahım tuttu.

Kuçxe çapa — Çapa ayaklı. Ayakları büyük olanlar için söylenir.

Kuçxe ktalaşi — Gelenek. Ayak dönmesi. Geri dönme anlamında. Lazlarda gelenektir, bir kız düğün yaptıktan üç gün sonra baba evini ziyarete gelir. Gelenekselleşmiş bu ziyarete “Kuçxe ktalaşi” denir.

Kuçxe mebazgu — Gelenek. Ayak diretmek. Direnmek.

Baba evinden çıkan kız — düğün evine girerken kendi tarafı ile girmemek için direnmesi. Amaç eğlence ile birlikte işi mümkün mertebe zorlaştırmak. Bir de çok inatlaşan kimseler için kullanılır. “İriKi konobazgams” Ayak diretiyor, inatlaşıyor.

Kuçxe mozdu — Ayak çekmek. “Ma çkva hem oxorişen Kuçxe komobizdi” Ben artık o evden ayağımı çektim.

Kuçxez goğu — Ayak bağı olmak. “Çkva Kuçxez mot gomağer” — Bana ayak bağı olma artık.

Kudel mangana — Kuyruğu yere değmeyen. Aklı havada gezen. “Kudel mangana mu gulun” Aklı havada ne geziyor.

Kukkuşi gecginu — Halk inancı. Guguk kuşunu yenmek. Sabah erken kalkmaya teşvik içindir. Lazlarda sabah ağzına hiç lokma koymadan guguk sesini duyan kişi guguk kuşuna yenilmiş, eğer guguk sesini duymadan bir şeyler atıştırmışsa guguk kuşunu yenmiş sayılır. “A mutu kamabiçKoma do baem KuKKuz gebocgina” Bir şeyler atıştırayım da bari guguk kuşunu yeneyim. Lazlarda doğaya karşı aktivitede geri kalmamak için guguk kuşunu yenebilmek önemli bir geleneksel olgudur. Özellikle çocukların erken kalkmalarını sağlamak için, bir yarış tadında heveslendirmeye çalışılır.

Kulağozi oxenu — Kolaçan etmek. Bu deyim arıların kovana yerleşmeden önce kovanın bulunduğu yeri ve konumunu kontrol ederken kullanılır. Aynı şekilde birisi herhengi bir yere kimseye hissettirmeden kontrol amaçlı gidip gelse kulağozi ikoms denir.

Kundi meKkomu — Argo. Bok yeyici. Deyimin ifadesi, kötü işler, kötü haltlar karışttan kimse anlamındadır. “Kundi mçKomu gyauri, xolo mupez oktun mis uçkin” Bok yeyici gâvur, yine ne haltların peşinde kim bilir.

Kundi mğağu — Argo. Bok karıştıran. Gereksiz yere gereksiz meseleleri kurcalayan.

Kundi oğkomu — — Argo. Bir işi çok kötü hale getirmek, ya da birilerini dolduruşa getirmek anlamında kullanılır. Türkçede de çok kullanılan “bok yemek” gibi kızgınlık ifadesidir.

Kundi oğağu — Argo. Bok karıştırmak. Örtbas edilmiş bir işi tekrar kurcalamak. “Si na ikoms Kundi oğağu uğumenan” Senin yaptığına bok karıştırmak derler.

Kundişi mğaci — Argo. Bok sineği. Her işe burnunu sokanlar için söylenir.

Kurtas doloxunu — Argo. Karısının sözünden çıkmamak. Kadının her türlü kocasına hakim olması. “Nermanik komoli Kurtas kodolixunu” Nerıman kocasını kendi hakimiyetine aldı. “Memetis dido Kapula var nidven. Oxorcas Kurtas doluxen” Mehmet'e fazla güvenilmez. Karısının sözünden çıkmaz. Kurta: Laz kadınların giydiği uzun don.

Kutumzumu — Birleşik kelime. Çocuk pipisi ölçen. Lahana ve ıspanak gibi sebzelerin üzerinde parazit geçinen bir kurt. Vücudunu ikiye katlayıp, kapanıp açılarak yürüdüğü için Kutu mzumu adı verilir. Boş boş, işe yaramaz kişilere yolları arşınlama anlamınada “ Kuf mzumu steri mu gulur” Kutu mzumu böceği gibi ne geziyorsun diye söylenir.

Kvaci goy3Kams — Argo. Kıyamet koparıyor.

Kyameti dogzams — Kıyamet kopariyor. “AZi çkar razi varen, Kyameti dogzams” Ali hiç razı değil, kıyamet koparıyor.

Larda mcaxu — Konuşma ve iş becerileri olmayan, iki kelimeyi bir araya getirmede zorlanıp abuk subuk konuşanlar için söylenir. “Osmani mu oşkumer! Larda mcaxu jur nena var oKantalen” Osman'ı ne gönderiyorsun! Beceriksiz, iki kelimeyi bir araya getiremez.

Lemloğli var bore — Ben Lemloğli değilim. Lemloğli varlıklı olmayı ve zenginliği sembolize eden uydurulmuş bir isimdir. Gerçek hayatta böyle birinin yaşayıp yaşamadığı bilinmemektedir. Yapılan savurganlıklar karşısında uyarı olarak söylendiği gibi, cimrilikle suçlanan biri de savunma refleksi olarak “ben Lemloğli değilim” diyebilir.

Lişayi amagzu — Sofra kurulmadan yemeğe sabırsızca saldırıp yiyenlere söylenir. Yine bir yere gitmek ya da birini görmek için sabırsızca davrananlara veya bir işi hiç soluksuz çok çabuk yapanlara söylenebilir. “Mu ivu skiri sutffa didgasen, muda çumet İişayi amagagzesi' Ne oldu yavrum, sofra kurulacak.. Niye beklemiyorsunuz kudurdunuz mu? “Mu gomçun İlişayi amagagzuyi?. Moxtanşi iri steyi siti zirare” Neyin var senin kudurdun mu? Geldikleri zaman herkes gibi sen de göreceksin.

Liva meçamu — Karların erimeye başlaması. “Mtvirik livaz komeçu” Kar livaya verdi, kar erimeğe başladı. Birileri varlığını har vurup harman savururken söylenir. Yine birileri zorunlu harcamaların artması ile birikimini erittiği anlamında kullanabilir.

Lomayi burği mçKkomu — Arhavi'de yalnızca Lome köyünde yaşayanlar için söylenir. Lome'de burği bitkisinin çok olduğu ve Lomelilar tarafından sürekli yendiği ima edilir.

Lopinci va ren — Yağma değil, sahipsiz değil anlamında kullanılır. “Haya iriz var yaçopen, lopinci varen heşşo” Bunu herkes alamaz yağma değil öyle.

Lubu mâzgumu — Argo. Yumuşak sıçan. Korkak anlamında kullanılır. “Ma heşşo lubu megumu Kala soti var bulur” Ben öyle korkak insanlarla bir yere gitmem.

Lubu oğgu — Argo. Yumuşak sıçmak. Korkmak veya birinin birinden korkmasını ifade eder. “Şkurnaten lubu zgums” Korkudan yumuşak sıçıyor.

Ma hemus buktam — Ben onun açığını kolluyorum.

Makvalişi guri — Yumurta sarısı. Küçük çocuklara söylenen sevgi sözüdür. “Haya bere varen, makvalişi guri ren” Bu çocuk değil, yumurtanın sarısıdır.

Malave puci — İneklerin çok uysal olmayıp, düzgün otlamamsı ve oradan oraya koşturması anlamında kullanılır. Bazen de işine gücüne sebat etmeyip işten işe koşturan kişiler için de “malave puci” benzetmesi yapılır. “Malave puci steyi ar hek, ar hak mot cgiyalam” Malave inek gibi ordan oraya ne koşturuyorsun.

Marazi moselu — Marazlanmak, ileri derecede hastalık kapmak. Ya da başından kötü bir şey geçip kahrolmak. Veya birinin yaptıklarında kötü halde rahatsız olma durumlarında kullanılır. “Ma si marazi mormiseli” Sen beni kahrettin. “Ham dulyak marazi momiselu” Bu iş beni kahretti.

Marte mokteri — Komşusu yamuk. Esprili durumlarda şaka olsun diye kullanılır.

Ma si gogixti — Ben sana kurban olurum.

Maitkiyale — Gereksiz yere çok konuşan. “Dido matKiyale cuma giyonun” Çok gereksizce konuşan bir kardeşin var.

Müipaşa gamiğkers — Hayata inceden bakıyor. Tedbirli davranıyor. “Xasanik nosis mçipaşaşi gamiğKers” Hasan aklını inceden kullanır.

Mçipaşaşi Koçi — İnceden düşünen adam. “Dido mçipaşaşi Koçire” Çok inceden bir adamsın.

Mçipe mevapi — Ufak tefek. “Mçipe mçvape mebaşkvi, xeşe Kayi na-mulunpe dopKorobi” Ufak tefekleri bıraktım, ele kolay gelenleri topladım.

Mçkomura — Yiyici, rüşvet yiyen. “ HaKo mçKomura Koçi dunyaz hakole var iziren” Bu kadar yiyici bir adam dünyada bulunamaz.

Mebargu — İşleri yoluna koymak. Birini bir yerden göndermeyi argo ifade etmek. “Ar buğvi var niyucu, jur buğvi var niyucu, masumzniz komebubargi” Bir söyledim dinlemedi, iki söyledim dinlemedi, üçüncüsünde gönderdim.

Mebikaçi — Darlandım, sıkıldım, bunaldım, darda kaldım. “Oxoriz xvala xvala lumcişa dido mebikaçi” Evde yapa yalnız çok bunaldım. 11B “M3ika para komegazxeni dido mebikaçi” Biraz ödünç para verebilir misin, çok sıkışığım.

Meçums — Yakıyor, yok ediyor. Birini eleştirirken fazlasıyla olumsuz göstermek. “Skande ti mutu var iKitxen Koçi mtelli meçum” Sana da bir şey sorulmuyor, adamı tamamen yok ediyorsun.

Megakaran — Afiyet olsun, yarasın.

Megnapuşen gale — Benzetmekten uzak. Bir hastalığı ya da kötü bir olayı anlatırken benzetmek gibi olmasın denecek durumlarda kullanılır.

Megudelu/ogudelu — Ağaçta sepetle elma, armut ve üzüm gibi meyveleri toplayan kişi sepet dolunca iple aşağıya sarkıtır. Sepet sırf ağaçlarda kullanılan özel bir sepettir. Dallara takılmasın diye altı sivri olup huni yapısındadır. Bu sepete Lazcada gudeli denir. Aşağıdan bu sepeti alma işi de megudelu diye ifade edilir. “Babak urzeni Şiloms, nanak nugudelams” Babam üzüm topluyor, annem aşağıdan sepetle alıyor.

Meğureyi — 1. Terkedilmiş, ocağı sönmüş, kimse olmayan yer ya da ev. “Öxoris çkar miti varen meğureyi kodoskidu” Evde hiç kimse yok ocak söndü. 2. Helak olmak .“Ma hem dulyaşi megureyi bore xolo mitik mutu var minçinams” Ben o işte helak olmuşum, kimse bana pay bırakmıyor.

Meğureyi do meskureyi — Üzerinde helak olmak, emektar. “Si ham oxorişi meğureyi do mesktreyi re” Sen bu evin emektarısın.

Mekaçeri — Dara düşmüş, çok darlanmış. “Ham sira dido mekaçeri bore” Bu aralar çok darlanmış durumdayım.

Memandaru — / Gomandaru Zorlandım, dara düştüm, darda kaldım. “Mzika para komemozxati dido memandaru” Biraz ödünç para versen, çok darlandım.

Memçamure — Verici, veren. Lazlarda memçamure kelimesinin kullanışı genel anlamda yerini bulmaz. Kullanımı bir argo deyim olarak anlam bulur ve kötü kadınlara yönelik kullanılır. Türkçede halk arasında kullanılan “kötü kadın” anlamı, Lazcada xizani/xayi oxorca kelimeleri ile aynı anlamı vermez. Buradaki xayi/xizani, kötü/kötülük ve zor kadın olma anlamını verir. “Hem oxorca memçamure ren” O kadın vericidir. Dikkat edilirse Türkçede farklı anlamda da algılanabilir. Verici: Eli açık, cömert gibi.

Mem3xver mom3xveri — Eklenmiş meklenmiş, ekli büklü. Herhangi.bir iş oluşturulurken çeşitli yerlerden, kişilerden ya da ondan bundan faydalanıp oluşturmak. Veya bütün olması gereken bir nesnede çeşitli yamalar ve ekler olması.

Menceliz melapu — Gücünü kaybetmek. "Menceliz mebli” Gücümü kaybettim.

Menkominu — Dumana tutmak, dumanlamak. Herhangi bir şekilde korkup çarpıldığına inanılan kişinin korkusunu gidermek için yapılan tütsü. “Beres pati aşkurinu doren.

A komebunKominatit, beki — feyda davetu” Çocuk fena şekilde ürkmüş. Bir tütsü yapsak belki faydası olurdu.

Mesel mesel meseli, divu ar guda mseli — Masal masal diye başlayıp kafiyenin uyması için bir torba çiş biriktiğini söyleyen bir tekerleme. Masalların gerçek olmadığını, anlatıldıktan sonra da bilenler için pek bir anlam taşımadığını ifade eder. )

Mesveyi mosveyi — Çok uzaktan tanıdık olan. “ Mesveyi mosveyi mintxa İçinomt iris xolo uşğvit” Uzaktan yakından kimi tanıyorsanız söyleyin.

Mezumaşen gale — Ölçmek gibi olmasın. Bir insanın herhangi bir organındaki bozukluğu ve hastalığı anlatılırken kendi organını göstererek “mezumaşen gale” denir.

Me3xer mo3xeri — Ödünç mödünç. Bulup buluşturma. “Me3xer mo3zxeri xolo ar mutu renpe doğit” Ödünç mödünç olsa da yine bir şeyler yaptık.

Mğiri 3Kayis nçxomi oçopu — Bulanık suda balık avlamak. Bir işi bilmeden ezbere yapmak anlamında kullanılır. “Si mgiri $Kayiz nçxomi Çopum” Sen bulanık suda balık avlanıyorsun.

Milleti gepxasinu — Millete rezil olmak. “Ma açkva hemus mutu var buğumer, milleti kogemipxzsinu” Ben ona bir daha bir şey söylemem. Millete rezil etti beni.

Milletişi geçxale — Gelip geçeni sayısız. Kimin gelip geçtiği belirsiz olan yer. “Avli-tkvani geçxale divu-doren. Mi golulun mitis var-uçkin' Sizin avlunuz yolgeçen hanı gibi olmuş. Kimin gelip geçtiği beli değil. iğA

Misa oxenu — Susmak, konuşmamak. “Çe ar misa dovi” Yahu bir sus.

Mocubalu — ; Kapıştırmak, fırsatı değerlendirmek. “Ham mapxalapez dulyape Kayi mobicubali” Bu güzel havalarda işleri iyi kapıştırdım.

Moçka moçka — Henüz yeni başlamak. “MoçKa moçKas bore” Henüz başlangıçlardayım.

Monfvaşi gerçale — Kuluçka folluğu. Çok eskimiş ya da kirli ve buruşuk giysiler için söylenir. “Çkva ham ruza otKoçi, monçvaş gerçalu divu doren” Artık bu kazağını at, kuluçka folluğu gibi olmuş.

Monfvaşi mundi ÇKomiyi — Argo. Kuluçkanın kıçını mı yedin? Kuluçka tavuk çok gakladığı için çok konuşan kimselere söylenir. “Handga si mu gağodu, nuku muda dodume? Monçvaşi mundi ÇKomiyi?” Bugün sana neoluyor, neden susmuyorsun. Tavuk götü mü yedin?

Monka nena — Ağır söz. "MonKa nena mot zopon” Ağır söz söyleme.

Mot lalum / mo lalum — Argo. Afkurma! Boş konuşma. “Hayt hayt, mot lalum, şa naoni” Hadi be, boş boş konuşma işine bak.

Mot nçxalum — Saçmalama! Boş boş konuşanlara denir.

Mot ukudelam — Uzatma! Bir konu üzerinde çok durulursa söylenir. “Mzudişi mot uKudelam ” Boşuna uzatma.

Mot vratkum — Saçmalama! Saçma sapan konuşma! “Hak mgzudişi mo vratKum, mitik var giyucams” Borada saçma sapan konuşma, kimse seni dinlemez.

Moxti kegosela — Gel seni kaldırayım. Düz yolda yürürken tökezleyip düşenlere şaka yollu söylenir.

Moy3onams — Hafife alıyor. Umursamıyor. “Coğoris pici meçaşi Koçi moy3on3ms” Köpeğe yüz verirsen insanı umursamaz.

Mseliş taseri — Argo. Sidikten döllenmiş. Geç evlenmiş ya da ihtiyarlıkta çocuk sahibi olan yaşlı insanların çocuklarına dalga geçmek için söylenir.

Mşkoyini dologzu — Açlığın mideye yayılması. “Mşkoyini kodolomagzu” Açlık mideme yayıldı.

Mtilanati şeni — Hayret bildiren durumlarda “gerçekten mi” ya da “gerçeklerin adına” anlamında söylenir. “Mzilanati şeni çkar nosi var uğun-i” Gerçekten hiç mi aklı yok?

Mtuti mogakidas — Argo. Ayı tecavüz etsin. Hem hakaret etmek, hem de beddua gibi kötü bir dilek.

Mtuti steri — Ayı gibi. İri yapılı, güçlü kişiler için söylenir. “Mtuti steri Koçi” Ayı gibi adam.

Mu bğim — Ne traşlıyorsun. Yani ne saçmalıyorsun. “Çku handgğa mu patit, si mu bğim” Biz bugün ne yapacaktık, sen ne saçmalıyorsun.

Mu gegabğu — Neyin var, ne oldu, başına ne geldi. Herhangi bir durumda, herhangi bir şey için sabırsızca davrananlara söylenir. “ Munoren mu gegabğu, mu patkalam” Ne oldu, neyin var, ne zırlıyorsun.

Mu goşubğam — Ne saçmalıyorsun! “İsa moda iparamitam, mu goşubğam” Düzgün neden konuşmuyorsun ne saçmalıyorsun.

Mu kançum — Ne saçmalıyorsun. Gereksiz, boş konuşmalar yapana söylenir. “Mot kançum” Saçmalama.

Mu nçxalum — Ne silkeliyorsun, ne sallıyorsun.Silkelemek, saçmak. Anlamsız konuşmalar için ne saçmalıyorsun anlamında söylenir. “.Si mu açxalum” Sen ne saçmalıyorsun.

Mundi kundoni — Argo. Götü boklu, yaşı küçük. Küçümseme, değer vermeme. “Çe si ti mipes uyucam, daha gomaneyi mundi Kundonepe” Yahu sen de kimleri dinliyorsun, daha dünkü çocuklar”

Mundi meçamu — Argo. Götünü vermek. Cimrilik yapmak anlamında kullanılır.

Mundi memiçkomi — Argo. Götümü ye. Küçümseme, argo. Takmama. Herhangi birini küçümseme ya da takmaamk anlamında kullanılabilir. “Hemuk ma mundi memiçKomaz” O benim götümü yesin.

Mundi oxupu — Argo. Götü büzülmek. Büzük atmak, korkmak. “Yaa/ Muço ivertu doren Mundik gixupamsi haği?” Yaa! Gördün mü nasılmış. Götün büzük atıyor mu şimdi.

Mundi uloskums — Argo. Kıçını yalıyor. Yalakalık yapıyor. “Mupeyi zanaxati na uğun Koçik, ulun do hemus hamus mundi mu ulokums” Ne güzel sanatı olan adam gidip de onun bunun kıçını ne yalıyor.

Mundis adu — Argo. Götü tutuştu. Korkuya düştü. “Na-vipe iris buğvare ma Şi mundis adu” Yaptıklarını herkese anlatacağım dediğimde götü tutuştu.

Mundis geçamu — Argo. Götüne vurmak. Aldırmamak, umursamamak.

Mundis geçi — Argo. Vur götüne. Aldırma! Önemseme, kafanı takma. “Var mulun na mundis geçi” Gelmiyorsa vur götüne.

Mundişen şuri meçams — Argo. Götünden can veriyor. İşten güçten başını kaldıramıyor. “Haği tam dulyaşi ora ren. İrik mundişen şuri meçams” Şimdi tam iş zamanıdır. Herkes götünden soluyor. Mundişen şuri şvanums — Mundişen şuri meçams.

Mundişen ambari var uğun — Argo. Götünden haberi yok. Hiçbir şeyden haberi yok

Mundişi xutula soren var giçkin — Argo. Popondaki delik nerede bilmiyorsun. Dünyadan haberin yok anlamında. “Si mundişi xutula so giğun va giçkin, mutuşi ambari va giğun” Sen kıçındaki delik nerede bilmiyorsun, hiçbir şeyden haberin yok.

Mupa do so bidare — Alay, sevinç, hayret. Ne yapayım, nereye gideyim, nereye kaçayım. “Mupa do sobidare, çkva ucik mupe mignasen” Ne yapayım, ne edeyim. Kulağım daha neler duyacak?

Mupe dorinasen — Neler yumurtlayacak. Birinin bir konuda veya herhangibiri için söyleyeceği beklenen pek hoş olmayan sözler. “Otkoni muturenpe ren ya do micoxes, bakalum mu dorinasen” Söyleyeceklerim var diye çağırdı, bakalım neler yumurtlayacak.

Murun3xi dobğams — Yıldız saçıyor, yıldız yağdırıtor. Çok kızmış, çok sinirlenmiş, bağırıp çağırıyor. “Alfi heko şumeri ren ki nzaşen murun3xi dobğams” Ali o kadar sinirlenmiş ki, gökten yıldız yağdırıyor.

Mu vratkum — Ne saçmalıyorsun. Birinin konu ile alakasız konuşması karşısında tepki olarak söylenir. “Si mu vratkKum” Sen ne saçmalıyorsun.

Mxuci meçamu — Omuz vermek, desteklemek, yardım etmek. “Berepes m3zika mMxuci meçamu unon” Çocuklara biraz destek vermek gerekir.

Mxucis ecinu — Omuzuna yük binmesi. “Oxorişi yuki ma mxucis emocans” Evin yükü benim omuzlarımda.

M3udi 3an3ate elobun — Yalanı heybe ile taşır. Çok yalan konuşan, sözlerine güvenilmeyecek kişiler için söylenir. “Hemuşi nenas mot uyucam, m3udi 3ganzate elobun” Onun lafını dinleme, yalanı heybeyle taşır.

M3udi 3an3ate torums — Yalanı heybe ile taşıyor. Çok yalan konuşuyor. “Xusenişi nenate çeçmeşe var ilen. Hemuk m3zudi zanzate torums” Hüseyin'in lafıyla tuvalete gidilmez. O yalanı heybe ile taşıyor.

M3udişi obğe — Yalan yuvası, yalan çuvalı. Çok yalan konuşanlara yapılan bir yakıştırmadır. “Mzudişi obğe, mu amadgin” Yalan çuvalı, ne gezip dolaşıyor.

M3kiri okvaru — Halk inancı. Pireyi hadım etmek. Bu deyim ya da gelenek batıl bir inançtır. Laz kadınları baharın ilk günlerinde pirelere karşı önlem olarak tavana çıkıp birkaç tekerleme ile bu geleneği sürdürürdü.

Mâ3kiris xardali geğku — Pireden havyar çıkarmak. Sinekten yağ çıkarmak gibi, cimrilik ifade eder. “Hemuk mitis mutu komeçamsi? M3Kiris xardali 2yoğkams” O kimseye bir şey veriri mi? Pireden hardal almaya çalışır.

M3koşen xurmaşe — Karayemişten-hurmaya. Alakasız benzetmelere örnek vermek için kullanılır. Veya çok uzaktan akrabaları yakın gösterme durumunda alakasız anlamına gelen “m$3Koşen xurmaşe” denir

M3koşi butka goyixvaşi — Karayemiş yapraklarını dökünce, karayemiş yaprakları dökülünce. Bilindiği gibi karayemiş yapraklarını dökmediğinden bu deyim, Türkçede çıkmaz ayın son Çarşambası deyimine denk gelir. “Dadi si pote Mpoliş'e var idareyi?” Teyze sen hiç İstanbul'a gitmeyecek misin? “Var skiri çkimi, bidare ala m3Koz butka goyxfaşi” Hayır yavrum, gideceğim ama karayemişten yapraklar dökülünce.

M3kuli mego3zonsi — Kıçına sivri bir şey mi saplandı? Yerinde oturamayan, oradan oraya koşturup dolaşanları hicvetmek için söylenir. “Munuren mu gağodu, mot garçer? Mundis m3Kuli megpepnsi?” Ne oldu, ne koşturuyorsun, kıçına sivri bir şey mi battı?

Naivu divu — Olan oldu. Olmuş bitmiş. “Çe na-ivu divu çkva metKoçi” Yahu olan oldu, artık bırak gitsin.

Nana butayiki — Argo. Anasını satayım. “Çe var ivenna nana butayiki, çkva mupa” Yahu olmuyorsa anasını satayım. Başka ne yapayım.

Nana ğecik utayiku — Argo. Anasını domuz kovalasın. “Si duğvi do muk var vuna, nana gecik utayiKu” Sen söyle de kendisi yapmadıysa anasını domuz kovalasın.

Nana otayiku — Argo. Anası ağlamak. Çok uğraşmak, çok yorulmak. “Kayi nana gatayikuyi” İyice anan ağladı mı?

Nana matayiku — Anam ağladı. “Mçxvapaz gzas gebdgiti do Kayi nana matayiKu Sıcakta yola çıktım ama iyice anam ağladı.

Nana muşiş xe meçaneri — Annesinin elini takmış. Annesi çok becerikli ve hamarat olan kızların ellerinin her işe yatkın olaması anlamını ifade eder.

Nana şantişe — Üvey anne. “Nana şantişe pote Kayi var diğonen” Üvey anne hiçbir zaman hoş karşılanmaz.

Nana tayikeyi — Anası ağlamış. “Nana fayiKeyi, hakşa sorü” Şimdiye kadar nerede idin diye şakalaşmalarda kullanılır.

Nana xoderi — Argo. Anası sikilmiş. Anası düzülmüş. Lazcada çokça söylenen bu argo söz küfür anlamında pek kullanılmıyor. Daha çok anası babasıyla yatmış anlamında kullanılır. Bu bağlamda birine “nana xoderi” denildiği zaman küfür olarak algılanmaz.

Nazara steri mot iğker — Argo. İnek gibi ne bakıyorsun. Nazara Lazlarda inek adıdır. Sahibine alışık bazı inekler hep sahibinin ellerine bakıp dururlar. Saf ve anlamsızca bakıp duran kimselere “aptal mısın” anlamında böyle bir ifade kullanılır.

Nciri ecinu — Uyku basmak. “Nociri kemacinu” Uyku bastırdı.

Nciri metaxu — Uyuklamak, kestirmek. “Mzika nciyi meptaxi” Biraz kestirdim.

Nciris ovapu — Uykuda olmak. Dünyadan habersiz olmak. “Si nciris re mutuşi ambari var giğun” Sen uykudasın bir şeyden haberin yok.

Ncirişi guda — Uyku tulumu. Çok uyuyanları hicvetmek için söylenir.

Ncumu steri iri mutuz mot akate — Tuz gibi her şeye karışma. Her işe uygunsuzca karışıp burnunu sokanlara söylenir.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: N-O Harfleri (s.131-147)

Ncumu steri mot gelulam — Tuz gibi her şeyin içine düşme. “Si mitik Kiktxuri? Ncumu steri mot gelulam” Sana soran oldu mu? Tuz gibi ne düşüyorsun içine!

Nöea gontinu / Na gomantu — Tüyleri diken diken olmak. “Hem Koçi bğiraşi nça gomanten” O adamı görünce tüylerim diken olur.

Ndğa mekvateri — Günü kesilmiş, günü belli. “Ndğa muşi mekvateyi na tu kuçkitu” Gününün belli olduğunu biliyordu.

NekKna oşiyu — Kapıyı aşıtmak. Bir yere çok gidip gelmek anlamında. “Oxtimu moxtimute nekna duşiyu” Gide gele kapısını aşındırdı.

NekKnaz mecinu — Kapıya dayanmak-kapıya gelmek. Herhangi bir tehlikenin kapıya kadar yaklaşması. “Reni vareni ya va-zopons mulun do neknaz konacinen” Var mı, yok mu diye sormadan gelip kapıya dayanıyor.

Nena butka — Yaprak dilli. Her ortama göre, her duruma göre lafını değiştiren kişiler için söylenir. “Hemuşi nena butKa steri ren, handğa haşo zoğons Çume heşşo” Onun lafı yaprak gibidir, bugün böyle der yarın öyle.

Nena domakoru — Dilim bağlandı. Konuşamaz oldum. Bir olay ya da heyecanlı bir durum karşısında insanın konuşamamsını ifade eder. Ameşvene goğomiluşi çkar mutu var matku. Sanki nena domaKoru” Apansız önüme çıkınca hiçbir şey söyleyemedim. Sanki dilim bağlandı.

Nena elaçanu — Lafa laf katmak. “Hemus nena elaçanu adeti uğun” Lafa laf katmak onun adetidir.

Nena eşamalu — Sesini çıkarmak. Sesini duyurmak. “Baba dido şumeyi tu do nena var eşemağez” Babam çok kızgın olduğu için sesimizi çıkaramadık.

Nena gamağu — Laf çıkarmak, laf uydurmak. “Beres nena mot gamomert” Çocuğa laf uydurmayın.

Nena gesu — Bir ses duyar gibi olmak, duyar gibi hissetmek. “Nena gemasu steyi bivi” Bir ses duyar gibi oldum.

Nena gomalu — Laf taşımak. Dedikodu yapmak. Orada burada konuşmak. “Babas nena gomalu adeti var uğun” Babam laf taşımayı pek sevmez.

Nena gomaleri — Hakkında kötü sözler edilmiş, laf gezdirilmiş. Daha çok bayanlar için söylenir. “Nena. gomaleyi bozo ren” Lafı gezdirilmiş kızdır.

Nena goğacubalu — Sözünü kapmak. Biri konuşurken onun söyleyeceklerini ağzından kaparcasına söylemek. “Ma naptkvati si goğomicubali” Benim söyleyeceklerimi ağzımdan kaptın.

Nena gunze — Dili uzun. Bir şeyi olduğundan abartılı şekilde söylemek. Gereksiz yere dillenmek. “Ma hemuşi nenaz çkar var buyucam, nena dido gunze uğun” Ben onun sözlerini kaale almam, dili uzun biridir. “Si skiri nena dido dogagunzanu-doren” Yavrum senin dilin çok uzamış.

Nena meçamu — Cevap vermek. Biri çağırınca ses vermek. “Gicoxum gicoxum do nena muda momçam” Çağırıp duruyorum da neden hiç ses vermiyorsun.

Nena mekvatu — Söz kesmek. Bir kız istenirken sözünü almak, garanti etmek. “Goma lumci nena memikvates” Dün akşam sözümü kestiler.

Nena mekvateri — Sözü kesilmiş. Önceden sözü kesilen kız ya da erkek. “Ezmineşi nena mekvateri ren” Emine'nin sözü kesilmiştir.

Nena memaşiru — Dilim aşındı. “Çkva mitis mutu var buğumer. Otkute nena memaşiru” Artık kimseye bir şey söylemem. Söyleye söyleye dilim aşındı.

Nena moçibru/oçibru — Söz kaldırma, sözün altında kalmak. Katlanmak. “Ora mogixtaz do siti nena moçibru munoren oxoğonare” Zamanın gelsin de sen de söze katlanma nedir anlayacaksın.

Nena momalu — Dillenmek, dili çözülmek. “Çufa Çula nena moymers” Yavaş yavaş dili çözülüyor. Dilleniyor.

Nena oçkinu — Lafını bilmek. Konuşmayı bilmek. “Xuseniz na tkfasen nena muşi kuçkin” Hüseyin konuşacağı lafını bilir.

Nena oğişinu — Laf yetiştirme. “Si hemus hamus nena oçişinuşen meta mutu var giçkin”Sen ona buna laf yetiştirmekten başka bir şey bilmezsin.

Nena ompulu — Laf saklamak, sır gizlemek. “Ma çkva skande mutu var matkven, si nenaşi ompulu var giçkin” Ben artık sana hiçbir şey söleyemem, sen lafı saklamayı bilmiyorsun.

Nena oşiyu — Dilin aşınması. “Otku otkute ma nena domaşiyu” Söyleye söyleye dilim aşındı.

Nena otkKiyalu — Çok konuşan. Olur olmaz her türlü konuşan. “Çe ar mot iKiyalam, si giyucareyi” Yahu bir boş konuşma, seni mi dinleyeceğim.

Nena oxenu — Laf etmek. Dedikodu yapmak.” Mitişi nena oxenu Kayi varen” Kimsenin dedikodusunu yapmak iyi değildir.

Nena ovalu — Dil sallamak. Söz ile sataşma, laf atma. Sağa sola söz söylemek. “Hek hak Kata yeyiz nena mot ovalam” Orda burada, olur olmaz yerlerde konuşma.

Nena va-goşolams — Laftan anlamaz, lafı umursamaz, hissetmez.

Nena va-nodgitun — Laf dinlemez. Kimsenin lafını umursamayıp bildiğine giden. “Muntxa tkvare tkvi mitişi nena va-nodgitun” Ne söylersen söyle, kimseyi dinlemiyor. ——

Nena var uşlams — Lafını esirgemez. “Alik baba muşişe dozdu doren. Mitis nena var uşlams” Ali babsına çekmiş. Lafını kiseden esirgemez.

Nenaşi gomalu — Söz gezdirmek. Söz yaymak. “Xarkişi nena xarkKişe mot göyime” Elin lafını ele taşıma.

Nenaşi okoru — Dilin bağlanması, konuşamamak. “Dido mutupe ptkvati ala nena domakKoru” Çok şeyler söyleyecektim ama dilim bağlandı, dilim çözülmedi.

Nenaşi oşlu — Lafını esirgemek. “Ma mitis nena va buşlam” Ben kimseden lafımı esirgemem.

Nenaz gemizin — Dilimin ucundadır. “Çe nenaz gemizin ala var matkven” Yahu dlimin ucunda ama söyleyemiyorum.

Nenaz va eyzden — Kaldırılamaz laf, ağza alınmayacak gibi ağır laf. “HeKo monKa paramiti, nenaz var eyizden” O kadar ağır şekilde konuşmak ağza alınmaz.

Nkra elağu — Boynuz uzaması. “Wkra kelegağuyi” Boynuzun uzadı mı? Ya da “Nkra elegağaseni” Boynuzun mu çıkacak? Birinin bir şeyi ısrarala istemesi üzerine söylenir.

Nkra gegadginasen — Boynuzlu olacaksın. Boynuzun çıkacak. “Babas naoKomitali şeni haği nkra gegadginasen” Beni babama şikâyet ettiğin için boynuzun çıkacak.

NKiyaz noşkeri gelasu — Ocağın kenarını kömür ile çizmek. Türkçe karşılığında duvara bir çeltik atmak anlamına gelir. “Çe si sore, mtelli gonduni a nkiyaz noşkeyi kogelebusva” Yahu sen nerelerdesin, hepten kayboldun duvara bir çeltik atayım bari.

Noğamisa gamuluyi — Sıradan bir yere gidilirken biri üstünü başını değiştirmek için dışarıda arkadaşlarını biraz fazla beklettiği zaman acele ettirmek için söylenir. “E monoren hakKo oraz mu ikom, noğamisa gamuluyi?” Bu kadar zaman ne yapıyorsun, gelin mi çıkıyorsun?

Noğamisa moğopxu — Gelini süslemek. Gelin süsü. “Noğamisa moğopxuman” Gelini süslüyorlar. Noğamisa moğopxum ti? Gelin mi süslüyorsunuz? Herhangi bir durumda aşırı geç kalınınca hicvetmek için kullanılır. “E munoren jur saatiz mu ikomt, noğamisa moğopxumti” Yahu ne oluyor, iki saattır ne yapıyorsunuz, gelin mi süslüyorsünüz?

Nokanki — Türkçede tıkla anlamındadır ama kullanılırken bu anlamı vermez, mecaz kullanılır. Herhangi bir kişi ya da olaya aldırmamak anlamında kullanılır. Boş ver kafaya takma gibi. “Çe var moxtuna var moxtu, nokKankKi” Yahu gelmediyse gelmedi, boş ver. (Vur kıçına gibi)

Nuku oşuvinu Ko — Az miktarda, sadece ağız ıslatmaya yetecek kadar “Dido var mintes. Nuku kogamabişuvit Ko ubağu tı” Çok istemezdik, ağız kuruluğumuzu alacak kadar yeterdi.

Nosi dolodu — Akıl koymak. Birine akıl vermek anlamında. “E bere çkimi bere, tiz nosi dolidvi” Ah yavrum ah, aklını başına koy. Aklını başa devşir.

Nosi goşabğeri — Aklı dağılmış, aklını dağıtmış. “Ma hemus var maucinen, nosis goşabgğeri ren heya” Ben onu dinleyemem, aklını dağıtmış o.

Nosi meçamu — Akıl vermek. Birini yönlendirmek, dolduruşa getirmek. “Ma si mik nosi mekçams komiçkin” Ben sana kimin akıl verdiğini biliyorum.

Nosi mkule — Aklı kısa. Yeterince aklı olmayan. “Nosi skani mKuleren, oxoğonuşe va meginçuşun” Senin aklın kısadır, anlamana yetmez.

Nosi okorobu — Akıl toplamak. Akıl aramak. Bir işi anlamsız, boş ve gereksiz yere yapanları hicvetmek için kullanılır. “Ham mçimas solen mulut haşşo? Sotilen va, nosiş okorobuşen mobulut” Bu yağmurda böyle nereden geliyorsunuz? Hiçbir yerden, akıl aramaktan geliyoruz.

Nosi uparamteşşi çeçmez molaxetiyi — Akıl dağıtılırken tuvalette miydin? Sende hiç akıl yok mu anlamını verir. Birisi saçma sapan konuşur ya da akılsızca bir iş yaparsa böyle bir deyimle eleştirel bir karşılık verilir. “Nosi iparetuşi si sorü, çeçmez molaxetiyi?” - Akıl dağıtılırken sen neredeydin, tuvalette miydin?

Nosişe ezdimu — Aklı ermek, aklı yetmek, aklı almak. “Skiri hemuz daha bere uğumenan nosik va-yuzdams” Yavrum ona çocuk derler, henüz aklı kesmiyor. e — 'e — l — d G

Nosişe moxtimu — Akıla gelmek, aklını toparlamak. “İri xolo goyxiyaz do igzalaşi nosişe moxtasen” Herkes dağılıp gidince aklı başına gelecek.

Nosişen gamaxtimu — Akıldan çıkmak. Akılsız olmak. “Si mtelli nosiz kogamaxti doren do ma mu giğva” Sen hepten akıldan çıkmışsın da ben sana ne söyleyeyim.

Nosişi fukara — Akıl fukarası. “Koçi nosişi fuKara taşi mutu var oxogağonapen' Adam akıl fukarası olunca bir şey anlatamazsın.

Nosişi Kuti — Akıl kutusu. Çok akıllı anlamında. Mecaz olarak kullanımına da çok sık rastlanır. “Si nosişi Kuti mu gulur” Sen akıl kutusu ne gezersin.

Nosişi mekvatu — Aklın kesmesi, akıl erdirmek. “NaKo buğvitina nosik var nukvatu” Ne kadar söylediysem de aklı kesmedi.

Nosişi omtinu — Aklın kaçması, aklını kaçırmak “Si nosi gamtudoren” Sen aklını kaçırmışsın. Nosişi oputxu: Aklını uçması, aklını uçurmak — “Si nosi giputxudoren” Sen aklını uçurmuşsun.

Nosişi oxmaru — Akıl kullanmak. “İris nosişi oxmaru var açkinen” Herkes akıl kullanmasını bilemez.

Nosiz don3eri — Çok akıllı, akıl küpü. “Ma skani steri nosiz donğeri var bore” Ben senin gibi akıla batırılmış (akıl küpü) değilim.

Nosiz gamaxtimu — Akıldan çıkmak, deliye dönmek. “Bogni şkule nosiz kogamapti, elemakKidu” Duyunca aklımı oynattım, akıldan çıktım, delirdim.

Nosiz goşabğu — Aklın dağılması. “Pağulik nosiz goşubğams, bazi ulun mulun” Dedemin aklı dağılıyor. Arasıra aklı gidip geliyor.

Nosiz oxodveri — Argo. Aklını kaçırmış, aklını uçurmuş. “Çe si mtelli nosiz oxodveri ye” Yahu sen hepten aklını kaçırmışsın.

Nostoni amagzu — Bir şeyin tadını almak. Tadını aldıktan sonra canı çekmek gibi. “Nostoni kamamagzu, var pçKomana var iven” Tadı ağzıma girdi, canım çekti, yemesem olmaz.

Nostoni gamağu — Tadını çıkarmak. “Han?o inoras doxunuşi nostoni gamabiğare” Bu sene kışın dinlenmenin tadını çıkaracağım.

Nostonis goğKomilu — Tadına bakmak. “Domaxenu doreni, ar nostonis kogoğKedi” Becerebilmişmiyim bir tadına bak.

Nuku bergi — Ağzı çapa, çapa suratlı. Suratı uzun kimseler için söylenir.

Nuku dodu / Nuku dodvi — Ağzın dursun, sus, konuşma, yeme anlamında kullanılır. “Skiri ar nuku kododvi, niçe iparamitam uci elemaçu” Yavrum bir sus, ne çok konuşuyorsun, kulağım sağır olacak.

Nuku elanziku — Ağız bükmek. “Kafa mutus nuku mot mikom” Her şeye ağız bükme.

Nuku gamak3apeyi — Ağzı çürümüş. Kötü sözlerle konuşan. “Uciz mupe bognam, seni nuku gamakzapeyi” Kulaklarım neler duyuyor, seni gidi ağzı çürümüş.

Nuku gamaşuvu — Ağzını ıslatmak. Hararetli bir zamanda herhangi bir soğuk şey içmek için kullanılır. “Ar mufu ren opşvat do mz3ika nuKu gamamaşuvan” Bir şeyler içelim de biraz ağzımız ıslansın.

Nuku geçkaderi — Ağzı açılmayan, konuşmayan. “Çkar mutu var tku, nuku geçKaderi kelaxedu” Hiçbir şey söylemeden, ağzını açmadan bir kenara oturdu.

Nuku geçkadu — Ağzını çakmak, konuşmamak, ağzını açmamak “Napikvipe ognuşi, nuku mtelli geçKadu” Söylediklerimi duyunca, ağzı kapandı, ağzını açamadı.

Nuku gençeri — Asık süratlı. “Fadimez mu omçun nuku gençeri mot ren” Fadimeye ne olmuş, neden suratı asılı?

Nuku geğakidu — Surat asmak. “Panda nuku geşğakideyi gulun” Her zaman suratı asık gezer. Her zaman bir şeyler yiyen, ağzı boş durmayan. “NuKu gurz uli, muntxa Ziyasen İpxors” Ağzı hiç boş durmaz, ne bulursa her şeyi yer.

Nuku ğututa — Ağzına yemek ya da başka kirlilik bulaşmış. “NuKu gututa idi do nuKu skani iboni” Ağzı yüzü kirli, sen git de yüzünü yıka.

Nuku kundoni — Argo. Bok ağızlı, ağzı boklu. Argo ve kaba konuşanlar için söylenir. “NuKu Kundoni, oparamitu var uçkin” Bok ağızlı, konuşmayı bilmiyor.

Nuku mtaku — Ağız burun buruşturan. “NuKu mot takum, maymuni reyi” Ağzını yüzünü ne buruşturuyorsun, maymun musun?

Nuku naki etaxu / etaxeyi — Ağız burun kırmak. “Xilli jparamiti vana nuKu naki egitaxam” Doğru konuş yoksa ağzını yüzünü kırarım.

Nuku ogoru — Ağız aramak, ağzını yoklamak. “Ma heya Kayi biçonpın, çkimde nuku ogoruşe moxtu” Ben onu iyi tanırım, bana ağız aramak için geldi.

Nuku okturu — Ağız değiştirmek. “İpti haşo var zopontu ala haği nukKu dokturu” İlk söyledikleri böyle değildi ama şimdi ağzını değiştirdi.

Nuku okoru — Ağzı bağlanmak, konuşamamak, çarpılmak. “NuKu daKoru doren çkar var aparamiten” Ağzı bağlanmış, hiç konuşamıyor.

Nuku onkanu — Bir şeyler yiyen, ağzı durmayan. “Mündes gzirare nuKu onkanam” Ne zaman görürsem ağzın hiç durmuyor.

Nuku onziku — Ağız bükmek. “Hemus nuku ondziku a muntxa ren ya uçkin” O ağız bükmeyi bir şey sanıyor.

Nuku oşiyu — Ağız aşıtmak, ağız eskitmek, çok söylemek, çok anlatmak. ” Otkute nuKu var işiyen” Söylmekle ağız aşınmaz.

Nuku oşuvu / gamaşuvu — Ağzını ıslatmak, bir şeyler içmek. “Dido mutu var pşvit, m3ika nuKu gamabişuvit” Çok bir şey içmedik, biraz boğazımızı ıslattık.

Nuku oğku — Gereksiz yerde konuşmak “Mzudişi nukKu mot $Kim” Boşu - boşuna konuşma.

Nuku va menğ3u — Ağzını sürmemek. Bir lokma bile almamak, yemeğe tavır koymak. “Gyariz çkar nuku var mebonği” Yemeklere hiç ağzımı sürmedim.

Nukus moğçkidu — Birinin ayıbını ve kusurunu yüzüne vurmak. “İri Kala nuKus moçKidu Kayi varen” herkesin içinde yüzüne vurmak hoş değil.

Nukuşen ocubalu — Ağızdan kapmak. Kimi zaman söylenecek bir söz için, kimi zamanda da yenecek bir şey için söylenebilir. “Ma naptkvati nuKuşen memicubalu” Benim söyleyeceklerimi ağzımdan kaptı.

Nukuşen 3Kkari makten — Ağzının suyu akıyor. Birinin bir şeyi çok istemesi veya çok arzu edecek kadar heveslenmesi. “Emica dibadu doren ala avciluğişi ar mutu moluşinaşi nukKuşen $Kari makten” Amca yaşlanmış ama avcılıktan bahsettiğin zaman ağzının suyu akıyor.

Nukus daçxuri amagzu — Ağıza ateş yayılması. Çok yüksek hararet tanımı için kullanılır. “Hemuz nuKus daçxuri amogzun. Boyne ini $Kari şums” - onun ağzında ateş yanıyor. Habire soğuk su içiyor.

NZiz gelapu — Şuurunu kaybetmek, zıvanadan çıkmak. Ya da bir alet için kullanılıyorsa düzenden çıkması, ayar bozulması. “Natku nenape bognişi mtelli nziz gebli” konuştuğu sözleri duyunca hepten zıvanadan çıktım.

NZiz gexunu — Diken üstünde olmak. Rahat olmamak. “Heya bognişen doni Höiz gepxer” Onu duyduktan sonra diken üstündeyim.

N3aşa extare — Göklere erişeceksin. Başın göklere erişecek anlamında bir hicvetme sözü. “Na-gintu steri iri doxenapi. Haği nzaşa extare” Her şeyi istediğin gibi yaptırdın. Şimdi başın göğe erecek.

N3aşa exti / extimu — Dua. Göklere çıkasın/çıkmak.

N3aş nekna — Halk İnancı. Gök kapısı, gök kubbenin kapısı, güzellikler kapısı. Bir iyilik karşısında teşekkür ve dua olarak söylenir. “O na nz3aşi nekna gogan$Kasen” İnşallah gök kubbenin güzellik kapısı sana açılır.

N3aşen muru3xi metkoçu — Gökten yıldız düşürmek. Bir işi çok zor yapmak. Ya da çok palavra atmak. “Heşşo muturenpe tku ki, nzaşen muru3Xxepe kodibğu” Öyle şeyler söyledi ki, gökteki yıldızlar yere saçıldı.

N3umu ogzalu skani — Yeter ki git. Gitmen kalmandan daha hayırlı olur anlamında. N3xeni Konari divi do... At kadar oldun da... Artık büyüdün, her şeye aklın ermeli anlamında özellikle kızlar için kullanılr. “73xeni Konari bozo divi do xolo gale ixoron” kocaman kız oldun, yine sokakta oynuyorsun.

N3i dobğu — Ateş püskürmek, ateş saçmak. N3i: Cam sırçası büyüklüğünde ateş. Birinin çok kızgın olduğunu belirtmek için söylenir. “N3i dobğams” Ateş püskürtüyor.

Obarbalu — 1. Uykuda konuşmak. 2. Boş konuşmak. “Çulfa berepez nciris abarbalenan” Küçük çocuklar uykuda sayıklayabiliyorlar.

Obargalu — Boş işlerle uğraşırken tangır tungur çıkarılan sesler için söylenir.

Ocaği meğuru — Ocağı sönmek, felaket geçirmek. “Ma ocaği memiğuru” Benim ocağım söndü.

Oçinopus gamaxtimu — Tanınacak halden çıkmak. “HeKo izabunu doren ki OÇİNODUS kogamaxtu doren” O kadar hastalanmış ki, tanınacak halden çıkmış.

Oçxvaru do oragadu — Feci şekilde dövmek “FE/ebocini do Kayi nuku naki dolobuçxvari do doloburagadi” Yatırıp yere ağzını burnunu bir güzel dağıttım.

Ofidi okom3kupinu — Kaşlarını çatmak. “Si ar mutu gakvandatşi ofidi mot okKomim3Kupinamt?” Senden bir şey istediğimizde neden kaşlarını çatıyorsun?

Oğurzulu — Argo. Çorlanmak, hak etmeden bir şey yemek. “Muk xvala diğurzulaz Kapulaz na doskidasen muntxaniyen ivas” Kendisi yiyip çorlansın, geriye kalan ne olursa olsun.

Oki korti hakşa sorti — Mademki vardın şimdiye kadar neredeydin? Tatlı bir sitem.

Okotumale steri — Kümes gibi. “Okotumale steri haşşo mupeyi oxori Kodes doren” Kümes gibi böyle ne biçim ev yapmışlar.

Okobazgapu — İki kişinin birbirine diklenmesi. “Paği oKobazgapit dortun ha” Fena tutuşmuştunuz, fena tutuşup diklenmiştiniz ha!

Okodginu — İki kişiyi yüz yüze getirmek. Karşılaştırmak. “Zkva jurikti isa var iparamitamt. Juri oKogodginaten” Siz ikiniz de düzgün konuşmuyorsunuz. İkinizi karşılaştıracağım.

OKonfalu — Kelime olarak birleştirme, bir araya getirme anlamına gelir. Okuma yazmayı yeni öğrenen çocuklar için 'okumayı sökme' anlamında bir deyimdir. “Berepek harfepe kodigures. Tamo tamo oKontaluman” Çocuklar harfleri öğrendiler. Yavaş yavaş okumayı söküyorlar.

OKotalu — İspiyonlama. Daha çok evde olup bitenleri küçük çocukların babaya anlatması şeklinde olan bu masumca ispiyonlama, bazen de masumca olmayan, birini birine ispiyonlama şeklinde de yapılabilir. “Si, ma Memeti şeni na-ptkvipe idi do mot oKutali” Sen, benim Mehmet için söylediklerimi gidip neden ispiyonladın?

OKotkoçu — Gelenek. Kelime olarak bir araya atmak anlamında olan bu ifade, Lazlarda birbirini pek görmemiş nişanlıları yalnız bir odada veya başka bir tenha yerde bir araya getirme deyimi olarak kullanılr. Amaç birbirini hiç tanımayan gençlerin biraz birbirlerini tanımalarıdır. Böyle bir olayda kızın annesi kesin haberdardır ve buluşmayı da o ayarlamıştır. Ama kızın babasının ve erkek kardeşlerinin asla haberi olmaması gerekir. Yoksa durum hiç de hoş olmaz. Argo. Çiftleşmek. İstediğini yapmak, amacına ulaşmak, muradına ermek anlamında. “Na-gintu divu. Dimçinociyi haği” İstediğin oldu. Erdin mi muradına şimdi?

Omçkomez do gemişkvez — Yiyip yuttular beni. Çok eziyet çeken, çok usanan biri sitem olarak söyler. “Muntxa pi va-golomixtu, omçKomez do gemişkvez” Ne yaptıysam yaranamadım, yediler bitirdiler beni.

Omonkanu/dimonkanu — Ağırlaşmak. Hastaların ölümüne yakın ağırlaşmalarını ifade eder. “Xasanis ucoxers. Baba-muşi dimonKanu doren” Hasan'ı çağırdılar. Babası ağırlaşmış. ;

Ona dodvalu — Tarla açmak, kazınacak yer açmak. “Ona kodogidvi gixaçkare” Tarlanı açtım, hazırladım, kazıyacağım.

O na altuni zumare — Dua. Altınlar ölçesin. Çok kazancın olsun anlamında. Bu deyim aynı zamanda “e na altuni zumare” şeklinde de söylenmektedir.

O na gobuxtare — Kurban olurum sana.

O na gogağarare — Oy sarılayım sana “O na gogağara do gogaçarare” Oy kurban olduğum, sarılayım sana.

O na gogixtare — Kurban olayım sana.

O na guxtanoren — Kurban olsunlar.

O na oşi 3aneri ivare — Dua. Yüz yaşına gelesin. Genelde yaşlı kişiler gençlere söyler. “O na oşi Şaneri na mavare” Yüz yaşına gelesin.

O na şuri mişinare — Sevgi ve minnet ifade eden bir deyim. Şurimşine genelde candan arkadaş ve can yoldaşı olarak bilinir ve genelde o şekilde de kullanılır. Aslında her kullanımda aynı anlama gelmediği dikkat edildiğinde anlaşılmaktadır. Çünkü şurimşine hitabı hep küçüklere yapılan ve sevginin dışında biraz da tatlı bir minnet barındıran ifadedir. Yani kendinden büyük kişiye şurimşine denmez, denirse de yerinde bir kullanım olmaz. Neden diye. sorulursa, -mşine ekinin şuri kelimesine kattığı anlam kendinden sonraki zamana vurgu yapıyor. Benim canımın yaşatıcısı, devamı gibi. “O na şur mişinare” kısaca, “canıma can katarsın inşallah” diye açıklanabilir. Zaten bunu çoğunlukla ana-baba veya dedenine çocuklara kullanır. Bu yüzden en azından söylenen kişi söyleyenden küçük olmalı ki, söyleyenin canına can katıp onu anabilsin. Bir bakıma da büyüklerin yaşamdan sonra anılmaları küçüklerin elindedir vurgusunu yapıyor.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: O-T Harfleri (s.148-164)

Oncğore gematu — Çok utandım. Utanacak duruma düştüm. “Heşşo muturenpe matku ki oncğore ti gematu” Öyle şeyler söyleyebildim ki çok da utandım.

Oncğore getalu — Utandırmak, ayıbını yüzüne vurmak.

Onçxalu — Anlamsız konuşmak. “Si mu nçxalum” Sen ne saçmalıyorsun?

Ong3orute 3Kayi ozdu — Elek ile su taşımak. “Ma si içilaşi Çanda skaniz onzorute $Kayi bzdare” Sen evlenirken düğününde elek ile su taşıyacağım.

On3elişi meçkineyi — Beşik kertmesi. “Emine onşelişen meçkineyi çkimi ren” Emine benim beşik kertmemdir.

Opatkalu — Korkudan titremek. “Skurnate patkalams” Korkudan titriyor.

Opatkalu — Gereksiz konuşmak. Zırvalamak. “Mo patKalam” Zırlama!

Oragadinu — Argo. Defolup gitmek, defedip göndermek. “Çe ar oragadini do mz3ika raxat bivat” Yahu bir def edip gönder de biraz rahatlayalım.

Ora moxtimu — Zamanı gelmek. Har şeyin vakti saati var gibi durumlarda “vaktidir” anlamında kullanılan bir ifadedir. “E berepe çkimi tkva dido genci ret, Dido Şanape goğogğinan ala ma çkva ora komomixtu” Ah yavrularım siz çok gençsiniz. Önünüzde uzun yıllar var ama artık benim vaktim geldi.

Ordonayi gyaoba — Erken kuşluk vakti “Çuzmanişe ordonayi gyaobaz kçumer” Yarın erken kuşluk vakti bekliyorum.

Orzoşi baba — Sandalye babası. İskele babası anlamınada kullanılır. “Skanden ancaxi orzoşi baba iven” Senden ancak sandalye (iskele) babası olur.

Ospirapu/ospiru — Çok güzel konuşmak. “Eminek heşşo Turkuli isinapams ki, şa ospirapams” Emine öyle güzel Türkçe konuşuyor ki, döktürüyor.

Otxo xete gokoru — Dört elle sarılmak. “Dulyas otxo xete gakori” |şe dört elle sarıl.

Otxo xete oxenu — Dört elle yapmak. “Ofxo xete ikoms” Dört elle yapıyor.

Otkiyalu — Boş konuşmak. “Uncumeli uncumeli mot mitKiyalam” Tatsız tuzsuz boş boş konuşma.

Ovratku — Palavra atmak, boşa konuşmak. “Mu vratkum” Ne sallıyorsun?

Oxmaru — Kullanmak. Mecaz kullanımı argo olur. Deyimin yüklendiği ifade insanları kullanmanın yanında, bir erkeğin kadınla ilişkisini söylemekte de kullanılır. “Koçişi oxmaru Kayi becerums” İnsanları kullanmayı iyi becerebiliyor. “He na-geladgin Koçik ham oxorca ixmars” Şu duran adam bu kadını kullanıyor. Kadınla yatıyor.

Oxoçkadu — Argo. Kalaylamak, bir nevi küfür etmek. “Kayi koxobuçKadi” Bir güzel kalayladım.

Oxodveri — Argo. Atlatmış, uçuk, kaçık. “Si koxudvi doren” Sen atlatmışsın.

Oxorcaşi kurtaz doloxunu — Argo. Karısının donuna girmek! Karısının sözünden çıkmayan ve karısının idaresinde olanları iğnelemek için söylenir. “Hemdi oxorcaşe uKitxeli ozguşe var alen, oxorcaşi Kurtaz doloxen”

Hamdi karısına sormadan tuvalete gidemez, karısının sözünden — çıkamaz.

Oxoris elaskideri — Evde kalmış, evlenememiş kız. “Bozopes ora meKulanşi oxoris kelaskidunan” Kızların yaşı geçip ilerleyince, evde kalırlar.

Oxoriz mamuli ren gale daduli — Evde horoz kesilir, dışarıda tavuk. Evde karısına ve çocuklarına celallenip dışarıda süklüm püklüm olanlar için söylenir.

Oxoşkagure — Birleşik kelime. Evin tam orta yeri. “Moygu do oxoşkagurez naşku” Getirip evin ortasına bıraktı.

Oxoğoneyişi kurbani — Anlayışlıya can kurban. Bir işin yapılması istenirken ya da bir olay anlatılırken, karşıdakinin anlayışı için söylenir.

Paltosi gunze varen mununi mkule ren — Pardösü uzun değil Mununi kısadır. Mununi simgesel bir isimdir. İşin zorluğu ve kolaylığının kişilere göre değişebileceğini ima eder.

Papas omkun — Muhallebi içinde yüzmek. Hiçbir ihtiyacı olmayan, tuzu kuru olan. Henüz hayatın zorluklarını bilemeyenler için sıkça kullanılır. “Si çkva mu ziri skiri dahaluği papaz omku” Sen daha negördün ki yavrum hep tuzun kuru.

Para şatxums — Para saçıyor. Sınırsız harcıyor. “Cuma-çkimik para şatxums, ma tuta moço içodasen ma do pçumer” Kardeşim para saçıyor, ben de ay sonu nasıl gelecek diye bekliyorum.

Parpali steri — Kelebek gibi. Çevik ve hareketli kişiler için söylenir. “Ömeri parpali steri ikten” Ömer çok hareketlidir.

Parvi (butKa) steri Koçi — Yaprak gibi adam. Sözüne güvenilemeyen. Yaprak gibi evirip çevirip konuşan. "Ma Alişi nenaz Kapula var memadven, parvi steyi Koçi ren” Ben Ali'nin sözüne güvenemem, yaprak gibi adamdır.

Pa3xa steri — Neredeyse yıkılacak gibi. Derme çatma. Özellikle beğenilmeyen ve eskimiş ahşap yapılar için yıkılacakmış gibi anlamında kullanılan ifade. “Ha oxori om3kvami? Pazxa steri dolibğen” Bu evi mi övüyorsun? Neredeyse yıkılacak gibi. Dökülüyor.

Pilargetor bore / Gverdi nosiz var bore — Pilargetliyim yarım akıllıyım. Arhavi'nin Pilarget köyü halkının uyanıklığı ve zekâsına yapılan bir espridir.

Pimpili dixaşa gegixtas — Sakalların yerlere değsin. Ömrün uzun olup, ermiş adam olasın anlamında.

Pirçi var notkomers — Toz kondurmaz. “Eminek berepe muşis pirçi var notKomers” Emine kendi çocuklarına toz kondurmuyor.

Popoci dobğams — Köpük döküyor. Çok kızmış, köpürüyor. “Alik dido mutu var tku ala baba-muşik popoci dobğams” Ali pek bir şey söylemedi ama babası köpürüyor.

Pukuri steri — Çok temiz ve düzenli yerler ve yolunda giden işler için söylenir. “Bozope çkimiz oxori pukuri steri geğopxeri uğunan” Kızlarımın evi çiçek gibi düzenlidir.

Putxineyi moxtimu — Uçarak gelmek. “Ognuşi putxineyi komoxtu” Duyunca uçarak geldi.

Putxineyi oxtimu — Uçarak gitmek. “Putxineyi bidi do mopti” Uçarak gidip geldim. iöa

Panda skaniz — Her zaman, her an, her yerde unutma! “Ham nagiğvipe panda skaniz kşuntaz” Bu söylediklerimi hiçbir zaman unutma.

Pati doğonu — Fenasına gitmek. “Na miğvipe dido pati domağonu” Söylediklerin çok ağırıma gitti.

Pati nena — Kötü söz, kem söz. “Pafi nena nuKuz var nimskvanen” Kötü söz ağza yakışmaz.

Petra cici — Bilinmeyen çok uzak bir yer. Bazen nerede olduğu sorulan kişi kızarak “Petra ciciz borü” diye cevap verir.

Pici gamaxominu — Ağzın kuruması, damağın ve gırtlağın kuruması. “Pici gamamixomu ar $Kayi opşvati” Damaklarıma ve gırtlağıma kadar kurudum, bir su içseydim.

Pici meçamu — Yüz vermek, şımartmak. “Beres heKo pici meçamu mutu varen” Çocuklara o kadar yüz vermenin bir anlamı yok.

Picis moçKidu — Yüze vurmak. Utandırmak. “E ma domaxenutina nukus mot momoçKidam” Ben yapabildiysem de yüzüme niye vuruyorsun.

Picis daçxuri nogzun — Yüzünde ateş var. Yüzüne benzine kan gelmiş anlamında. “Emine zabuni reni? Picis daçxuri nogzun” Emine hasta mıdır? Yüzü ateş içinde.

Pifıi memğliu — XX. Açlıktan mıdemız kurudu.

Pura pura do milleti gebipxasinare — Avazım çıktığı kadar bağırıp millete rezil olacagım Belli bir çabayla laf anlatılamayınca veya kadınlar kullanır.

Ragi gedgu — Kuş avı için tuzak kurmak. “Hak dido Kinçi mulun ar ragi kogebudgat” Buraya çok kuş geliyor, bir tuzak kuralım

Saydaz varen — Adı sanı yok. Birini veya bir nesneyi yok saymak, hesaba katmamak. “Alişi ooxo saydazti varen” Ali'nin adı sanı bile yok.

Selimoğlis ubazgun — Selimoğlu'nun umurunda değil. Kızgınlıkla söylenen “bana ne” anlamında ifade. “Ma gyariş oras kodobucoxa do mu var moxtaz-na Selimoğlis ubazgun” Ben yemek zamanı kendisini çağırayım da gelmezse umurumda değil.

Seri do ndğaleri var uçkin — Gece ve gündüzü bilmiyor. Vaktin uygun olup olmadığını bilmiyor. Olur olmaz saatlerde gürültü yapanlar ya da özellikle geceleri de çalışanları olumsuz yönde eleştirmek için kullanılır.

Sicaşi mekoru — Geleneksel oyun. Damat bağlama. Damat bağlama işi Laz davet ve düğünlerinde çok önem verilen bir gelenektir. Bu iş yetenekli ve usta bir horoncu tarafından yapılır. Horona damat tarafının çok yakınları katılır. Sıkı bir horondan sonra gelin ve damat oyuna alınır. Horonun son bölümünde çömelerek tempolu alkış tutulur. Sadece damat ve gelin çökmez. Katılımcıların cebine kaynana tarafından, kavrulmuş fındık ve şekerleme konarak başlarına da ipek mendil örtülür. Bu gelenek Arhavi ve civarında sıkı br şekilde uygulanır.

Sicaşi oçandu — Kız evinin damat daveti. Damadı çağırmak. Nişandan sonra damadın gelin evine gidebilmesi ancak davetle mümkündür. Damada yapılan bu davet ve çağrıya Lazcada “sicaşi oçandu” denir.

Si bere giğumenan — Sana daha çocuk derler, senin bu işlere aklın ermez anlamında kullanılır. “Si skiri bere giğum3nan, haşo şerepez mot akater” Sana çocuk derler yavrum, böyle işlere karışma.

Si dido dogavu — Sen çok oldun. İkaz. “Çkva gibağun, si dido dogavu” Artık yeter, sen çok oldun.

Si mayi yeyi Kocca mjvabu — Sen su kurbağası mısın, koskoca kara kurbağası. Karşılıklı konuşmalarda birini sevgi yollu hicvetmek amacıyla söylenir.

Si mi omcvinam — Sen kimi otlatıyorsun. Yani sen kimi kandırıyorsun. “Gverda nosi skanite si mi omcvinam” Yarım yamalak aklınla sen kimi kandırıyorsun. (Si) mot gelulam Sen atlama, sen karışma. Sazanlık yapma. “Ma hemuz pkKitxi, si var Kiktxi. Si mot geulam” Ben ona sordum, sana sormadım. Sen niye atlıyorsun?

Si na-giçkin Ko ma gomoçKondu — Senin bildiğin kadar ben unuttum. Bilgiçlik taslayanlara, “senin bildiklerin benim yanımda hiç kalır” anlamında söylenir.

So gebibura — Nereme yamayayım? İhtiyacı çok olup imkânları kısıtlı olanın nasıl davranacağını sorgulama deyimi. “Ma galeşen dido para bizxi, didopez meçamoni bore. Nitixirişen na epçopi so gebiburare var miçkin” Ben dışarıdan çok ödünç para aldım, çok kişiye borcum var. Fındıktan aldığımı nereme yamayacağım bilemiyorum.

So meiperen hek meçKodas — Nerede incelirse oradan kopsun. “Oki heşşo ikoms mati var mepçam. So mçiperen hek meçkodas” Madem öyle yapıyor, ben de vermiyorum. Nereden incelirse oradan kopsun.

So m3kuns do so misumer — Nerem ağrıyor nereme sürüyorsun, neremi ovuyorsun. Birisi anlatılanlara duyarsız kalır veya anlayamazsa “ben ne anlatıyorum, sen neden söz ediyorsun” anlamında söylenir.

Suveri meçamu — Düzene koymak, ayarlamak. Birine tutumlu olmayı öğretmek. Yerinde harcamak ve yerinde kullanmak. “Berepes var nişkvinen skiri, suveri si meçare” Çucuklara bırakılmaz yavrum, sen idare edeceksin.

Suveri oxenu — Tutumlu olmak. “Ma suveri çkimite amabdgi” Ben kendi idaremle ayakta kalabiliyorum.

Svarapa — Ölünün arkasından ağıt yakılırken art arda sıralanan yürek yakıcı acı sözler. Özellikle beklenmeyen genç ölümlerin ardında ölünün yakınları tyarafından ölünün özellikleri ve sevdikleri sayılarak yakılan ağıt.

Şa mçkomareyi — Yiyecek değilsin ya. Biri bir kimseye gereksiz yere fazla sinirlenince karşısındakinin “ne yaparsan yap” anlamında bir ifadesine denk düşen tepki.

Şana bedi skanis — Helal olsun bravo gibi övücü nitelikte kullanıldığı gibi, yazıklar olsun, aşk olsun, senden bunu beklemezdim gibi üzüntü ifade etmede de kullanılır. “Si ti haya moğodatiyi, şana bedi skaniz” Sen de mi bunu yapacaktın bana, helal olsun (yazıklar olsun, aşk olsun) sana.

Şeydila dgin — Çok isteklidir, bekliyor. “Çe va-unon diveni şeydila dgin” Yahu istemez olur mu, hem de nasıl bekliyor.

Şeytani gopinu/şeytani gopineri — Etrafına şeytan toplamak. Etrafını şeytan sarmış durumda. Özellikle iradesine hâkim olamayan gençler ve bazı durumlarda da dini inançları zayıf olan yetişkinler için söylenir.

Şeytani okoru — Şeytanı bağlamak. Özellikle çocuklar bir şey kaybedip bulamadıkları zaman şeytanın sakladığına inanılır. Çocukların kaybetmiş oldukları o şeyi bulabilmek için uyguladıkları çeşitli yöntemlere “şeytanı bağlamak” denir.

Şeytanis meyonu/şeytanis oucinu — Şeytana uymak, şeytanı dinlemek. Olumsuz ve hoş karşılanmayan işlere karışanlar için kullanılır.

Şkit kyoyis şkit Zukali ogubu — , Yedi köyde yedi kazan kaynatmak. İnsanları birbirine düşürmede marifetli olmak.

Şkit nciri — Çok derin uyku. “Skiri çkimi moda gokKun3xu şkit ncirik giğuyi” Yavrum neden uyanamıyorsun, yedi uyuyanlardamısın?

Şkit tiyoni — Türkçedeki yedi başlı anlamı gibi. “Çe heya mu şkit tiyoni ren ma miçkin” Onun ne yedi başlı olduğunu ben bilirim.

Şorşola — Düzensiz, pasaklı. Üstü-başı, evi ve işi karmakarışık olan. “Çe haKo şorşola Koçi muço iven?”- Yahu bu kadar düzensiz insan nasıl olur?

Şuri aliz memoxen — Canım boğazımda. “Şuri aliz komemoxedu” Canım boğazıma geldi. Çok darlandım.

Şuri alis noxen — Canı boğazında. “AZi dido mekaçeri ren, şuri alis noxen” Ali çok darlanmış durumda. Canı boğazına gelmiş.

Şuri do guri çkimi — Canım ciğerim anlamında sevgi ifadesi. “Si şuri do guri çkimi re” Sen benim canım ciğerimsin.

Şuri dolokaçu — Nefesi tutulmak, ruhu daralmak. “Hak var domadginen, şuyi gemakaçen” Burada kalamam, ruhum daralıyor.

Şuri dololapu — Nefes nefese kalmak. “Dido monKaren, şuyi dolomilu” Çok ağır nefes nefese kaldım.

Şuri eçopinu — Canını almak. Çok çalıştırmak, çok hırpalamak. “HeKo dulya oxenapu ki berepes şuri koyuçopu” O kadar çalıştırdı ki çocukları, canlarını aldı.

Şuri emalu — Şuri eğopinu / Şuri extimu — Canı çıkmak, çok yorulmak. “Dulyate şuyi koyuxtu” İş yapa yapa canı çıktı.

Şuri meçamu — Can vermek “Ma hemuşeni şuri komepçanmi” Ben onun için canımı veririm.

Şuri mekaçu — Canı sıkılmak, canı daralmak. “Şuri memakaçu” Canım darlandı.

Şuri mundişen oçkidu — Argo. Götünden solumak. Götünden can vermek. Kendini helak edercesine çok çalışanlar için söylenir. “Memeti muço moxtas mundişen şuri Kidoms” Mehmet nasıl gelsin, kıçından soluyor.

Şuri obaru — Üzerine çok düşmek, itina göstermek. “Ma berepe çkimis şuyi bubar” Ben çocuklarıma çok itina ediyorum.

Şuri oçkidu — Can çekişmek. “Zabuni dido dimonKanu, şuyi Kidoms” Hasta çok ağırlaştı can çekişiyor.

Şuri va gedgin — Canı yok. Cansız cılız. “Hemuz mu ağodu heşo, çkar şuyi var gedgin” Ona ne oldu öyle, hiç canı kalmamış” Şuri xoxonğas memoxen— Şuri alis memoxen.

Şurik ugnams — Hissediyor. “Ham Koçişen ti çkar mutu var işinaxen. İri xolo şurik ugnams” Bu adamdan da hiçbir şey saklanmıyor. Her şeyi hissediyor.

Şurik va-ugnu / Şuyik va-ugnams — Ruhu duymaz, hissetmez, tahmin etmez. “Ma napare zati şurik vaugnams” Benim yapacağımı ruhu bile duymaz.

Şuriz mexunu — Can sıkmak, darlatmak “Çe ar şuriz mot memoxer” Bi canımı darlatma! Rahat bırak.

Tapa melapu — Gücünü kaybeden, kondüsyönü tükenen. Yaşlılık durumu. “Koçi ibada do ikçinaşi haşşo tapa nulams işte” İnsanlar yaşlanınca böyle gücü kuvveti de tükeniyor işte.

Teneke okanku — Teneke çalmak. Davul çalmak anlamında. Gizli kalması gereken bir şeyi gizleme gereği duymayanlara yaygara yap anlamında veya biri bir şeye gereksiz yere sevinen kişiyi hicvetmek için “davul çal” anlamlarında kullanılır. “Çkva na-gintu divu. Teneke Kanki haği” Artık istediğin oldu. Teneke çal şimdi.

Ti bageni — Başı çok büyük olan. “Hem beres mupeyi ti gedgin heşşo bageni steri” O çocuğun ne biçim kafası var öyle koca kulübe kadar.

Ti do tani/ti do tanişen — Baştan ayağa. “Bognişi ti do laniz gamabzurzi” Duyunca baştan ayağa sarsıldım. ;

Ti do tani opaşeri / ontaleri — Karmakarışık, başı sonu belirsiz, düzensiz olmak. “Sj panda ti do iani opaşeyi re” Sen her zaman karmakarışıksın

Ti do tani otroxu — Vücut kırgınlığı. “Dido domaçKindu, ti do iani gomotroxu” Çok yoruldum, elim ayağım tutmuyor.

Ti elakteri — Boynu bükük. “Skiri Çkimi haşo ti elakteri naKo goxtare” Yavrum böyle boynun bükük ne kadar gezeceksin.

Ti ezdimu — Baş kaldırmak, karşı gelmek. “Siti ti kezdaşi çkva ma mu ptkva” Sen de baş kaldırırsan, ben daha ne diyeyim?

Ti gamançu — Başını çıkarmak. Ben de varım gibilerden kendini göstermek. “Xolo ti kogamonçu” Yine başını çıkardı. Yine ortaya çıktı.

Ti geçamu — Başvurmak, başvuru. “Dulya şeni dido yeriz ti gepçi ala sotilen xilli ambayi va-moxtu” - İş için çok yere başvurdum ama hiçbir yerden doğru dürüs haber gelmedi.

Ti gedu — Baş koymak “Ma ham gzas ti kogebdvi” Ben bu yola baş koydum.

Ti gedveri — Yola baş koymuş. “Ma gza çkimis ti gedveri bore, tkva dulya tkvanis oğKedit” Ben kendi yoluma koyulmuşum, siz işinize bakın.

Ti gek3aperi — Başı pislik, çürümüş. Temiz olmayan, kimseye faydası olmayan kişiler için. “Ti gekgaperi mitiz var apelen” İşe yaramaz, kimseye faydası olmaz.

Ti gondineri — Kayıp, ortalıkta görünmeyen. “Ti gondineri sopez re” Nerelerdesin.

Ti gondinu — Alıp başını kaybolmak. “HeKo mebikaçe ki ti gobindinare” O kadar darlanıyorum ki, başımı kaybedeceğim.

Ti gon3oru — Kafa şişirmek. “ Zi goman3oru” Kafam şişti.

Ti iguben/ti ogubu — Baş kaynatmak. Karmakarışık, allak bullak, kavgalı gürültülü. “Hek p anda ti iguben” Orası her zaman karmakarışıktır. Başı gözü yükseklerde olan. “Hem bozos ti dido Jin gyuzin” O kızın gözü çok yükseklerde.

Ti jin okaçun — Herkesi beğenmeyip, başı gözü yüksekte olanlar için kullanılır. “Hemuz ti jin okaçun, çku var mop3ont” Onun başı yükseklerdedir, bizi beğenmez.

Ti kupeni — Tepetakla. “M3Kupis ti Kupeni mobikti” Karanlıkta tepe takla düştüm.

Tilisimi reni — Bulunmaz bir şey mi. “Var moxtazna mot mulurtas tilisimi şa reni” Gelmese gelmesin, bulunmaz biri değil ya.

Ti meçamu — Dalgın olmak, aklını yitirir durumda olma. “Çe heKo ti mot meçam. Amgzika nosişe moxti” Yahu o kadar dalgın olma. Biraz aklını toparla.

Ti mçxu — Kafası kalın. Üst düzey, kelli felli adam. “Si & mçxu Koçepe Kala Kayi gintxun” Senin kelli felli adamlarla aran iyidir.

Ti mekKoru — Başını bağlamak, evlendirmek. “Ora moxtaşi berez ti nuKorare” Zamanı gelince çocuğun başını bağlayacaksın.

Ti mentxeri — Başını sürtmüş. Çok çile çekmiş, çok ezilmiş. Ders ala ala akıllanan kişiler için söylenir. “Heya dido ti mentxeri ren, çkva heşşo mutu var ikoms” O çok başını sürttü artık öyle bir şey yapmaz.

Ti mentxu — Başını sürtmek. Başarısız girişimlerden ders çıkarmak, hatalarının karşılığını görebilmek. “Ma çkva ti komebontxi, babas heşşo uğvit” Ben başımı sürttüm babama öyle söyleyin.

Ti mogançu — Azdın, ecelin geldi. Yaramazlık yapıp laf dinlemeyen çocuklara ya da sürekli kasıtlı şekilde uğraşanlara denir. “S7 ti mogançu doren” Senin ecelin gelmiş.

Ti moyğu — Eceli geldi, eceline susadı. “Heya çkva koxiğonu, hemuk ti moygu” O artık anlaşıldı. Onun eceli geldi.

Ti moğonderi/Ti moğondineri — Kendini beğenmiş. “Heya dido ti muşi moğondineri tu, amzika ti nontxas haği” o kendini çok beğenmişti, şimdi biraz başını sürtsün.

Ti muşi moğondinu — Başını beğenmek, kendini beğenmek. “Si t skani dido mokş3ons” Sen kendini çok beğenmişsin.

Timya şa-ivuyi — Bulunmaz değil ya. “Var muluna mot mulu, timya şa iviyi” Gelmesen gelme, bulunmaz Hint kumaşı değilsin.

Ti mitubun/Ti okomitubun — Başım kızışıyor. Sinirleniyorum. “Ham Koçi sontxa bzirare ti domitubun” Bu adamı nerede görsem sinir oluyorum.

Ti oğkomu — Başını yemek. Deyim ifadesi, başını yakmak, yok olmak ya da birini yok etmek. “Hemuk mgzudişi ti muşi oğKomu” O boşu boşuna kendi başını yaktı, kendini bitirdi. “Komoli çkimişi ti, Koçepe muşik oçKomez” Benim kocamın başını kendi adamları yaktı.

Ti ozonu — Başını sokmak, olur olmaz her yere gitmek. “ Çebe Kala yeyiz ti mot ozonam heşo, ti gogiktaman oKaçxe” Ulan her yere başını sokma öyle, başını döndürürler sonra!

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Notkvamepe / Deyimler: T-3 Harfleri (s.165-186)

Tira mola — Düğün ya da nişan evinde hediye istenirken söylenir. “Gelur mola / gelmez mola / kotume gelsun / tira mola”

Ti otubu — Kafanın ısınması. Sinirlenmek, kızmak. “Heya bzirişi ti domitubu” Onu görünce sinirlendim.

Ti skanik iğas — Beddua. Kendi başın götürsün. Beddua eden kişiye ya da köpek ve çakal ulumalarında kendi başına gelsin anlamında söylenir. “Ti skanik na iğasen” Başına gelsin.

Ti skanik meKvataz — Beddua. Kendi başına gelsin. Beddua eden kimseye, beddua edilen tarafın iade etmesi gibi bir şeydir. “O na ti skanik mekvatasen” İnşallah senin başına gelsin.

Tişe va moxtimu — Hoşa gitmemek, kafası sarmamak. “Dido paramiti tiz var momixtams” Çok konuşmakla başım hoş değil.

Tişen goğku — Başından atmak. Baştan savmak. “Hem bere tişen gobiğKamüşa muperepe m3ori” O çocoğu başımdan atana kadar neler çektim.

Ti tva ontalu — Kafa mafa karıştırmak. “Mupe zopon, ti tva omantalu” Neler söylüyorsun kafam karma karıştı.

Ti xinci — Dik başlı. “77 xincoba mot ikom”. Dik kafalık yapma.

Tiz dolokidu — Başına sarmak, başa bela olmak. “TZiz kodolomaKidu” Başıma bela oldu.

Tiz edu — Üzerine almak, alınmak. “Na bzoponpe tiz mot eydume” Söylediklerimi üzerine alma.

Tiz geydgaman — Gürültü yapıyorlar. Ortalığı karıştırıyorlar. Ortalığı birbirine katıyorlar. “Genci berepe xvala doskidanşi oxori tis geydgaman ç Genç çocuklar yalnız kaldıklarında evi birbirine katıyorlar.

Tiz mexunu — Biriyle fazlasıyla uğraşmak. Çok ilgilenmek, bıktırmak. “Ziz komemoxedu do mu pati?” Usandırdı beni, ne yapsaydım.

Tiz moxunu — Başına çıkartmak. Çok yüz vermek, şımartmak. “Berepe heko tis moxunu Kayi varen” Çocukları o kadar şımartmak iyi değil.

Tiz nosi meşidvi — Aklını başına devşir. “Si bere vare skiri, tiz nosi meşidvi” Sen çocuk değilsin yavrum aklına başına koy.

Tolepe motaxeri — Yorgun gözler, yorgun ve masum bakışlar. “Mundes moxtasenma do tolepe motaxeyi biğker” Ne zaman gelecek diye gözlerim yorgun bakıyorum.

Toli cğata — Yeşil gözlü, çakır gözlü olanlara sözde cartlak gözlü anlamında küçümseyici ifade olarak kullanılır.

Toli doskidinu — Gözü kalmak. “Gyarişe toli ko domoskidu” Yemeklere gözüm kaldı.

Toli ekaskidu — Gözü arkada kalmak. “Komopti ala toli eKemoskidun” Geldim ama gözüm arkada kalıyor.

Toli gale uğun — Gözü dışarıda, gözü dışarıdadır. “Mupey oxorca uyonun do xolo toli gale uğun” Ne karısı var da gözü yine dışarıdadır.

Toli gamarçaKeri — Gözleri dışarı fırlamış. Yapı olarak göz yuvarlağının dışa doğru taşıp, göz kapaklarının normalinden fazla açık ara durması.

Toli gamarçakums — Gözünü fırlatacakmış gibi açıyor. Bir olay ya da herhangi bir durum karşısında birinin kızarak gözünü faltaşı gibi açması.

Toli gedu — Göz koymak. Göz dikmek. “Bozos toli kogebdvi” Kıza göz koydum.

Toli getku / gevratku — Göz atmak. “Ar toli gyovratKi do komoxti” Bir göz atıp geliver.

Toli gon3kapu — Göz açtırmak. Sağı solu öğretmek. “Bere fi mendoyoni do mg3ika toli koganğKas” Çocuğu da götürüver de biraz gözü açılsın.

Toli gon3Kku do genkolu şakiz — Göz açıp kapatana kadar, ansızın, çarçabuk, kimse görmeden, kimse fark etmeden. “Ma aşvaciz bulur do komobulur, toli gon3Ka do genKolumta şa hak bore” Ben hemen gelirim, gözünü açıp kapatana kadar burada olurum.

Toli kapulas ekaskidu — Gözü arkada kalmak. “Dido var domadginu, toli kapulaz keKemoskidu” Çok kalamadım, gözüm arkada kaldı.

Toli kopa — Kepçe gibi göz, ya da gözün kepçe gibi olması. Hayret edilecek durumlarda gözlerine inanamayanların gözlerini büyütmesi. “ Toli Kopa steri otanams” Gözleri kepçe (faltaşı) gibi açmak.

Toli mestvinu — Gözü yılmak. “Ma toli memistu cuma çkimi” Benim gözüm yıldı kardeşim.

Toli moni / Boncuk gözlü, mavi — - gözlü. “Tolepe moni steri” — Gözleri bomcuk gibi.

Toli motalu — Göz değmesi. Nazar. Nazar olayı Anadolu'da olduğu gibi Lazlar'da da yaygın inanıştır. Özellikle kadınlarda nazar gücünün yüksek olduğuna inanılır. Nazarın en çok korumasızlıkları nedeni ile çocuklara, ev okonomisinde önemli bir potansiyel olan ineklere, herkeste olmayan özelliklere ve yeni olan şeylere değeceğine inanılır. Bunları önlemek için çeşitli yöntemler uygulanır. Çok güzel olan bebekler nazardan korkulduğu için her yere götürülmez. İnekleri nazardan korumak için sütü sağılmadan dışarı çıkarılmaz. Bir kadının başka birinin ahırına girmesi ayıp sayılır. Eğer yine de engellenemez ve karşılaşılırsa nazar bozucu sözler söylenir. Eğer bir çocuğun nazarı bozulmak isteniyorsa ona hayranlık uyandıracak sözler yerine, çocuğa çirkin sözler söylenir. “Maşalla süphanella ... si xizani.. tuu.. tuu.. si k3apeyi” (sen kötü.. tüü.. tüü..sen çürümüş) gibi sözler söylenerek çocukları övmekten kaçılır. Bütün bunların dışında nazarı önlemek için çok yaygın olarak nazar boncukları ve muskalar kullanılır.

Toli m3ko — Karayemiş gözlü. Kara gözlüler için Türkçede kullanılan “zeytin gözlü” deyimi gibi bir anlam ifade eden deyimdir. “TZoli m3Ko çkimi si mundes moxtare” Karagözlüm sen ne zaman geleceksin?

Toli odveri oxenu — Gözü kapalı yapmak. Bir işi çok iyi bilmek. “Ma hem dulya toli odveri dobikom” ben o işi gözüm kapalı yaparım.

Toli om3kupinu — Göz karartmak. “Ma mziraşi toli mim3Kupanams” Beni görünce gözlerini karartıyor.

Toli onçaxu — Göz kırpmak, göz etmek. “Bozos toli unçaxams” Kıza göz kırpıyor, göz ediyor.

Toli opşa — ; Gözleri dolu, ağlamaklı olan. “Gomaşinaşi tolepe omapşen” Hatırlayınca gözlerim dolar.

Toli oxenu — ; Göz etmek. Göz kaş işareti yapmak. “Hemuz toli oxenu dido adeti uğun” Kaş göz işareti yapmak onun adetidir.

Toli ugon3ku — Gözünü açmamış, açıkgöz olmayan. “Bere m3zika toli gon$Keri tasen” Çocuk biraz açıkgöz olmalı.

Toli uzğu — Aç gözlü, gözü doymayan. “Toli uzgu, mututen var öğe” Aç gözlüsün, bir türlü doymuyorsun.

Toli Zğeri — Gözü doymuş. “Bere çkimi toli 2ğeri ren” Çocuğumun gözü toktur.

Tolişe meKvatu / toliz mekvatu — Gözüne kestirmek. “Tolik megikvatamz na, memançi” Gözün kesiyorsa yaklaş.

Tolişen dobğu — Gözünden dökülmek. “Xarami do xelali var iduşunaşi heşşe tolişen dogabğen” haram ve helali düşünmez öyle gözlerinden dökülür.

Tolişen mendra — ı Gözden uzak. Ortalıkta görünmeyen. “Bere m3ika tolişen mendra dopkaçum ” Çocuğu biraz gözlerden uzak tutuyorum.

Tolişen moğapu — Gözünden gelmek, gözünden dökülmek. “Si navipe iri xolo tolişen mogoğapare” Sana bütün yaptıklarını gölerinden getireceğim.

Tolişi doskidu — Gözü kalmak, kıskanmak. “Getasule dido mskva vidoren, nağirus toli doskidun” Bahçeyi çok güzel yapmışsın, görenin gözü kalıyor.

Tolişi oxenu — — Heveslisi olunan herhangi bir şeyi başkalarının elindeyken kıskançlıkla izlemek. Canının çektiği bir şeyi başkaları yerken — " V O e izlemek. Uzaktan seyretmek. “Ma mendraleşen tolişi oxenu mançu” Bana uzaktan seyretmek düştü.

Tolişi oxenapu — Uzaktan seyrettirtmek. Uzaktan kıskandırmak. “Ma hemus mendraleşen tolişi oxenapu munoren dobogurare” Ben ona uzaktan seyrettirmek nedir göstereceğim.

Tolite oğkomu — Bakışlar ile azarlamak. “Nena vatku ala tolepete omçKomu” Söz söylemedi ama gözleri ile beni yedi.

Toliz eğağiru — Göze görünmek. “Gonduni toliz mot eğemağire” Kaybol gözüme görünme.

Toliz gelapu — Gözden düşmek, önemini kaybetmek. “Hem ndgğa şkule toliz gemilu” O günden sonra gözümden düştü.

Toliz goğamalu / toliz goğağu — Gözü kararmak, gözü hiçbir şey görmemek. “Hem nenape tkuş kule tolepez goğomağu do mu pi mati var miçkin” O lafları söyledikten sonra gözlerim karardı ve ne yaptığımı ben de bilmiyorum.

Toliz mezonu — Gözüne sokmak. İstenen bir şeyi birinin görmediği zaman göze sokar gibi göstermek. “Var ziromz na ma mupa, toliz şamebozonareyi” Görmüyorsa ben ne yapayım, gözüne sokacak değilim ya.

Taoni var uğun — Havasında değil. Morali bozuk. “Haği mutu mot akvant, taoni var uğun” Şimdi bir şey istemeyin, pek havasında değil.

Tati olosku — 1.Yokluktan avucunu yalamak. 2. Başkasına yalakalık yapmak. El öpmek gibi. “Afik berepe muşi iduşunas, tati iloskaman” Ali kendi çocuklarını düşünsün, avuçlarını yalıyorlar. “Hemus hamus tati oloskute sokşa idasen” Ona buna yalakalık yaparak nereye kadar gidecek bakalım.

Tavli Xasani — Putraklı Hasan. Kötürüm olup emekleyerek yürüyen kişi. Hafızalarda en çok Hasan adında biri yer ettiğinden Zavli Xasani deyim olarak oturmuş.

Temteteli amaskidinu — Çırılçıplak kalmak, hiçbir şeyi kalmamak. “İri mutü goğomiğez, temteteli kamapskidit” Her şeyimizi elimizden aldılar, ortada kaldık.

Temteteli kodoskidu — Çırıl çıplak kaldı. Varını yoğunu ne varsa kaybetti. “F skiri, berez muntxa uğulu iri koyuçopez. Temteli kodoskidu” Yavrum, çocuğun nesi var idiyse her şeyini aldılar. Çırılçıplak kaldı.

Tişineyi Koçi — Düzenli adam, bilmiş adam. “Tişineyi Koçişi dulya oxiğonen” Düzenli adamın işi anlaşılıyor.

Tkebi goiğKams — (Kendi) Derisini soyuyor. Çok kızıyor, ateş püskürüyor anlamında söylenir. “Berez si mot mulu ma do buğvi ala bidare ya : TArA do iKebi goiğKams” Çocuğa sen gelme dedim ama gideceğim diye kıyamet koparıyor.

Tkebi golapu / tkebi gomolu — Derinin soyulması. Bir iş için çok uğraşmak, çok yorulmak. “HeKo dulya pi ki, tKebi gomolu” O kadar çok çalıştım ki, derim soyuldu.

TKebi goğku / tkebi go3Kinu — Derisini soymak. 1. Birini çok çalıştırıp yorgun bırakmak. 2. Birisinin varını yoğunu nesi varsa almak. “Çe Alik dulya boxenapam ya do Koçiz tKebi kogoğkKu” Yahu Ali iş yatırıyorum diye adamın derisini soydu. “ Koçiz nikaçaşi çkunde moxti do naginon Ko para mekçat ya uğves, eçopuş oraz fâizite Koçiz ikebi kogozKes” Adama darlanınca bize gel de istediğin kadar para verelim dediler, alacakları zaman faizle adamı soydular. TkKoyiniz Kitxez doren so ulur? O Zizu do oxeluşe Osuruğa (sesli) sormuşlar, nereye gidiyorsun? Güldürüp neşelenmeye demiş. Açıklama: Lazcada gaz çıkarmak iki ayrı kelime ile ifade edilir. Sessizi ksini (oksinu), seslisi ise tKorini (otKorinu) dur.

Triki mebazgu — Direnmek, inat etmek. “Bozok iriki konobazgu” Kız inat etti, ayak diredi.

Triki mesiyu — Birinin ölmesini gülünç hale getirmek. “Badik iriki konusiyu” İhtiyar ayağını kaydırdı, yani öldü. Triki mxeni: İnce, uzun çelimsiz ve çarpık bacaklı. “Heya mu momf?ondasen, iriki mxeni” Onu ne beğeneceğim çarpık bacakh.

Tuza Kundi var Kvatums — Sıcak boku bile kesemez. Biçak, satır vs gibi kesici aletlerin aşırı körlenip işe yaramaz durumlarını belirtmede kullanılır. “Ham xami mzudişi mu göymer, tuza Kundi var Kvatums” Bu bıçağı boşuna ne taşıyorsun, sıcak boku bile kesemez.

Ubaşi makvalepe — Argo. Göğüslerin yumurtaya benzetilmesi

Karmateşi kvalepe / Okoxenan dalepe / Gebça do butKvazina / Ubaşi makvalepe / Ubgu koçi — Argo. Pek aklı başı yerinde olmayan. Kafadan çatlak gibi... “Ubgğu Koçiz var maucinen” Aklı olmayan insanları dinleyemem.

Uci elaçamu — Kulak ardı etmek. “Uci mot elamçam” Beni kulak ardı etme.

Uci elaçaberi — Türkçe anlamı kulağı yapışık. Yani kimsenin söylediğine aldırmayan, söylenenleri duymazlığa gelen. “Al/i uci elaçaberi ren. İrik natkvasen var ognams” Ali kulakları tıkalı biridir. Herkesin söylediğni pek umursamaz.

Uci elağu — Türkçe anlamı kulağı yakmak. Konuşa konuşa birini bıktırmak, rahatsız etmek. “Çe Koçik çkar nukKu va dodu, uci elemaçu” Yahu adam hiç susmadı be, kulağımı mahvetti

Uci dundga — Kulağı duymayan. Söylenenlere aldırış etmeyen ya da işine geldiği gibi duyan kişilere duyarsız anlamında söylenir.

Uci meçamu — Kulak vermek. Kaale almak “Nena çkimiz uci meçi” Sözlerime kulak ver.

Uci palaska — / uci paraske Palaska kulaklı. Uzun, kepçe kulaklı çocuklara sevgi ifadesi. “000! Uci palaska siti komoxtiyi?” Oo0! Kepçe kulaklı, sen de mi geldin?

Uciz gesu — Kulağa ses gelmesi, kulakta bir ses hissetmek. “TZkva mutu ogniti? Uciz a muntxa gemasu” Siz bir şey duydunuz mu? Kulağıma bir ses geldi gibi hissettim.

Uçaşa gondinu — Heder olmak. Boş yere hayatın geçmesi. “Ham Kiyanaz çkar var bixeli, uçaşa gomduni” Bu dünyada hiç gülmedim, boşa geçip gitti örüm.

Ugamamkasu — Aklı başı tam yerinde olmayan. Tahtası eksik sayılan. “Çe ham

Koçiz çkar nosi var uğun, — m3ika ugamamKasu ren” Yahu bu adamda hiç akıl yok, birkaç tahtası eksik.

Ukudelam / ukudelams / okudelu — Gereksiz yere lafı uzatmak. Herhangi bir sorun tartışılırken bir taraf ya da her iki tarafın gereksizce konuyu uzatmaları. “Çe heko mot uKudelamt, tkva artikatişi Koçi ret” Yahu o kadar uzatmayın, siz birbirinizin adamısınız. “HeKo var uKudela-na do si ti nuku dodvana mu iven?” O kadar uzatmayıp sen de ağzını kapatsan ne olur?

Umçane Koçi — Saygı duyulan kişi. Saygı duyulması gereken, büyük sayılan kimse. “Umçane skanişi nena niyucare” Büyklerinin sözünü dinleyeceksin.

Umpa molapu — Göbek ağrısı, göbek düşmesi, göbek çatlaması. “Zizate umpa momilez” Gülmekten göbeğimiz çatladı.

Uncumeli paramiti / Lüzumsuz konuşmak, — boş konuşmak. “Üncumeli mot iparamitam” Lüzumsuz konuşma.

Untru do ukaçu — Sığmayan, tutulmayan, afacan. Ele avuca sığmaz anlamında.”Skiri mutute vaintren do var ikaçen” Yavrum hiç ele avuca sığmıyor, tutulmuyor.

Upis donğu — Ter içine batmak. “Mzudişi upis kodobinği” Boşuna kan ter içinde kaldım.

Utole do ugure — Kör ve duygusuz. İsteksiz, duyarsız. “Skiri çkimi haKo utole do ugüre mot iver” Yavrucuğum bu kadar isteksiz ve duyarsız olma.

Vağlaxti do vasağlaxti skaniz — Bu deyim çok hayret bildiren durumlarda kullanılır. Mezar taşları anlamındadır. Baş ve ayak mezar taşları. Türkçe'de hay Allah laikini versin gibi.

Var okuntxun — Arası yok, pek hoşlanmıyor. “Afiz Memefi Kala dido var okuntxun” Ali Mehmet'ten pek hoşlanmıyor.

Vaybedula çkimi — Vay başıma gelenler, vay benim talihim. Umulmadık durumlar karşısında kullanılır. “ Vaybedula çkimi, hati muço memaçaru” Vay benim kötü talihim, bu da nasıl başıma geldi.

Veresiya metaKsi — ; Önemsiz saymak, karşılıksız saymak, değersiz saymak. “Hemuk veresiya metaksi var ezdims” O karşılıksız hiçbir iş yapmaz.

Vuyi cubriya oxenu — Cebellezi yapmak. Birinden bir şey araklamak. “ Var momçuşi vuyi cubriya dobuxeni” Vermeyince arakladım.

Xaci mekomu — Fasulye yiyici. Fasulye yemeklerini çok yiyen. Yokluktan tek çeşit yemekle beslenenler için söylenir.

Xacişi butka — Fasulye yaprağı. Çok cana yakın, herkesle çabuk kaynaşabilen kişiler için kullanılır. “ Xacişi butKa steyi iriz naçaben” Fasulye yaprağı gibi herkese yapışır.

Xaçketi steri — Fasulye sırığı gibi ince ve uzun. “Allayise nako gunze Koçi. XaçkKeti steri amadgin” Aman allahım ne uzun bir adam. Fasulye sırığı gibi duruyor.

AY7 / Xami nena — Ham söz. Kötü söz. Ağır söz. “Si dido xami nena giğun” Senin çok ağır dilin var.

Xarkişi nekna — El kapısı. “XarKişi neknas mu dulya giğun” El kapısında ne işin var?

Xaşari geğku — Çok yorulmak. Çalışa çalışa helak olmak. “Dulyate xaşayi gemaşğku” Çalışa çalışa helak oldum.

Xavla steri — Helva gibi. Bazı yemeklerin çok lezzetli olduğunu belirtmek ya da bazı işlerin mükemmel sonuçlandığını ifade etmede kullanılır. Lokum gibi anlamında.

Xayi doğonu — ; Fenasına gitmek. Kırılmak. “Haği hak xayişi doğononi mutu varen ki” Şimdi burada gücenecek bir şey yok ki.

Xe bigoni — Eli sopalı. Dayakçı anlamında kullanılır. “Hek xe bigonepe dido ren” Orda eli sopalılar çok.

Xe do Kuçxe Koreri — Eli ayağı bağlı. Çaresiz, umarsız. “Sotilen mutu var maxenu. Mtelli xe do Kuçxe Koreri kodopskidi” Hiçbir yerden bir şey yapamadım. Tamamen elim ayağım bağlı kaldım. -

Xe do kuçxe moyzdaşi — El ayak çekilince. Belli bir saatten sonra herkes evine barkına gittikten sonra. “Ham seri irik xe do Kuçxe moyzdaşi oKobikatate do bimtaten” Bu gece herkes evine çekildikten sonra buluşup kaçacağız.

Xe do Kuçxeşi ontalu — Türkçeden. Eli ayağı dolaşmak. “Mutu giğvanşi xe do Kuçxe ogantalen” Bir şey söylenince elin ayağın karışıyor.

Xe do mxucis melapu — Elden ayaktan kesilmek. Güçsüz kalmak. “Bizayifi şendoni xe do mxucis mtelli mebli” Zayıfladıktan sonra hepten elden ayaktan düşüp güçsüz kaldım.

Xe do mxucis na va ikaçen — Ele avuca sığmayan. “HeKo yangazi yen ki xe do mxucis va ikaçen” O kadar yaramaz ki, ele avuca sığmıyor.

Xe do mxucis oxoşku — Eli ayağı tutmamak. “ Xe do mxucis oxomaşkvu” Elim ayağım tutmadı.

Xe dunduli — Eli yatkın olmayan, beceriksiz olan. “Haya haşo mupey bozo ren allaise, mtelli xe dunduli” Bu böyle ne biçim kız alah aşkına, hepten beceriksiz.

Xe eçopinu — El almak. Tokalaşmak. “Alfis xe eçopinu adeti var uğun” Ali'nin tokalaşmak gibi bir adeti yoktur.

Xe elaçamu — Yardım etmek. El atmak. "Amgzika xe kelamçi Ko” Biraz yardım etsen.

Xe elaçaneri — Eli uzun. Hırsızlık yapan. “Hemuz Kapula va nidven dido xe elaçanz” Ona güven olmaz, çok eli uzundur.

Xe gontxu — El açmak. Birinden bir şey istemek. Muhtaç olmak, dilenmek. Alik iris xe guntxams. Ma mitişe xe var gomantxen” Ali herkese el açar. Ben kimseye avuç açamam.

Xe gonziku — Kolları sıvamak. Bir işe girişmek için hazırlanmak. “Hayde bifepe xepe göymeikit” Haydi gençler, sıvayın kollarınızı.

Xe gosveri — Başkası tarafından ellenmiş. Erkeklerle flört etmiş kız. “Ma hem bozo var epçopum, irişi xe sveri ren” Ben o kızı almam herkesle gezmiş.

Xe gunze — Eli uzun. Hırsızlık anlamında. “Hemus xe dido gunze uğun” O çok eli uzundur.

Xe Kotili — Beceriksiz. Elinden iş gelmeyen. “Xe Kotili mu gulur” Beceriksiz ne geziyorsun.

Xe meçaneri — Marifetli, becerikli. “Heya mupey xe meçaneri bozo ren” O ne marifetli bir kızdır.

Xe metaxeri — Eli kırık. Eli işe yatkın, becerikli. “Bozope mzika dulyaşe xe meltaxeri iven” Kızların eli işe daha yatkın olur.

Xe monka — Eli ağır. “Xe monka giğun” Senin elin ağır.

Xe mundişe var ağen — Argo. Elini kıçına götüremez. Beceriksiz.

Xe muşi var akaçen — Eline sahip çıkamıyor, eline sahip olamıyor. Eli uzun anlamını destekleyen bir ifadedir. “Hemus heşşo zabunoba uğun ki xe muşi var akaçen” Onun öyle bir hastalığı var ki eline sahip olamiyor.

Xe muşite ti muşi oçkomu — Kendi eliyle kendi başını yedi. Kendi başını kendi yaktı. “Mitti ksaniz var nuyucu. Xe muşite ti muşi oçKomu” Hiç kimseyi dinlemedi. Kendi başını kendi elerliyle yedi.

Xenapa — Beceri, hamaratlık. “Hemuşi xenapa mitiz var uğun” Onun becerisi kimsede yok.

Xeşe moxtimu — Ele avuca gelmek. “Çayi dahaluk oğiloni var ivu doren, xeşe var mulun” Çay daha toplanacak duruma gelmemiş. Ele avuca gelmiyor.

Xeşe 3komili — Başkasının eline bakmak. “Si dulya skani vi, ma xez mot moğker” Sen işine bak benim elime bakma.

Xeşen moxtimu — Elinden gelmek, beceri, becerikli. “Xeşen mutu va muxtams' Elinden bir şey gelmiyor.

Xete dodveri steri — Eli ile koymuş gibi. Bir şeyi veya bir yeri ararken çok kolay bulmak. “Gormte-skani Kayi goy3;Kedi, xete dodveri steri kodirom” Etrafına iyi bak, elinle koymuş gibi bulursun.

Xes dokaçu — Elde tutmak. Lazım olur diye bir şeyi saklamak. “GiKoremz na giğulaz, vana xes mot dokaçam” Lazımsa kalsın, yoksa elde tutma.

Xes gedveri — El üstünde tutmak. “Hemuk komoli muşis dido Kayi oğKers, xez gedveri goyonams” O kocasına çok iyi bakar, el üstünde tutar.

Xes gemizin — Avucunun içinde olmak. “Heya soti var alen, xes gemğin” O hiçbir yere gidemez, avucumun içindedir.

Xes gexuneri / xez gexunu — El üstünde olmak, el üstünde tutulmak. “Ma komoli çkimik xes gexuneri gomoyonams”, Beni kocam el üstünde gezdirir.

Xes oxoskidu — Elde kalmak. “Mitik var eğopuşi xez koxomskidu” Kimse almayınca elimde kaldı.

Xoci on3xoneşe ençu — Boğayı tavana çıkarmak. İşi yokuşa sürmek anlamında kullanılır. “Skiri si na ikom xoci on3xoneşe eyonu ren” Yavrum senin yaptığın öküzü tavana çıkarmaktır.

Xulexi medgu — Çok para kazanan iş. Çok para kazanma durumu. “Osmanik heşşo xulexi nudgu ki para Kvatums” Osman öyle bir düzen kurdu ki para basıyor.

Xut Kiti ginoni — Beş parmak ister misin? Tokatı simgeleyen bu söz çocukları ikazda kullanılır. “Aha oŞ3Kedi xut Kiti ginoni” A| bak, beş parmak istiyor musun? r——

Xut para xut yeyiz melakoru — î Beş parayı beş yere bağlamak. Tutumlu olmak gerektiğini vurgular. “Ma xut para xut yeyiz melapKorum” Ben beş kuruşu beş yere bağlarım.

Yaği do kKaymaği steri — Yağ ve kaymak gibi. “Dido Kayi renean, yaği do Kaymaği steri” Araları çok iyidir, yağ baldırlar. Yaği do topuri steri— Yaği do Kaymaği steri

Yağli oçkomu — Yağlı yemek. Hali vakti yerinde olup rahat olmak ve rahatlığa bağlı tavırla konuşmak. “Ma yağli bipxor, hemuşeni haşşo biparamitam” Ben yağlı yiyorum, onun için böyle konuşuyorum.

Yanoşi gyaoba — Geç kuşluk vakti. “Çumanişe yanoşi gyaobaz kçumer” Yarın geç kuşluk vakti bekliyorum.

Yesi oyna — Esir alma oyunu. 7-8 çocukla oynanan koşmaya ve kovalamaya dayalı esir alma oyunu. Uygun olmayan yerlerde (tarla, bahçe gibi) özellikle çocukların lüzumsuz olarak dolaşmaları hicvedilirken söylenir. “Berepe oKibğenan do ontules yesi oyna isternan” Çocuklar toplanıp tarlada tepinip oynuyorlar. Eski zamanlar. “Hemtepes zimi zamani şendoni coğoyi kuonunan” Onların çok eskiden beri köpekleri vardır.

Zimi zamanuri — Çok eskiden kalma. “Ma zimi zamanuri şerepe mu mKitxom' Bana eski zaman şeylerini ne soruyorsun. ,

Zğala va Çişun — Doymak nedir bilmeyen. “Skiri munoren zğala var Kçişuni' Yavrum ne oluyor, doymak nedir bilmiyor musun?

Zizate Keti dobivi(t) — Gülerek kendinden geçme hali. “Çe heko biizit ki zizate Keti do bivit” Yahu o kadar güldük ki, güle güle çubuğa döndük (kaskatı kesildik).

Zizate umpa momiles — Güle güle göbeğimiz düştü. “HakKo mukKellidi Koçi muço iven Zizate umpa momiles” Bu kadar komik insan nasıl olur, güle güle göbeğimiz düştü.

3an3aya kuvvet — Türkçe'den etkilenerek üretilmiş bir deyim. Kullanan kişi kendi gücünü kuvvetini küçümsemek için kullandığı gibi, başkasının gücünü ve kuvvetini küçümsemek için de kullanılabiliyor. Bir de mecburen çantanın içende ne varsa katlanacağız anlamında kullanılabilir.

3xiki steri — Çalı gibi. Cılız, zayıf. “3xiKi steri Kuçxepe komolepes çakar var nomskun” Çalı gibi cılız ayaklar erkek adamlara hiç yakışmaz.

Silibuli gextimu — Birbirine girmek. Birbirine girercesine bağırıp çağırmak. “Heşşo okKaKides ki iri Şilibuli gextes” Öyle bir kavga ettiler ki birbirlerine girdiler.

Siği gegixvare — Bağırsaklarını dökerim anlamında. “Dido mo lalum, 3iğepe gegixvare” Fazla afkurma bağırsaklarını dökerim.

Siğila steri — Yılan gibi. Ama buradaki yılan gibi anlamı Türkçe'deki kötü kişilik anlamında değil. Buradaki yılan gibinin anlamı, yılanın ince uzun ve kıvrak olmasıdır. “İiğila steyi mçipe do guünde bozo” Yılan gibi ince ve uzun boylu kız. “Bozo ğiğila steyi şkaz gomatken” Kız yılan gibi belimi sarıyor.

Siğilaşi gecginu — Halk inancı. Yılanı yenmek. Eğer yaz mevsimi gelirken hiç alabalık yemeden yılanla karşılaşılırsa o yaz boyu yılanlara dikkat etmek lazım. Çünkü ö kişi yılanlara karşı yenik sayılır. “A Şipi taznati oğopit do Ziğilaz kogebocginat” Bir yavru bile yakalasanız da yılanlara karşı galip gelsek.

3kamangana steri — Su tokmağı gibi. “İKamangana steri mot inkKan, isa muda gulur?” Su tokmağı gibi ne sallanıyorsun, doğru gezsene.

3Kkari steri gamastun — Su gibi. Temiz, akışkan, usul usul. “Ndgalepe Ş$Kari steri gamastun do içoden” Günler farkında olmadan su gibi akıp gidiyor.

3karişi gza — Su yolu. Çok gidilen yer. “Mpoli $Kayişi gza dovu” İstanbul'u su yolu yaptı.

3karis dodginu — Suya durmak, su yoluna durmak. Tuvelete gitmek. “Çeçme so giğunan? İKayiz domadginen a kamaptiko” Tuvaletiniz nerede? Tuvaletim geldi, girebilir miyim?

3kintili oğağu — Tavuk boku karıştırmak. Halt etmek, işi karıştırmak. “Si m3udişi n3Kintili mot ğağum” Sen boşuna işi karıştırma.

3kuni momaselu — Ağrılarım birden ayaklandı. “Haşşo birdemişi mu mağodu var miçkin3Kuni momaselu” Beyle birden bire ne oldu anlayamadım, ağrılarım ayaklandı.

3vanka/3vanKa Katu — Ahmakça uyanıklık yapan. Ahmak kedi gibi.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Atasözleri: A-İ Harfleri (s.188-200)

(Not: Kitabın “Atasözleri” bölümü, deyimlerden ayrı ikinci bir alfabetik liste olarak s.187'den itibaren başlar.)

Agure coğori Kalivişe var iyonen — Köpeğin gönlü yoksa bekçilik yaptırılmaz.

Ağani derdik meveşi goğKendinapams — Yeni dert eskisini unutturur.

Ağani okosalek panda Kayi kosums — Yeni süpürge her zaman iyi süpürür. Her şeyin yenisinin eskisine oranla daha çok tercih edilmesi gerekir.

Ağnose, Koçi Kapeti guroni iven — Akılsız adam cesaretli olur.

Ağnose n3xenis gexedaşi beği bore ya uçkin — Akılsız kimse ata bindiği zaman kendini bey sanır.

Ağnosez ini avaşi, gyoçums oxori-muşi — Akılsız üşüyünce evini yakar.

Anaği Kinçi jur Kuçxete niçopen — Kurnaz kuş iki ayağıyla yakalanır. Çok fazla kurnazlık yapmak ahmaklığa da dönüşebilir. Ar dulya ora muşiz vavana xolo si gegotroxun Zamanında yapmadığın iş seni bekler. Sana ait olan bir işi zamanında yapmayıp başkasına bırakırsan, daha çok zahmetli olarak seni bulacaktır.

Ar elakzaperi uşkurik vit uşkuri ok3inams — Çürümeye başlayan bir elma, on tane elma çürütür. İnsanların birbirine bakarak etkilenebileceğini ifade eder.

Ar gzas Kayi-ti iven pati-ti — Bir yolda iyi de olur kötü de. Hayatta her türlü insanlarla karşılaşmak olasıdır.

Ar tiz jur kudi var geytfen — Bir başa iki şapka takılmaz.

Ar xete pici va ibonen — Tek elle yüz yıkanmaz. Yardımlaşmanın önemi vurgulanmaktadır.

Ar xek majuraniz nuşvels — Bir el diğerinin yardımcısıdır. İnsan insanın yardımcısıdır.

Ar xek xe ibons, jur xek nuku — Türkçede “bir elin nesi vari iki elin sesi var” atasözü ile aynı anlam taşır. Bir el sadece bir eli yıkar, iki el yüz yıkar.

Ari ari şkule, opşa m3ika şkule — Biri birinden sonra, çok azdan sonra. Çokluğa ulaşmak için azın değeri bilinmelidir.

Ar masaik ğober var ğobums — Bir kazıkla çeper yapılmaz.

Aris mşkorinite tolis goğağen, majuras Zğalate — Birinin açlıktan gözü kamaşırken diğerinin varlıktan ne yapacağı belli olmaz.

Ar monkinute nca var moykvaten — Bir hamle ile ağaç yıkılamaz. İş yapmanın çok basit olmadığını anlatır.

Ar tiz jur kudi var geytfen — Bir başa iki şapka örtülmez. Bir koltuğa iki karpuz sığmaz gibi bir anlam çıksa da aynı zamanda gereğinden fazla kullanılan her şeyin anlamsız ve faydasız olduğunu vurgular.

Ar zenginiş korbak oşi fukara ozğams — Bir zenginin karnı yüz fukara doyurur. Fukara doyurmanın (avutmanın) kolay olduğunu söyler.

Ateşun zorini Kazan bilur — Türkçeden. Çeken bilir acısını gibi.

Avlişi xoci panda xocika iziren — Avludaki boğa hep dana kadar görünür. Eldeki bir şeyin değerinin bilinmemesi ve kendi çocuklarını büyümemiş olarak görmek anlamını içerir.

Avlis coğori var tuşi, ğecis olalapes — Avluda köpek olmayınca domuzu havlattılar. İnsanlar mecbur kaldıklarında yoklukta bile bazı şeylerin üstesinden gelebilir.

Azlağuri oxvame, ar şiraz jur noğame — Azlağa ibadethanesi bir dula iki koca.

Babaşi meyoçama niknen — Babanın bedduası tutar.

Badi n3xeniz var axoronen — İnsanlar yaşlandıktan sonra bazı şeyleri yapmak istese de artık yapamaz.

Bazi ncumuti xaçkare — Bazen de tuz ekeceksin. Her şeyin iyi ve hoş olmasını beklemek boş bir avuntu olur anlamında.

Bazis Kişiz mtviri akvandanati var mekçams — Bazılarından kış ayında kar istesende alamazsın. Bazı insanlar nemrutluğundan kendisine yaramayan bir şeyin başkasına yaramasını iştemez.

Bedava Katuk Katus var meçams — Bedava kedi kediye vermez.

Beğiz saati uğun, mjoraz var o3Kers — Beyin saati var, güneşe bakmaz.

Bere do kotume ar ren — Çocukla tavuk bir sayılır. Çocukla tavuğun ne ilgisi olabilir diye düşünülebilir. Kıyaslama akıl yönünden yapılmaktadır. Tavuklar oldum olası akılsız canlılardır. Tavukların kafası sadece önündeki yiyeceğe çalıştığından ardına bıraktığı yumurtayı bile kimin aldığını bilmezler. Çok küçük çocukların da hiçbir şeye akıllarının kesmeyeceğinin bilinmesi gerektiğine vurgu yapılır. Çocuk çocukluğunu yapacaktır yani.

Bere makvali, mota makvalişi guri — Çocuk yumurta, torun yumurtanın sarısı.

Bere nanak pağums, Koçi noğak — Çocuğu ana paklar, adamı çarşı.

Bere oxorişi bereketi ren — Çocuk evin bereketidir.

Bere ubgaru var irden / Çocuk ağlamadan büyümez / Berek çkomaşi nana ti izğen — Çocuklar yedikçe anneler de doyar.

Bergi mçKadu dişkaşi bergite dixfen — Kazma ustası (yapımcısı) ağaçtan kazma ile gömülür. Bu atasözünde zanaatkârların yaptıklarından kendilerine bir şey kalmadığını belirtiyor. Terzi söküğünü dikmez vs. gibi.

Beroni oxoriz bereketi iven — Çocuklu evde bereket olur. Beyuk olup da axmak olacağune, ufak ol da çakmak ol Türkçe.

Bgara do Ziğa cuma ren — Ağlamak ve gülmek kardeştir.

Biçi bere oçilamtaşa bere-skani ren — Erkek çocuğu evlendirene kadar çocuğundur.

Buyuği Katuz ti aven — Bıyık kedilerde de olur. Bıyıklı olmak üstünlük getirmez. Erkeklerin kadınlardan üstün olmadığı vurgulanır. Coğori olalu şeni ren / Biga ovalu şeni ren İnsanların içinde gereksiz ve boş konuşanlar olabilir; ama bu konuşmaların can sıkmaması için de gerekli tedbir alınmalıdır.

Coğorik baba muşi ti var içinoms — Köpek babasını da tanımaz. Coğorik ili ipxors, ili Zgums: Köpek kemik yer, kemik sıçar. İnsanlar büyüklerinden ne görürse çevreye öyle davranır. Kin besleyen insanlar öfke ve nefret, sevgi besleyen insanlar sevgi saçar.

Coğoriz pilavi oğkomu var nomskun — Köpeğe pilav yemek yakışmaz.

Coxok Koçi var omskvanamz, Koçik coxo omskvanamz — İsim insanı güzelleştirmez, insan ismi güzelleştirir.

Cuma Kayi tuko ğormotiz avetu — Kardeş iyi (hayırlı) olsa Allahın da kardeşi olurdu. Kardeşler arasındaki yakınmaları ifade eder.

Çkinerişi xenapa uçkinus var aziren — Bilinçli adamı cahiller anlayamaz. Bilinçli adamın yapacağı işi, bilinçsizler göremez.

Çkvaşi bergiten ona var ixaçken — Başkasının kazması ile tarla kazılamaz. Ele güvenip bir işe başlanmaz.

Çkvaşe kapula medute var iskedinen — Başkasına güvenle yaşanmaz.

Çanda miğun ya do pucepez va-içanden — Düğünüm var diye inekler çağrılmaz. Çuburik pen3kvaşen gamaxtuşi “so meşapxeti ya do tku doren Kestane kabuğundan çıkınca “nerede yaşıyordum” demiş.

Çari do noşkerite Çari — Yaz da kömür ile yaz. Yeter ki yaz.

Çuta ar ğormak didi Karavi gyolapams — Küçük bir delik büyük gemiyi batırır.

Çuta var taşi dido var iven — Az olmayınca çok da olmaz.

Da cuma şeni, cuma ti muşişeni — Kız erkek için, erkek kendi başı için. Kardeşler arasında kızların ağırlığı olmadığı vurgulanır.

Daği umKyapeli, koçi uderdeli var iven — Dağ çakalsız, insanoğlu dertsiz olmaz. Damtire na var uyonunk gamabitxvi ya mot zopontas Kaynanası olmayan evlendim demesin.

Damtirek nusaşi derdi va-zdims — Kaynanalar gelinin derdini düşünmez.

Didi tiz didi 3kuni aven — Büyük başın ağrısı da büyük olur.

Dido ÇKkomaşi topuri ti nkolo iven — Çok yenirse bal da acı gelir.

Dido mezmonute lapa ti var iğkomen — Çok düşünürsen lapa bile yenmez. Lapa yemeği Lazların geleneksel bir tatlı çeşidi yiyeceğidir. Kabaktan yapılır. Bu kabak bal kabağı olmayıp, kabuğu iki üç mm kalınlığında mika gibi serttir. Büyükçe dilimleyip haşlanarak kabuğunun içinde kaşıkla yenebilir. Ayrıca bu kabak tam sertleşmeden kabukları soyularak elma ya da armut kadar büyüklükte dilimlenerek az bir şeker katılıp su katmadan sütle pişirilir. Muhallebi kıvamında olan bu tatlı çeşidine Lazlarda lapa denir. Yemek olarak ekmekle ve yemek üzeri yendiği gibi arada tatlı olarak da yanebilir. Besin değeri yüksek olduğundan anne sütünden kesilen çocuklar için de öenmli bir mama olan bir tür tatlı niteliğindeki bu yemek Lazlarda çok önemsenirdi. Artık beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve tarlaların yok olmasıyla çok ender rastlanan bir yiyecek olduğunu belirtelim.

Dido na kxvamums Koçişe gaşkurinaz — Sana çok dua edenden kork. Abartılı iltifatlarda bulunanlara güvenmemek gerek.

Dido zizak bgara moymers — Çok gülmek ağlama getirir.

Dido Zziğaz bgara mudgin — Çok gülmenin sonu ağlamaya çıkar.

Diğzğaşi mşkorini goygKendinen — Doyunca açlık unutulur. Varlıkta yokluğun çabuk unutulup, varlığın değerinin bilinmemesi. Dizğiri? Var miçkin. Gegidvayi? Si giçkin Doydun mu? Bilmiyorum. Biraz daha vereyim mi? Sen bilirsin. Bazı kişilerin her konuda kararsız ve tavırsız kalmaları zaman içinde kararsızlığı hicveden atasözü haline dönüşmüş.

Dolokunu-muşiz mot o3ğKker, dolexeni Koçi varen — Elbisesine bakma, içindeki adam değil.

Doxunute dulya var içoden — Oturarak iş bitirilmez.

Dulya ora muşiz ixenen — İş zamanında yapılır.

Dumgkus ecel muxtaşi msva naçanen — Karıncanın eceli gelince kanadı takılır. Bazı varlıklar ölümün yaklaştırıcısı, habercisi olabilir.

Dunya bir çarki felektur aşkolsun çevirana — Becerebilen işini yürütür.

Dunya nulun korbaz gyulun — 1. Ne olursa olsun, dünya yıkılsa da insanlar yinede karnını doyuracaklar. 2. Dünyada ne varsa ne yapılıyorsa her şey mide için.

Dunyaşe ar fara moylen / Dünyaya bir kere gelinir / Fukaraşi gyari, ncumu do 3Kari — Fakirin yemeği ekmek ve su.

Felukaz na cansk mzuğaz axvamaz — Kayıkta yatan denize dua etsin.

Galeni dulya mtutik ti ikoms — Dışarıdaki işleri ayılar da yapar. Ev işleri ve ev düzenine vurgu yapan bir atasözü.

Gebğeriz gyabğen — Başına bir olay gelmiş kimseyi daha büyük felaket bekler. Bir kere başladı mı, ardı arkası kesilmez.

Gema umkyapeli var iven — Dağ çakalsız olmaz.

Gencireyi var ğurun, Kuçxez dodgineyi doğurun — Yatalak hasta ölmeyebilir, ayaktaki sağlam ölebilir. Ölümün ne zaman ve ne şekilde geleceği belli olmaz. Geğebiğkedaşi va mebungam fuKaras / oxoyişe bidaşi oxorca xen bgaras Üstüme bakınca hiç benzemem fukaraya / eve gidince karım oturur ağlamaya. Yokluk içinde olanın giyimi ile varlıklı görünmesi.

Goxvelu na unons çxindi va noğun — Öpmek isteyene burnu engel olmaz. Bir şey yapmak istiyorsan engel arama.

Goxveriz ntoma var gaxven — Kelin saçı dökülmez. Akılsız insanların kaybedeceği olmaz.

Goyili Mpoli do Tuna/komoxti mundi zurna — Dolaştın İstanbul'u Tuna'yı, kıçında geldin zurnayı. Gezip dolaşıp hiçbir yararlı iş yapmayanlar için söylenmiştir. Lazlar gurbetçi toplumdur. Çok uzaklarda olmalarına rağmen İstanbul ve Tuna'ya gidenlerin sayıları bir hayli fazladır. Oralara gidip çalıştıktan sonra memlekete dönmek hayli uzun bir zaman gerektiriyordu. Oralarda çalışıp iyi para kazanarak dönenlerin bilindiği gibi, haliyle boş dönenler de olmuştur. Söz konusu böyle bir deyimin olmasıyla boş dönenlerin de pek az olmadığını tahmin ediyoruz.

Guri ini giğutaşi mjorak var otubinams — Yüreğin soğuksa güneş ısıtamaz. Gönül itemeyince zoraki olmaz.

Guri mogixtaşi kvaz gyakibini — Sinirlenince taşı ısır. Sinirlenince başkasının kalbini kırmaktansa, kendini yatıştırmayı dene.

Gurişi gvini nçamite var ikaren — Yürek acısı ilaçla geçmez. Yürek yarası ilaçla iyileşmez.

Guroniz ğormotik nuşvels — Yürekliye Allah da yardım eder. Guruni do mskveyi na var içinoms mu guruni ren Eşekle geyiği ayıramayan kendisi eşektir.

Gurunik dulya ikomtaşi xe elaçaman — Eşek iş yaparken el atarlar. Birisi bir iş yaparken teklifsiz yardım edilir anlamında.

Gurunite n3xeniz var içişinen — Eşekle at kovalanmaz.

Guris gemizin ala saxanis var gemizin — Yüreğimde istek var ama tabakta bir boş. Çok şey yapmak istiyorum ama elde avuçta bir şey yok.

Gyari gintaşi maKayina do lu ar iven — Acıkınca makarna ile lahana aynıdır.

Gza muşi 3Karik ti Ziroms — Su, yolunu bulur. - G

GĞocis muntxa uğvare uğvi muyvasen — Duvara ne söylersen söyle, ne fayda!

Ğormotis na mekçu nenate uparamiti — Allaha sana verdiği dil ile konuş.

Ğormotiz oxvamute bageni var oypşen — Allaha yalvarmakla samanlık doldurulmaz.

Ğura do nciri cuma ren — Ölüm ile uyku kardeştir.

GĞuras bgara nomskun — Ölüme ağlamak yakışır. Ölünün ardından yas tutmak uygun olur.

Ğura ninçaşi letak dizdams — Ölüm yaklaşınca toprak çeker.

İgbali miğutu Ko Şumandele mavetu — Şansım olsa, sabahtan olurdu. Talihimin olmadığı durumumdan bellidir.

İri dulyas mot aKater — Her işe karışma.

İri mutu mot ognam — Her şeyi duyma.

İrik geğveri-muşi gorums — Herkes kendi yerini arar.

İşkidana didi ğalis işkidare — Boğulacaksan, büyük derede boğulmalısın.

İxik mançxomes naunon steri var bars — Rüzgâr balıkçının isteğine göre esmez. İşler senin istediğin gibi yol almaz.

İxişi momaleri ixik imers — Rüzgârın getireceğini rüzgâr götürür. “Haydan gelen huya gider” anlamında.

İzmoceşi gamatxveri uxfene var iven — Rüyada evlenmekle hamile kalınmaz.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Atasözleri: J-3 Harfleri (s.201-213)

Jur biga arte var geyçen — İki değnek birden vurulmaz.

Jur xe ar ti şeni ren — İki el bir baş içindir.

Karmatek u3Kareli var mkums — Değirmen susuz öğütmez.

Kaği umunture var iven — Çürük ağaç kurtsuz olmaz.

Komegafaraşi ninçare — Başına gelene dayanacaksın.

Komoli redorena oxorcaş porçak var kşinaxums — Delikanlıysan eğer kadın elbisesi seni saklayamaz.

Komoloba nenate var iven — Erkeklik lafla olmaz.

Korba izğen toli var izğen / Karın doyar göz doymaz / Kvaz gebdgana gyoxedun, uça ren bedi çkimi — Taşa bassam izi kalır, karadır benim bahtım. Ne yapsam ne etsem bahtı karayım. Kudi mcveşi na uğuns guri ağani va aven Şapkası eski olanın yüreği yeni olmaz.

K3apeyi pizarik Karfi var okaçams — Çürük tahta çivi tutmaz.

Kabaeti xvala argunis var aven — Kabahat sadece baltada olmaz.

Kai do pati ar nenate itkven — İyi ve kötüyü aynı dil söyler.

Kaoba var gondunun — İyilik kaybolmaz.

Kata na-ognare vartkvare — Her duyduğunu söylemeyeceksin.

Kata svas komoloba var ixenen — Her yerde dayılık yapılmaz.

Katus xra3kala nanğaşi ti moymers — Kedinin eceli gelince azar.

Kayi geğkapas Kayi meyona aven — İyi başlangıcın devamı da iyi olur. Nasil başlarsa öyle gider.

Kibiri nenaşi nKola ren — Diş dile kilittir.

Kiyana ti makvali steri ren ala va-itağanen — Dünya da yumurtaya benzer ama tavalanamaz.

Koçi doloxe Çereli iven, puci galendo — İnsan içten alacadır, hayvanlar dıştan. İnsanların içi fesada elverişli olur.

Koçi Koçişi nğami ren — İnsan insana ilaçtır.

Koçi nenate niKoren, puci tokite / İnsan sözle bağlanır, hayvan iple / Koçişi nenak kva ti oKotKomers — İnsan sözü kaya bile çatlatır.

Koçişi toli var izğen — İnsanın gözü doymaz.

Kuli Kusursuzi var iven — Kul kusursuz olmaz.

Lo3a nenate xoci ti inğvalen — Tatlı dil ile öküz bile sağılır.

Lo3a o$Komuz nKkolo oksinu aven — Tatlı yemenin osuruğu acı olur.

Lu Ziroms do ğoberi var aziren — Lahanayı görüyor, çeperi göremiyor. Bir şeye ulaşmak için önündeki engelleri göremeyenler için kullanılır.

Lukma Kismeti var taşi xeşen megilams / Lokma kısmetin değilse elinden düşer / Maxenetuşi var miçkitu, maçkinuşi var maxenen — Yapabilecek zamanda bilemiyordum, öğrenince (bilince) yapamıyorum.

Makvali skani si getaxi — Kendi yumurtanı kendin kır.

Makvalişen gamaxtimerik makvali skums — Yumurtadan çıkan yumurta yapar.

Makuflik yaği dido Zziraşi mundis isumers — Makuf'lu yağı fazla bulunca kıçına sürer. Bu söyleme bir açıklık getirmek gerekiyor. Lazlar Yusufeli bölgesine Makuf, o bölgeden olanlara da Makufli derler. Eskiden yoksulluktan dolayı o bölgeden Lazona'ya çalışmaya ya da dilenmeye gelen insanlar olurdu. Yokluktan gelen bu insanların çalışırken çok yemek yedikleri ve bu yüzden Lazların çok yemek yiyenlere Makufli dedikleri rivayet edilir. Gereksiz savurganlığa gönderme yapan atasözü ya da deyimin o günlerden kaldığını tahmin ediyoruz.

Mançxome oncire muşiz var ğurun — Balıkçı yatağında ölmez.

Menceli mtutis ti aven, ğecis ti aven — Kuvvet (güç) ayıda da olur, domuzda da.

Mğiri 3kayiz nçxomi var içopen — Bulanık suda balık avlanmaz.

Mjora fukaraşi kyurki ren — Güneş fakirin kürküdür. Mjora nana çkimi, tuta baba çkimi. Mavarvale murun3xepe da do cuma çkimi Güneş annem, ay babamdır. Parıldayan yıldızlar kardeşlerimdir.

MkKyapus izmoces ti kotume şuns — Çakal rüyasında da tavuk düşünür.

MEyapus kotume va-nişkvinen — Çakala tavuk emanet edilmez.

Mkvali mxiriz mKvali şuns — Peynir hırsızı peynir düşünür.

Mota makvalişi guri ren — Torun yumurta sarısıdır.

Mundi uşuvu nçxomi va içopen — Göt ıslanmamış balık tutulmaz.

Mtutis mgeri langoni uçkin — Ayı kurdu işe yaramaz sanır.

Mtvirişi mskvanobak miti var otubinu — Karın güzelliği (manzarası) kimseyi ısıtmadı.

Müünerişen işkurinen — Kaçak insandan korkulur.

Mzuğa Kkala na-skiduns omçviru-ti açkinen — Denizle yaşayan yüzmeyi de bilir.

Mzuğaşi şuveris meimaşen var aşkurinen — Denizde ıslanan yağmurdan korkmaz.

Mzuğaz na-skidun mşkorineri var doskidun — Denizde yaşayan aç kalmaz.

Na-gaxenen dulya şeni ğormotiz mot axve3er — Yapabileceğin işler için Allah'a yalvarma.

Na içils do oxoyi na-Kodums, ğormotik geluşvels — Evlenene ve ev yapana Allah yardım eder.

Na-giğuns guskuri, na var giğuns meşveni — Elinde olanın değerini bil, olmayanı da umut et

Na-kxvamums Koçis gaktare — Seni öven adamdan kaçacaksın.

Na Ko nena giçkin heko Koçire — Kaç dil bilirsen o kadar çok adamsın.

Nana baba bere şeni, bere ti muşişeni — Ana baba evlat için evlat kendi başı için. Nana skaniz orom na xarkişi nanas mot ogor Ananı seviyorsan başkasının anasına küfür etme.

Nanaşi meoçama var niknen — Annenin bedduası tutmaz.

Nciri do ğura cuma ren — Uyku ile ölüm kardeştir. (Ağır uykular için)

Ncumoni na oçkomapiz 3Kariti oşvapi — Tuzlu yedirdiğine suyunu da içir.

Nçxoro mtugik Katu doşkidams — Dokuz fare kediyi boğar.

Nçxomi Kudelişen var iğopen / Balık kuyruğundan yakalanmaz / Ndgğa içoden ala gza var içoden — Ömür biter yol bitmez.

Ndğa var içodaşa şuri var gamulun / Gün bitmeden can çıkmaz / Ne doğrarsan çanağune, o gelur Kaşuğune — Türkçeden.

Nena gurişi nekna ren — Dil yüreğin kapısıdır.

Nenak nena moymers — Laf, laf getirir. Çok konuşmak bazen istenmeyen konuları da getirebilir.

Nosi na mekçus nosi var niçen / Sana akıl verene akıl verilmez / Nosi na-uğunk dulya muşi muk ikoms — Aklı olan işini kendi görür.

Nosi şuka varen, nitaxen va niçen — Akıl salatalık değil, kırılıp verilemez. Birine akıl vermenin hiç de kolay olmadığı anlatılıyor.

Nuku gon3Kamta şakiz toli gon3Kare — Ağzını açacağına, gözünü açacaksın. Ağzını açıp alık olacağına, gözünü açıp uyanık ol.

N3a subuki tu Ko, ixik mendimertu — Gökyüzü hafif olsa rüzgâr götürürdü.

Naaşi tude iri mutu ğormotişi ren — î - Göğün altında ne varsa her şey Allah'ındır.

Ora muşis beres ti nukorare — Zamanında çocuğun başını bağlayacaksın.

Ora muşis ğura ti kayi ren — Zamanında ölüm de iyidir.

Orak miti var çumes — Zaman kimseyi beklemez.

Oropa nenaten var itkven — Sevgi dilde olmaz.

Otkute Koçi ivinetu Ko coğoyi ivetu — Söylemekle adam olunsa, köpekten adam olurdu.

Otkute nuku var işiren — Çok konuşmakla ağız aşınmaz.

Otkute var iven oxenute iven — Söylemekle değil, yapmakla olur.

Otubinu şeni gema va-iğven — Isınmak için orman yakılmaz.

Oxvameşi kvaten oxoyi var ikoden — Cami taşından ev yapılmaz.

Oxvamute korba var izğen — Duayla karın doymuyor. ——— —— —

Oxiyute ivetu Ko mtugiz avetu — Çalmak ile varlık edinilse farenin varlığı olurdu. Hırsızlıkla bir yere varılamaz anlamında.

Oxon3uşe mjoraz var aşkurinen — Gök gürlemesinden güneş ürkmez.

Oxoris Tangrişi xe geluzin — Ev yapılırken Allah'ın eli değer.

Oxorişi gza pucis ti kuçkin — Evin yolunu inekler de bilir.

Panda Karkala 3Kayişe var ulun — Su kabağı her zaman suya gitmez. Her şeyi bildiğini sanma, her zaman her şey beklendiğin gibi olmayabilir.

Pati nena ordo ignapen / Kötü söz çabuk duyulur / Pici meçana coğorik ti mogiğonams — Yüz verirsen köpek bile seni umursamaz.

Si dibadişi ari doğuru — Sen doğunca biri öldü.

Şavval gebureyiz irik ma mo3ğken ya uçkin — Pantolonu yamalı olan, herkesin ona baktığını sanır. ü4

Tapala dopxedat, mağala biparamitat — Alçakta oturalım, yüksek konuşalım.

Tapala ğoberiz Kayi moğikapinen — Alçakça bir çeperden kolaylıkla atlanır. Basitçe işler herkes tarafından kolayca yapılabilir deniyor.

Tapala var yançuşinu, mağala var gyançuşinu — Kısa boylusu uzanamadı, uzun boylusu eğilmedi.

Toli uzğus mutu var ikvandinen — Aç gözlü, görgüsüzden bir şey istenmez.

Topurişi lozanobas butkucişi nzi uğun — Balın tatlılığında arının iğnesi olur. ü

Toba dodgineyiz gakti, meyaçxaloniz meKaxti — Durgun sudan kaç çağlayandan geç. Sinsi insanlara güvenmenin doğru olmadığını anlatır.

Ucoğore oxoyiz Katuk lalums — Köpeksiz evde kedi havlar.

Uça pucisti kçe mja aven — Siyah ineğin de beyaz sütü olur.

Umçaneşi nena niyucare — Büyüklerin sözünü dinleyeceksin.

Uğkareli karmate va ikten — Susuz değirmen dönmez.

Var diguraşi kalamani var içen — Öğrenmeden çarık dikilmez.

Vartaşkule igbali ikti do iburbali — Şansın yoksa dön dolaş ne yaparsan yap hep aynı.

Vaypelapu Katuk martepeş oxoriz mtugi Şopums — İşe yaramayan kedi komşuda fare axına çıkar.

Xamik ar Koçi iloms, nenak vitoşi — Bıçak bir kişi öldürür, söz bin kişi.

Xarkişi bergite ona va ixaçken — Elin kazması ile tarla kazınmaz.

Xarkişi nena xarkişe var izden — Elin lafı ele taşınmaz. Laf taşıyıcılığı yapma.

Xarkişi oxorcaz mot oğke, komok3onduna mu vare — Elin karısına bakma, beğenirsen ne olacak.

Xek xe bonums, jurik pici bonums — El eli yıkar, ikisi yüz yıkar.

Xizani koçişi gyari coğoyik ti var ipxors — Kötü kişinin yemeğini köpek de yemez.

Xoci on3xoneşe mot yonçam — Öküzü tavana çıkarma. İşi yokuşa sürme.

Xurmaşen nezi va inçxalen — Hurma ağacından ceviz silkelenmez. Bir işi yaparken yolu yordamında yapmalı.

Xuyini bilmeduğun atun ardine geçma — Türkçe. Huyunu bilmediğin atın arkasında durma. Tanımadığın kimselere güvenme anlamında.

Yaği dido ivaşi mundis ti ivsen — Yağı fazla gelen kıçına da sürer. Yeduğunden omduğun daha iyidur Bazı durumlarda isteklerinin olma ihtimali olmasa bile yine de. olacak diye umudun olması iyidir. Yemem deyen sofra kurutur, oturmam deyen iskemleyi çurutur Türkçe. Yemem diyenden kork.

Zenginişi kese goyn3Ketaşa fuKaras şuri koyuxtams / Zenginin kesesi açılana kadar fakirin canı çıkar / Zenginişi mamulik ti skums, xocik ti inçvals — Zenginin horozu da yumurtlar, boğası da sağılır.

Zenginişi oncirez inciri, fukaraşi gyari ÇKomi — Zenginin yatağında yat, fakirin yemeğini ye.

Sana gemti var gyulun — Yaş (sene) aşağı inmez, hep yukarı çıkar.

Sanak miti var çumez — Yıllar kimseyi beklemez.

S anaz var niğişinen — Zamana yetişilmiyor.

3kari onçaxuten yaği va-gamulun — Suyu çalkalamakla yağ çıkmaz.

3Kariş gamaxtimeri nçxomiz daçxurişen var aşkuyinen — Sudan çıkmış balık ateşten korkmaz.

3karişi momaleyi ŞKayik imers — Suyun getirdiğini su götürür.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği
Kâmil Aksoylu

Öneri Kelimeler

Aşağıda verilen kelimeler Lazcada kullanılan kelimeler değildir. Ancak Lazcayı yazıya geçirme çalışmaları ve çabalarına katkı sunmak amacıyla, Laz halkına ve Laz yazarçizerlere öneri olarak sunulmaktadır.

  • çkinisvara: Bilgisayar.
  • dodginale: Durak.
  • dokaçeri: Tutuklu, esir.
  • goktinoni/goktinale: Dönüş, dönüş yeri.
  • golanora: Geçmiş zaman.
  • golaxtimoni: Geçit.
  • gon3kapale: Açacak.
  • hağinora: Şimdiki zaman.
  • jin golaxtimoni: Üst geçit.
  • mamçvale: Bekçi.
  • maparamite: Konuşmacı.
  • maspire/maspirale: Spiker.
  • matkvale: Sözcü.
  • maucine: Dinleyici.
  • maxosare: Röntgenci (argo).
  • mazizine: Komedyen, güldürücü.
  • mekaçaloni: Baraj.
  • memçinoba/memçinaloni/omçinoba/omçinaloni: İletişim.
  • mom3koba: Barış.
  • moxtana: Gelenek.
  • moxtanora: Gelecek, gelecek zaman.
  • moj3kapale: Açacak.
  • mxenura: Yapıcı, çalışkan.
  • nakomani: Kaçıncı.
  • okontala: Kavşak.
  • okvande: Dilekçe, dilek, arzu, istek.
  • omtufale: Kül tabağı.
  • otkvale/otkvala/tkvala: Demeç.
  • pandanora: Geniş zaman.
  • svamugvala: Yeryüzü.
  • tuden golaxtimoni: Alt geçit.
  • uçodinu: Sonsuz.
  • xenapa: Yapım, sanat, eser.

Bu kitap Kâmil Aksoylu'nun Laz dili ve kültürü alanında yayımlanan ikinci kitabıdır. Çalışmada deyimler ve atasözlerinin yanı sıra ön bilgi olarak Lazcanın konuşulduğu yerler, Laz dili ve alfabesi ve Lazca diyalektler üzerine genel bilgilere de yer verilmiştir. Lazca üzerine pek bilgi sahibi olmayanlar açısından bu bilgilerin faydalı olacağını umuyoruz.

Bir dil sosyal, ekonomik ve benzer kaygılardan dolayı küçük yaş grubunu kaybediyorsa dilbilimcilere göre ciddi anlamda tehlike altındadır. Çünkü konuşan sayısı sürekli azalmaktadır. Önlem alınmazsa birkaç kuşak sonra konuşanı kalmayacaktır. Ve yine dilbilimcilere göre bir dilin konuşanı yoksa artık ölü bir dildir. Dilini ve kültürünü kaybeden toplumun yok olması kaçınılmazdır.

Ve bir dilin yok olması sadece o dili konuşan toplumun bir kaybı olmayıp aynı zamanda dünya için de bir değerin yok olmasıdır. Bu bağlamda bu çalışma, bu değerlerin yok olmasından kaygı duyabilen herkesi yakından ilgilendirmektedir.

Lazuri Notkvamepe (Lazca Deyimler ve Atasözleri) © Laz Kültür Derneği

Üyelik Gerekli

Katkıda bulunmak için topluluğumuza katılın!

Arşivlerimize katkıda bulunmak için ücretsiz üyelik gereklidir. Katılmak sadece bir dakika sürer!

Düzeltme Önerisi

Aşağıdaki kutuda metni düzelterek bize gönderin. PDF orijinaliyle karşılaştırarak düzeltebilirsiniz.

Düzeltmeniz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayına alınacaktır.